LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şişme ifadesini içeren 39 kelime bulundu...

bagy

  • Azgınlık. Zulüm, İsyan.
  • İstemek, talep etmek.
  • Haddini tecâvüz etmek.
  • Yaranın şişmesi.
  • (Yağmur) şiddetle yağmak.

basur / bâsûr

  • (Çoğulu: Bevâsir) Tıb: Mayasıl. Kalın bağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesi ve bazen iltihablanması sebebiyle, makadın içinde ve dışında meydana gelen memeler yüzünden makaddan kan ve cerahat gelmesi hastalığı.

becer

  • Göbeğin çıkıp şişmesi.
  • Suyu içip kanmayan koyun.

ebs

  • Sütü çok içmekten dolayı karnı şişmek.

gamt

  • Çok yemekten dolayı midenin şişmesi.
  • Ağırlık olmak.

habat

  • Vücuttaki bir yara iyileştikten veya vücuda bir sopa ile vurulduktan sonra bedende kalan iz.
  • Davarın çok yemekten dolayı karnının şişmesi.

habc

  • Devenin ot yemekten dolayı karnının şişmesi.
  • Vurmak.

habn

  • Karnın şişmesi.

hudur

  • Aşağı indirmek.
  • Bir yeri şişmek.

ihdad

  • (Gövdenin) derisi şişme.

inhidar

  • İnişe inme.
  • Vurmakla derinin şişmesi.

intibar

  • Kabarma, şişme.

intifaah-ı rie / intifaâh-ı rie

  • Akciğerin şişmesi.

intifah

  • Şişkinlik. Şişmek. Kabarmak.
  • Vücud organlarından birinin büyümesi.

intifah-ı batni / intifah-ı batnî

  • Karnın, gazların birikmesinden dolayı şişmesi.

kebed

  • Ciğer ağrısı.
  • Kara ciğer.
  • Meşakkat. Şiddet. Mihnet.
  • Karnın şişmesi.

kırba

  • (Çoğulu: Kıreb-Kırebat) Saka tulumu. Deriden su kabı.
  • Tıb: Çocuklarda karın şişmesi.
  • Süt tulumuna da kırba denir.
  • 13 bin dirhemlik veya 32 okıyyelik bir kab.

makatı'

  • (Tekili: Ka, uzun okunur) Kesmeler. Kesişmeler. Kesişen yerler.
  • (Kat') Sözdeki veya nazımdaki durak yerleri. Heceler.

mukataa

  • (Kat'. dan) Kesişmek.
  • Ülfeti terk eylemek.
  • Birbirinden kesmek ve kesişmek.
  • Muayyen bir kira karşılığında arazinin kesime verilmesi.
  • Ekilen toprak için verilen muayyen vergi.

nefh

  • Üflemek, şişmek, üfürük.
  • Kaba kuşluk vaktine varmak.

nefha

  • Üfürmek. Üfürük.
  • Şişmek.
  • Kabarık olan.

neta

  • (Nütü') Yaranın şişmesi.
  • Yüksek olmak.

nokta-i tekatu'

  • Kesişme noktası.

rebt

  • Şişmek.
  • Terbiye etmek.
  • Uyusun diye çocuğun yan taraflarına yab yab vurmak.

rehlet

  • Şişkinlik, şişme.

tahalhul

  • (Halhal. dan) Ayağa bilezik takma.
  • Bir cismin hacminin büyümesi, şişmesi.
  • Hava cereyanı olması.

takatu'

  • Kesilmek. Kesişmek.

tecazüm

  • Kesişmek.

tedabür

  • Kesişmek.

tederrün

  • Bir organın, bir uzvun şişmesi.

tekattül

  • Birbirini kesme, kesişme.

tekatu / tekatû

  • Kesişme.
  • Kesişme.

tekatu' / tekâtu' / تقاطع

  • Kesişme.
  • Kesme. Kesişme.
  • Çatışma. İki çizginin bir noktada birbirini kesmesi.
  • Kesişme. (Arapça)

tenaffuh

  • Şişmek. " Uf, tüf, ah ve oh" demek.

teneffuh

  • (Nefh. den) Kabarma, şişme.
  • Urlanma.
  • Üflenerek şişme.

tetahhul

  • Tıb: Dalak şişmesi.

teverrüm / تورم

  • Şişme. (Arapça)
  • Verem olma. (Arapça)
  • Teverrüm etmek: Şişmek. (Arapça)

uzima

  • Vücutta bir organın ateşsiz ve ağrısız olarak şişmesi.

verem

  • (Çoğulu: Evrâm) şiş, yumru.
  • şişme.