LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Artmak ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

ateş-i rumi / ateş-i rumî

  • Eskiden kullanılan bir silâh çeşitidir. Kara ve deniz muharebelerinde yangın çıkartmak için kullanılırdı.

bahbaha

  • Boğazdan boğuk ses çıkartmak.

enflasyon

  • Piyasaya gerektiğinden fazla kâğıt para çıkartmaktan dolayı paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi. (Fransızca)

fazl

  • Âlimlere yakışır olgunluk.
  • İmân, cömertlik, ihsan, kerem, ilim, ma'rifet, üstünlük, hüner, tefâvüt, inayet.
  • Artmak.
  • Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye kalmak.

halc

  • Pamuğu temizlemek, havalandırmak ve kabartmak için yay ile atmak.

iale

  • Çoluk çocuğun nafakasını te'min etme. Evlâd u iyâlin maişetini tedarik etme.
  • İyali çoğalmak, çoluk çocuğu artmak.

iclas

  • Oturtmak. Tahta çıkartmak. Padişahı tahta oturtmak.

iğva / iğvâ / اغوا

  • Azdırma, ayartma. (Arapça)
  • İğvâ etmek: Azdırmak, ayartmak. (Arapça)

igva'

  • Ayartmak. Azdırmak. Baştan çıkarmak.

is'ad / is'âd / اصعاد

  • Yükseltme. (Arapça)
  • İs'âd etmek: Yükseltmek, çıkartmak. (Arapça)
  • İs'âd olunmak: Yükseltilmek. (Arapça)

istidlal

  • Delil getirmek. Bir delile dayanarak netice çıkartmak. Delile nazar etmek. Muhakeme. Mülahaza ve anlama kudreti. Delil ile anlamak. Zihnin eserden müessire veya müessirden esere intikali.

izdiyad

  • Ziyadeleşmek. Çoğalmak. Artmak.

mehenge vurmak

  • Denemek, tartmak.

mübalağa / مبالغه

  • Abartma. (Arapça)
  • Abartı. (Arapça)
  • Mübalağa edilmek: Abartılmak. (Arapça)
  • Mübalağa etmek: Abartmak. (Arapça)

muvazenet

  • Ölçmek. Denk olup olmadığını bilmek için tartmak, ölçmek.
  • Düşünmek.
  • İki şeyin vezince birbirine denk olması. Uygunluk.

nema

  • Gelişme, büyüme.
  • Uzamak, artmak, çoğalmak, üremek.
  • Faiz.

nümüvv

  • Bereketlenip artmak.
  • (Canlılarda) büyümek, yetişmek, gelişmek.

suud

  • Yükselmek. Yukarı çıkmak. Derece artmak.

ta'fir

  • Tozlu ve topraklı yapmak.
  • Ağartmak, beyazlatmak.
  • Kirletmek. Mülevves etmek.
  • Oğlan kaçsın diye kadının, emziğine toprak sürmesi.
  • Güneşte et kurutmak. (O kurumuş ete "afir" derler.)

tadlil

  • Doğru yoldan sapıtmak.
  • Azdırmak, ayartmak. Günah işletmek. Dalâlete saptırmak.

tahmir

  • Kızartmak.
  • Birine "eşek" demek.

tahvir

  • Rücu ettirmek, döndürmek.
  • Ağartmak, beyazlatmak, tebyiz.

tarf

  • Göz, bakış, nazar. Göz ucu.
  • Soyu temiz kimse.
  • Her şeyin nihayeti, sonu.
  • Göz kapaklarını yummak veya oynatmak.
  • Göze bir şey dokundurmakla yaşartmak.
  • Koz: Menazil-i Kamer'den bir menzil adı. (Kamer menzillerinden birisinde aslanın alnını teşkil eden dört

tebarüz ettirmek / tebârüz ettirmek

  • Ortaya çıkartmak.

tertil

  • Saçı yağlamak.
  • Tartmak, ölçmek.

teveffür

  • Çok olmak, artmak.

tevrim

  • Gazaba getirme, öfkelendirme.
  • Verem etme, verem edilme.
  • Bedenin azâsını şişirip kabartmak.

tevzin

  • Tartmak. Ölçülü hâle koymak.
  • Zihinde düşünüp kararlı hâle koymak.

tezauf

  • (Zı'f. dan) Kat kat olmak, bir misli artmak. İki kat olmak.

tezayüd / tezâyüd / تزاید

  • Artma, çoğalma. (Arapça)
  • Tezâyüd etmek: Artmak, çoğalmak. (Arapça)

tezerru'

  • Elle tartmak. Bir nesneyi kolla oranlamak.
  • Yemeği çok yemek.
  • Çok konuşmak.

vahdaniyet

  • Birlik, infirad. Benzeri olmamak. Artmaktan, ayrılmaktan, eksilmekten beri ve münezzeh olmak gibi mânaları ifade eden Allah'ın bir sıfatıdır. Bu sıfatla muttasıf olana Vâhid denir ki; benzeri olmayan; tecezziden, tekessürden beri olan zât demektir.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR