LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Aks kelimesini içeren 60 kelime bulundu...

arecan

  • Aksak ve topal kişinin yürümesi.

arıza / ârıza

  • Aksama.
  • Aksama, aksaklık, engebe.

aşevi / aşevî

  • Akşam, akşam vaktine dair.

aşiyy

  • Akşam, akşam üzeri.

aşy

  • Akşam yemeği.

aşyan

  • Akşam yemeği yiyen kişi.

atse

  • Aksırma, tek aksırık.

atum / atûm

  • Akşam vaktinin dışında sütünü vermeyen deve.

ayn-ı aks

  • Aksinin ta kendisi.

ber-akis

  • Aksine, zıddına, tersine. (Farsça)

beraet-i zimmet / berâet-i zimmet

  • Aksine bir delil bulunmadığı müddetçe şahsın suçsuz ve borçsuz olması.

bil'akis / بِالْعَكِسْ

  • Aksine.

bilakis / bilâkis / بالعكس

  • Aksine, tersine.
  • Aksine. Tersine. Zıddına.
  • Aksine, tersine.
  • Aksine, tersine. (Arapça)

edbar-üs sücud

  • Akşam namazından sonra kılınan iki rek'at nafile namaz.

ekseh

  • Aksak kimse.

evvabin namazı / evvâbîn namazı

  • Akşam namazının farzından sonra kılınan altı rek'atlik namaz.

hilaf-ı zuhur / hilâf-ı zuhur

  • Aksi durumun ortaya çıkması.

hilafına / hilâfına

  • Aksine, tersine.

humal

  • Aksaklık.

i'şa'

  • Akşam yemeği verme.

i'tişa'

  • Akşam vakti yola çıkma.

igtibak

  • Akşam vaktinde şarap içmek.

ıklab

  • Aksine döndürmek. Tersine çevirmek veya çevrilmek.

in'ikas eden / in'ikâs eden

  • Aks eden, yansıyan.

intıba'

  • Aksetme, damgasını vurma.

ışaan / ışâân

  • Akşam ile yatsı.

ışaeyn

  • Akşam ile yatsı zamanı.

işnuşe

  • Aksırık. (Farsça)

kecnihad

  • Aksi ve ters huylu olan. (Farsça)

kesh

  • Aksaklık.

leng / لنگ

  • Aksak, topal. (Farsça)

lengi / lengî

  • Aksaklık, topallık. (Farsça)

ma'kes

  • Akseden yer, bir şeyin yansıdığı yer, ayna.

mağrib / مَغْرِبْ

  • Akşam.
  • Akşam vakti.

mağrip

  • Akşam namazı.

mesa / mesâ / مسا

  • Akşam. (Arapça)

mu'teşi / mu'teşî

  • Akşam vakti yola çıkan.

mün'akis

  • Akseden, geri dönmüş, bir yere çarpıp geri gelen.

müsy

  • Akşam.

mutaattıs

  • Aksıran.

müteattıs

  • Aksıran.

nahafet

  • Aksırma.

nahf

  • Aksırmak. Nefes almak.

netice-i ma'kuse / netice-i ma'kûse

  • Aksi netice, ters netice.

rağmen

  • Aksine olarak, inadına, zıddına olarak, zoraki.

ragmiyyat

  • Aksine, rağmına, inadına, zıddına yapılan işler.

salat-ül mağrib / salât-ül mağrib

  • Akşam namazı.

şam / şâm / شام

  • Akşam.
  • Akşam. (Farsça)

şam u seher

  • Akşam sabah.

şamgah / şamgâh / şâmgâh / شامگاه

  • Akşam vakti. (Farsça)
  • Akşam vakti, akşamüstü. (Farsça)

şıkk-ı muhalif

  • Aksi taraf. Bir fikrin başka zıt ciheti, karşı tarafı.

ta'şiye

  • Akşam yemeğini yemek.

taarüc

  • Aksaklanmak.

teattus

  • Aksırma.

tesmit

  • Aksıran kimselere: "Yerhamükâllah: Allah sana merhamet etsin" demek.

teşmit / teşmît

  • Aksıran kimseye: "Yerhamükâllah: Allah sana merhamet etsin" deme.
  • Aksırdığı zaman Elhamdülillah diyen kimseye "Yerhamükellah: Allahü teâlâ sana merhâmet etsin" demek.

teşmiyet

  • Aksırana karşı hayır ve bereketle duâ etmek. (Yerhamükümullâh: Allah size merhamet ve rahmet ihsan etsin) meâlinde dua etmek.
  • Aksırana dua etmek.

ve illa / ve illâ

  • Aksi takdirde.

vech-i in'ikas / vech-i in'ikâs

  • Aksetme, yansıma yönü.

yerhamükallah

  • Aksırıp, Elhamdülillah diyene, yanında bulunan kimsenin; "Allahü teâlâ sana merhamet etsin" mânâsına söylediği mübârek bir söz, teşmit.