LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Akl kelimesini içeren 104 kelime bulundu...

abesiyet-i mutlaka

  • Akla ve gerçeğe tamamen aykırılık.

adem-i makuliyet / adem-i mâkuliyet

  • Akla uygun olmama.

ahmak

  • Aklı az, görüşü kısa olan.

akıl-suz / akıl-sûz

  • Akla ters, aklı rahatsız eden.

akılfuruş

  • Aklını beğendirmeye çalışan.

akılsuz / akılsûz

  • Aklı yandıran, aklı gideren. (Farsça)
  • Akla aykırı gelen.

akl-ı maaş

  • Aklın en alt tabakası. Dünyada geçim işini düşünen akıl.

akli / aklî

  • Akla ait, akla uygun.

akli ve mantıki / aklî ve mantıkî

  • Akla ve mantığa uygun.

akliyat / akliyât

  • Aklın kapasitesine göre ele alınan meseleler, bilimsel şeyler.

akliyyun / akliyyûn

  • Aklı tek ölçü kabul eden felsefeciler.

aşüfte-dimağ

  • Aklı perişan. (Farsça)

bera'et / berâ'et / برائت

  • Aklanma. (Arapça)
  • Berâ'et etmek: Aklanmak. (Arapça)

berahin-i akliye / berâhin-i akliye

  • Aklî deliller.

berahin-i latife-i akliye / berâhin-i lâtife-i akliye

  • Akla dayalı ince, güzel deliller.

burhan-ı akli / burhan-ı aklî

  • Akla dayalı delil.

burhan-ı akliye / burhan-ı aklîye

  • Akla uygun delil.

bürhan-ı akliyye

  • Akla dayanan bürhan.

cadde-i umumiye-i akliye

  • Akla en uygun herkesin yürüdüğü cadde.

delail-i akliye / delâil-i akliye

  • Aklı ile bulunan deliller. Akla âid deliller.
  • Aklî deliller; akla ve mantığa uygun deliller.

delail-i akliye ve mantıkiye / delâil-i akliye ve mantıkiye

  • Aklî ve mantıkî deliller; akıl ve mantığa uygun deliller.

deli

  • Aklı olmayan.

delil-i akli / delil-i aklî

  • Aklî delil.

desatir-i akliye / desâtir-i akliye

  • Aklın düsturları, prensipleri.

divane / divâne

  • Aklı tam olmayan, kaçık.

ebleh

  • Aklı az, anlayışı kıt, ahmak.

edille-i akliyye

  • Aklî deliller.

ekser-i hükema

  • Aklı temel alan bilginlerin, filozofların çoğunluğu.

evham-ı seyyie / evhâm-ı seyyie

  • Akla gelen kötü vehim ve kuruntular.

felsefe ilimleri

  • Aklı esas alan, vahye itimat etmeyen ilimler.

gayr-ı makul / gayr-ı mâkul

  • Akla uymayan.

gayy

  • Aklın istikametini, yolun doğrusunu kaybetmek. Rüşdün zıddı.

girifte-ser

  • Aklı fikri dağılmış kimse. Dalgın kişi. (Farsça)

hakim-i ilahi / hakîm-i ilâhî

  • Aklıyla Allah'ı bulmaya çalışan hikmet sahibi zât.

harafe

  • Aklın bozulması. Delilik.

hasif / hasîf

  • Aklı başında, kâmil ve olgun adam.

hasifane / hasîfane

  • Aklı başında ve olgun olan bir adama yakışacak suretde.

hatır-zad

  • Akla gelen, hatıra doğan. (Farsça)

hilaf-ı akıl / hilâf-ı akıl / خِلَافِ عَقِلْ

  • Akla zıd.

hilaf-ı akıl ve hikmet / hilâf-ı akıl ve hikmet

  • Akla ve hikmete aykırı.

hüsn-ü akli / hüsn-ü aklî / حُسْنُ عَقْل۪ي

  • Akla âid güzellik.

huşrübude

  • Aklı kapılmış, aklı başından gitmiş. (Farsça)

hutur

  • Akla gelmek. Hatırlamak.

ibra' / ibrâ' / ابراء

  • Aklanma. (Arapça)
  • İbrâ' etmek: Aklanmak. (Arapça)

ibraname / ibrânâme / ابرانامه

  • Aklanma belgesi. (Arapça - Farsça)

imkan-ı akli / imkân-ı aklî / اِمْكَانِ عَقْل۪ي

  • Aklen mümkün olma.

imkan-ı zihni / imkân-ı zihnî / اِمْكَانِ ذِهْن۪ي

  • Aklen mümkün olma.

işaret-i akliye

  • Akla hitap eden işaret. Soyut işaret.

iz'an-ı akli / iz'ân-ı aklî

  • Aklen anlama, kabul etme.

kar-ı akıl / kâr-ı akıl

  • Aklın kabul edeceği iş. Akıllıca iş.
  • Aklın kabul edeceği iş.

karıakıl / kârıakıl

  • Akla uygun.

kasir-ül akl / kasîr-ül akl

  • Aklı kısa, aklı ermez.

kavanin-i akliye / kavânîn-i akliye

  • Aklî kanunlar.

kemal-i akıl / kemâl-i akıl

  • Aklın olgunluğa erişmesi.

kemal-i akl / kemâl-i akl

  • Aklın mükemmelliği.

kemal-i aklı / kemâl-i aklı

  • Aklının mükemmelliği.

laya'kıl / lâya'kıl

  • Aklı başında olmıyan, dalgın, bîhoş. Yaptığını bilmez.

ma'kul / ma'kûl / مَعْقُولْ

  • Akla yakın, aklın kabul edeceği.
  • Akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı.
  • Akla uygun.

maddi felsefe / maddî felsefe

  • Aklı esas alıp herşeyi maddî ölçülere göre değerlendiren düşünce sistemi; materyalist felsefe.

magşiyy

  • Aklı gitmiş hayran kimse.

makul / mâkul / mâkûl / معقول

  • Akla uygun.
  • Akla uygun.
  • Akla uygun.
  • Akla uygun. (Arapça)

makulane / mâkulâne / mâkûlâne

  • Akla uygun bir şekilde.
  • Akla uygun biçimde.

makulat / mâkulât / mâkûlât / makûlat / معقولات

  • Aklın uygun bulduğu, akıl ile bilinen şeyler.
  • Akla uygun olanlar, akılla ilgili bulunanlar.
  • Aklî bilgiler. (Arapça)

makule / mâkûle

  • Akla uygun olan.

makuliyet / mâkuliyet / mâkûliyet

  • Akla uygunluk.
  • Akla uygunluk.

mani-i akli / mâni-i aklî

  • Aklen oluşan engel.

mecaz-ı akli / mecaz-ı aklî

  • Akla uygun olan mecaz, akılla bilinen mecaz, bir şeyi asıl sebebinin dışında başka bir sebebe isnad etmek.

mefafun

  • Aklı ve fikri zayıf olan.

melekat-ı akliye / melekât-ı akliye

  • Aklî melekeler, yetenekler.

meslub-ül akl

  • Aklı alınmış. Deli.

meşşaiyyun / meşşâiyyun

  • Akla güvenip peygambere inanmayan felsefeciler.

mest-i laya'kıl / mest-i lâya'kıl

  • Aklı baştan gitmiş, sarhoş.

meşveret

  • Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimse ile bir konu üzerinde fikir alış-verişinde bulunma; danışma.

mu'tezile

  • Aklı ön plâna alan ve "kul kendi fiillerinin yaratıcısıdır" diyerek, ehl-i sünnetten ayrılan fırka. Bunlara kaderiyeciler de denir, önderleri Vâsıl b. Ata'dır.
  • Aklına güvenerek ve "kul, fiilinin hâlikıdır" demekle hak mezheblerden ayrılan bir fırka. Bunlar dalâlet fırkalarının birincisidir. Vâsıl İbn-i Atâ nâmında birisi buna sebeb olmuştur. Bu kişi Hasan Basri Hazretlerinin talebesi iken, günah-ı kebireyi işleyen bir kimsenin ne mü'min ve ne de kâfir olma

muhalif-i akıl

  • Akla zıt.

münasebet-i makule / münasebet-i mâkule

  • Akla uygun bir bağ, ilgi, ilişki.

mürevva'

  • Aklı, fikri, görünüşü ve düşünüşü sağlam olan kimse.

müsaneha

  • Akla veya hatıra gelme.

müşavere / müşâvere

  • Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma.

mutezile / mûtezile

  • Akla haddinden fazla önem veren sapık bir mezhep.

na-ma'kul

  • Akla uygun gelmeyen. Akıl almayan. Mâkul olmıyan. (Farsça)

nazar-ı akli / nazar-ı aklî

  • Aklî bakış, akıl gözü, aklın anlayışı.

nefs-i natıka / nefs-i nâtıka

  • Akli ve nakli mes'elelerin münasebetlerini hissetmeğe ve anlamağa istidadı olan zâti ve cevheri hassası. Zâtında maddeden mücerred, fiilinde maddeye mukarin olan cevher. İnsan ruhu.

nur-u akıl

  • Aklın nuru.

rasyonalizm

  • Aklı tek ölçü kabul eden sapkın felsefe.

rasyonel

  • Akla uygun, akılcı.
  • Akla uygun.

rütbe-i akl

  • Aklın derecesi.

sebit

  • Aklın sabit olması, aklın durması.

sefahet / sefâhet

  • Aklın az ve hafîf olması. Malını dînin ve aklın beğenmediği yerlere sarfetme. Lüzumsuz harcama. Süse, eğlenceye ve her türlü kötülüğe, harama düşkünlük. Akıl azlığı.

sepidi / sepidî

  • Aklık, beyazlık. (Farsça)

süluk-u akli / sülûk-u aklî

  • Aklın bir yol tutması.

sünuhat / sünûhat / سنوحات

  • Akla gelenler, içe doğanlar. (Arapça)

tahyil / tahyîl

  • Akla getirme, zihinde canlandırma.
  • Akla getirme, zihinde canlandırma.

taksim-i akli / taksîm-i aklî / تَقْس۪يمِ عَقْل۪ي

  • Aklen kısımlara ayırma.

tarik-i akıl

  • Aklın yolu, aklın izlediği yol.

tasdik-i akli / tasdik-i aklî

  • Aklen doğrulama.

tavr-ı akıl

  • Aklın kabul edebileceği durum.

teakkul

  • Aklı kullanarak, lüzumlu şeyleri öğrenirken, her şeyin haddini, sınırını aşmamak, yâni lüzumlu olanı terk etmemek, lüzûmsuz olanla meşgûl olmamak, bunlarla vakit öldürmemek.

ulum-u akliye / ulûm-u akliye

  • Aklî ilimler, akla dayanan ilimler.

utuh

  • Aklı noksan olan.

varid-i hatır / vârid-i hâtır

  • Akla gelen, hatıra gelen.

zaruret-i akliye

  • Aklın zaruri olarak kabul etmesi.

zaruret-i zihniye / zarûret-i zihniye / ضَرُورَتِ ذِهْنِيَه

  • Aklen zorunlu olma.

zevilukul / zevilukûl

  • Aklı olanlar.