LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Allaha ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

dua / duâ

  • Allaha yalvarma, yakarış, isteme, dileme.

ehl-i şirk / اَهْلِ شِرْكْ

  • Allaha ortak koşanlar.

ehl-i şirk ve dalalet / ehl-i şirk ve dalâlet / اَهْلِ شِرْكْ وَ ضَلَالَتْ

  • Allaha ortak koşanlar ve haktan sapanlar.

ehlişirk

  • Allaha ortak koşanlar.

elhamdülillah / elhamdülillâh / اَلْحَمْدُ لِلّٰهْ

  • Allaha hamdolsun.
  • Hamd Allaha mahsûsdur.

eliyazübillah / elîyâzübillâh

  • Allaha sığınırız.

esma-yı sitte / esmâ-yı sitte / اَسْمَايِ سِتَّه

  • (Allaha âit) altı isim.

esma-yı sitte-i meşhure / esmâ-yı sitte-i meşhûre / اَسْمَايِ سِتَّۀِ مَشْهُورَه

  • (Allaha âit) meşhur altı isim.

eşşükrülillah

  • Şükür Allahadır.

eyvallah

  • Bir kısım müslümanlar arasında tasdik işareti veya yemin ifade eden bir tâbirdir. Bazan Allaha ısmarladık yerine söyliyenler de vardır. Fakat makbul olanı; ayrılırken de buluşurken de selâmlaşmaktır ve bu sünnet-i seniyyedir.

fakr-ı mutlak

  • Mutlak fakirlik. Mü'min bir kulun Cenâb-ı Hakka karşı mutlak muhtaç halde olduğunu bilişi. Nihayetsiz muhtaç olduğu Allaha (C.C.) ve emirlerine tam teslimiyyetle sığınması hâleti.

felillahilhamd / felillâhilhamd

  • Allaha hamdolsun.

fenafillah / fenâfillâh

  • Dünyayı kalben terkedip tamamen Allaha yönelmek.

hizbullah / hizbullâh / حِزْبُ اللّٰهْ

  • Allaha îman eden topluluk.
  • Allaha itâat edenler.

hudaperest / hudâperest

  • Allaha tapan.

ibtihal

  • Halktan alâkayı keserek Allaha tazarru' ve niyazda bulunmak.

ilahi / ilâhî

  • Allaha dair.

ilallah-il müşteka

  • Şikâyet Allah'adır. Allaha şikâyet edilir.

işrak

  • Allaha ortak koşma.

kimya-yı havas

  • Kendinden geçip Allaha tam teslim olmak ve dönmek.

kitab-ı rabbani / kitâb-ı rabbânî / كِتَابِ رَبَّان۪ي

  • Terbiye edici Allaha â kitap.

küfr

  • Örtmek mânâsınadır. Kalbe âit bir sıfattır. Hak dini inkâr edip, hakkı inkâr edene ve gizleyene "kâfir" denilir. Kâfirliğin sıfatı küfürdür.
  • Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık.
  • Allaha (C.C.) yakışmıyan sıfatlar uydurmak. Müslümanlığa uymayan şeylere inanmak.

kurbiyet-i ilahiye / kurbiyet-i ilâhiye / قُرْبِيَتِ اِلَهِيَه

  • Allaha yakınlık.

lehülhamd

  • Allaha hamdolsun.

lillahi-l hamd / lillâhi-l hamd

  • Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allaha mahsustur, ona gider, ona âittir.

lillahilhamd / lillâhilhamd

  • Hamd Allaha mahsustur.

maazallah

  • Allaha sığındık. Allah korusun.

mektub-u rabbani / mektub-u rabbânî / مَكْتُوبُ رَبَّان۪ي

  • Terbiye edici Allaha âit mektûb, herbir varlık.

münacat / münâcât

  • Dua, kurtuluş için Allaha yalvarma.

müşrik

  • Allaha ortak koşan.

mütevekkilane

  • Tevekkül edercesine, Allaha güvenerek.

nemrud

  • Zâlim ve gaddar olarak tanınmış ve Allaha karşı kibir ve isyan ile büyüklük taslamış bir kralın ismidir. Milâddan evvel 2640 yılında yaşadığı sanılmaktadır. Peygamber İbrahim Aleyhisselâm zamanında yaşamış ve onu ateşe atarak yakmak istemiş, mu'cize ile İbrahim Aleyhisselâm ateşten kurtulmuştur. Bâb

neuzü-billah / neûzü-billâh / نَعُوذُ بِاللّٰهْ

  • Allaha sığınırız.

neuzübillah / neûzübillah

  • Allaha sığınırız.

nezir

  • (Nezr. den) Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır)
  • Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâmın bir vasfı olup Allaha (C.C.) inanıp itaat etmeyenlere cehennemden haber verdiği için "Nezir" denmiştir.

şakir

  • Allaha şükreden. Hâlinden memnuniyetini bildiren.

şerr

  • Kötü iş, kötülük. Fenâlık.
  • Kavga.
  • Allaha isyan, emirlerine uymama, muhalif hareket etme.
  • Fenâ adam, fenâlık yapan adam, kötü adam.
  • Daha kötü, en kötü.

şirk / شِرْكْ

  • Allaha ortak koşma.

tevekkelnaalallah / tevekkelnâalallah

  • Allaha tevekkül ettik.

tevekkeltüalallah

  • Allaha tevekkül ettim.

tevekkül / تَوَكُّلْ

  • Vekil etme, gerekeni yaptıktan sonra neticeyi Allaha bırakma.
  • Sebeblerine uyup neticeyi Allaha bırakma.