LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Abrik ifadesini içeren 24 kelime bulundu...

batın / bâtın

  • Bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratan ve işleten Allah.

camhane

  • Cam fabrikası. (Farsça)

endüstri

  • Sanayi, imalât, sanatlar. Hammaddeyi mâmul eşya hâline getirme. Bu da ikiye ayrılır. 1- Küçük sanayi: Ev ve atölyelerde basit âlet ve makinelerle eşya imalâtıdır. 2- Büyük sanayi: Su buharı, akaryakıt, elektrik, atom enerjisi gibi büyük çapta enerji kaynaklarından faydalanılarak fabrikalarda seri hâ (Fransızca)

fabrika-i acibe

  • Hayret verici, şaşılacak fabrika.

fabrika-i askeriye

  • Bir fabrikaya benzeyen askeriye müessesesi.

fabrika-i kainat / fabrika-i kâinat

  • Bir fabrikayı andıran kâinat, evren.

fina / finâ

  • Şehir kenarı, büyük mezarlıklar (fabrika, mektep, kışlalar) ve kasabadakilerin harman yapmak, hayvan koşturmak, eğlenmek için devamlı kullandıkları yerler.

hidroelektrik santralı

  • Su gücünü kullanarak elektrik üreten fabrika veya merkez.

humbarahane

  • Humbara yapılan beylik fabrika.
  • Tar: Humbaracılar kışlası.

hüve'l-batın / hüve'l-bâtın

  • O Bâtındır; bütün varlıkların içyüzlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işleten ve herşeyin iç âlemine hükmeden Allah'tır.

i'malat

  • Bir memlekette veya bir fabrikada yapılan işler ve eserler.

i'malgah / i'malgâh

  • Fabrika, atölye. (Farsça)

ism-i batın / ism-i bâtın

  • Allah'ın, bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işlettiğini gösteren ismi.

istihsalat

  • (Tekili: İstihsal) Üretilen şeyler. Bir memleketin veya fabrika gibi faaliyet merkezlerinin çıkardığı, yetiştirdiği şeyler.

kağıthane

  • Kâğıt fabrikası.
  • İstanbul'da vaktiyle böyle bir fabrikanın bulunduğu yerdeki mesire.

kantin

  • Kışla, fabrika, mekteb gibi yerlerde bakkal veya aşcı dükkânı. (Fransızca)

kargah / kârgâh

  • Fabrika, iş yeri. Atölye. (Farsça)

karhane / kârhane / كارخانه

  • İş yeri, iş yapılan yer. (Farsça)
  • Süt satılan yer. Süt fabrikası. (Farsça)
  • Fabrika. (Farsça)
  • İşlik. (Farsça)

masna'

  • (Masnaa) Su mahzeni. Sarnıç.
  • Şimdiki Arapçada: Fabrika.
  • Bucak, köşe.

mensucat / mensucât

  • Bez veya kumaş gibi dokumak suretiyle yapılan tezgâh veya fabrika mahsulü mallar.

pişegah / pişegâh

  • İş yeri. Fabrika. (Farsça)

resm-i küşad

  • Yeni yapılan mekteb, fabrika, kışla, hükümet konağı, demiryolu vs. gibi şeylerin umuma açılışı yerinde kullanılan bir tâbirdir. Yeni tabirde " Açılış töreni" demektir.

sanayi' şirketi / sanâyi' şirketi

  • İki veya daha fazla san'at sâhibinin başkasından iş kabûl ederek ücretini paylaşmak üzere veya fabrika kurup îmâlât kârını paylaşmak üzere kurdukları şirket, ortaklık. Şirket-i A'mâl.

şirket-i a'mal / şirket-i a'mâl

  • İki veya daha fazla san'at sâhiblerinin, başkasından iş kabûl ederek ücretini veya bir fabrika kurup îmâlât kârını paylaşmak üzere kurdukları şirket, ortaklık.