LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Asira ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

ahyan

  • (Tekili: Hin) Arasıra. Vakit vakit. Vakitler. Zamanlar.

ahyanen / ahyânen / احيانا

  • (İhyânen) Zaman zaman, arasıra. Kâh kâh.
  • Arasıra, kimi zaman. (Arapça)

asire

  • (Çoğulu: Asirât) Hayvanın ayağının arasına takılan köstek.

cilen ba'de cilin

  • Devirden devire, asırdan asıra.

dembedem

  • Bazan. Vakit vakit. Arasıra. (Farsça)

gah / gâh

  • Arasıra, bazan.

gahi / gâhî / گاهى

  • (Gehî) Arasıra, zaman zaman.
  • Kimi zaman, bazen, arasıra. (Farsça)

gıbben

  • Nâdiren, seyrek, arasıra.

hattaf

  • Kırlangıç kuşu.
  • Kapıp kaçıran, kapıp aşıran.

hayır

  • Hayrette kalan, mütehayyir. Şaşıran.
  • Birikmiş su.

hekir

  • Taaccüp eden, şaşıran.

ihtilaskar / ihtilaskâr

  • Çalan, aşıran, hırsızlık yapan. (Farsça)

ihtilaskaran / ihtilaskâran

  • (Tekili: İhtilaskâr) Çalanlar, aşıranlar, ihtilas edenler.

ihtilaskarane / ihtilaskârane

  • Çalıp aşıranlara yakışacak şekilde, hırsızlar gibi. (Farsça)

me'ne

  • Böğür, hâsıra.

mehbut / mehbût

  • Korkudan şaşıran.

müsta'ciben

  • Şaşakalarak, şaşırarak, taaccüb ederek.

müstagrib

  • (Çoğulu: Müstagribîn) Gurbete gitmek isteyen.
  • (Garabet. den) Şaşakalan, şaşıran, garibine giden.

müstagribane

  • Garibine ve tuhafına giderek, şaşırarak. (Farsça)

müteaccibane / müteaccibâne

  • Şaşırarak, şaşkın bir şekilde.

mütehayyirane / mütehayyirâne

  • Şaşkınca, şaşkın şaşkın, şaşırarak. (Farsça)

mütevellih

  • Hayran olup şaşıran. Şaşan, şaşmış.

nasara

  • Hristiyanlar. Nasraniler. Hz. İsa'ya (A.S.) ilk önceleri Nâsıra Karyesindeki ahali yardım ettiklerinden, onlara "Nasara" ismi verilmiştir.

sabır-suz / sabır-sûz

  • Sabır taşıran.

sabırsuz / sabırsûz

  • Sabrı yıkan, taşıran.

sünnet-i gayri müekkede

  • (Kuvvetli olmayan sünnet) Peygamber efendimizin, ibâdet maksadı ile arasıra yapıp, arasıra terk ettikleri işler ve ibâdetler. Buna, müstehâb da denir.

taftafe

  • (Çoğulu: Tavâtıf) Böğür, hâsıra.

teleclüc

  • Söylerken şaşırarak ağzında lâkırdıyı karıştırarak söylemek.
  • Kımıldatmak. Hareket etmek.
  • Tereddüt.

valihin / vâlihîn

  • Hayrette kalanlar. Şaşıranlar.