LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Amme ifadesini içeren 522 kelime bulundu...

ab-ı ru-yi habib-i ekrem / âb-ı rû-yi habîb-i ekrem

  • Allah'ın sevgili kulu olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yüz suyu.

aftab-ı kureyş / aftâb-ı kureyş

  • Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz.

ahir zaman peygamberi / âhir zaman peygamberi

  • Son zaman Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.).

ahirzaman peygamberi / âhirzaman peygamberi

  • Dünya hayatının kıyamete yakın son devresinde gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

ahlak-ı ahmediye / ahlâk-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ahlâkı; hareket, tavır, söz ve danışlarından ortaya çıkan örnek hareket ve davranış tarzı.

ahlak-ı muhammediye / ahlâk-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ahlâkı.

ahmed-i muhammed

  • Hz. Muhammed (a.s.m.).

ahmed-i muhtar

  • Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimiz.

ahyed

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Tevrat'ta geçen bir ismi.

aktab-ı al-i beyt-i muhammediye / aktâb-ı âl-i beyt-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) neslinden gelen ve bulunduğu yerde veya memleketteki evliyanın başı hükmünde olan büyük veliler.

al-i beyt / âl-i beyt

  • Hz. Peygamberin (A.S.M.) sülâle-i tahiresinden yetişenler ve sünnet-i seniyyesinin menbaı ve muhafızı ve bihakkın sünnete ittibâ ve onu idâme ettirenler. Al-i Resul, Al-i Nebi, Al-i Muhammed ve Ehl-i Beyt gibi tâbirlerle de söylenir.

al-i muhammed / âl-i muhammed

  • Hz. Muhammed'in ailesinden olanlar.

alem reisi / âlem reisi

  • Âlemlerin Efendisi olan Fahr-i Âlem Hz. Muhammed (a.s.m.).

alemin reisi / âlemin reisi

  • Âlemlerin Efendisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

aleyhissalatü vesselam

  • Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır.

amer

  • (Amr, ömr, imâret) Muammer eylemek. Çok zaman yaşayıp kalmak. Muammer olmak.

amine / âmine

  • Emin olan. Kalbinde korku olmayan kadın.
  • Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın öz annesinin adı. Yirmi sene yaşamıştır. Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın dini üzere idi. (R. Aleyha)

amme cüz'ü

  • Amme Sûresiyle başlayan Kur'ân-ı Kerim'in son cüz'ü.

ashab / ashâb

  • (Tekili: Eshâb) (Sahib) Arkadaş olanlar. Sahip olanlar, kullanma yetkisine sahip kişiler.
  • Halk, ahali.
  • Sahabeler, yani Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (A.S.M.) görmüş ve mü'min olarak ona ve onun mesleğine bağlı kalmış olan zatlar. Bu kişiler, insanlık, doğruluk ve her türlü faz

ashab-ı kiram / ashâb-ı kiram

  • Hz. Muhammedin (A.S.M.) Ashabı, sahabeleri.

asr-ı evvel

  • İmâmeyn'e (İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'e) göre ikindi vaktinin başlama zamânı.

asr-ı muhammedi / asr-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yaşadığı asır.

asr-ı pak-i muhammedi / asr-ı pâk-i muhammedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yaşadığı pâk ve temiz asır, dönem.

asr-ı saadet / asr-ı saâdet

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) peygamber olarak dünyada bulunduğu devir.

avam / avâm

  • Amme'nin çoğulu, halk, topluluk.
  • Müctehid (âyet ve hadîslerden şer'î yâni dînî hükümler çıkaran İslâm âlimi) olmayan, mukallid (yâni mezhebinin usûl ve kâidelerini anlayıp taklîd eden).
  • Dînî ilimlerden haberi olmayan câhiller.
  • Olgunlaşmamış, irşâda (öğrenip, aydınlanmaya) muht

ayine-i ahmediye / âyine-i ahmediye

  • Hz Muhammed'in (a.s.m.) Allah'ın bütün güzelliklerini yansıtan bir ayna olması.

ayn-ı muhammed

  • Muhammed'in (a.s.m.) kendisi.

bab / bâb

  • Kapı.
  • Bir kitâbın bölümlerinden her biri.
  • Bozuk bir yol olan Bâbîliğin kurucusu Ali Muhammed'in kendisine verdiği ad.

babilik / bâbîlik

  • On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında İran'da el-Bâb Ali Muhammed isminde bir acem tarafından ortaya çıkarılan bozuk yol. Kendisinin Mehdî olduğunu iddiâ eden, beklenen imâma açılan bir bâb (kapı) olduğunu söyleyen Ali Muhammed'e el-Bab, onun yoluna da Bâbîlik denildi. Daha sonra Behâîlik adıyla de

babur

  • (Zahirüddin Muhammed) Hindistan'da büyük Müslüman Türk devletinin kurucusu ve Timur'un beşinci göbekten torunudur. Fergana Emiri olan babası Ömer Şeyh'in ölümünden sonra tahta geçmiştir. (1494)

behailik / behâîlik

  • Müslüman görünüp İslâmiyet'i içerden yıkmak için çalışan El-Bâb Ali Muhammed ismindeki bir acemin talebesi olan Behâullah'ın, kurduğu bozuk yol.

bereket-i dua-yı nebevi / bereket-i dua-yı nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) duasının bereketi.

beşgen

  • (Bak: Muhammes)

beşir

  • Müjdeli haber veren. Müjde getiren.
  • Güler yüzlü. Hub. Cemil.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir vasfı.

beşir ve nezir / beşîr ve nezîr

  • Müjdeleyen ve sakındıran Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

beyanat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açıklamaları.

beytülmal

  • (Beyt-ül mâl) İlk defa Hz. Muhammed (A.S.M.) tarafından kurulan ve gelir kaynaklarıyla sarfiyat yerleri şer'î olarak tayin edilmiş İslâm devletinin mâliye hazinesi.Gelir kaynakları: 1- Zekât ve sadakalar. 2- Ganimetler. 3- Fey=Zekât ve ganimet dışında kalan ve beyt-ül male ait olan mallar.Beyt-ül ma

bi'set / بئثت

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamber olarak gönderilmesi.
  • Gönderiliş, Hz. Muhammed'in peygamber olarak gönderilişi. (Arapça)

bi'set-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamber olarak gelişi, peygamberliğinin başlangıcı.

bi'set-i muhammediye

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in peygamberlikle görevlendirilmesi.

bi'set-i nebevi / bi'set-i nebevî

  • Hz. Muhammed'in peygamber olarak gelişi.

bid'a-i hasene

  • Hz. Muhammed'den (a.s.m.) sonra ortaya çıkan, fakat Kur'ân ve Sünnete aykırı olmayan şey.

bihürmeti seyyidi'l-murselin / bihürmeti seyyidi'l-murselîn

  • Gönderilen Peygamberlerin Efendisi, Hz. Muhammed'e (a.s.m.) hürmet ile.

burhan-ı natık / burhan-ı nâtık

  • Konuşan delil; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

bürhan-ı natık / bürhan-ı nâtık

  • Konuşan bürhan. Mecaz olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir.

cadde-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gittiği ve tarif ettiği cadde, İslâmiyet.

cadde-i kübra-yı muhammedi / cadde-i kübrâ-yı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gittiği ve tarif ettiği büyük İslâmiyet caddesi.

cadde-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gittiği ve tarif ettiği cadde, İslâmiyet.

celaleddin-i süyuti / celaleddin-i süyûtî

  • (Hi: 849 - 911) Abdurrahman bin Ebu Bekir Muhammed adı ile de anılır. Hadis imamı ve müctehid bir zattır. Mısırlıdır. Süyût şehrinde doğdu. Mısır'da vefat etti. Zamanının büyük İslâm allâmelerindendir. Asıl adı: Ebû Bekir oğlu Abdurrahman'dır. Tefsir, fıkıh, hadis ilmine dair eserleri vardır. Celale

cem'iyet-i muhammedi / cem'iyet-i muhammedî

  • (Bak: İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti)

cemiyet-i muhammedi / cemiyet-i muhammedî

  • Muhammed'in (a.s.m.) cemiyeti; Hz. Muhammed'e (a.s.m.) bağlı olan cemiyet, İslâm ümmeti.

cevab-ı hazret-i risaletpenahi / cevab-ı hazret-i risaletpenâhî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) cevabı.

cevşen-i kebir / cevşen-i kebîr

  • Büyük zırh. Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (A.S.M.) vahiyle gelen en azîm ve en mühim bir münâcâtın ismidir. Bu harika münâcât, mârifetullahda terakki eden bütün âriflerin münâcâtının fevkindedir. Bin hâsiyeti olan ve bin Esmâ-i Hüsnâ'yı içine alan emsalsiz bir münâcât-ı Peygamberiyedir.

cism-i muhammedi / cism-i muhammedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in pâk ve temiz cismi, bedeni.

cürcani / cürcanî

  • (Seyyid Şerif Ali Bin Muhammed) : (Hi: 760-830) Astarabad (Cürcan) civarında Tacu'da doğmuştur. Mısır'a giderek orada çeşitli âlimlerden ders okumuştur. Şiraz'da müderrislik yapmıştır. Sa'duddin-i Taftazanî ile kapanan Mütekaddimîn devrinden sonra açılan Müteahhirîn-i Ulemâ devrinin birincisi bu Sey

dar-ün nedve / dâr-ün nedve

  • Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (Sonradan Hz. Muhammed'e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.)

dava-yı ahmediye / dâvâ-yı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in dâvâsı.

delail-i nübüvvet-i ahmediye / delâil-i nübüvvet-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliğinin delilleri.

desatir-i sünnet-i seniyye / desâtir-i sünnet-i seniyye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünnetiyle ilgili prensipler.

devr-i fetret

  • Fetret devri; Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen peygamber gönderilmeyen zaman dilimi.

din-i ahmedi / din-i ahmedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dini, İslâmiyet.

din-i muhammed

  • Hz. Muhammed'in dini, İslâmiyet.

din-i muhammedi / din-i muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dini.

dua-i nebevi / dua-i nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) duası.

düldül

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Hz. Ali'ye verdiği beyaz at.

dürr-i yetim

  • Sadef içinde tek olan inci. (Farsça)
  • Mc: Hz. Peygamber Muhammed (A.S.M.) (Farsça)

ebu talib

  • (...-619) Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) amcasıdır.

efkar-ı umumiye / efkâr-ı umumiye

  • (Bak: Efkâr-ı âmme)

ehadis

  • Hadisler. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) sözleri, hareketleri ve emirlerini bildiren hakikatler.

ehadis-i şerife / ehâdîs-i şerife

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in söz, hareket ve ikrarlarından meydana gelen hadis-i şerifler.

ehl-i beyt

  • Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın bütün âile fertleri. Mübârek zevceleri, çocukları, kızı hazret-i Fâtıma ile hazret-i Ali ve bunların mübârek evlâdları olan hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyn'den kıyâmete kadar gelecek nesilleri.
  • Hz. Muhammed (s.a.v)'in ailesi, hane halkı, (Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin)

ehl-i fetret

  • Hz. İsâ (a.s.) ile Hz. Muhammed'in (a.s.m.) devirleri arasında vahiysiz geçen zaman diliminde yaşayanlar.

ehl-i sünnet

  • Hz. Muhammed'in sünnetine uyan, onun yolundan giden büyük Müslüman topluluk.
  • Hz Muhammed (s.a.v.)'in yolunda gidenler, sün-nîler.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) söz ve hareketlerine şüphesiz, kat'i ve sağlam delillerle uyan. Sahabe ve onlara tâbi' olanların mezhebi ve o mezhepte olan. Bunların muhaliflerine "ehl-i bid'a" veya "fırak-ı dâlle" denir. (Farsça)

ehl-i sünnet ve cemaat

  • Hz. Muhammed'in sünnetine uyan, onun yolundan giden büyük Müslüman topluluk.

ehl-i sünnet ve'l-cemaat

  • Hz. Muhammed'in sünnetine uyan, onun yolundan giden büyük Müslüman topluluk.

eimme-i selase / eimme-i selâse

  • Üç imâm. Fıkıh kitablarında ekseriyetle İmâm-ı A'zam, İmâm-ı Şâfi'i, İmâm-ı Malik için söylenir. Hanefi Mezhebine dâir mes'elelerin bahsolduğu kitablarda "Eimme-i Selâse"den maksad; İmâm-ı A'zam ile iki talebesi olan İmâm-ı Muhammed ve İmâm-ı Ebu Yusuf'dur.

ekmel-i enbiya

  • Nebilerin en mükemmeli, Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M.)

ekmel-i mahlukat

  • Yaradılmışların en mükemmeli, Hz. Muhammed (A.S.M.)

el-hatemü'l-hatem / el-hâtemü'l-hâtem

  • En son hâtem, mühür; Hz. Muhammed'in (a.s.m.)Tevrat'ta geçen bir ismi.

el-muhtar

  • Seçilmiş, seçkin, Hz. Muhammed (a.s.m.).

el-münhamenna / el-münhamennâ

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) "muhammed" mânâsında Tevrat'taki ismi.

emevi devleti

  • Dört halife devrinden sonra devlet idaresi Beni Ümeyye hanedanına geçmiştir. Buna nisbetle bu devlete "Emevi Devleti" adı verilmiştir. (Mi: 661-750) seneleri arası Emevi Devletinin saltanat devresidir. Muâviye bin Ebi Süfyan'dan başlamak üzere 14 halife gelip geçmiştir. Son halife Muhammed bin Merva

emin / emîn

  • Kendisine güvenilen.
  • Peygamber efendimizin lakabı. Peygamber olduğu bildirilmeden önce de, Kureyş kabîlesi Resûlullah'a sallallahü aleyhi ve sellem çok güvenir, inanır ve; "Muhammed-ül-emîn" derlerdi.
  • Vücuttaki bütün âzâlarını İslâmiyete uygun şekilde ve uygun yerlerde kullan

emr-i nisbi / emr-i nisbî

  • Kıyas ile olan emir. Öncekilerine veya diğerlerine göre olan iş veya emir veya hâdise. İllet-i tâmme istemiyen ve vücud-u haricisi bulunmayan emir.

enbiya-yı izam / enbiya-yı izâm

  • Büyük pemgamberler; Âdem (a.s.), Nuh (a.s.), İbrahim (a.s.), Mûsâ (a.s.),Îsâ (a.s.), ve Hz. Muhammed (a.s.m.).

enlem

  • (Arz dairesi) t. Yer yüzünde herhangi bir noktanın ekvatora olan uzaklığının açı cinsinden değeri. Dünyanın büyüklüğü X. yy. başlarında Sincar sahrasında ve Kûfe civarında bir meridyenin uzunluğunu ölçmek suretiyle bulan Musa Oğulları nâmıyla tanınan Muhammed, Ahmed ve Hasan isimlerindeki üç kardeş

ensar / ensâr

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Medineli arkadaşlarından olan ve muhacirlere yardım eden ashabı.

enva-ı tabiin / envâ-ı tâbiîn

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş olan Müslümanların oluşturduğu gruplar.

envar-ı muhammediye / envâr-ı muhammediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) saçtığı nurlar, yaydığı ışıklar.

eshab / eshâb

  • Mümin olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)'i gören ve mümin olarak ölen müslümanlar. (Bak: ASHAB)

eshab-ı temyiz / eshâb-ı temyîz

  • Hanefî mezhebinde, fıkıh âlimlerinin altıncı tabakası. Bunlar kuvvetli hükümleri zayıf olanlardan, zâhir haberleri (İmâm-ı Muhammed'in Hanefî mezhebinin temeli olan meşhûr altı kitâbında bildirdiği haberleri), nâdir haberlerden (İmâm-ı Muhammed'in, İmâm-ı a'zâm ve talebelerinin diğer kitâblarda bild

eşhedu enne muhammede'r-resulullah / eşhedû enne muhammede'r-resulullah

  • "Şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın resulüdür".

esma-i nebevi / esmâ-i nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimleri.

ezan-ı muhammedi / ezân-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) tebliğ ettiği dinin ezanı; tevhidi ilân etmek amacıyla yüksek sesle yapılan kutsal davet.

ezan-ı muhammedi (a.s.m.) / ezan-ı muhammedî (a.s.m.)

  • Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği dinin ezanı; tevhidi ilân etmek amacıyla yüksek sesle yapılan kutsal davet.

fahr-i alem / fahr-i âlem

  • Âlemin kendisi ile övündüğü zât. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için kullanılan saygı ifâdesi.

fahr-i beşer

  • İnsanlığın iftiharı olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

fahr-i enam / fahr-i enâm

  • Yaratılmışların kendisiyle övündüğü zât. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm için kullanılan hürmet ve saygı ifâdesi. Gece-gündüz dilimde, salât-ü selâm, O mübârek rûhuna, ey Fahr-ül-enâm.

fahr-i kainat / fahr-i kâinat / fahr-i kâinât

  • (Fahr-i Âlem, Zübde-i Kâinat, Seyyid-i Kâinat) Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) nâmları. Bütün âlemin kendisi ile şeref bulduğu, iftihar ettiği Hz. Muhammed (A.S.M.).
  • Kâinâtın kendisi ile övündüğü zât. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için kullanılan saygı ifâdesi.

fahr-i risalet / fahr-i risâlet / فَخْرِ رِسَالَتْ

  • Peygamberlik makamının kendisiyle övündüğü zat (Hz. Muhammed asm).

fahr-i rusul

  • Bütün peygamberlerin övünç kaynağı Hz. Muhammed.

fahrü'l-alemin / fahrü'l-âlemin

  • Âlemlerin övünç kaynağı olan Fahr-i Âlem Hz. Muhammed (a.s.m.).

fahrü'l-alemin ve habib-i rabbü'l-alemin / fahrü'l-âlemîn ve habib-i rabbü'l-âlemîn

  • Kâinatın övgüsüne sahip ve Alemlerin Rabbinin sevgilisi, Muhammed (a.s.m.).

fahrü'l-mürselin / fahrü'l-mürselîn

  • Resullerin övündüğü; Hz. Muhammed (a.s.m.).

farabi / farabî

  • (Mi: 870-950) Aristo felsefesinin İslâm âleminde yayılmasına yol açmış bir filozoftur. Aristo'dan sonra gelen mânasına, kendisine Muallim-i Sâni nâmı verilmiştir. Eserlerinin İbn-i Sina üzerinde büyük te'siri vardır. "Kanun" denilen bir çalgı âletinin mucididir. Asıl adı Ebu Nâsır Muhammed'dir.

faraklit

  • İncilde mezkur olan Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ismidir. El-Faraklit, El-Baraklit de hamdeden, hak ile bâtılı birbirinden ayıran, fâruk, hakperest mânalarına gelir.

fena fi'r-resul / fenâ fi'r-resul

  • Bütün varlığını Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mânevî şahsiyetinde yok etme.

ferd-i ferid / ferd-i ferîd

  • Benzeri daha hiç gelmemiş.
  • Hz. Muhammed (A.S.M.)
  • Asrın en yüksek ve en değerli Zâtı. Asırda bir gelen büyük veli.

ferman-ı risalet / fermân-ı risalet

  • Peygamberlik fermânı, buyruğu; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bütün cin ve insanlara tebliğ ettiği Kur'ân-ı Kerim.

feyz-i envar-ı muhammedi / feyz-i envâr-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) nurundan gelen ilham ve ilim.

firuz abadi / firuz abadî

  • (Mecdüddin Muhammed) (Hi: 729 - 817) İran'ın Şiraz Eyâletinde Firuzâbad isimli beldenin Kâzrun kasabasında doğmuştur. Büyük âlimlerdendir. Yedi yaşında Kur'anı hıfzetmişlerdi. Çok seyahat etmiştir. Bursa'ya geldiğinde Yıldırım Bayezid Han tarafından kendisine fevkalâde ikrâm olundu. En meşhur eseri

fıtrat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in huyu, yaratılışı.

gül-i muhammedi / gül-i muhammedî

  • Muhammed gülü denilen bir gül çeşidi.

gül-ü muhammedi / gül-ü muhammedî

  • Muhammed gülü denilen kırmızı renkli bir gül çeşidi.

güzide-i beni adem efendimiz / güzide-i benî âdem efendimiz

  • İnsanlar içerisinden seçilmiş olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib / habîb / حبيب

  • Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Sevgili.
  • Sevgili mânâsına Muhammed aleyhisselam.
  • Sevgili. (Arapça)
  • Dost. (Arapça)
  • Hz. Muhammed. (Arapça)

habib-i ekrem / habîb-i ekrem

  • Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamberimiz Hz. Muhammed.

habib-i huda / habib-i hudâ

  • Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib-i hüda / habib-i hüdâ

  • (Hüdâ'nın sevgilisi); Hz. Muhammed (s.a.v.).

habib-i kibriya / habib-i kibriyâ / habîb-i kibriya

  • Allah'ın en büyük sevgilisi ve yüce peygamberi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Kibriyanın sevgilisi. Hz. Muhammed (s.a.v.).

habib-i kuddus / habib-i kuddûs

  • Pak ve temiz olan Allah'ın sevgilisi; Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib-i rabbü'l-alem / habîb-i rabbü'l-âlem

  • Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgilisi, Hz. Muhammed.

habib-i rabbü'l-alemin / habîb-i rabbü'l-âlemîn

  • Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgilisi, Hz. Muhammed.

habib-i rahman / habib-i rahmân

  • Sonsuz merhamet sahibi ve yarattığı bütün varlıklara şefkatle rızıklarını veren Allah'ın en sevdiği kulu olan Hz. Muhammed.

habib-i rahmani / habib-i rahmânî

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah'ın sevgili kulu; Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib-i zişan / habib-i zîşân

  • Şan ve şeref sahibi, Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib-i zülcelal / habib-i zülcelâl

  • Sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah'ın sevdiği, Hz. Muhammed (a.s.m.).

habib-ullah

  • (Habib-i Hudâ) Allah'ın sevgilisi. Hz. Muhammed (A.S.M.)

habibi rabbü'l-alem / habîbi rabbü'l-âlem

  • Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgilisi, Hz. Muhammed (a.s.m.).

habibullah / habîbullah

  • (Allah'ın sevgilisi); Hz. Muhammed (s.a.v.).
  • Allah'ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Allahü teâlânın sevgilisi manasına, Muhammed aleyhisselâm.

hace-i alem / hâce-i âlem

  • (Hâce-i Kâinat) Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ünvanı.

hadisat-ı muhammediye / hâdisât-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed (a.s.m.) ile ilgili gelişen olaylar.

hadise-i muhammediye / hâdise-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamber olarak görevlendirilmesi.

hafsa

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) zevcelerinden biri ve Hz. Ömer'in (R.A.) kızı.

hak ruhu

  • Doğru, gerçek, hakikatin ruhu, Hz. Muhammed (a.s.m.).

hakikat-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) risalet yönünün gerçek mahiyeti.

hakikat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hakikati.

hakikat-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in hakikati, mânevî şahsiyeti.

hakim ebu abdullah

  • Muhammed bin Abdullah ibn-i Beyyi' (Hi: 321-405) Sâmâniye Devleti Nişabur Kadılığında bulunmuş büyük muhaddislerden, Şafiî fakihlerinden, asrının en büyük din âlimi diye bilinen bir zattır. Bir çok eser te'lif etmiştir. Başlıcaları: El Müstedrek Ale-s Sahihayn, Kitab-ül İlel, El-İklil, El-Emali, Ter

hal-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) durumu, davranışı.

halid bin sinan abesi aleyhisselam / hâlid bin sinân abesî aleyhisselâm

  • Îsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerden. Îsâ aleyhisselâm ile son peygamber Muhammed aleyhisselâm arasında geçen fetret devrinde, Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir.

halvetiyye

  • Evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Nûr Halvetî hazretlerinin tasavvuftaki yolu.

hamid / hâmid

  • Hamd eden, şükreden. (Hz. Muhammed (s.a.v.)'in lakabı.)

hamme / hâmme

  • Bir kişinin akrabası, yakınları. (Hâssa mânâsına da gelir, mukabili âmme'dir.)

hareke

  • Arapça harflerin u, e, i şeklinde okunacağını gösteren işaretler. (Zamme "ötre" fetha "üstün" kesre "esre" (gibi)
  • Hareket lafzının Arapça terkibde aldığı şekil.

has varis / has vâris

  • Özel mirasçılar; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) açtığı yolda ön sırada ilerleyenler.

haşimi / haşimî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) kabilesinden, O'nun sülâlesinden gelen.
  • Bir tarikat şubesinde olan.

haslet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hasleti, özelliği.

hatem-i mu'cizat-ı ahmediye / hâtem-i mu'cizât-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mu'cizelerinin mührü, damgası.

hatem-ül enbiya / hâtem-ül enbiya

  • Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (A.S.M.)

hatem-ül hatem / hâtem-ül hâtem

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Tevrat'taki ismi.

hatem-ül-enbiya / hâtem-ül-enbiyâ

  • Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselâm.

hatem-ür rüsül / hâtem-ür rüsül

  • Peygamberlerin sonuncusu, son resul, Hazret-i Muhammed (A.S.M.)

hatemü'l-enbiya / hâtemü'l-enbiyâ

  • Peygamberlerin sonuncusu: Hz. Muhammed (s.a.v.).
  • Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

hatme-i muazzama-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) geniş halk kitleleriyle beraber belirli dua ve zikirleri yapıp bitirdiği oturum veya zikir halkası.

hayat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in hayatı.

hayr-ul beriyye

  • Halkın hayırlısı. Hz. Muhammed (A.S.M.)

hayr-ul beşer

  • İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

hayr-ul vera

  • (Hayr-ül Enam) Halkın hayırlısı. Mahlukatın en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

hayrü'l-beşer

  • İnsanların hayırlısı Hz. Muhammed.

hazret-i mahbub-u ilahi / hazret-i mahbub-u ilâhî

  • Allah'ın sevgilisi, Allah'ın resûlü Hz. Muhammed (a.s.m.).

hazret-i muhammed-i arabi / hazret-i muhammed-i arabî

  • Arap olan anne ve babadan dünyaya gelmiş Hz. Muhammed (a.s.m.).

hazret-i peygamber

  • Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (a.s.m.).

hazret-i resul-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

hazret-i resul-ü ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

hazret-i risalet

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.

hazret-i sipeh-salar-ı enbiya / hazret-i sipeh-sâlâr-ı enbiyâ

  • Peygamberlerin en büyüğü, önderi olan Hz. Muhammed.

hazret-i zat-ı ahmediye / hazret-i zât-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) şahsiyeti.

hicret

  • Memleketten memlekete göç.
  • Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti, Miladın 622. senesi.

hicret-i nebeviye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Mekke'den 622 yılında Medine'ye hicret etmesi.

hicri tarih / hicrî tarih

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç olarak alan takvim.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Mekkeden Medine'ye hicret ettiği günü başlangıç olarak alan tarih. Milâdi ve Rumi tarihler gibi oniki ay esasına dayanan hicri sene, Muharrem adı verilen ayla başlar, zilhicce ile sona erer. Oniki ayın adları şunlardır: Muharrem, safer, rebiül-evvel, rebiül-âhi

hilafet

  • Bir kimseye halef olmak ve onun yerine geçmek.
  • Din ve dünya işlerinde umumi reislik. İmam-ül Mü'minîn olan zât, şer'î hükümlerin icrasında Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (A.S.M.) halef olduğu için hilafet vazifesini alana Halife denmiştir. Buna İmamet-i Kübra da denir.Hilafet, 1517 (Hi

hilafet-i muhammediye / hilâfet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'den (a.s.m.) sonra onun dâvâsının temsil edilmesi.

hılye

  • Güzel sıfatlar, iyi hasletler.
  • Süs, zinet.
  • Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (A.S.M.) evsafı ve bundan bahseden kitab.

hilye-i şerif

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mübarek vasıflarını anlatan manzum veya nesir halindeki yazı.

himyata / himyâtâ

  • (Süryanicedir ve Tevrat'ta geçer.) Resul-ü Ekrem Hz. Muhammed'in (A.S.M.) İbranice bir ismidir.
  • Hz. Muhammed'in Mescid-i Haram Peygamberi isminde Tevrat'taki ismi.

hırka-i saadet dairesi

  • İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda "mukaddes emanetlerin" bulunduğu yer. Burada yüzyıllardan beri, başta Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (A.S.M.) hırkaları olmak üzere İslâmî nitelikte birçok mukaddes eşya saklanmaktadır. Bu eşya Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından, Mısır'ın fethinden (1517) son

hoca-i kainat / hoca-i kâinat

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir nâmı.

hücre-i saadet / hücre-i saâdet

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) odası.

hülasa-i mevcudat / hülâsa-i mevcudat

  • Varlıkların özü, en seçkini Hz. Muhammed (a.s.m.).

huluk-i azim / huluk-i azîm

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mübarek huyları.

hürriyet-i vicdan

  • Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted

huzur-u resul-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bizzat huzuru.

ibdad / ibdâd

  • Ezân-ı Muhammedî okunduğu zaman, her işi terk edip, cemâatle namaz kılmağa gitmek.

ibn-i ishak

  • (Ebu Abdullah Muhammed) Medine'de büyümüştür. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) hayatına dair vak'aları derin bir alâka ile toplamağa başladı. Daha sonra Mısır'a, oradan da Irak'a gitti. Hi: 151 veya 152 tarihinde Bağdat'ta vefat etti. Siyere dair iki eser vücuda getirmiştir.1. Kitab-ül Mübtedâ ve Kısâs-ul E

ibn-i rüşd

  • (Kadı Muhammed Bin Ahmed) (Hi: 514-595) Endülüs Devleti zamanında yetişen bir filozoftur. Kurtuba'da doğmuştur.

ibn-i uyeyne

  • (Hi: 107-198) Ebu Muhammed Süfyan bin Uyeyne, ikinci derecede tâbiinden olup aslen Kufeli olduğu hâlde Mekke-i Mükerreme'de kalmıştır. Hadisde, tefsirde ve bilhassa Hadis-i Şerifleri tefsir etmede derin âlim olup yedi bin Hadis-i Şerif nakletmişti. Zâhid, müttaki ve sâlih bir zât olup kuru arpa ekme

icmali iman / icmâlî îmân

  • Kısaca inanmak. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm ne bildirmiş ise hepsine inandım demek.

ihbarat-ı gaybiye-i ahmediye

  • Hz. Muhammedin gayb âlemine ait bildirdiği haberler.

imam-ı ali naki

  • (Hi: 212-254) Eimme-i İsnâ Aşer'den onuncu zât olup, manevi büyük nüfuz ve takva sahibi, ehl-i kemal bir zâttır. Ali İbn-i Muhammed Hâdi diye de bilinir. (R.A.)

imam-ı busiri / imam-ı busirî

  • (Mi: 1213-1295) İmam-ı Muhammed bin Said "Busayrî" diye bilinir. Kaside-i Bür'e ve Hemziyesi ile meşhur üstün bir İslâm şâiridir.

imam-ı ebu yusuf

  • (Hi: 113-182) İmam-ı A'zam'ın fıkha dair eserlerini te'lif etmiştir. Fıkıh sahasının büyük imamlarındandır. Dedesi Sahabe-i Kiramdan Sa'd'dır. (R.A.) İmam-ı Muhammed'le ikisine Fıkıh kitablarında "İmameyn" denir. (K.S.)

imam-ı gazali / imam-ı gazalî

  • Ahirete irtihâli Hi: 505 dir. "Hüccet-ül İslâm İmam-ı Muhammed Gazalî" diye anılır. O zamanın felsefesinin bâtıl akidelerini red ve cerh ederek Kur'anın eşsizliğini ve hakkaniyet ve mu'cizeliğini isbat etmiş pek çok eserler vermiştir. (K.S.)

imam-ı hanbeli / imam-ı hanbelî

  • (Hi: 164-241) (Ahmed İbn-i Muhammed İbn-i Hanbelî) Hanbelî Mezhebinin imamı olup ezberinde bir milyon hadis vardı. Müsned adlı kitabında otuzbin hadis mevcuttur. Zühd ve takvası çok ileri idi. (K.S.)

imam-ı şafii / imam-ı şâfiî

  • (Hi: 150-204) İmam-ı Abdullah bin Muhammed diye de anılır. Üçüncü ceddi olan Şâfiî, hayatında Resulüllâh'ı (A.S.M.) gördüğü için o isimle anılır. Nesebi, Abd-i Menaf'da Peygamberimiz (A.S.M.) ile birleşir. Gençliğinde çok fakir bir hayat yaşadı. Çok ileri muhaddis ve müfessir-i Kur'andır. Usul-ü Had

imamet

  • İmamlık. Namazda cemaati idare eden zâtın hal ve sıfatı.
  • Halifelik.İmamet iki kısma ayrılır:1- İmamet-i suğra: Namazda cemaate yapılan imamlık.2- İmamet-i kübra : Emir-ül mü'minîn olmak. Yani müslümanlar arasında riyaset-i âmmeyi hâiz bulunmaktır.

imameyn / imâmeyn

  • İki İmam.
  • Fık: Ekseriyetle Hanefî kitaplarında "İmameyn" dendiği zaman "İmam-ı Ebu Yusuf ile İmam-ı Muhammed" anlaşılır. Bazan da İmam-ı A'zam ile İmam-ı Şâfiî Hz.lerine söylenir.
  • İki imâm. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ders ve sohbetlerinde yetişmiş olan İmâm-ı Ebû Yûsuf ile İmâm-ı Muhammed'e verilen lakab. İkisi de mezhebde müctehiddirler.

iman / îmân

  • İnanmak. "Allahü teâlâdan başka mâbud, ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın O'nun kulu ve Resûlü olduğuna" ve O'nun Allahü teâlâdan getirdiklerine kalb ile inanıp dil ile söylemek.

imdad-ı risaletpenahi / imdâd-ı risaletpenâhî

  • Peygamberlik sahibi olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yardımı, imdadı.

inşikak-ı kamer

  • Ay'ın parçalanması. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü vesselâmın mu'cizesi eseri olarak gökte ay'ın en parlak olduğu bir zamanda ikiye ayrılması.

irhasat / irhâsât

  • Hayırlı işlerle uğraşmak.
  • Sağlam şey.
  • Ist: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) nübüvvetinden evvel zuhur eden hârikulâde haller ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden hâdiselerdendir.
  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliğinden evvel meydana gelen ve peygamber olacağına işaret eden harika hâller, belirtiler.

irhasat-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliğinden evvel meydana gelen ve peygamber olacağına işaret eden harika haller, belirtiler.

işaret-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in peygamberliğine olan işaret.

islam / islâm

  • Boyun bükerek teslim olmak. Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla bildirdiği emirler ve yasakları.
  • (Selâm. dan) İtaat, inkıyad, bir şeye teslimiyet. Din.
  • Ist: Hz. Muhammed'in (A.S.M.), Allah'ın emriyle insanlara bildirdiği din.
  • Hazreti Muhammed aleyhisalâtü vesselâmın getirdiği din.

islamiyyet / islâmiyyet

  • Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyâda ve âhirette râhat ve mes'ûd olmalarını sağlayan usûl ve kâideler, emirler ve yasaklar.

ism-i hass / ism-i hâss

  • Gr: Yalnız bir kimse, bir hayvan veya bir şeye hâs olan isim. Hz. Muhammed (A.S.M.), Medine-i Münevvere gibi.

ism-i nebevi / ism-i nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ismi.

işmam / işmâm

  • Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek.
  • Kibirden dolayı başı dik yürümek.
  • Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak.
  • "Şemm"den:
  • Koklatma, koklatılma.
  • Tecvid ıstılâhında harfin zamme harekesine işaret etme.

istimlak

  • İcraî karar alma salâhiyetini hâiz bir amme hükmî şahıs (Vilâyet, Belediye v.s.) tarafından bir malın, halkın faydası için karşılığı verilip alınarak umumun istifadesine arzedilmesi.
  • Mülk satın almak.
  • Mülk sahibi olmak.

ittiba-ı sünnet-i ahmediye / ittibâ-ı sünnet-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünnetine tabi olma.

ittiba-ı sünnet-i muhammediye / ittibâ-ı sünnet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünnetine bağlanma.

ittihad-ı muhammedi / ittihad-ı muhammedî

  • "Muhammedî birlik" mânâsına gelen ve 5 Nisan 1909'da İstanbul'da kurulan bir cemiyet.

kabr-i muhammedi / kabr-i muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mezar-ı şerifleri.

kabr-i peygamberi / kabr-i peygamberî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mezarı.

kabul-ü nebevi / kabul-ü nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) kabul etmesi.

kaside-i bürde / kasîde-i bürde

  • İslâm âlimlerinin meşhûrlarından ve evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Saîd Busayrî hazretlerinin, sevgili Peygamberimizi öven meşhûr kasîdesi. Bu kasîdeyi rüyâsında Peygamber efendimize okuduğu ve Peygamber efendimiz de ona bürdesini yâni hırkasını hediye ettiği için bu kasîdeye Kasîde-i Bürde de

kastalani / kastalanî

  • (Hi: 851-923) (İmam-ı Ahmed İbn-i Muhammed) Büyük Şafiî âlimlerindendir. Çok eser yazmıştır. En meşhur eseri Mevahib-ül Ledüniyye'dir. Mısır'da vefat etmiştir.

kavaid-i ehl-i sünnet / kavâid-i ehl-i sünnet

  • Hz. Muhammed'in sünnetine uyan, onun yolundan giden büyük Müslüman topluluğu tarafından belirlenen kurallar.

kelime-i ihlas / kelime-i ihlâs

  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü Kelime-i tevhîd de denir.

kelime-i şehadet / kelime-i şehâdet

  • "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" mübârek sözü. Mânâsı şöyledir: "Görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü teâlâdan başka, varlığı lâzım olan, ibâdet ve itâat olunmağa hakkı olan, hiç ilâh, hiçbir kimse yoktur. Görmüş gibi bilir, inanırım ki, Muhammed sallalla
  • "Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim" ifadesi.
  • Şehâdet ifâdesini hülâsa eden (Eşhedü en Lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluh) cümlesi.

kelime-i tayyibe

  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü. Kelime-i tevhîd de denir.

kelime-i tevhid / kelime-i tevhîd

  • "Lâ-ilâhe illallah, Muhammedün resûllullah".
  • Tevhid-i İlahîyi ifade eden "Lâilahe illallah Muhammedür Resulullah" cümle-i kudsiyesidir.
  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü. Mânâsı şöyledir: Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. Muhammed aleyhisselâm O'nun resûlüdür, peygamberidir. Kelime-i tevhîde; Kelime-i ihlâs, Kelime-i takvâ, Kelime-i tayyibe, Da'vet-ül-hak, Urvet-ül-vüs kâ, Kelime-i semeret-ül-Cennet de denir.

kemalat-ı ahmediye / kemâlât-ı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in üstün özellikleri, mükemmellikleri.

kemalat-ı muhammediye / kemâlât-ı muhammediye

  • Hz Muhammed'e (a s m ) mahsus mükemmellikler, faziletler.

kevser-i ahmed

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) cennetteki Kevser havuzu.

kuduri / kudurî

  • (Hi: 362 - 428) Bağdadlıdır. Ahmed İbn-i Muhammed Bağdâdi diye de anılır. Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Bu zatın, fıkha dâir meşhur kitabının ismi de Kudurî'dir.

küfale

  • Zammetmek, artırmak.
  • Boynuna almak.

kumandan-ı rabbani / kumandan-ı rabbânî

  • Her şeyi terbiye eden Allah'ın seçtiği kumandan, Hz. Muhammed.

kur'an

  • Allah (C.C.) tarafından Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma Cebrâil Aleyhisselâm vâsıtası ile (yâni vahiyle) gönderilen ve beşeriyetin bütün saadet düsturlarını hâvi en mukaddes ve en son kitâb-ı semâvidir. Din ve dünyanın nizâmını en iyi şekilde bildirir, kâinatın neden ve niçin yaratıldığ

kur'an-ı kerim / kur'ân-ı kerîm

  • Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede Arabça olarak indirdiği, bize kadar ilk nâzil olduğu şekilde tevâtürle, yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen ve mushaf larda yazılı olup, okunması ile ibâdet edilen, hi

kureyş

  • Kökü Hz. İbrahim'e (A.S.) dayanan, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in de (A.S.M.) mensub olduğu Arab kabilesi.

kureyş kabilesi

  • Kökü Hz. İbrahim'e dayanan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in mensup olduğu meşhur arap kabilesi.

kuss ibn-i saide

  • İslâmiyetten önce Arabistan'da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir. Cârud gibi hakperesttir. Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur. Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir d

kutb-u risalet

  • Risaletin başı.
  • Hz. Muhammed (A.S.M.)

kutb-ul aktab

  • Kutubların başı. Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (A.S.M.). Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, nübüvvet-i Muhammediyeye (A.S.M.) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur. Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (A.S.M.) mazharı ve Esmâ-i İ

kütüb-ü sitte-i hadisiyye

  • Hadise dair altı Kitab. Bu eserler en çok tetkik edilmiş, en sahih, en doğru ve mu'teber hadis kitablarıdır.1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî'dir. Sahih hadisleri tesbit için İslâm ilim merkezlerini dolaşmış, hadis âlimlerinden istifade etmiştir. Cumhurun

leyle-i akabe

  • Nübüvvetin 11. yılında Mekke dışında Akabe denilen yerde Medine halkından bir topluluğun Hz. Muhammed (s.a.v.) ile konuşup İslâm'ı kabul ettikleri gece.

lihye-i şerif

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (A.S.M.) âit sakaldan bazıları. Sakal-ı Şerif.

lisan-ı ahmedi / lisan-ı ahmedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in dili.

liva-yı muhammedi / livâ-yı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sancağı.

livaü'l-hamd / livâü'l-hamd

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ahiretteki sancağı.

livaü'l-hamd-i ahmedi / livâü'l-hamd-i ahmedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bayrağı, kıyametten sonra Müslümanların altında toplanacakları sancak.

