LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bay kelimesini içeren 70 kelime bulundu...

a'yad / a'yâd / اعياد

  • Bayramlar. (Arapça)

abad / âbâd / آباد

  • Bayındır, mamûr. (Farsça)
  • Âbâd etmek/eylemek: (Farsça)
  • Mamûr etmek. (Farsça)
  • Zenginleştirmek. (Farsça)
  • Huzur vermek. (Farsça)
  • Âbâd olmak: (Farsça)
  • Mamûrlaşmak. (Farsça)
  • Zenginleşmek. (Farsça)
  • Huzura kavuşmak. (Farsça)

abadan / âbâdân / آبادان

  • Bayındır. (Farsça)

abadani / âbâdânî / آبادانى

  • Bayındırlık. (Farsça)

adi / âdi

  • Bayağı, aşağı, sıradan.

aku

  • Baykuş, puhu. (Farsça)

alem

  • Bayrak, sancak, nişan.

alemdar / alemdâr / عَلَمْدَارْ

  • Bayrak tutan.
  • Bayrağı veya sancağı taşıyan. Bayraktar, sancaktar.
  • Bayraktar, önde giden.
  • Bayraktar, sancaktar.
  • Bayrakdâr.

alemdari / alemdarî

  • Bayraktarlık.

alemefraz

  • Bayrak kaldıran, bayrak çeken.

amiyane / âmiyâne / عاميانه

  • Bayağı, avamca. (Arapça - Farsça)

ammar

  • Bayındırlaştıran, imar eden.

arefe

  • Bayramdan bir önceki gün.
  • Bayramdan bir önceki gün.

bayrakdar / bayrakdâr / بيدقدار

  • Bayrak taşıyan, lider.
  • Bayraktar, sancaktar. (Arapça - Farsça)

bayraktar

  • Bayrak taşıyan, temsilci.

bum / bûm / بوم

  • Baykuş. (Farsça)

cugd

  • Baykuş.

cuğd / جغد

  • Baykuş. (Arapça)

duva

  • Baykuş sesi.

ekeme

  • Bayır, yüksekte olan taşlık tepe.

fanid

  • Bayat şeker.

fikr-i amiyane / fikr-i âmiyane

  • Bayağı fikir, alelâde düşünce.

gaşy / غشى

  • Bayılma, kendinden geçme.
  • Bayılma, kendinden geçme. (Arapça)

gaşy-aver / gaşy-âver

  • Baygınlık veren, bayıltan. (Farsça)

hacce / hâcce / حاجه

  • Bayan hacı. (Arapça)

hadime / hâdime / خادمه

  • Bayan hizmetçi. (Arapça)

hilal-i id / hilâl-i îd

  • Bayram hilâli; Ramazan'nın son günü akşamı görülen Şevval ayı hilâli.
  • Bayram hilali. Bayram edileceğinin anlaşılmasına sebeb olan hilâl.

hısset

  • Bayağılık, çirkinlik, değersizlik.

i'mar / i'mâr / اعمار / اِعْمَارْ

  • Bayındırlaştırma, mamûr etme. (Arapça)
  • Bayındır hâle getirme, şenlendirme.

id / îd / عيد

  • Bayram.
  • Bayram günü. Bayram.
  • Bayram.
  • Bayram. (Arapça)

idi / îdî

  • Bayramla alâkalı.

idiyye / îdiyye / عيدیه

  • Bayramlık, bayram bahşişi. (Arapça)

igma'

  • Bayılma, baygınlık, kendinden geçme.

imaret / imâret

  • Bayındırlık; bir yerin ömür sürülür, yaşanır hâle getirimesi.
  • Bayındırlık, fakirlere yemek verilen yer.

ıyd

  • Bayram. Müslümanların sevinç ve neş'e günleri olan Ramazan ve Kurban bayramları.

iyd / îyd

  • Bayram.
  • Bayram.

karia / kâria / قارئه

  • Bayan okuyucu. (Arapça)

kuf

  • Baykuş denen bir kuş cinsi. (Farsça)

liva / livâ / لِوَا

  • Bayrak.

ma'muriyet

  • Bayındırlık, ma'murluk.

magşiyane

  • Bayılmış gibi, baygıncasına. (Farsça)

magşiyyen

  • Bayılmış olarak, baygın bir halde.

magşiyyün aleyh

  • Bayılmış, baygın.

mahmur / mahmûr

  • Baygın göz.

mahmurane

  • Baygın bir şekilde. Mahmurcasına. (Farsça)

mamur / mâmûr / mamûr / معمور

  • Bayındır, şenlikli.
  • Bayındır, imar edilmiş. (Arapça)
  • Mamûr edilmek: Bayındırlaştırılmak, imar edilmek. (Arapça)
  • Mamûr etmek: Bayındırlaştırmak. (Arapça)
  • Mamûr olmak: Bayındır olmak. (Arapça)

mamure / mamûre / معموره

  • Bayındır yer. (Arapça)

mamuriyet / mamûriyet / معموریت

  • Bayındırlık. (Arapça)

mesti-aver / mestî-âver

  • Bayıltıcı, sarhoş edici. (Farsça)

mu'ayede / mu'âyede

  • Bayramlaşma. Birbirinin bayramını kutlama.

muallimat / muallimât / معلمات

  • Bayan öğretmenler. (Arapça)

muallime / معلمه

  • Bayan öğretmen. (Arapça)

muayede / معایده

  • Bayramlaşma. (Arapça)

muganniye / مغنيه

  • Bayan şarkıcı. (Arapça)

nafıa / nâfıa / نافعه

  • Bayındırlık işleri.
  • Bayındırlık işleri. (Arapça)
  • Nâfıa müdüriyeti: Bayındırlık müdürlüğü. (Arapça)
  • Nâfıa nâzırı: Bayındırlık bakanı. (Arapça)
  • Nâfıa nezareti: Bayındırlık bakanlığı. (Arapça)
  • Nâfıa vekâleti: (Arapça)

raye / râye

  • Bayrak, sancak.

rekz-i alem

  • Bayrağı bir yere dikme.

sa'ka

  • Bayılma. Baygınlık.

sahibe / sâhibe / صاحبه

  • Bayan sahip. (Arapça)

şaire / şâire / شاعره

  • Bayan şair. (Arapça)

salat-ül id / salât-ül îd

  • Bayram namazı.

şart-ı adi / şart-ı âdi

  • Bayağı olan şart.

semen-i müsemma / semen-i müsemmâ

  • Bâyi' (satıcı) ile müşterinin karşılıklı rızâ ile mebî (mal) için hakîkî kıymetine uygun olsun veya olmasın, tâyin ettikleri yâni uyuştukları bedel.

sevm-i şira'

  • Bâyi'in (satıcının) ve müşterinin, mebî'e (mala) fiyat koymaları, bir fiyatta anlaşmaları.

ta'yid

  • Bayram etmek.

tahıl

  • Bayat su. Bekleyerek bozulmuş su.

tekbir-i zevaid / tekbîr-i zevâid

  • Bayram namazlarında birinci rek'atte Sübhâneke'den sonra üç, ikinci rek'atte zamm-ı sûreyi okuyup rükûa gitmeden önce de üç kerre olmak üzere alınan altı vâcib tekbir. Zevâid tekbiri.

tezellül

  • Bayağılık, kendini aşağı tutmak. Tevâzûnun aşırı derecesi.

umran / عمران

  • Bayındırlık. (Arapça)

ümran / ümrân / عمران

  • Bayındırlık, kalkınma. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın