LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şeytan ifadesini içeren 106 kelime bulundu...

afaret

  • İfritçe, şeytanî, kötü niyet.

afarit

  • (Tekili: İfrit) Şeytanlar. İfritler.

azazil / azâzil

  • Şeytan. (İblisin bir adı) Şerlerin temsilcisi.
  • Şeytan.

betyar

  • Şeytan, ifrit. (Farsça)
  • Düşman, adüvv. (Farsça)
  • Görülmesi istenilmeyen şey. (Farsça)

cadı

  • Avrupa'da putperestlik çağından beri gelen bir inanca göre, şeytanın gücünü kullanarak büyü yolu ile insanlara kötülük eden, felâketler getiren kadın. Bu bâtıl inanç yüzünden birçok yaşlı masum kadın, cadı diye Hristiyanların kurduğu Engizisyon mahkemeleri kararıyla yakılmıştır.

cemre

  • (Çoğulu: Cimâr) Şiddetli karanlık.
  • Ateşli kömür parçası, kor.
  • İlkbaharda suya, yere, havaya düştüğü söylenen sıcaklık.
  • Hacıların Mina Vâdisinde şeytan taşlamaları.
  • Hacıların şeytan taşlarken attıkları taşlar veya bu taşların atıldığı yer. Çoğulu cimâr ve cemerât'tır. Minâ'da birbirlerine birer ok atımı mesâfede bulunan üç taş yığını vardır. Bunlardan birincisine Cemre-i ûlâ (birinci cemre), ikincisine Cemre-i vustâ (orta cemre) ve üçüncüsüne Cemre-i Akabe adı

cinni, insi şeytanlar / cinnî, insî şeytanlar

  • Cin ve insan türünden olan şeytanlar.

desais-i şeytaniye / desâis-i şeytaniye

  • Şeytanın desiseleri, hileleri.

desais-i şeytaniyye

  • Şeytanca desiseler, hileler.

desise-i şeytaniye

  • Şeytanın hile ve desiseleri.

dev

  • Şeytan, ifrit, cin.

div

  • Dev. (Farsça)
  • İblis, şeytan. (Farsça)
  • Cinn, ifrit. (Farsça)

düstur-u şeytani / düstur-u şeytanî

  • Şeytanın düsturu, kuralı.

e'uzü / e'ûzü

  • E'ûzübillâhimineşşeytânirracîm sözü.

ebalis

  • (Tekili: Ebâlise) (İblis) İblisler, şeytanlar.

ebu-l mireh

  • Şeytan.

efarit

  • (Tekili: İfrit) İfrit gibi, ifrite benzer adamlar. Hilekârlar, kurnazlar, cüretliler.
  • Pek hain cinler.
  • Şeytanlar, iblisler.

egval

  • (Tekili: Gul) Büyük felâketler, âfetler, musibetler, belâlar.
  • şeytanlar.
  • Gulyabaniler.

ehramen

  • şeytan, iblis. (Farsça)
  • Dev. (Farsça)

ehremen

  • Zerdüştîlerin inandıkları, kötülük ve karanlık tanrısı, şeytan, dev.

ehrimen / اهرمن

  • Kötülük tanrısı, şeytan. (Farsça)

el-hannas / el-hannâs

  • Şeytan.
  • Fırsatını bulamayınca gizlenen, bulunca vesvese vermek için gelen sinsi şeytan.

elhannas / elhannâs

  • Sinsice aldatan şeytan.
  • Gizli şeytan.

euzü billahi mineşşeytani vessiyase / eûzü billâhi mineşşeytâni vessiyâse

  • Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

fettan

  • Fitneci. Kurnaz. Fitne çıkaran. Karıştıran.
  • Hırsız.
  • Şeytan.
  • Altın eriten kuyumcu.

fücur

  • Günah. Zina. Namusları pây-mâl etmek gibi şeytanî iştiha. Dinsiz ve ahlâksızların durumu.

habail-üş şeytan

  • Şeytanın tuzakları.
  • Kadınlar.

hannas / hannâs / خناس / خَنَّاسْ

  • (El-Hannâs) (Hunus. dan) Geri çekilerek veya büzülerek, sinerek fırsat bulunca vesvese vermek için dönüp gelen. Sinsi şeytan. Besmeleyi işitince kaçan, gaflete dalınca musallat olan şeytan.
  • Şeytan.
  • İnsanların kalblerine vesvese veren sinsi şeytan.
  • Şeytan. (Arapça)
  • Sinerek vesvese veren, şeytan.

hannasi / hannasî

  • Şeytanla alâkalı.

hasm-ı ekber

  • En büyük düşman olan şeytan.

haşr

  • Toplanma, bir araya gelme. Allahü teâlânın bütün insanları, melekleri, cinleri, şeytanları ve diğer hayvan ve kuşları, gökte, yerde, denizde ne kadar büyük ve küçük canlı var ise, hepsini kıyâmet kopmasından (dünyânın son bulmasından) sonra diriltip, dünyâda yaptıklarının hesâbını vermek üzere Arasâ

hatır-ı şeytani / hâtır-ı şeytânî

  • Günâhı beğenmeye, süslemeye, güzel göstermeye dâir kalbe şeytan tarafından getirilen düşünce. Buna vesvese denir.

havatır-ı şeytaniye / havâtır-ı şeytaniye

  • Şeytanî vesvese ve düşünceler.
  • Şeytandan gelen hâtıralar, düşünceler.

hemeze

  • Vesvese. Şeytanın desisesi. Kuruntu.

hikmetü'l-istiaze / hikmetü'l-istiâze

  • Şeytanın şerrinden Allah'a sığınmanın sebepleri ve faydaları; On Üçüncü Lem'a.

hinoğlu

  • Zamanın adamı, açıkgöz, hilekâr kimse. İblis, şeytan, zamane, cin fikirli.

hizb-üş şeytan / hizb-üş şeytân

  • Şeytana ve nefislerine tâbi olanların grubu. Allah'ın kanun ve nizamına tâbi olmadan kafalarına güvenerek ve nefsanî arzularına uyarak gitmek isteyenler. Milleti, memleketi ve mukaddesatı yıkmağa çalışan ve ahlâksızlığa alıştıranların ve dinsizlerin topluluğu ve cereyanı.
  • Şeytânın aldatmalarına kapılan topluluk. Şeytanın taraftarı, şeytana uyanlar.

hizbü'ş-şeytan

  • Şeytanın taraftarları.

hizbüşşeytan / حِزْبُ الشَّيْطَانْ

  • Şeytanın taraftarları.
  • Şeytana uyan topluluk.
  • Şeytana tâbi' olanlar.

hüccetü'l-kur'an ala hizbi'ş-şeytan / hüccetü'l-kur'ân alâ hizbi'ş-şeytan

  • Şeytan ve onun taraftarlarına karşı Kur'ân'ın kesin delili.

hüccetü'l-kur'an ale'ş-şeytan ve hizbihi / hüccetü'l-kur'ân ale'ş-şeytan ve hizbihî

  • Şeytan ve onun taraftarlarına karşı Kur'ân'ın delili.

hücumat-ı sitte / hücumât-ı sitte

  • Altı hücum anlamına gelen ve şeytanın desiselerine karşı yazılan bir eser; Yirmi Dokuzuncu Mektupta Altıncı Risale olan Altıncı Kısım.

hutuvat / hutuvât

  • (Tekili: Hutvât-Hutevat) (Hutve) Adımlar. İzler. Yollar. Eserler.
  • Şeytanın aldatmaları.
  • Adımlar, şeytanın adımları.

hutuvat-ı sitte

  • Altı adım. (Kur'an-ı Kerim'deki "Hutuvat-üş şeytan" tabirinden istifaze ile, şeytanların ve onların insî mümessilleri olan şerir insanların fitnekâr ve dalâlete sevkedici adımları, izleri ve desiseleri gibi mânalarla alâkalı olarak "bir mühim eser"e verilen isim) Şeytanın altı desisesi.

iblis / iblîs / ابليس / اِبْل۪يسْ

  • İnsanları Allah yolundan çıkarmağa çalışan şeytan.
  • Şeytan.
  • Şeytan.
  • Şeytanın isimlerinden biri veya şeytanların reisi.
  • Şeytan. (Arapça)
  • Hileci. (Arapça)
  • Şeytan.

iblisane / iblisâne / iblîsâne / ابليسانه

  • Şeytanca. İblisçesine, müfsidane.
  • Şeytanca.
  • Şeytanca.
  • Şeytanca. (Arapça - Farsça)

ihtilam / ihtilâm / احتلام

  • Düşazma, şeytan aldatması. (Arapça)

istibdad-ı şeytani / istibdad-ı şeytanî

  • Şeytanca baskı, zulüm.

küfr-i cuhudi / küfr-i cuhudî

  • Kalb ve dil ile ikrar etmemektir. (şeytan gibi)

kuzah

  • Mevzi ismi.
  • şeytan ismi.

lain / laîn

  • Lânet edilmiş, kovulmuş. Allahü teâlânın rahmetinden mahrum olan şeytân.

lain şeytan / lâîn şeytan

  • Allah'ın rahmetinden mahrum olan şeytan.

lebbeyk

  • Hac, umre veya her ikisini yapmak üzere niyyet ederken yâni ihrâma girerken başlayıp, Mina'da Cemre-i akabede (büyük cemrede) şeytan taşlanırken atılan ilk taşla söylemesi son bulan mübârek sözler: Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk innelhamde venni'mete leke vel-mülke

leytan

  • Şeytan.

lezzet-i şeytaniye / لَذَّتِ شَيْطَانِيَه

  • Şeytanî lezzet ve zevk.
  • Şeytancasına bir lezzet.

lümme

  • Kalpte şeytanın iş gördüğü yer.

lümme-i şeytani / lümme-i şeytanî

  • Şeytanın verdiği kalpteki kuruntu, vesvese yeri.

lümme-i şeytaniye / lümme-i şeytâniye

  • Kalpte şeytanın vesvese verdiği yer.
  • Şeytanın vesvesesi. Şeytanın verdiği kuruntu.

maglata-i şeytaniye

  • İnsanları aldatmak ve yoldan çıkarmak için söylenen karıştırıcı sözler. Şeytanın insan kalbine vesvese vermesi.

mağlata-i şeytaniye / mağlâta-i şeytaniye

  • Şeytanın aldatmacası.

manevi mücahede / mânevî mücahede

  • Nefis ve şeytana karşı yapılan cihad, mücadele.

merdud / merdûd

  • Reddedilen, kabûl edilmeyen.
  • Allahü teâlânın huzûrundan kovulmuş, reddedilmiş mânâsına, şeytan.

mihrab

  • Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu yer.
  • Şiddetli harbeden cengâver. Bahadır.
  • Evin şerefli yüksek yeri, çardak.
  • Meclisin sadrı ve ekrem mevzii.
  • Mc: Harb âleti.
  • Orman.
  • Melikin hususi makamı.
  • Mc: Şeytan ve hevâ ile muhare

mina / minâ

  • Mekke-i mükerremenin doğusundaki dağların eteğinden Arafât'a giden yol üzerinde bulunan yer. Hac ibâdeti esnâsında kurban kesmek ve cemre (şeytan) taşlamak için buraya gidilir. İbrâhim aleyhisselâm, kurban etmek için, oğlu İsmâil'i buraya götürmüştü.

müna

  • (Minâ) Arzular.
  • Birinin yerine kaim-i makam olmak, birinin yerine geçmek.
  • Suya giden yol.
  • Mekke-i Mükerreme'de hacıların kurban bayramında kurban kestikleri ve şeytan taşladıkları mukaddes yer.

münazara-i şeytani / münazara-i şeytanî

  • Şeytanla olan tartışma.

münazara-i şeytaniye

  • Şeytanla münazara, tartışma.

müteşeytın

  • Şeytanlık eden, şeytanca davranan.

nefs-i emmare

  • İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.

racim / racîm

  • "Allahü teâlânın rahmetinden kovulmuş uzaklaştırılmış" mânâsına şeytanın Kur'ân-ı kerîmde bildirilen sıfatı.

recm

  • Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek.
  • Atılan taş.
  • Kabre taştan nişan dikmek.
  • Şeytan üzerine atılan nücum.
  • Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
  • Zan ve kıyas etmek.

recm-i şeyatin / recm-i şeyâtîn

  • Şeytanların recmi, taşlanması.

recm-i şeytan

  • Şeytan taşlama.

remy-i cimar / remy-i cimâr

  • Hac ibâdeti esnâsında Kurban bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde Minâ'da bulunan ve Cemre adı verilen taş yığınlarına nohut büyüklüğündeki taşları atmak. Buna şeytan taşlama da denilmektedir.

safsatiyat / safsatiyât

  • Safsatalar, yalan ve yanlış şeytâni sözler.

şeyatin / şeyâtin / şeyâtîn / شياطين

  • Şeytanlar.
  • Şeytanlar.
  • Şeytanlar.
  • Şeytanlar. (Arapça)

şeyatin-i evham / şeyâtîn-i evham

  • Evham, kuruntu şeytanları.

şeytan

  • İblis. (Cenab-ı Hakk'ın emrine isyan ettiğinden rahmetinden kovulmuş, şerleri ve muzır şeyleri temsil eder ve ateşten yaratılmıştır. Bütün melekler Cenab-ı Hakk'ın emriyle Hazret-i Âdem'e secde ettiği halde Şeytan: "O, topraktan yaratılmıştır, ben ateşten yaratıldım. Ben ondan daha kıymetli ve yükse

şeytan-ı ahmak

  • Akılsız, ahmak şeytan.

şeytan-ı cinni / şeytan-ı cinnî

  • Görünmeyen, cinnî şeytan.

şeytan-ı cinni ve insi / şeytan-ı cinnî ve insî

  • Cinlerden ve insanlardan olan şeytan.

şeytan-ı hususi / şeytan-ı hususî

  • Özel şeytan.

şeytan-ı ins

  • İnsan ve cinlerden olan şeytanlar.

şeytan-ı ins ve cin

  • İnsan ve cinlerden olan şeytanlar.

şeytan-ı ins ve cinni / şeytan-ı ins ve cinnî

  • Cinlerden ve insanlardan şeytanlık özelliği gösteren kimseler.

şeytan-ı insi / şeytân-ı insî

  • İnsanlardan şeytanlaşmış olan.

şeytan-ı lain / şeytan-ı lâîn

  • Kovulmuş, lanetlenmiş şeytan.

şeytan-ı racim / şeytan-ı racîm / şeytân-ı racîm / شَيْطَانِ رَج۪يمْ

  • Kovulmuş, lânetlenmiş şeytan.
  • Kovulmuş, taşlanmış şeytan.

şeytanat / şeytânât

  • Şeytanlıklar.

şeytanet / şeytânet / شيطنت

  • Şeytanlık.
  • Şeytanlık. Aldatıcılık. Kurnazlık, hilekârlık.
  • Şeytanlık.
  • Şeytanlık, hilekârlık. (Arapça)

şeytani / şeytanî / şeytânî / شيطانى

  • Şeytana ait.
  • Şeytanla alâkalı. Şeytana yaraşır.
  • Şeytanca, şeytanla ilgili.
  • Şeytanlık. (Arapça)
  • Şeytanca. (Arapça)

şeytani pişe / şeytanî pişe / şeytanî pîşe

  • Şeytanın yolu. Şeytana ait meşguliyet. (Farsça)
  • Şeytana benzer, şeytanca iş, huy, alışkanlık.

şeytankarane / şeytankârâne / şeytânkârâne

  • Şeytanca, şeytan gibi.
  • Şeytanca.

siccin / siccîn

  • Şeytanların, kafirlerin (Allahü teâlâya ve Resûlullah efendimize inanmayanların) ve günahkâr mü'minlerin amellerini toplayan bir kitap; insanların ve cinlerin kötülerine mahsûs amel defterleri.
  • Şakîlerin, kötülerin ve azâb olunan rûhların bulunduğu yer.
  • Yerin altında veya Ceh

şübehat-ı şeytaniye

  • Şeytanî şüpheler.

tagut

  • İnsanları Allah'a (C.C.) karşı isyana sevkeden. İsyankâr.
  • Her bâtıl mâbud.
  • Şeytan.
  • İslâmiyetten önce Kâbe'deki putlardan birinin ismi.

tağut / tâğût / طاغوت

  • Allahü teâlânın emir ve yasaklarına karşı gelen ve ibâdetten alıkoyan şeytânî varlık ve güçler.
  • Büyücü. (Arapça)
  • Şeytan. (Arapça)

tağuti / tâğûtî

  • Şeytanî, azgın şeytana ait.

tasavvurat-ı şeytaniye

  • Şeytanî tasavvurlar; şeytandan gelen tasarılar, kurgular.

telkinat-ı şeytaniye / telkinât-ı şeytaniye

  • Şeytanın telkinleri.

tugmus

  • Şeytanın ve cinnin gayet habisi.

velehan

  • Akıl gidip tembel olmak.
  • İbadet ederken vesvese veren şeytan.

vesvas

  • Müvesvis. Vesveseye sürükleyen şeytan. Nefsin zihinde ilka eylediği dağdağa ve fitne. Avcının ve köpeklerin gizli sesi.

vesvese-i şeyatin / vesvese-i şeyâtîn

  • Şeytanların verdiği şüphe ve kuruntular.

vesvese-i şeytan

  • Şeytanın kalbe düşürdüğü şüphe, asılsız kuruntu.

yezidiler / yezîdîler

  • Hazret-i Ali'ye düşman olan ve şeytana tapan kimselerin mensûb olduğu bozuk fırka. İbâdiyye fırkasının kurucusu Abdullah bin İbâd'ın adamlarından Yezîd bin Enîse'ye uydukları için bu adı almışlardır. Emevî halîfelerinden Yezîd'in bunlarla hiçbir ilgi si yoktur.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR