LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Azap ifadesini içeren 66 kelime bulundu...

adm

  • Gazap etmek, öfkelenmek.

alet-i azap / âlet-i azap

  • Azap âleti, sıkıntı veren unsur.

alet-i tazip / alet-i tâzip

  • Azap verme aleti.

azab / azâb / عذاب

  • Azap. (Arapça)

azab-ı elim / azâb-ı elîm

  • Acı veren azap.

azab-ı ilahi / azab-ı ilâhî

  • İlâhî azap.

azab-ı müeccel / azâb-ı müeccel

  • Sonraya bırakılmış azap.

azabengiz / azâbengiz / عذاب انگيز

  • Azap veren. (Arapça - Farsça)

azap-ender azap

  • Azap içinde azap.

be's

  • Zarar, ziyan, azap, şiddet, fenalık.

beis-be's

  • Zarar, ziyan.
  • Korku, azap, sıkıntı, fenalık.
  • Kuvvet, kudret.

çile / چله

  • Kırk günlük ibadet. (Farsça)
  • Sıkıntı, azap. (Farsça)
  • İplik demeti. (Farsça)

darbe-i azab / darbe-i azâb

  • Azap darbesi, azap verici vuruş.

darü'l-ikab / dârü'l-ikab

  • Günahkârların azap diyarı; Cehennem.

darülikab / dârülikab

  • Azap yeri, cehennem.

dehak

  • Kırmak, kesmek.
  • Acı çektirmek, azap etmek.

dest-i istibdad

  • İstibdadın verdiği azap, istibdadın eli.

ebedi şekavet / ebedî şekavet

  • Sonsuz sıkıntı ve azap.

ehl-i azap

  • Azap ehli, azaba uğrayanlar.

gadab

  • Allah'ın gazap etmesi, musibet vermesi.
  • Öfke, gazap.

gadap

  • Gazap, hiddet.

gazab

  • Gazap, öfke, kızgınlık.

hışm

  • Öfke, hiddet, gazap, kızgınlık. (Farsça)
  • Kızgınlık, öfke, gazap.

hulfü'l-vaid / hulfü'l-vaîd

  • Söz verdiği halde azap ve cezayı yerine getirmeme.

hüsban

  • Azap.
  • Yıldırım.
  • Çekirge.
  • Saymak.

ihnak

  • (Hunk. dan) Kin bağlama. Gazaplandırma.

ihnet

  • Gazap, öfke. Hiddet.
  • Kalb katılığı.
  • Kin bağlamak.

ıkab

  • Azap, mihnet.

ikab / ikâb

  • Azap, eziyet, ceza.
  • Ceza, azap, cezalandırma.

ıskat

  • Düşürmek. Düşürülmek. Aşağı atmak. Hükümsüz bırakmak.
  • Silmek.
  • Ölünün azaptan kurtulması ümidi ile ölen kimse nâmına dağıtılan sadaka.

kuva-ı selase / kuva-ı selâse

  • Üç kuvve; akıl, gazap ve şehvet duygusu.

kuva-yı selase / kuvâ-yı selâse

  • Üç güç; gazap gücü, şehvet gücü, akıl gücü.

kuvve-i şeheviye ve gazabiye

  • Şehvet ve gazap duygusu.

mağdub

  • Allah'ın gazap ettiği, kızdığı kimseler.

magzab

  • Gazap edecek yer.

medar-ı azap

  • Azap sebebi, acı kaynağı.

medar-ı sevap ve ikab

  • Sevap ve azap vesilesi.

mesule

  • (Çoğulu: Mesulât) Azap vermek, eziyet etmek.
  • Hayvanı oka nişan edip atmak yahut diri iken bir tarafını kesmek.

muazzeb / معذب

  • Eziyet çeken, azap içinde bulunan. Sıkıntıda kalan.
  • Azapta bulunan, çok sıkıntı gören, eziyet çeken.
  • Acı çeken, azap çeken. (Arapça)

muazzib

  • Ta'zib edin, azapla eziyet veren.
  • Azap eden.

müdemdim

  • Azap eden, zulmeden.

neka' / nekâ'

  • Yarayı kaşımak.
  • Soymak.
  • Çok azap etmek, acı çektirmek.

nekal / nekâl

  • Şiddetli azap.
  • Şiddetli azap.

nıkmet

  • Azap, ceza.

nikmet

  • Azap, ceza.

rücz

  • Devenin mak'adında olan bir hastalık.
  • Pis, necis.
  • Azap.
  • Put, sanem.

şekavet / şekâvet

  • Sıkıntı, azap, işkence.

şikence

  • İşkence. Azap. Eziyet. (Farsça)

sille-i azab / sille-i azâb

  • Azap tokadı.

ta'zib / ta'zîb / تعذیب

  • Azap verme. (Arapça)

tazib / tâzib

  • Azap etme.
  • Azap, eziyet verme.

tazib etme

  • Azaplandırma, eziyet verme.

tazip / tâzip

  • Azap verme, cezalandırma.

tazip eden / tâzip eden

  • Azap veren, cezalandıran.

tazip etme

  • Azap verme.

tazip etmek

  • Azap vermek, eziyet etmek.

te'ziyane-i tazip / te'ziyâne-i tâzip

  • Ceza ve azap kamçısı.

ukd

  • Düğüm.
  • Yoğun.
  • Gazap, hiddet.
  • Sâkin olmak.

ukubet

  • Ceza, azap, işkence, eziyet.

vaad ve vaid-i ilahi / vaad ve vaîd-i ilâhî

  • Cenab-ı Allah'ın mükafat için söz vermesi ve azapla korkutması.

vaid / vaîd

  • Korkutma, tehdit etme.
  • Allah'ın azap ve cezayla korkutması
  • felâket, cehennem.

vebal

  • Günah, zarar, ziyan, şiddet, ağırlık, azap, doğru olmayan bir hareketin manevî sorumluluğu.

vegar

  • Gazap, kin, öfke, hiddet.

vemd

  • Gazap etmek, hiddetlenmek, kızmak.
  • Sıcaklığın artması.

zebani / zebânî

  • Cehennemde vazifeli azap melekleri.
  • Azap melaikesi.

zebaniye

  • Azap melekleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın