LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ateşli ifadesini içeren 42 kelime bulundu...

ab-ı ateşin / âb-ı âteşîn / آب آتشين

  • Ateşli su.
  • Kırmızı şarap.
  • Gözyaşı.

ahker

  • Ateşli kül, kül ile karışık ince kor. (Farsça)

alat-ı nariyye / âlât-ı nariyye

  • Ateşli silâhlar.

albastı

  • Ateşli bir lohusalık hastalığı, lohusa humması.

altıpatlar

  • Revolver denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

arv

  • Sıtma ve diğer ateşli hastalıklarda gelen ilk titreme.
  • İş için birinin yanına varma.
  • Yemişsiz bir çeşit ağaç.

ateş-hiz / ateş-hîz

  • Ateşliyen, ateş veren.

ateş-nak / ateş-nâk

  • Ateşli. (Farsça)

ateşi / ateşî / âteşî / آتشى

  • Hararetli, ateşli; dokunaklı. (Farsça)
  • Ateş renginde. (Farsça)
  • Hiddetli, öfkeli. (Farsça)
  • Ateşli. (Farsça)
  • Öfkeli, kızgın. (Farsça)
  • Acı, dokunaklı. (Farsça)
  • Cehennemlik. (Farsça)

ateşin / ateşîn / âteşîn / آتشين

  • Ateşli, canlı, ateşten. (Farsça)
  • Mc: Şiddetli, hiddetli. (Farsça)
  • Ateşten, ateşli.
  • Ateşli, canlı.
  • Ateşli. (Farsça)
  • Hararetli. (Farsça)

atım

  • t. Ateşli silahların boşaltılması, atılması.
  • Kurşun menzili, kurşunun gidebildiği, yetiştiği mesâfe.
  • Silahın bir defa atılması için lâzım gelen barut vesaire.

barut

  • yun. Güherçile ile kükürt ve kömürden mürekkeb, alev alıcı bir maddedir ki, toz halinde olup, umumiyetle ateşli silahlarda ve taş kırmak gibi işlerde kullanılır.
  • Mc: Çabuk kızan, şiddet ve hiddete kapılan.

cemre

  • (Çoğulu: Cimâr) Şiddetli karanlık.
  • Ateşli kömür parçası, kor.
  • İlkbaharda suya, yere, havaya düştüğü söylenen sıcaklık.
  • Hacıların Mina Vâdisinde şeytan taşlamaları.

cidal

  • Sözle mücadele. Ateşli konuşma. Niza.
  • Muharebe. Cenk. Kavga.

darame

  • Ucu ateşli kuru ot ve odun.

dil-i pür-ateş / dil-i pür-âteş

  • Ateşli gönül.

dil-i suzan

  • Yanık, ateşli gönül.

efvah-ı nariyye / efvah-ı nâriyye

  • Ateşli silâhlar. (Top, tüfek gibi.)

emraz-ı intaniyye

  • Mikroplu ve ateşli hastalıklar.

esliha-i nariyye / esliha-i nâriyye

  • Ateşli silâhlar.

germiyyet

  • Sıcaklık, hararet. Ateşli ve hızlı çalışma.

hucze

  • (Çoğulu: Hucez) Kuşak yeri.
  • Ateşli odun parçası.

humma / hummâ

  • Ateşli hastalık. Sıtma.
  • Bir ateşli hastalık.
  • Yüsek ateşli hastalık, nöbet.

hummalı

  • Ateşli, kızgın.
  • Çok faaliyetli. Hararetli.

kabakulak

  • Tıb: Daha ziyade tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

kinin

  • Ateşli hastalıkların ve özellikle sıtmanın tedavisinde kullanılan bir tür bitki.

kitle-i nariye / kitle-i nâriye / كِتْلَۀِ نَارِيَه

  • Ateşli kütle.

mahmum

  • Hummaya, sıtmaya tutulmuş. Sıtmalı olan. Ateşli olan. Mecnun. Saçma sapan konuşan.

mahmumane

  • Sayıklarcasına, sayıklıyarak. (Farsça)
  • Ateşler içinde, ateşli olarak. (Farsça)

mahrur

  • Hararetli. Ateşli. İçi hararetli olan.

mahrurane / mahrurâne

  • Ateşli ateşli. Hararetli bir surette. (Farsça)

meç

  • Ateşli silahların icadından evvel kullanılan harp âletlerinden biri. Keskin olmayan tâlim kılıcı, uzun ve ince kılıç.

mermi

  • (Remiy. den) Atılmış.
  • Ateşli silâhlar içine konan kurşun, gülle. Fişek.

mermiyat

  • (Tekili: Mermi) Atılmış şeyler.
  • Ateşli silâhlarda atılan tâneler, mermiler.

migfer

  • Ateşli silâhların icadından evvel, muharebede kılıç, mızrak ve ok gibi harp âletlerinden korunmak için başa giyilen bir nevi başlık idi. Miğfer, zırh ile beraber bir bütün teşkil ederdi. Osmanlı miğferleri çeşitli şekillerde olmakla beraber genel olarak iki kısma ayrılırdı. Bir kısmı ince bakırdan,

nigal / nigâl

  • Ateşli kömür parçası. (Farsça)

nikal / nikâl

  • Ateşli kömür parçası. (Farsça)

pür-nar / pür-nâr

  • Çok ateşli. Çok kızgın. Ateş dolu.

şap

  • (Şep) Kim: Antiseptik bir cisim olup alüminyum ve potasyum sulfatından mürekkep, tadı buruk ve suda tuz gibi erir bir cisim.
  • Hayvanların ağız ve ayaklarında görülen ateşli, salgın bir hastalık ismi.

şuvaz

  • Kızgın, ateşli maden. Kızgın ateş.
  • Susama.

şuvazlı

  • Kızgın, ateşli.

suzan

  • Yakan, yakıcı. Ateşli. (Farsça)