LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ayd kelimesini içeren 44 kelime bulundu...

akademi heyeti muvacehesinde

  • Aydın, âlim ve bilginlerden oluşan ilmî kurul önünde, karşısında.

alat-ı tenvir / âlât-ı tenvir

  • Aydınlatma âletleri, cihazları.

bahr-i muhit-i nur / bahr-i muhît-i nur

  • Aydınlığı her yeri kaplayan nur denizi.

bahr-i münir

  • Aydınlatan deniz.

çerağan / çerâğân / چراغان

  • Aydınlatma, donatma. (Farsça)

elektrik-i nevvare

  • Aydınlatan elektrik.

fevaid-i tenvir / fevâid-i tenvir

  • Aydınlatmanın, nurlandırmanın faydaları.

fikr-i münevver

  • Aydın fikir, düşünce.

hasenat-ı muzie / hasenat-ı muzîe

  • Aydınlatıcı güzellikler, iyilikler.

inare / inâre / اناره

  • Aydınlatma. (Arapça)

izae / izâe / اضائه

  • Aydınlatma, ışıklandırma.
  • Aydınlatma.
  • Aydınlatma. (Arapça)

kalb-i münevver

  • Aydınlanmış, nurlu kalp.

leyl-i münevver

  • Aydınlık gece.

mah be mah

  • Aydan aya.

medar-ı tenevvür

  • Aydınlanma sebebi.

meş'ale

  • Aydınlatıcı âlet. Lâmba, kandil. Ucunda ateş yanan değnek.

meşale

  • Aydınlatan ışık.

münevver

  • Aydın, düşünür.

münevvere

  • Aydınlanmış, nurlanmış.

muzi / muzî

  • Aydınlatan, ışık veren, parlak.

muzi' / muzî'

  • Aydınlatan. Işık veren.

necm-i nur-efşan / necm-i nur-efşân

  • Aydınlık saçan yıldız.

nevvare

  • Aydınlatan.

nur / nûr

  • Aydınlık.
  • Aydınlık, ışık.

nurlandıran

  • Aydınlatan.

nurlandırmak

  • Aydınlatmak, ışıklandırmak.

nurlanmak

  • Aydınlanmak.

nurlu

  • Aydınlık.

ruşen / rûşen

  • Aydın, parlak.
  • Aydın, parlak.

şerarat-ı neyyirane / şerârât-ı neyyirâne

  • Aydınlatıcı parlak kıvılcımlar, ışık saçan kıvılcımlar.

sırr-ı tenvir

  • Aydınlatma, nurlandırma sırrı.

tenevvür / تنور / تَنَوُّرْ

  • Aydınlanma, nurlanma.
  • Aydınlanma. (Arapça)
  • Tenevvür etmek: Aydınlanmak. (Arapça)
  • Aydınlanma.

tenvir / tenvîr / تَنْو۪يرْ

  • Aydınlatma, nurlandırma.
  • Aydınlatma.

tenvir buyuran

  • Aydınlatan.

tenvir buyurmak

  • Aydınlatmak.

tenvir eden

  • Aydınlatan, nurlandıran.

tenvir etme

  • Aydınlatma.

tenvir etmek

  • Aydınlatmak.

tenvirat

  • Aydınlatmalar, nurlandırmalar.

tenviriye

  • Aydınlatma.

ukul-u nuraniye erbabı / ukûl-u nuraniye erbabı

  • Aydınlanmış akıl sahipleri.

vazife-i tenviriye

  • Aydınlatma görevi.

vekkad

  • Aydınlık, ışıklı, parlak.

zav'

  • Aydınlık. Işık.