LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bayindir ifadesini içeren 22 kelime bulundu...

abad / âbâd / آباد

  • Bayındır, mamûr. (Farsça)
  • Âbâd etmek/eylemek: (Farsça)
  • Mamûr etmek. (Farsça)
  • Zenginleştirmek. (Farsça)
  • Huzur vermek. (Farsça)
  • Âbâd olmak: (Farsça)
  • Mamûrlaşmak. (Farsça)
  • Zenginleşmek. (Farsça)
  • Huzura kavuşmak. (Farsça)

abadan / âbâdân / آبادان

  • Bayındır. (Farsça)

abadani / âbâdânî / آبادانى

  • Bayındırlık. (Farsça)

abadi / abadî / âbâdî / آبادی

  • Bayındırlık, mâmurluk, şenlik.
  • İmar edilmiş olan.
  • Hindistan'ın Devlet-âbad şehrinde ipekden yapılmış bir yazı kağıdı.
  • Bayındırlık. (Farsça)
  • İnce Hint kağıdı. (Farsça)

ammar

  • Bayındırlaştıran, imar eden.

belediye

  • Bir şehir veya kasabanın temizliği, bayındırlığı ve nizamiyle ilgilenen daire.

hendesehane

  • Eskiden mühendis mektebi, teknik üniversitesi. (Farsça)
  • Bayındırlık ve belediye gibi dairelerin mühendislere mahsus şubesi. (Farsça)

i'mar / i'mâr / اعمار / اِعْمَارْ

  • Bayındırlaştırma, mamûr etme. (Arapça)
  • Bayındır hâle getirme, şenlendirme.

imar-ı dünya / imâr-ı dünya

  • Dünyanın bayındır hâle getirilmesi, düzenlenmesi.

imaret / imâret / عمارت

  • Bayındırlık; bir yerin ömür sürülür, yaşanır hâle getirimesi.
  • Bayındırlık, fakirlere yemek verilen yer.
  • Aşevi. (Arapça)
  • Bayındırlık. (Arapça)

ıs

  • (Iss) t. Bayındırlık, mâmuriyet. Şenlik.
  • Ses.
  • Sâhib. Mâlik.
  • Efendi.

ma'mure

  • İnsanların bulunduğu bayındır yer. Ma'mur olan yer. Şehir, kasaba.

ma'muriyet

  • Bayındırlık, ma'murluk.

mamur / mâmûr / mamûr / معمور

  • Bayındır, şenlikli.
  • Bayındır, imar edilmiş. (Arapça)
  • Mamûr edilmek: Bayındırlaştırılmak, imar edilmek. (Arapça)
  • Mamûr etmek: Bayındırlaştırmak. (Arapça)
  • Mamûr olmak: Bayındır olmak. (Arapça)

mamure / mamûre / معموره

  • İnsan bulunan, bayındır, şenlikli yer, şehir, kasaba.
  • Bayındır yer. (Arapça)

mamuriyet / mamûriyet / معموریت

  • Bayındırlık. (Arapça)

mevatın

  • (Tekili: Mevtın) Yurtlar. Şenlendirilmiş ve bayındır yerler.

nafıa / nâfıa / نافعه

  • Bayındırlık işleri.
  • Bayındırlık işleri. (Arapça)
  • Nâfıa müdüriyeti: Bayındırlık müdürlüğü. (Arapça)
  • Nâfıa nâzırı: Bayındırlık bakanı. (Arapça)
  • Nâfıa nezareti: Bayındırlık bakanlığı. (Arapça)
  • Nâfıa vekâleti: (Arapça)

rif

  • (Çoğulu: Eryâf) Mâmur, bayındır yer.
  • Ekini bol ve ucuz olan yer.

şen

  • Naz, eda, cilve. (Farsça)
  • Göze ve gönüle hoş görünen hal. (Farsça)
  • Bayındır, ma'mur. (Farsça)
  • Sevinçli, ferahlı. (Farsça)

umran / عمران

  • İmar ile şenlendirilmiş olan. Bayındırlaşmak. Medenilik. Saâdet. Mutluluk.
  • Bayındırlık. (Arapça)

ümran / ümrân / عمران

  • Bayındırlık, kalkınma. (Arapça)