LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ağlık ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

afiyet / âfiyet

  • Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak.
  • Sağlık, selâmet.
  • Sağlık, sıhhat, bedende hastalık bulunmaması.
  • Günah işlememek.

ahval-i acizane / ahvâl-i âcizâne

  • Bir tevazu ifadesi olarak "Allah'ın âciz ve zavallı bir kulu olarak sağlık durumum, halim" mânâsında bir ifade.

ahval-i maddiye / ahvâl-i maddiye

  • Maddi haller, sağlık durumu.

ahval-ı sıhhiye / ahvâl-ı sıhhiye

  • Sağlıkla ilgili durumlar.

ahval-i sıhhiye / ahvâl-i sıhhiye / احوال صحيه

  • Sağlık durumu.
  • Sağlık durumları.
  • Sağlık durumu

bag-zar

  • Bağlık yer, bağ, bostan. (Farsça)

bağistan / bağistân

  • Bağlık ve bahçelik yer. (Farsça)
  • Bağlık bahçelik yerler.

behbud / behbûd / بهبود

  • Sağlık, sıhhat, sağlamlık, iyilik. (Farsça)
  • Sağlık. (Farsça)

bidrud / bidrûd

  • Sağlık, salimlik, selâmet. (Farsça)

bihbud / bihbûd / بهبود

  • Sağlık. (Farsça)

camit

  • Eski ve Ortaçağlarda Giresun ile Samsun arasında kalan dağlık mıntıkaya verilen ad. Osmanlılar zamanında bu kelime Canik olarak kullanılmıştır.

cebelistan

  • Dağlık, dağlık yer. (Farsça)

dağıstan

  • Dağlık yer. (Farsça)
  • Kafkasya'nın kuzeydoğusunda ve Hazer Denizi'nin batı kıyılarında bulunan bir bölgedir ki, eskiden buraya Albanya denirdi. (Farsça)

dar-üş şifa / dâr-üş şifâ

  • Şifa yurdu, sağlık yurdu.
  • Tımarhâne.

devam-ı afiyet ve muvaffakiyet / devam-ı âfiyet ve muvaffakiyet

  • Sağlık, selâmet ve başarının devamı.

dürüst / درست

  • Sağlıklı. (Farsça)
  • Tam. (Farsça)
  • Doğru. (Farsça)

hayat

  • Dirilik. Canlılık. Yaşama. Sağlık.
  • Fık: Allah (C.C.) kendi Zât-ı Ehadiyyetine mahsus bir hayat sıfatı ile muttasıftır. Bu, Hak Teâlâ'nın ilmi ile, irade ve kudret ile ittisafına hâs bir sıfattır.

heyet-i sıhhiye

  • Sağlık heyeti, kurulu.

hıfzıssıhha / حفظ الصحه

  • (Hıfz-üs sıhha) Sağlıklı yaşamak için doğrudan doğruya kişi ve içinde bulunan çevrenin sağlıkla alâkalı şartlarını tetkik edip inceleyen, gerekli tedbirleri olan ve bu çeşit çalışmalardan bahseden hekimlik kolu veya sağlık bilgisi.
  • Sıhhatini korumak. Sağlığını muhafaza etmek.
  • Sağlık koruma. (Arapça)

hılt-ı mahmud

  • Vücudun sağlam ve sağlıklı oluşu.

ihtimal-i sıhhat

  • Bir meselenin sağlıklı ve doğru olabilme ihtimali.

ırak-ı acem / ırâk-ı acem

  • (Acem Irakı) Tar: Irak'ın Dicle nehrinden başlayarak İran sınırındaki yüksek dağlık mıntıkaya kadar uzanan bölgesine Osmanlılarca verilen ad.

kaza tabipliği

  • İlçe tabipliği; ilçe sağlık müdürlüğü.

kemal-i sıhhat ve afiyet / kemal-i sıhhat ve âfiyet

  • Tam bir sağlık ve afiyet.

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

küh-sar

  • Dağ tepesi. Dağlık. (Farsça)

kuhistan

  • Dağlık bölge, dağlık yer. (Farsça)

kühistan

  • Dağlık yer, dağı çok olan mevki. (Farsça)

kuhistan / kûhistan / كوهستان

  • Dağlık. (Farsça)

kuhpaye

  • Dağlık arazi. (Farsça)

kuhsar

  • Dağ tepesi. (Farsça)
  • Dağlık yer. (Farsça)

kutb-i medar / kutb-i medâr

  • Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk-kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan büyük zât. Kutb-ül-aktâb, Kutb-ül-ebdâl da denir.

kutb-ül-aktab / kutb-ül-aktâb

  • Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk, kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan ricâl-i gayb yâni herkesin tanımadığı zâtların reisi. Emrinde üçler, yediler, kırklar... denilen yine bu işlerle vazîfeli seçilmiş kimseler bulunur.

mahlukatın hukuku / mahlûkatın hukuku

  • Hukuk-u ibâd; kul hakları; toplum bireyleri arasında birlikte yaşamaktan doğan, yükümlünün irade ve tercih hakkının bulunduğu haklar; mülkiyet, sağlık, alışveriş, borç gibi.

medar-ı sıhhat

  • Sağlıklı olmanın kaynağı.

mevat arazi / mevât arâzi

  • Ölü arâzi. Bir kimsenin mülkünde bulunmayan, mer'a, baltalık ve harman yeri olarak kimseye verilmemiş olan ve gür sesli bir kimsenin köy ve kasaba evlerinin son bulduğu yerden bağırıp sesi duyulmayacak derecede köy ve kasabadan uzak yâni tahmînen yarım saatlik uzaklıkta olan dağlık, taşlık, kıraç, o

rag

  • Çimenlik, çayırlık, bahçelik, bağlık. (Farsça)
  • Dağ eteği. (Farsça)

şafi / şâfî

  • Yarattıklarına şifa verip iyileştiren, sağlık ihsan eden Allah.

sar

  • Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar : Çok dağlık yer. (Farsça)

şifa

  • İyileşme, sağlıklı olma.

sıhhat / صحت / صِحَّتْ

  • Sağlamlık. Doğruluk. Sağlık.
  • Edb: Sözün yanlış ve eksik olmamasıdır. (Sözün sağlamlığı diye tercüme edilebilen sıhhat-ı ifade: Bir ibarede zâf-ı te'lif, ta'kid, garabet, tetabu-u izafet, tekrar, tenafür, şivesizlik v.s. gibi kusurlar bulunmamakla tahakkuk eder...)
  • Sağlık.
  • Doğruluk. (Arapça)
  • Sağlık. (Arapça)
  • Sağlıklı, doğru olma.

sıhhat-ı muhakeme

  • Sağlıklı değerlendirme, hüküm verme.

sıhhat-i ubudiyet / sıhhat-i ubûdiyet

  • Kulluğu sağlıklı bir şekilde yapma.

sıhhat-i uhreviye

  • Ahiret hayatında sağlıklı olma.

sıhhi / sıhhî / صحى

  • Sağlıklı.
  • Sağlıkla ilgili. (Arapça)

sıhhi heyet / sıhhî heyet

  • Sağlık kurulu.

sıhhiye / صحيه

  • Sağlık ve hekimlik işleriyle uğraşan dâire.
  • Sağlık işleri.
  • Sağlık işleri dairesi. (Arapça)

sıhhiye heyeti

  • Sağlık işleriyle uğraşan kurul.

sıhhıye raporu

  • Sağlık raporu.

taglik

  • (Çoğulu: Taglikat) (Galak. dan) Kapama, kapanılma.
  • Kilitleme.
  • Edb: Muğlak ve kapalı söz söyleme.

tedbirü'l-cesed

  • Sağlık; beden eğitimi.

tendürüst / تن درست

  • Sağlıklı, sağlam yapılı. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın