LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ana kelimesini içeren 59 kelime bulundu...

a'rac

  • Anadan doğma topal (aksak).

aba ve ecdad / âbâ ve ecdâd

  • Analar, babalar, dedeler.

akmadde

  • Anatomi: Omuriliğin dış; beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu, akmadde teşkil eder.

akref

  • Anası Arabdan babası başka milletten olan kimse.

alaka / عَلَقَه

  • Ana rahmi duvarına tutunmuş asılı bir hücre topluluğu, insan yaratılışının ilk safhası.

anarşist

  • Anarşi taraftarı. Anarşi ve karışıklık çıkaran.

anarşizm

  • Anarşiyi istiyen tahribci bir nazariye. Anarşistlik. İnsanın insan tarafından idaresi esasına dayanan her türlü devlet, hukuk düzenlerinin adaletsiz, haksız ve zulüm olduğunu iddia eden ve devletsiz, kanunsuz, her insanın kendi başına buyruk yaşıyacağı bir düzensizlik istiyenlerin görüşü.

bayramiyye

  • Anadolu'da yetişen evliyânın büyüklerinden Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Bayramiyye yolu bir koldan Bâyezîd-i Bistâmî'ye diğer koldan Hasen-i Basrî'ye ulaşır.

benu-l ümm

  • Ana bir kardeş.

cadde / câdde / جاده

  • Ana yol, cadde. (Arapça)

cedde-i faside / cedde-i fâside

  • Ananın anası, anneanne.

cenin / cenîn

  • Ana karnındaki çocuk.
  • Ana rahmindeki çocuk.

dekaik-i mesail-i fer'iye / dekaik-i mesâil-i fer'iye

  • Ana meselelerin kollarına ve en alt konularına yönelik incelikler.

düstur / düstûr / دُسْتُورْ

  • Ana kaide.

e'rac

  • Anadan doğma topal, aksak.

ebeveyn / ابوین / اَبَوَيْنْ

  • Ana ile baba. (Eb ile ümm.)
  • Ana-baba.
  • Ana ile baba.
  • Anababa. (Arapça)
  • Ana-baba.

ebna-üd dehaliz / ebnâ-üd dehaliz

  • Anası babası belli olmayıp etrafa atılmış, sokağa bırakılmış çocuklar.

emumiyye

  • Analık.

esasi kanunlar / esasî kanunlar

  • Anayasal kanunlar.

ezb

  • Anasından yeni doğmuş hayvan.

fenn-i menafiü'l-a'za / fenn-i menâfiü'l-a'zâ

  • Anatomi; insan organlarının fonksiyonlarını araştıran ilim.

fihriste

  • Ana özelliklerin sıralandığı liste, içerik.

girdab / girdâb / گرداب

  • Anafor; suların dönerek çukurlaştığı tehlikeli akıntı yeri.
  • Anafor, girdap. (Farsça)

ıhve-i müteferrikin / ıhve-i müteferrikîn

  • Ana baba bir veya yalnız ana bir yahut da yalnız baba bir erkek kardeşler. (Müennesi: "Ahavat-ı müteferrikat'tır)

kanun-u esasi / kanun-u esâsî

  • Ana prensipler, ana esaslar; anayasa.

kavanin-i esasiye / kavânîn-i esâsiye

  • Ana yasalar, ana kanunlar.

li-ebeveyn

  • Ana ve babaları bir olan kardeşler.

li-üm

  • Ana bir (kardeşler).

li-ümmin

  • Ana cihetinden.

lisan-ı mader-zad / lisan-ı mâder-zâd

  • Ana dili.

mader / mâder

  • Ana.
  • Ana. Çocuğu doğuran. Ümm. (Farsça)

maderi / mâderî

  • Analık. Annelik. (Farsça)

maderzad / mâderzâd / مادرزاد

  • Anadan doğma. Anadan doğduğu gibi. (Farsça)
  • Anadan doğma. (Farsça)

mefatih / mefâtih / مفاتيح

  • Anahtarlar.
  • Anahtarlar. (Arapça)

miftah / miftâh / مفتاح / مِفْتَاحْ

  • Anahtar.
  • Anahtar.
  • Anahtar. (Arapça)
  • Anahtar.

muanan / muânân

  • Ananeli, belgeli.

müzerra'

  • Anası, babasından daha şerefli olan.

nacileyn

  • Ana ve baba, ecdad ve evlâd, dedeler ve babalar.

ne'nehava

  • Anason, kimyon.

rahmımader / rahmımâder

  • Ana rahmi.

re'sü'l-mal / re'sü'l-mâl

  • Ana sermâye.

re'sülmal / re'sülmâl

  • Ana para, sermaye.

şahrah / şâhrah / شاهراه

  • Anayol. (Farsça)

sermaye / sermâye

  • Ana mal, ana para.
  • Ana para.

şir-i mader / şir-i mâder

  • Ana sütü.

tahlilat / tahlîlât / تحليلات

  • Analizler, tahliller. (Arapça)

telmih

  • Ana fikri ispata veya güçlendirmeye yönelik herkes tarafından bilinen bir şeyle, bir hakikatle işarette bulunma.

temsil / temsîl

  • Analoji, kıyaslama tarzında benzetme.

teşkilat-ı esasiye / teşkilât-ı esasiye / teşkilât-ı esâsiye / تَشْك۪يلاَتِ اَسَاسِيَه

  • Anayasa. Kanun-u esasî. Devletin temel kuruluş şeklini tayin eden ve teşrinin yani meclisin, hükümetin ve mahkemelerin salâhiyetleri nasıl kullanılacağını; vatandaşların umumi hak ve hürriyetlerini gösteren temel kanunlardır.
  • Anayasa.

teşkilat-ı esasiye kanunu / teşkilât-ı esasiye kanunu

  • Anayasa.

ukuk

  • Anaya babaya itaatsizlik ve hürmetsizlik etmek. Zorbalık, tanımamak, âsi olmak.
  • Ana babaya isyan.

umde

  • Ana ilke, prensip.

ümmehat / ümmehât

  • Analar.

ümmi / ümmî

  • Anasından doğduğu gibi kalıp, okuyup yazma öğrenmeyen kimse.

ümmiyye

  • Analık, annelik.

valide / vâlide / وَالِدَه

  • Ana. Doğuran.
  • Ana, doğuran.
  • Ana, doğuran.
  • Ana.

valideyn / vâlideyn / والدین

  • Ana ile baba. Vâlidân de denir.
  • Ana-baba.
  • Ana ile baba.
  • Anababa. (Arapça)

yanesun

  • Anason otu.

yetim-üt tarafeyn

  • Anası ve babası ölmüş çocuk. Anadan babadan yetim kalmış çocuk.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR