LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ate kelimesini içeren 119 kelime bulundu...

adiş / âdiş

  • Ateş, nar. (Farsça)

ahger

  • Ateş koru. Yanar halde olan kömür. (Farsça)

ahker

  • Ateşli kül, kül ile karışık ince kor. (Farsça)

alat-ı nariyye / âlât-ı nariyye

  • Ateşli silâhlar.

albastı

  • Ateşli bir lohusalık hastalığı, lohusa humması.

ateş / âteş / آتش

  • Ateş. (Farsça)

ateş-bar / ateş-bâr

  • Ateş yağdıran. (Farsça)

ateş-baz / ateş-bâz

  • Ateşle oynayan. Hokkabaz. (Farsça)

ateş-efruz / ateş-efrûz

  • Ateş yakan, ateş tutuşturan. (Farsça)

ateş-efşan / ateş-efşân

  • Ateş saçan. (Farsça)

ateş-fam / ateş-fâm

  • Ateş renkli, kırmızı. (Farsça)

ateş-gun / ateş-gûn

  • Ateş gibi kıpkırmızı. (Farsça)

ateş-hiz / ateş-hîz

  • Ateşliyen, ateş veren.

ateş-nak / ateş-nâk

  • Ateşli. (Farsça)

ateş-nüma / ateş-nümâ

  • Ateş gösteren. (Farsça)

ateş-paş

  • Ateş saçan. (Farsça)

ateş-perest

  • Ateşe tapan. Mecusi, müşrik.

ateş-reng

  • Ateş renginde, kızıl renkli. (Farsça)

ateş-zeban / ateş-zebân

  • Ateş dilli. Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen. (Farsça)

ateş-zen

  • Ateş yakmak için kullanılan alet, çakmak. (Farsça)

ateşbar / âteşbâr / آتش بار

  • Ateş yağdıran. (Farsça)

ateşefruz / âteşefrûz / آتش افروز

  • Ateş yakan. (Farsça)

ateşfeşan / âteşfeşân / آتش فشان

  • Ateş saçan. (Farsça)

ateşgah / âteşgâh / آتشگاه

  • Ateşkede, ateşperest tapınağı. (Farsça)

ateşgede / âteşgede / آتشگده

  • Ateşe tapanların mabedi.
  • Ateşkede, ateşperest tapınağı. (Farsça)

ateşgun / âteşgûn / آتش گون

  • Ateş rengi, kırmızı. (Farsça)

ateşi / âteşî

  • Ateşle ilgili.

ateşi mahluklar / âteşî mahlûklar

  • Ateşten yaratılan varlıklar.

ateşin / âteşîn

  • Ateşten, ateşli.
  • Ateşli, canlı.

ateşpare / âteşpâre

  • Ateş parçası.
  • Ateş parçası.

ateşpare-i zeka / ateşpâre-i zekâ

  • Ateş saçan zekâ; çok süratli ve keskin anlayış sahibi.

ateşperest / âteşperest / آتش پرست

  • Ateşe tapan.
  • Ateşe tapan, mecûsî. Zerdüşt tarafından kurulan bâtıl dîne inanan.
  • Ateşe tapan.
  • Ateşe tapan, ateşperest. (Farsça)

atme

  • Ateş kaynağı, volkanın tepesindeki lâvın çıktığı yer, krater.

azerperest

  • Ateşe tapan, mecûsi.

cemr-ül gada

  • Ateşi çok devam eden ağacın ateşinin koru.

cin

  • Ateşin alev kısmından yaratılan, her şekle girebilen; evlenme, yeme-içme, çoğalmaları bulunan ve gözle görülmeyen varlıklar. Fârisî dilinde cine peri denir.

deme

  • Ateş körüğü. (Farsça)

dil-i pür-ateş / dil-i pür-âteş

  • Ateşli gönül.

duhan-ı ateş

  • Ateşin dumanı.

ecic

  • Ateş parlaması.

efvah-ı nariyye / efvah-ı nâriyye

  • Ateşli silâhlar. (Top, tüfek gibi.)

ehriman

  • Ateşe tapanların kötülük tanrısı.

enbür

  • Ateş veya ocağı karıştırmağa mahsus âlet. (Farsça)

enise

  • Ateş, nar, od.

ermeda

  • Ateş külü.

esliha-i nariyye / esliha-i nâriyye

  • Ateşli silâhlar.

eyheman

  • Ateş ve sel.

gebr / گبر

  • Ateşe tapan, mecusi. (Farsça)
  • Ateşperest, ateşe tapan. (Farsça)

hadme

  • Ateş gürültüsü.

hamde

  • Ateş gürültüsü.

harak

  • Ateş, nâr.

harika / hârika

  • Ateş, nâr, od.

hazi / hazî

  • Ateş yakmak.

hebv

  • Ateşin sönmesi.

hübüvv

  • Ateşin sönmesi.

humma

  • Ateşli hastalık. Sıtma.

ibaha

  • Ateşi söndürme.

ıhmad

  • Ateşi söndürmek.

ihmad

  • Ateşin alevini söndürmek.
  • Ateşin alevini söndürme.

ihrak bi-n-nar

  • Ateşte yakma.

ihtiza

  • Ateş yakıp alevlendirme.

ikad

  • Ateş yakma, tutuşturma.

inhimad

  • Ateşi sönmeyip alevi geçme.

intifa / intifâ / انطفا

  • Ateşin sönmesi. (Arapça)

iskab

  • Ateş yakma.

ısla'

  • Ateşte kızdırmak. Ateşte yakmak.

istahrabat

  • Ateşe tapanların ünlü ateşlerinin bulunduğu yer.

isti'şa

  • Ateş ışığıyla yol yürüme.

ıstıla

  • Ateşte ısınma.

ızram

  • Ateşi tutuşturma, ateşi alevlendirme.

kinin

  • Ateşli hastalıkların ve özellikle sıtmanın tedavisinde kullanılan bir tür bitki.

kirm-i şebefruz / كرم شب افروز

  • Ateş böceği.

kitle-i nariye / kitle-i nâriye / كِتْلَۀِ نَارِيَه

  • Ateşli kütle.

leheb

  • Ateşin alevlenmesi. Ateş alevi. Havaya yükselen toz.
  • Ateş alevi.

leheb-ün nar / leheb-ün nâr

  • Ateşin alevi.

leheban

  • Ateşin alevlenmesi.

lisan-ün-nar / lisan-ün-nâr

  • Ateşin alevi, ateşin parıltısı.

mahrurane / mahrurâne

  • Ateşli ateşli. Hararetli bir surette. (Farsça)

mayi'-i nari / mâyi'-i nârî

  • Ateş halinde su veya buhar.

me'nuse

  • Ateş.

meç

  • Ateşli silahların icadından evvel kullanılan harp âletlerinden biri. Keskin olmayan tâlim kılıcı, uzun ve ince kılıç.

mecusi / mecusî / mecûsi / mecûsî / مجوسى / مَجُوس۪ي

  • Ateşe tapanlara verilen ad.
  • Ateşperest, ateşe tapan.
  • Ateşe tapan.
  • Ateşe tapan.
  • Ateşperest, ateşe tapan. (Arapça)
  • Ateşe tapan.

merzuf

  • Ateş ile kızmış taş üzerinde pişirdikleri et.

mevkid

  • Ateş ocağı.

migfer

  • Ateşli silâhların icadından evvel, muharebede kılıç, mızrak ve ok gibi harp âletlerinden korunmak için başa giyilen bir nevi başlık idi. Miğfer, zırh ile beraber bir bütün teşkil ederdi. Osmanlı miğferleri çeşitli şekillerde olmakla beraber genel olarak iki kısma ayrılırdı. Bir kısmı ince bakırdan,

mihza

  • Ateş karıştırmakta kullanılan ağaç.

mugane

  • Ateşe tapan mecusilerin âyini.

muhammes

  • Ateş üzerinde kızdırılıp kurutulmuş. (Kavrulmuş kahve gibi)

muhmid

  • Ateşin alevini bastıran.

muhterik

  • Ateşle yanmış olan. Yanan.

mukıd / mûkıd

  • Ateş yakan.

müsekken

  • Ateşle kızmış su.

mütareke

  • Ateşkes.

mutfi / mutfî

  • Ateş, yangın v.s. söndüren.

nar / nâr / نار / نَارْ

  • Ateş.
  • Ateş; Cehennem.
  • Ateş, cehennem.
  • Ateş. (Arapça)
  • Ateş.

nedi'

  • Ateş veya kül içinde pişmiş olan.

nigal / nigâl

  • Ateşli kömür parçası. (Farsça)

nikal / nikâl

  • Ateşli kömür parçası. (Farsça)

od

  • Ateş, nar. (Türkçe)
  • Ateş.

pür-ateş ü hevl / pür-âteş ü hevl

  • Ateş ve korku dolu.

ramad

  • Ateş külü.

sa'r

  • Ateşin alevlenmesi.

sahv

  • Ateş ve ocaktan kül çıkarmak.

şebtab / şebtâb / شبتاب

  • Ateş böceği. (Farsça)

şiddet-i ateş

  • Ateşin şiddetliliği.

şühübat / şühübât

  • Ateş parçaları.

suliyy

  • Ateşin yanması.

tabaka-i nariye / tabaka-i nâriye

  • Ateş tabakası.

tadrim

  • Ateş yakmak.

taf'

  • Ateşin sönmesi.

tahammüd

  • Ateşin sönmeğe yüz tutması.

tasalli

  • Ateşte yanmak.

tevkid

  • Ateş tutuşturma.

tufu'

  • Ateşin sönmesi.

vehec

  • Ateş sıcaklığı.

vehic

  • Ateşin sıcaklığı.

vukud

  • Ateş alıp yanma. Tutuşma.

zahih

  • Ateş közünün parlaması.

zerdüşt

  • Ateşe tapan.