ma'iyyet

  • Berâberlik. Her an Allahü teâlâ ile berâber olma. Huzur, cem'iyyet, vilâyet-i Hâssa-i Muhammedî de denir.

maarif-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdikleri, öğrettikleri.

mahbub-i huda / mahbûb-i hudâ

  • Allahü teâlânın habîbi, sevgilisi Muhammed aleyhisselâm.

mahbub-u hüda / mahbub-u hüdâ

  • Allah'ın sevgilisi. Hz. Muhammed Mustafa (A.S.M.)

mahiyet-i kudsiye-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mukaddes, kutsal mahiyeti, mânevî özü, gerçeği.

mahiyet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'e ait temel özellik.

mahmud / mahmûd

  • Övülmüş, övülen.
  • Peygamber efendimizin güzel isimlerinden biri. Ahmed, Muhammed, Mahmûd, hep över seni Allah Senin isminle biter lâ ilâhe illallah Bundaki ince sırrı anlamaz, bilmez gümrâh, Kendi adıyla yazmış senin adını Rahmân
  • Ebrehe'nin, Kâbe'yi yıkmak üzere ordusunda geti

makam-ı mahmud / makâm-ı mahmûd

  • Mahşer (kıyâmet) günü büyük bir sıkıntı ve ızdırab içerisinde bulunan mahlûkâtın hesaplarının bir an evvel görülmesi için Allahü teâlâ tarafından Muhammed aleyhisselâma verilen şefâat izni. Buna Şefâat-i Kübrâ da denir.

makamat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dereceleri, makamları.

mazmaz

  • (İbranice) Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Suhuf-u İbrahim ve Tevrat'taki ismi.
  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Tevrat'ta geçen bir ismi.

mazmum

  • (Zamm. dan) Zammolunmuş. İlâve olunmuş.
  • Yapışmış.
  • Zamme ile okunan.

medain

  • (Medayin) Şehirler, medineler. Büyük memleketler.
  • Şimdi harabe olup İslâmiyyetten evvel yaşamış Kisralıların Nuşirevan zamanında kurdukları merkez-i hükümetleri olan büyük şehir. Peygamber Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın doğduğu gece bu şehirdeki büyük sarayın eyvanları yıkılm

medeniyet-i muhammediye

  • Cenâb-ı Hakkın vahyi ile Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirmiş olduğu İslâm medeniyeti.

medinet-ün nebi

  • Eski ismi Yesrib olan ve Peygamberimiz Hz. Muhammedin (A.S.M.) türbesinin bulunduğu Medine şehri.

mefhar-ı kainat / mefhar-ı kâinat

  • (Mefhar-i Mevcudat) Kâinatın, kendisi ile iftihar ettiği zat mânâsına Hz. Muhammed'e (A.S.M.) alem olmuş bir tâbirdir.

mefhar-i mevcudat / mefhar-i mevcûdât

  • Mahlûkâtın (yaratılmışların) övündüğü Muhammed aleyhisselâm.

mehasin-i hakikat-ı muhammediye / mehâsin-i hakikat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bütün kâinatı kaplayan hakikatinin güzellikleri.

mehdi-yi abbasi / mehdi-yi abbasî

  • (Hi: 120-163) Abbâsi Halifesidir. Ebu Abdullah Muhammed diye de anılır. Halife Mansurun oğludur. Meşhur ve iyiliği ile umumi kabul gören bir zat olup hususan sulh zamanında imparatorluğun inkişafı için çok çalışmıştır. Yeni yollar yaptırmış, postayı ıslâh etmiş ve Abbâsi Sülâlesinin en iyi hükümdarı

mehmed

  • Muhammed isminin Türkçede meşhur olmuş değişik şeklidir. Resul-i Ekrem Efendimize verilen ve sadece ona lâyık bulunan Muhammed (A.S.M.) ismine hürmeten bu değişiklik âdet olmuştur.

mekarim-i ahlak / mekârim-i ahlâk

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ahlâkına ve onun sünnet-i seniyesine ittiba ve imtisâl edenlerin ahlâkı.

men

  • (İsm-i Mevsuldür) Şahsa delâlet eder. "O kimse ki, yahut, kimi, kim, kim ki" gibi mânâlara gelir. İstifham için olur, yerine göre tesniye (Menân) şeklinde ve cemi (Menun) gibi okunabilir. Akıl sahibleri hakkında kullanılır. Mevsule, şartiye, nekre-i tâmme, nekre-i mevsule olur.

merfu'

  • Yükseltilmiş. Yüksekte. Terfi ettirilmiş. Ref' olunmuş.
  • Hükümsüz bırakılmış.
  • Gr: Zamme ile harekelenmiş harf. Yani: Harfin harekesi, ötre (mazmum) "u, ü, o, ö şeklinde" okunan harf.

merfuat / merfuât

  • Bir yerde kullanılmak için kaldırılan eski eşya.
  • Gr: Mazmum olan, zamme ile harekelenmiş kelimeler.

meslek-i ehl-i sünnet

  • Hz. Muhammed'in sünnetine uyan, onun yolundan giden Müslümanların mesleği, takip ettikleri yol.

mevlid

  • Doğma. Dünyaya gelme.
  • Doğulan yer veya zaman.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın doğumunu anlatan manzum eser, dini manzume.
  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğumu, hayatı ile ilgili eser.

mevlid gecesi

  • Peygamberimiz Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellemin doğduğu Rebî'ul-evvel ayının on birinci ve on ikinci günleri arasındaki gece.

mi'rac

  • Merdiven, süllem.
  • Yükselecek yer.
  • En yüksek makam.
  • Huzur-u İlâhî. Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimizin, Receb ayının 27. gecesinde Cenab-ı Hakk'ın huzuruna ruhen, cismen, hâlen çıkması mu'cizesi ki; en büyük mu'cizelerinden birisidir.

mi'rac-ı ekber-i muhammedi / mi'rac-ı ekber-i muhammedî

  • Hz. Muhammed'in büyük miracı.

mi'raciyye

  • Mi'raca âid. Mi'rac hakkında. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Mi'rac mu'cizesi hakkında yazılmış manzume veya bu hususta yazılan eser.

mir'at-ı muhammed / mir'ât-ı muhammed

  • Allah'ın isimlerine bir ayna olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

mir'at-ı muhammediye / mir'ât-ı muhammediye

  • Allah'ın isimlerine ayna olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

mirac-ı ekber-i muhammed

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m) büyük miracı.

miraciye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mi'rac-ı şeriflerinden bahseden eser.

misvak

  • Kullanılması pek çok faydalı olan ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ehemmiyetle tavsiye ettiği, diş fırçası vazifesini de gören, hoş kokulu ve meyvesiz bir ağacın dallarından kesilip kullanılan parça.

mu'cizat-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) mu'cizeleri.

mu'cizat-ı maiye / mu'cizât-ı mâiye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) su ile ilgili mu'cizeleri.

mu'cize-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mu'cizesi.

mu'cize-i bahire-i ahmediye / mu'cize-i bâhire-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ap açık mu'cizesi.

mu'cize-i kübra-i ahmediye / mu'cize-i kübrâ-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) en büyük mu'cizesi.

mu'cize-i kübra-i muhammedi / mu'cize-i kübrâ-i muhammedî

  • Pemgamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) büyük mu'cizesi.

mu'cize-i kübra-yı ahmediye / mu'cize-i kübrâ-yı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) büyük mu'cizesi.

mu'cize-i muhammedi / mu'cize-i muhammedî

  • Allah'ın izniyle Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cize.

mu'cize-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cize.

muammerin / muammerîn

  • (Tekili: Muammer) (Ömr. den) Muammerler. Uzun ömürlü kimseler.

mücerreme

  • Tamam manasına gelir bir isimdir. Meselâ: Sene-i mücerreme, sene-i tâmme demektir.

muhammed-i arabi / muhammed-i arabî

  • Arap milletinden olan peygamberimiz Hz. Muhammed.

muhammed-i haşimi / muhammed-i hâşimî

  • Haşimoğulları soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

muhammed-i kureyşi / muhammed-i kureyşî

  • Kureyş kabilesine mensup olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

muhammedeni'l-mustafa

  • Muhammed Mustafa.

muhammedi / muhammedî

  • Hz. Muhammed'e (A.S.M.) mensub olan. Müslüman. (Ecnebi dillerinde geçen bu mânadaki tabirlere göre Muhammedî, Muhammedîlik: Müslüman ve Müslümanlık mânasına gelmektedir.)

muhammediler / muhammedîler

  • Müslümanlar; Muhammed Aleyhisselâma tabi olanlar.

muhammediyyun

  • Müslümanlar. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ümmetinden olanlar.

muhammedü'l-emin / muhammedü'l-emîn

  • "Güvenilir Muhammed" mânâsında Peygamberimize (a.s.m.) verilen bir ünvan.

muhammedü'l-haşimi / muhammedü'l-hâşimî

  • Haşimoğulları soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed.

muhammedü'n-nebi / muhammedü'n-nebî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

muhammedun resulullah

  • Muhammed Allah'ın resulüdür.

muhammedün resulullah

  • Muhammed Allah'ın resulüdür.

muhbir-i sadık / muhbir-i sâdık

  • Hep doğru söyleyici, doğru haber verici mânâsına Muhammed aleyhisselâm.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi. Diğer Peygamberlere de denebilir. Çünkü hepsi sâdık, sağlam, doğru haberleri insanlara ulaştırmışlar, kendilerine bildirilenleri aynen bildirmişler, insanları doğruluğa, felâha, hakka, hakikata, imana dâvet etmişlerdir.

mühr-ü nübüvvet

  • Peygamberlik mühürü. Peygamberimiz Hz. Muhammedin (A.S.M.) iki omuzu arasındaki (sırtındaki) peygamberlik işareti.

muhtar

  • İhtiyar eden. Seçilmiş olan.
  • Hareketinde serbest olan. İstediğini yapmakta serbest olan. Hür.
  • Köyde veya şehrin mahallesinde seçimle o semtin idâre ve hükümet işlerini üzerine alan kimse.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ism-i şerifi.

mukim-üs sünnet / mukîm-üs sünnet

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Tevrat ve Zebur'daki ismi, sünnet ikame eden.

mukteda-yı küll / muktedâ-yı küll

  • Herkesin her konuda uyduğu, örnek aldığı kişi, Hz. Muhammed (a.s.m.).

münhamenna / münhamennâ

  • Muhammed (A.S.M.) manâsına, Tevratta geçen İbrânice isimdir.
  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) "muhammed" mânâsında Tevrat'taki ismi.

mürevvic-üş-şeria / mürevvic-üş-şerîa

  • İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı.

musammet

  • (Sammet. den) Kof olmayan. İçi boş olmıyan şey.
  • Gr: Arap alfabesine "b, f, l, m, n, r" nin haricindeki bütün harfler.

müşeffah

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) "muhammed" mânâsında Tevrat'taki ismi.

muslih-i emin

  • Muhammed, ıslah edici ve emin.

müslim

  • Mûteber ve güvenilir olduğu bütün İslâm âlimleri tarafından kabul edilen, Kütüb-i sitte denilen altı hadîs kitâbının ikincisi.
  • Allahü teâlânın, peygamberi Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla gönderdiklerine îmân edip, O'nun emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçan kimse.

müsliman

  • Allahü teâlânın, peygamberleri vâsıtasıyla gönderdiklerine ve Muhammed aleyhisselâma îmân edip, Allahü teâlânın emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçan kimse.

musmit

  • (Musammet) İçi kof olmayan şey.
  • Tecvidde: Te, se, cim, ha, hı, dal, zel, ze, sin, sın, sad, dad, tı, zı, ayın, gayın, kaf, kef, he harflerinin ismidir.

mustafa

  • Seçilmiş, seçkin; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimlerinden biri.
  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri. Mü'min olanların çoktur cefâsı, Âhirette vardır zevk ü sefâsı, On sekiz bin âlemin Mustafâsı, Adı güzel kendi güzel Muhammed.

mutahhar

  • Temiz, temizlenmiş mânâsına Muhammed aleyhisselâmın ismi.

mütekerrir

  • Tekerrür eden. Tekrar. Tekrar olan. Mükerrer olan.
  • Edb: Murabbâ, muhammes, müseddes bentli manzumelerin birinci bendi sonunda tekrar edilmiş olan mısra.

na't / نعت

  • Övme. (Arapça)
  • Hz. Muhammed'i övücü şiir. (Arapça)

na't-ı şerif / na't-ı şerîf

  • Peygamberleri ve din büyüklerini öven şiirler. Daha çok Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için söylenir.

naat / نعت

  • Övme. (Arapça)
  • Hz. Muhammed'i övücü şiir. (Arapça)

name-i nebeviye / nâme-i nebeviye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mektubu.

nazar-ı ahmedi / nazar-ı ahmedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in bakışı.

nazar-ı muhammedi / nazar-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bakışı.

naziat suresi

  • Kur'an-ı Kerim'in 79. Suresidir. Sâhire ve Tâmme Suresi de denir.

nebe' suresi

  • Kur'an-ı Kerim'de 78. Suredir. Amme Suresi de denir.

nebi aleyhisselam / nebî aleyhisselâm

  • Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiy-yi ahirzaman / nebiy-yi âhirzaman

  • Âhirzaman nebisi, peygamberi, Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiy-yi kureyşi / nebiy-yi kureyşî

  • Kureyş kabilesine mensup olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiy-yi ümmi / nebiy-yi ümmî

  • Okuma ve yazma bilmeyen peygamber; yani beşerî ilimleri tahsil etmemiş ve ilmi İlâhî olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiy-yi zişan / nebiy-yi zîşan

  • Şan sahibi Nebî; Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i ahirzaman / nebiyy-i âhirzaman

  • Âhirzaman peygamberi ve son peygamber olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i efham

  • En büyük nebî, peygamber; Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i haşimi / nebiyy-i hâşimî

  • Haşimoğulları soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i kureyşi / nebiyy-i kureyşî

  • Kureyş kabilesinden olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i sadık / nebiyy-i sâdık

  • Doğru söyleyen nebî; Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyy-i zişan / nebiyy-i zîşân

  • Şan sahibi Nebî; Hz. Muhammed (a.s.m.).

nebiyyü'l-haram

  • Mescid-i Haram Peygamberi, Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimlerinden biri.

neccariyye / neccâriyye

  • Hicretin üçüncü asrında Hüseyin bin Muhammed en-Neccâr tarafından kurulan bozuk fırka.

nevadir haberler / nevâdir haberler

  • Hanefî mezhebi imâmlarından İmâm-ı Muhammed'in (El-Keysâniyyât), (El-Hârûniyyât), (El-Cürcâniyyât), (Er-Rukıyyât) adındaki kitablarıyla bildirilen din bilgileri, haberler.

nübüvvet-i ahmediye

  • Efendimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Peygamberliği.

nübüvvet-i ahmediyye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliği.

nübüvvet-i muhammed

  • Hz. Muhammed'in peygamberliği.

nübüvvet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in peygamberliği.

nur-u muhammed

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) nuru.

nur-u muhammedi / nur-u muhammedî

  • Bütün varlıkların yaratılışının mayası, aslı, esası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) nuru.

osman

  • Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın en yakın sahabelerinden, Aşere-i Mübeşşere'den ve İslâmiyet için en çok fedakârlık gösterenlerdendir. Hz. Talha ve Zübeyr'den evvel imana geldi, iman edenlerin beşincisi oldu. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın üçüncü halifesi ve damadıd

penckuşe

  • Beş köşeli. Muhammes. (Farsça)

peygamber-i zişan / peygamber-i zîşân

  • Yüksek şan ve şeref sahibi olan peygamber, Hz. Muhammed (a.s.m.).

peygamber-i zişan efendimiz hazretleri / peygamber-i zîşan efendimiz hazretleri

  • Yüksek şan ve şeref sahibi olan peygamber; Hz. Muhammed (a.s.m.).

rahmet

  • Acıma, merhamet.
  • Sevgili Peygamberimiz hazret-i Muhammed'in isimlerinden.
  • Kur'ân-ı kerîm.
  • Yağmur.

rahmet-i mücesseme

  • Allah'ın sonsuz rahmetinin maddî cisim haline gelmiş hali olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

rahmeten lil'alemin / rahmeten lil'âlemîn

  • Bütün âlemlere rahmet olan; Hz. Muhammed (a.s.m.).

rahmeten-li-l-alemin / rahmeten-li-l-âlemin

  • Bütün âlemlere rahmet olan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.

rasf

  • Oka kiriş sarmak.
  • Birbirine zammetmek.
  • Kaldırım döşemek.

ravza-i mutahhara / روضهء مطهره

  • Hz. Muhammedin mezarının bulunduğu yer.

ravza-i pak-i ahmedi / ravza-i pâk-i ahmedi

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) tertemiz makamı, kabri.

reis-i alem / reis-i âlem

  • Âlemin reisi. Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.

resul-i ekrem / resûl-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Peygamberlerin en üstünü, en kıymetlisi olan Muhammed aleyhisselâm.

resül-i ekrem

  • (Bak: Muhammed (A.S.M.)

resul-i kerim / resul-i kerîm

  • Allah'ın çok şerefli ve değerli elçisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i mücteba / resul-i müctebâ

  • Seçkin peygamber; Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i rahman / resul-i rahmân

  • Rahmet ve şefkati bütün varlıkları kaplayan Allah'ın elçisi, Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i sadık

  • Her haliyle doğru olan, sözleri ve hareketlerinde en küçük yalan olmayan Allah'ın elçisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i zişan / resul-i zîşân

  • Şanlı peygamber, Hz. Muhammed (s.a.v.).
  • Büyük şan sahibi olan Allah'ın Resulü; Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-u ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-ü ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-ü ekrem (a.s.m.)

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-üs-sakaleyn / resûl-üs-sakaleyn

  • İnsanlara ve cinne peygamber olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm.

resulü's-sakaleyn

  • İnsanların ve cinlerin peygamberi, Hz. Muhammed (s.a.s.)

resulullah / resûlullah

  • Allahü teâlânın peygamberi Muhammed aleyhisselâm.

resülullah

  • Allah'ın (C.C.) gönderdiği Peygamber. Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.

risalet-i ahmediye / risâlet-i ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in peygamberliği.

risalet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliği.

risalet-penah

  • Risaletin kendine istinad ettiği Hazret-i Muhammed (A.S.M.). (Risalet-meab da denir)

rıza-yı muhammedi / rıza-yı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) rızası.

rıza-yı nebeviye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) rızası, izni.

rıza-yı peygamberi / rıza-yı peygamberî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m) rızası.

ruh-u muhammedi / ruh-u muhammedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in aziz ve pâk ruhu.

sada-yı muhammedi / sadâ-yı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) dua için seslenmesi.

sadat-ı ehl-i beyt / sâdât-ı ehl-i beyt

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) soyundan gelen seyyidler.

saff-ı sahabe

  • Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş olan mü'min kimselerin oluşturduğu ilk insanlar.

safiyullah

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismidir. Bütün mahlukatta efdal ve Cenab-ı Hakk'ın ihsanı ile onlardan seçilip çıkarılmış tertemiz mânâsına Safiyullâh denilmiştir. Hz. Adem'in de (A.S.) bir ismidir.

şah-ı levlak / şâh-ı levlâk

  • Yaratılanların şahı, kainatın yaratılış sebebi Hz. Muhammed (a.s.m.).

şah-ı levlaki / şâh-ı levlâki

  • Sen olmasaydın hitabına mazhar olan şah, Hz. Muhammed (a.s.m.).

şah-ı risalet

  • Risaletin Şahı. Hz. Muhammed (A.S.M.)

sahabe / sahâbe / صحابه

  • (Sahâbi) Sâhibler. Sâhib çıkanlar.
  • Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (A.S.M.) sağ iken mü'min olarak görmüş, mü'min olarak vefat etmiş erkek müslüman.
  • Hz. Muhammed'in sohbetlerine katılan müslüman. (Arapça)

sahabi / sahâbî / صحابى

  • Hz. Muhammed'in sohbetlerini katılan müslüman. (Arapça)

sahabiye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı sağ iken görmüş olan ve mü'mine olarak vefat etmiş bulunan kadın müslüman.

şahadet getirmek

  • Kelime-i Şehadete inanıp onu söylemek. Bir Allah'tan başka ilâh olmadığına; Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm'ın, Allah'ın Resulü olduğuna inanarak söylemek.

sahib-üt tac / sâhib-üt tâc

  • Tâc, sâhibi, İncil'de mezkur Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ismi.

şahsiyet-i maneviye-i muhammediye / şahsiyet-i mâneviye-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in mânevî şahsiyeti.

şakk-ı kamer

  • Ayın iki parça olması mu'cizesi. (Kur'ân-ı Kerimin nass-ı kat'isi ile de sâbit olan ve mütevâtir olarak da bilinen Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın parmağının işâreti ile ayın iki parçaya ayrıldığı hadisesi ki, büyük mu'cizelerindendir.)
  • Ayın yarılması, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ayı ikiye ayırması mûcizesi.

şakk-ı sadr

  • Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın mübârek göğsünün yarılması hâdisesi.

salar-ı beyt-ül haram / sâlâr-ı beyt-ül haram

  • Beyt-ül Haram'ın reisi ve başkumandanı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.

salar-ı rusül / sâlâr-ı rusül

  • Resüller kafilesinin reisi, kumandanı. Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.

salat u selam / salât u selâm

  • Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem ism-i şerîfleri anılınca, işitilince veya yazılınca söylenen veya yazılan hayır duâlardan ibâret olan sözler yâni sallallahü aleyhi ve sellem, Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed, Essalâtü ves-selâmü aleyk

salavat

  • (Tekili: Salât) Namazlar.
  • Bütün dualar. İhtiyaçtan gelen ricalar.
  • Nimetten çıkan şükürler. İbadetler.
  • Hazret-i Muhammed'e (A.S.M.) memnuniyet ve bağlılık için yapılan dualar.
  • Nasârâ kilisesi.

salvele

  • Hz. Muhammed'e okunan salât ve selam duası.
  • Allahümme salli alâ Muhammed ve benzeri salât u selâm denilen ve Peygamber efendimize okunan hayır duâ.

sancak-ı muhammedi / sancak-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sancağı; kıyametten sonra, Müslümanların altında toplanacağı sancak.

şari'

  • Şeriatı meydana koyan, teşri eden. Allah (C.C.).
  • Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.
  • Şüru' eden, başlayan.

sarr

  • Kesenin ağzını bağlamak.
  • Hıfzetmek.
  • Cem'etmek, toplamak.
  • Yukarı kaldırmak.
  • Zammetmek, artırmak.

şecere-i muhammediye

  • Muhammedî ağaç; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hakikati ve o hakikati doğrulayan her şey ve herkes.

şecere-i pak-i muhammedi / şecere-i pâk-i muhammedî

  • Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı.

şefaat-i nebeviye / şefâat-i nebeviye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) şefaati, af için Allah'a niyazda bulunması.

şefi'-ül müznibin / şefi'-ül müznibîn

  • Günahkârların şefaatçısı Hazret-i Muhammed. (A.S.M.)

şefi'-ül ümem

  • Ümmetlerin şefaatçısı Hz. Muhammed (A.S.M.)

şefi-i ruz-i ceza / şefî-i rûz-i cezâ

  • "Cezâ gününün yâni kıyâmet gününün şefâat edicisi" mânâsına Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm.
  • Herkesin yaptığı tüm amellerin karşılığını alacağı mahşer gününde, mü'minlere şefaat edecek olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

şefiü'l-müznibinin varisi / şefiü'l-müznibînin vârisi

  • Âhiret âleminde günahkârların bağışlanması için şefaatte bulunacak olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mirasçısı.

şehadet kelimesi / şehâdet kelimesi

  • Kelime-i şehâdet, İslâm'ın beş şartından birincisi. "Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" mübârek sözü.

şems-i hidayet

  • Hidayet güneşi. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.

şer-i ahmedi / şer-i ahmedî

  • Pegamberimiz Hz. Muhammed'in getirdiği şeriat; Allah tarafından bildirilen İlâhî emir ve yasaklara dayanan hükümlerin hepsi.

şeriat-ı ahmedi / şeriat-ı ahmedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği ve bildirdiği şeriat; İslâm dini.

şeriat-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği şeriat, İlâhî kanun ve hükümler, İslâmiyet.

şeriat-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği şeriat, İlâhî kanun ve hükümler.

şeriat-ı garra-i ahmediye

  • Hz. Muhammed (a.s.m.) getirmiş olduğu parlak ve nurlu şeriat.

şeriat-ı garra-yı muhammediye / şeriat-ı garrâ-yı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) getirdiği büyük ve parlak şeriat, İslâmiyet.

şeriat-ı muhammedi / şeriat-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) şeriatı, tarif ettiği, getirdiği ve bildirdiği şeriat; İslâm dini.

şeriat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) tarif ettiği, getirdiği ve bildirdiği şeriat; İslâm dini.

şeriat-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) şeriatı, getirdiği ve bildirdiği İslâm dini.

server-i alem / server-i âlem

  • Âlemin efendisi, en üstünü Muhammed aleyhisselâm.

server-i kainat / server-i kâinât

  • Kâinâtın efendisi, en kıymetlisi Muhammed aleyhisselâm.

serzakir

  • Başta gelen zâkir, zikredenlerin başı. (Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dan kinâye olur.) (Farsça)

sevam

  • Yabanda otlayıp gezen hayvan.
  • (Tekili: Sâmme) Zehirli hayvanlar.

sevvam

  • (Tekili: Sâmme) Akrep ve yılan gibi zehirli hayvanlar.

seyf ibn-i ziyezen / seyf ibn-i zîyezen

  • Yemen padişahlarındandır. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bi'setinden evvel onun evsafını evvelki mukaddes kitaplarda görmüş ve iman etmiş ve müştak olmuştu.

seyyid

  • Efendi.
  • Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) soyundan olan, onun izinden giden.
  • Temiz ve fazilet sâhibi Müslüman zât.
  • Resül-i Ekrem (A.S.M.) herkesin imamı, büyüğü, önderi olduğundan kendisine bu isim de verilmiştir.

seyyid-i kainat / seyyid-i kâinat

  • Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

seyyid-ül beşer

  • İnsanların seyyidi, efendisi olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

seyyid-ül enam

  • Bütün mahlukatın efendisi. Muhammed (A.S.M.)

seyyid-ül kevneyn

  • İki âlemin efendisi, seyyidi. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir nâmı.

seyyid-ül-enam / seyyid-ül-enâm

  • Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın lakablarından biri. Beşerin yâni insanların efendisi, en yükseği.

seyyid-ül-mürselin / seyyid-ül-mürselîn

  • Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. Gönderilmiş olan peygamberlerin önderi, efendisi.

seyyid-üs-sakaleyn

  • Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. İnsanların ve cinlerin efendisi, iki cihânın seyyidi Muhammed aleyhisselâm.

seyyidü'l-alemin / seyyidü'l-âlemîn

  • Âlemlerin seyyidi, efendisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

seyyidü'l-beşer

  • Bütün insanlığın büyüğü, efendisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • İnsanların efendisi, Hz. Muhammed.

seyyidü'l-beşer muhammed

  • İnsanlığın efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

seyyidü'l-enbiya

  • Peygamberlerin Efendisi, Hz. Muhammed.

seyyidü'l-mürselin / seyyidü'l-mürselîn

  • Allah tarafından gönderilen Peygamberlerin Efendisi, Hz. Muhammed (a.s.m.).

seyyidü'r-rusül

  • Bütün peygamberlerin efendisi, Hz Muhammed (a.s.m.).

sıbteyn-i mükerremeyn

  • Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın iki mübârek torunu; hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyn (radıyallahü teâlâ anhümâ).

sıdk-ı muhammed

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğruluğu.

silsile-i aliyye

  • Yüksek silsile. Peygamber efendimizden hazret-i Ebû Bekr yoluyla ilim ve feyz alarak gelen büyük âlimler silsilesi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Ebû Bekr-i Sıddîk, Selmân-ı Fârisî, Kâsım bin Muhammed, Ca'fer-i Sâdık, Bâyezîd-i Bistâmî, Ebü l-Hasen Harkânî, Ebû Ali Farmedî, Yûsuf-i Hemedân

silsile-i şerafet ve siyadet / silsile-i şerâfet ve siyadet

  • Soyunun bir taraftan Hz. Hasan—şeriflik—, diğer taraftan da Hz. Hüseyin—seyyidlik—vasıtasıyla Hz. Muhammed'in (a.s.m.) soyundan gelme silsilesi.

sinan-i ümmi

  • (Vefatı: Hi: 1075) Halveti Tarikatı Yiğitbaşı kolu ileri gelenlerinden olup Kutb-ül Meâni adında Türkçe mensur bir eseri ile matbu ve müretteb bir divanı vardır. Muhammed Sinan-ı Ümmi, Konya vilâyeti dahilinde Elmalı'dan olup orada dâr-ı bekaya hicret etmiştir. (R. Aleyh) (Osmanlı Müellifleri sh: 18

sirac-ı vehhac / sirâc-ı vehhac

  • Etrafını aydınlatan, ışık saçan lamba; getirdiği dinle tüm karanlıkları iman nuruyla aydınlatan Hz. Muhammed (a.s.m.).

sırr-ı manevi-i dua-yı nebevi / sırr-ı mânevî-i dua-yı nebevî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) duasının mânevî sırrı.

siyer-i seniye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) hayatı, yüksek ahlâk ve vasıflarına dair yazılan kitap.

son peygamber

  • Kendisinden sonra başka peygamber gelmeyecek olan Muhammed aleyhisselâm.

şuaat / şuâât

  • Işınlar, ışık hüzmeleri; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamberliğinin isbatına dair bir eser olup, 1921 yılında Üstad Said Nursî tarafından telif edilmiştir.

sühreverdiyye

  • Evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs Ömer bin Muhammed Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin tasavvuftaki yolu.

sülale-i tahire / sülale-i tâhire

  • Temiz sülale olan Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) soyu.

sultan-ı levlake levlak / sultan-ı levlâke levlâk

  • Hayatın ve herşeyin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı; Hz. Muhammed.

sultanu'l-enbiya

  • Peygamberlerin Sultanı Hz. Muhammed.

sultanü'l-evliya

  • Bütün velilerin sultanı olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

sünen-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünneti, ahlâkı ve yaşayış tarzı.

sünen-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünnetleri, ahlâk ve yaşayışı.

sünnet-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) sünneti, hal, söz, tavır ve tasdikleri.

sünnet-i peygamberi / sünnet-i peygamberî

  • Peygamber sünneti, Hz. Muhammed'in sünneti.

sünni / sünnî

  • Sünnet ehlinden olan kimse. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) izinden giden, bütün düsturlarını Şeriat-ı İslâmiyeden alan, Ehl-i Sünnet denen ve Fırka-i Nâciye ismiyle yâdedilen zümreden olan.

sünusi / sünusî

  • (Seyyid Muhammed bin Ali) (Hi: 1206 - 1276) Şâzelî (Şazilî) Tarikatının sonradan teşekkül eden kollarından birisinin kurucusudur. Cezayir'in büyük velilerindendir. Memleketinin bir çok yerlerini ve Mekke-i Mükerreme'yi ziyaret etmiş; Mısır'da, Bingazi'de tederrüsle iştigal etmiştir. Bingazi'de zaviy

sure-i muhammed / sûre-i muhammed

  • Muhammed Süresi, Kur'ân-ı Kerimin 47. süresi.

şürefa / şürefâ / شرفا

  • Şerifler, Hz. Muhammed soyundan gelenler. (Arapça)

taberi / taberî

  • (Ebu Cafer Muhammed bin Cerir İbn-i Yezid) (Hi: 224 - 310) İslâm tarihçisi ve müfessiri olup Taberistan'da doğmuş, 7 yaşında Kur'anı hıfz edip bütün ömrünü ilme vakf etmiştir. Babasının adına izafetle Ceririye adlı bir fıkıh mektebi kurmuştur. İbn-i Cerir-et Taberî adı meşhurdur. Kur'an-ı Kerimin bü

tabii / tabiî

  • Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı sağ iken görmüş olan mü'minlerle yani Ashabla görüşmüş ve onlardan ders almış olan sâlih müslümanlar.

tabiin / tâbiîn

  • Hz. Muhammed'i görmüş olanlara yetişmiş olanlar, sahabeden sonraki nesil.

tarafeyn

  • İki taraf; İmâm-ı a'zam ile talebelerinden İmâm-ı Muhammed'in bir mes'elede reylerinin (ictihâdlarının) aynı olması sebebiyle ikisine birden verilen isim.

tarik-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği velîlik yolu.

tarik-i muhammedi / tarîk-i muhammedî

  • Peygamber yolu, Hz. Muhammed'in (a.s.m.) yolu, sünneti.

tarik-i nakşi

  • Nakşî tarikatı; Buharalı Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Hazretleri tarafından kurulan tarikat.

tarik-i nakşibendi / tarîk-i nakşibendî

  • Buharalı Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Hazretleri tarafından kurulan tarikat.

tarikat-ı ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) tarikatı olan sünnet yolu.

tarikat-ı muhammediye / tarîkat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gösterdiği yol olan sünnet yolu.

tarikat-i muhammediye / tarîkat-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) velâyet yolu, şahsî kemalât yolu.

tecdid-i iman / tecdîd-i îmân

  • Bilerek veya bilmeyerek küfrü gerektiren (îmânı gideren) bir sözü söylemek veya bir işi yapmak yâhut böyle bir şeyi yapmış olma ihtimâli üzerine, Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah sözünü; mânâsını bilerek ve inanarak söyleyip, îmânını yenileme, tâzeleme.

terbiye-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in insanlığa getirdiği terbiye.

tercüman-ı kelam-ı ezeli / tercüman-ı kelâm-ı ezelî

  • Allah'ın ezelî kelâmının tercümanı, Hz. Muhammed.

tercüman-ı zişan / tercüman-ı zîşân

  • Şanlı Tercüman; Allah'tan aldığı bilgileri insanların anlayacağı şekilde anlatan Peygamberimiz Hz. Muhammed.

tesbihat-ı nebeviye / tesbihât-ı nebeviye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Cenâb-ı Hakkı yüceltmek için kullandığı ifadeler, tesbihler.

tübba'

  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bi'setten evvel geleceğini haber veren ve şiiri ile imanını ilân eden bir Yemen Meliki.
  • Câhiliyetten evvel Yemen Padişahlarının nâmı.
  • Bir kuş cinsi.

ubudiyet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in mükemmel kulluk ve ibadeti.

ulü'l-azm

  • Azamet, ciddiyet, sabır ve sebat sahibi büyük peygamberler; Hz. Mûsâ, Hz. İsa, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

ülü'l-azm

  • Şerîat sâhibi, yeni din getiren peygamberlerden altı tânesine ve en büyüklerine verilen ad. Bunlar; Âdem, Nûh, İbrâhim, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed aleyhimüsselâmdır. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara anlatırken çok sıkıntı çektikleri ve bu sık ıntılara sabr ettikleri için kendilerine bu isim

ulü-l azm

  • Kat'i azim sahibi, ciddiyet, sabır, sebat sahibi büyük zâtlar, hususan peygamberler (Aleyhimüsselâm). Başta Hz. Muhammed (A.S.M.), İsa, Musa, İbrahim, Nuh (A.S.).

ulülazm peygamberler

  • Azimet, gayret, ciddiyet, sabır ve sebat sahibi büyük peygamberler; Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Mûsâ, Hz. İsa, ve peygamberimiz Hz. Muhammed'e verilen sıfat.

ümmet-i merhume-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'e inanıp onun yolundan giden, Allah'ın rahmetine ermiş olan Müslümanlar.

ümmet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'e inanıp onun yolundan giden Müslümanlar.

umre-i nebevi / umre-i nebevî

  • Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimizin, hac farz olmadan evvelki haccı.

urvet-ül-vüska / urvet-ül-vüskâ

  • Tutunulacak en sağlam kulp.
  • İslâmiyet veya Kur'ân-ı kerîm.
  • Dinde güvenilir, kendisine uyulacak büyük âlim mânâsına, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğlu olan Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî'nin lakabı.

üstad-ı kudsi / üstad-ı kudsî

  • Kutsal üstad, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

üstad-ı mutlak

  • Her yönüyle üstad olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

üstad-ül beşer

  • Beşerin bütün insanlığın üstadı, hocası, daha bilgili ve ârif. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam.

üstadü'l-beşer

  • Bütün insanlığın üstadı, hocası; Hazret-i Muhammed (a.s.m.).

usul bilgileri / usûl bilgileri

  • İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe ile İmâm-ı Ebû Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'in kavillerini (ictihâdlarını, re'ylerini, sözlerini) içerisinde bulunduran El-Mebsût, Ez-Ziyâdât, El-Câmi-us-Sagîr, Es-Siyer-us-Sagîr, El-Câmi-ül-Kebîr, Es-Siyer-ül-Kebîr kitablarındaki fıkıh (din) bilgileri. Bu altı kitabı İmâm-ı Muha

vakı'at haberleri / vâkı'ât haberleri

  • Hanefî mezhebinde, üç imâmdan (İmâm-ı a'zam, İmâm-ı Yûsuf ve İmâm-ı Muhammed'den) bildirilmiş olmayıp, bunların talebelerinin ve talebesi talebelerinin ictihâd ettikleri, bildirdikleri hükümler.

varis-i muhammedi / vâris-i muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) vârisi, mirasçısı.

vehhabi / vehhabî

  • Muhammed İbn-i Abdulvehhab nâmında birisinin sebeb olduğu İslâmî bazı mes'elelerde ifrat gösteren ve dört hak mezheb hâricinde bir mezhepten olan. Fıkıhta Hanbelî, itikadda İbn-i Teymiye'ye bağlıdırlar. Tarikatlarına Muhammediye ismi verirler.

vehhabilik / vehhâbîlik

  • Sapık bir fırka. On sekizinci yüzyıl ortalarında Arabistan yarımadasında Necd bölgesinde ortaya çıkan, Muhammed bin Abdülvehhâb tarafından kurulan dînî ve siyâsî bir yol. Bu yolda olana Vehhâbî denir.

veladet-i ahmediye / velâdet-i ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in doğuşu.

velayet-i ahmediye / velâyet-i ahmediye / وَلَايَتِ اَحْمَدِيَه

  • Hz Muhammed'in(asm) en büyük veli olması.

veraset-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) varisliği; Peygamberimizin iman ve Kur'ân hakikatlerini tebliğ vazifesine varis olma.

verd-i muhammedi / verd-i muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) gülü.

vesile-i salavat / vesile-i salâvat

  • Hz. Muhammed'e (a.s.m.) salat ve selâm gönderme sebebi.

yaver-i ekrem / yâver-i ekrem

  • Cenab-ı Hakk'ın emrinde çalışan en makbul yâver, en kerim olan Hazret-i Muhammed. (A.S.M.)

yed-i emin

  • Kanunen güvenilir kimse olarak seçilen şahıs.
  • Mahkemece kendisine bir şey emanet olunan kimse.
  • Emniyetli, tehlikesiz ve korkusuz yer.
  • Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir lâkabı.

zahiri mezheb / zâhirî mezheb

  • Huk: Hanefî imamlarından İmam-ı Muhammed'in (El-Mebsut, El-Câmi-üs Sagir, El-Câmi-ül Kebir, Ez-Ziyâdât, Es-Siyer-üs Sagir, Es-Siyer-ül Kebir) nâmları ile mâruf olan altı kitabında münderiç bulunan mes'elelere denir. Buna "Zâhir-ür rivâyât mesâili" denir. İmam bu eserlerde kendi fıkhî görüşlerini değ

zamm

  • Bir şeye bir şeyi ekleme. Artırma. Katma. Fazla olarak verme.
  • Kenarlarını bitiştirme.
  • Gr: Bir harfin zammeli (ötreli) okunuşu.

zamme-i makbuze-i hafife

  • (Ü) sesini veren zamme.

zamme-i makbuze-i sakile

  • (U) sesini veren zamme.

zamme-i mebsuta-i sakile

  • (O) sesini veren zamme.

zammetan / zammetân

  • İki zamme.

zammeteyn

  • (Bak: ZAMMETÂN)

zat-ı ahmedi / zât-ı ahmedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in zâtı, kişiliği.

zat-ı ahmediye / zât-ı ahmediye

  • Yüksek velâyet sahibi olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) zâtı, şahsiyeti.

zat-ı ekrem / zât-ı ekrem

  • Çok şeref ve itibar sahibi bir zât olan Hz.Muhammed.

zat-ı kudsi / zât-ı kudsî

  • Mukaddes zât; Hz. Muhammed.

zat-ı mübarek / zât-ı mübârek

  • Mübarek, hayırlı, zât; Hz. Muhammed.

zat-ı muhammed / zât-ı muhammed

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) zâtı, şahsiyeti.

zat-ı muhammed-i arabi / zât-ı muhammed-i arabî

  • Arapların arasında gelen Hz. Muhammed'in (a.s.m.) zâtı.

zat-ı muhammedi / zât-ı muhammedî

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in zâtı, şahsiyeti.

zat-ı muhammediye / zât-ı muhammediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in zâtı, şahsiyeti.

zat-ı nurani / zât-ı nûrânî

  • Nurânî, nurlu Zât; Hz. Muhammed (a.s.m.).

zat-ı risalet / zât-ı risalet

  • Kendisine kitap gönderilmiş olan Zât; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.).

zat-ı şerif / zât-ı şerif

  • Çok yüksek bir şeref sahibi olan Zât; Hz. Muhammed (a.s.m.).

zebih

  • Kesme, boğazlama. Kesilecek hayvan.
  • Hz. İsmail'in (A.S.) ve Hazreti Muhammed'in (A.S.M.) babası Hz. Abdullah'ın lâkabı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR