LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Amali ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

ameli / amelî / عملى

  • İş olarak, uygulamalı.
  • Pratik, uygulamalı. (Arapça)

cebri / cebrî

  • Zorla, zorlamalı.

delk

  • Eski ve yamalı elbise. Dervişlerin giydikleri eski aba. (Farsça)
  • Kılıcı kınından çıkarmak. (Farsça)

hezarmih / hezarmîh

  • Bin yerinden yamalı derviş hırkası. (Farsça)
  • Çok süslü. (Farsça)
  • Gök yüzlü. (Farsça)

hikaye-i temsiliye / hikâye-i temsiliye

  • Kıyaslamalı, analojik hikâye.

hımlak

  • (Çoğulu: Hamâlik) Gözün etrafı.

hüsn-ü ta'lil

  • Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta'lil denir. Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdır.Bağ-ı âlemde yüzün menendi bir gül isteyüp.Cüst ü cu idüp gezer gülzarı bülbül şah şah. (Fatih Sultan Mehmed)Bülbülün, gül bahç

jende

  • Yamalı, eski. (Farsça)
  • Eski-püskü. Pejmürde. (Farsça)

jendepuş

  • Yamalı hırka giyen kimse. Fakir. (Farsça)

jinde / ژنده

  • Yırtık, eski. (Farsça)
  • Yamalı hırka. (Farsça)

jindepuş / jindepûş / ژنده پوش

  • Yamalı hırka giyen. (Farsça)
  • Derviş. (Farsça)

kalavra

  • Eskimiş meşin eşya veya yamalı ayakkabı.

kuri / kûrî

  • Körlük, âmâlık. (Farsça)

leddam

  • Eski elbiseleri yamalıyan.

mufazzaz

  • Gümüş kaplamalı, gümüşlü.

muhavere-i temsiliye

  • Diyalog tarzında kıyaslamalı benzetme.

murakka / مرقع

  • Yamalı. (Arapça)

murakka'

  • (Ruk'a. dan) Yamalı, yamanmış.

mütemehhil

  • Yavaş yavaş, aşamalı şekilde.

suret-i temsiliye

  • Kıyaslamalı benzetme şeklinde.

tabut-i sekine / tâbût-i sekîne

  • İsrâiloğullarının, içinde mukaddes emânetleri sakladıkları ve Mûsâ aleyhisselâmdan beri nakledilerek gelen altın kaplamalı sandık.

tafsili / tafsilî / tafsîlî / تَفْص۪يل۪ي

  • Ayrıntılı, geniş açıklamalı.
  • Açıklamalı olarak.

tatbiki / tatbîkî / تطبيقى

  • Uygulamalı. (Arapça)

tedric

  • Derece derece ilerleme, aşamalı olarak hareket etme.

telvihi / telvihî

  • Açıklamalı.

temsili / temsîlî

  • Kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik.

teşrih / teşrîh / تشریح

  • Açma. (Arapça)
  • Açılama, şerh etme. (Arapça)
  • Otopsi. (Arapça)
  • Anatomi. (Arapça)
  • Teşrîh etmek: Açılamak, açıklamalı olarak söylemek veya yazmak. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın