LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Araplar ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

a'rab / a'râb / اعراب

  • Göçebe Araplar, çölde yaşayan Araplar.
  • Araplar, çöl arapları. (Arapça)

arabistan

  • Arap ülkesi. Arapların yaşadığı ülke. (Farsça)

asmai / asmaî

  • Arapların şöhret bulmuş şairi.

berbekan

  • Arapların giydiği bir elbise cinsi.

beşir

  • Müjdeci, iyi haber getiren,güleryüzlü.
  • Hıristiyan Araplar'da İncil yazan veya hıristiyanlık akidelerini telkin eden kimse.
  • Peygamberimizin bir vasfı.

cenbiyye

  • Arapların kullandıkları bir cins eğri kamadır ki, yan taraflarına takarlar.

cümmar

  • Hurma yağı denilen beyaz bir maddedir ve hurma ağacının başından çıkar ve araplar onu yerler.

esalib-i arap / esâlîb-i arap

  • Araplar'ın üslupları; Arap Edebiyatında kullanılan ifade tarzları.

eşhuru'l-hac

  • Hac ayları. Şevval, Zilkade ve Zilhicce'nin ilk on gününden ibaret olan cem'an 70 gün İslâm'dan önce de Araplar bu günlerde Kâbe'yi ziyaret ederlerdi.

eşhuru'l-hurum

  • Haram aylar. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları. İslâm'dan önce Araplar bu aylarda savaş yapmayı haram sayarlardı.

füseha-i arab

  • Arap fasihleri, Arapların en güzel, akıcı ve etkili konuşanları.

gaddare

  • Arapların cenbiyesine benzer pala nev'inden bir silâh.

haten

  • (Çoğulu: Ahtân) Kadın tarafından olan kimseler. (Baba, kardeş ve emmi gibi)
  • Araplar, damat mânasına kullanırlar.

isti'rab

  • Sonradan Araplara dâhil olmak, araplaşmak.

kedad

  • Araplar arasında mâruf bir erkek eşeğin adı. (Ona nisbet edip "benat-ul kedad" derler.)

kesis

  • Hurma şarabı.
  • Darı bozası.
  • Arapların taş üstünde kurutup ve dövüp azık edip yedikleri et.

lat / lât

  • İslâmdan önce Arapların Kâbe'de bulunan putlarından biri.

necm

  • (Necim) Yıldız, ahter, kevkeb. Ülker yıldızına da denir. Ülker, onbir yıldızdır. Altısı görünür, gözü kuvvetli olan yedinciyi de görebilir.
  • Belirli olan vakit. (Araplar, vakti yıldızlarla tahdit ederlerdi)
  • Kabak ve hıyar gibi yayvan nebat.
  • Belirli vakitte yapılan vazi

ok

  • Yay veya keman denilen kavis şeklinde bükülmüş bir ağaç çubuğa gerili kirişe takılarak uzağa atılan ucu sivri demirli ince ve kısa değneğe verilen addır. Ok, silâhın icadından evvel insanlar tarafından kullanılmış ise de, en büyük mahareti Türkler, Araplar göstermişlerdir.

reyah

  • (Tekili: Râh) şaraplar.
  • Gökçek kokulu küçük bir kuyu.

sac

  • Hint vilâyetinde yetişen siyah ve büyük cins bir ağaç.
  • Geniş, yuvarlak libas. (Araplar giyerler)

sahra-yı bedeviyet / sahrâ-yı bedeviyet

  • Göçebe Arapların yaşadığı çöl.

saltanat-ı arab

  • Arapların saltanatı, idaresi, hâkimiyeti.

şebike

  • Kötü niyetle çalışan gizli topluluk. (Farsça)
  • Balık ağı. (Farsça)
  • Batı taraflarında Arapların kullandıkları hasırdan örülmüş bir cins başlık. (Farsça)

seyyid-i arap

  • Arapların Efendisi.

tazi

  • (Çoğulu: Tâziyân) Araplar.

taziyan / tâziyân / تازیان

  • Araplar. (Farsça)

urban / urbân

  • Asil Araplar.
  • Çöl Arapları.

ve'd-i benat

  • İslâmiyetten önce Arapların kız çocuklarını diri diri toprağa gömme adeti.

zat-ı muhammed-i arabi / zât-ı muhammed-i arabî

  • Arapların arasında gelen Hz. Muhammed'in (a.s.m.) zâtı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın