LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şerefli ifadesini içeren 136 kelime bulundu...

abdullah

  • Allah'ın kulu.
  • Bu isim Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mübarek ve şerefli isimlerindendir. Çünkü, Allah'a itaat ve ibadette, kulluk yapmada devamlı ve en ileride olup bütün ömürlerinde Cenab-ı Hakka maddi manevi bütün hâlâtında itaatttan ayrılmamıştır (A.S.M.). Hem muhterem ba

afaif

  • Namus, ırz ve iffet sahibi, şerefli kadınlar.

ali-d-derecat / âli-d-derecat

  • Derecelerin âlisi, iyi ve şereflisi.

alicenap / âlicenap

  • Yüksek ahlâklı, şerefli.

ayat-ı kerime / âyât-ı kerîme

  • Şerefli âyetler, Kur'ân'ın herbir cümlesi.

ayet-i kerime / âyet-i kerîme

  • Şerefli âyet, Kur'an'ın herbir cümlesi.

ayn

  • (Çoğulu: A'yan-A'yun-Uyûn) Göz.
  • Pınar, kaynak. Çeşme.
  • Tıpkısı, tâ kendisi.
  • Zât.
  • Eşyanın hakikatı.
  • Kavmin şereflisi.
  • Diz.
  • Altın.
  • Nazar değme.
  • Casus.
  • Her şeyin en iyisi.
  • Muayene etmek.

aziz / azîz / عَز۪يزْ

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her zaman izzet ve şeref sâhibi. Gâlib, benzeri olmayan, büyük ve küçük her şeyin O'na şiddetle ihtiyâcı olan.
  • Kıymetli, şerefli, üstün.
  • Şerefli.

bayram-ı şerif

  • Şerefli, değerli bayram.

bülendpervaz / bülendpervâz / بلندپرواز

  • Yükseklerden uçan. (Farsça)
  • Şerefli. (Farsça)

cami-i şerif

  • Şerefli, yüce cami.

cebel-i aziz

  • Şerefli, üstün ve yüce dağ.

cedd-i emced

  • En şerefli ced, dede, Peygamber Efendimiz (a.s.m.).

damen-i mualla / dâmen-i muallâ

  • Yüksek şerefli dâmen, muallâ etek.
  • Mc: Yüksek namus sâhibi.

dest

  • El, yed. (Farsça)
  • Mc: Kudret, fayda, nusret, galebe. (Farsça)
  • Düstur. (Farsça)
  • Tasallut. (Farsça)
  • İkmâl. (Farsça)
  • Âlî makam. Meclisin şerefli yeri. (Farsça)

dest ve damen-i kerimane / dest ve dâmen-i kerimane

  • Şerefli ve izzetli olan el ve etekler.

eazz

  • Galip.
  • Daha aziz, daha şerefli, en şerefli, azizler.

eberr

  • Çok faziletli, şerefli. Çok sâdık ve dindar. Çok iyilik sever.
  • Şenlikten uzak, bedevi.

egarr

  • Çok parlak ve kıymetli. Beyaz şey.
  • İşi güzel ve hatırlı olan kimse, aziz ve şerefli. (Müennesi daha çok müsta'meldir: Şeriat-ı Garrâ gibi.)

ehl-i ırz

  • Yüz aklığı ve şan, itibar sahibi olan, namuslu kimse. Şerefli ve temiz olan. Namuslu, iffetli ve ismetli. Irz ehli.

ekrem-i halk

  • Yaratılmışların en şereflisi.

emacid

  • (Tekili: Emced) Emcedler, en şanlılar, en şerefliler, eşrefler, en fazla haysiyet ve onur sahibi olan kimseler.

emced / امجد

  • Çok onurlu, çok şerefli. (Arapça)

emced-i emacid / emced-i emâcid

  • Şereflilerin şereflisi, en şerefli.

enbel

  • En şerefli.

enf

  • Burun. Koku ve teneffüse mahsus âzâ.
  • Bir şeyin ucu veya evveli veya en şiddetlisi.
  • Bir şeyin sivri yeri.
  • Bir şeyin en şerefli olan yeri.

enzad

  • (Tekili: Nazad) Şanlı, şerefli, namlı ve tertibli kimseler.
  • Toprak tabakaları.

ercmendi / ercmendî

  • Haysiyetli, şerefli, itibarlı, muhterem. (Farsça)

ercümend

  • Muhterem, şerefli. Muazzez. (Farsça)

esil

  • Şerefli, şanlı, namlı, haysiyetli, itibarlı ve otoriter kişi.

eşraf / eşrâf

  • (Tekili: şerif) Şerefliler. İleri gelen büyükler.
  • Soylulular, şerefliler.
  • Şerefliler, ileri gelenler.

eşref / اشرف / اَشْرَفْ

  • En şerefli, en üstün.
  • En şerefli. Daha şerefli. En iyi, en güzel.
  • En şerefli.
  • En şerefli. (Arapça)
  • En şerefli.

eşref-i mahlukat / eşref-i mahlûkat / eşref-i mahlûkât / اشرف مخلوقات

  • Mahlukatın en eşrefi, yaradılmışların en şereflisi. İnsan.
  • Yaratıkların en şereflisi.
  • Varlıkların en şereflisi.
  • Varlıkların en şereflisi, insan.

eşref-i saat

  • Saatlerin şereflisi. Uğurlu ve işlerin rast gittiği, dua ve dileklerin kabul edildiği an.

eşrefimahlukat / eşrefimahlûkât

  • Yaratılanların en şereflisi.

fahir / fâhir / فاخر

  • Değerli. (Arapça)
  • Şerefli, onurlu. (Arapça)

far'

  • Budak ve ağaç başı.
  • Her şeyin alâsı. İyisi.
  • Her kavmin şereflisi.

fer'

  • Şube, kol. İkinci derecede olan. Dal budak.
  • Bir aslın neticesi.
  • Bir cemaatın şerefli ve daha meşhuru.
  • Kazancı olan mukayyed mal. Hâzır ve muhâfaza altında olan.
  • Yükseğe çıkmak ve iki nizalı olanın arasına girip ıslah etmek.
  • Asıl mes'eleden kollara ayrı

hacc-ı şerif

  • Şerefli hac ibadeti.

hadisişerif / hadîsişerîf

  • Peygamberimizin şerefli sözü.

hasın

  • (Çoğulu: Hâsınât) İffetli, namuslu ve şerefli kadın.

hatir

  • Muhâtaralı, tehlikeli, korkulacak durum. Büyük ve şerefli kimse.

hatt-ı şerifiniz / hatt-ı şerîfiniz

  • Şerefli yazınız, kendi mübarek hattınız, el yazınız.

havatin

  • (Tekili: Hâtun) Şerefli kadınlar, hâtunlar.

hazafir

  • (Tekili: Hizfâr - Hazfur) Cânibler.
  • Bir kavmin meşhurları, ileri gelenleri, şereflileri.
  • Hepsi. Tümü. Mecmu'u.

hazret-i resul-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

hazret-i resul-ü ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

hitab-ı izzet / hitâb-ı izzet

  • İzzetli ve şerefli hitap.

huzur-u resul-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) bizzat huzuru.

ibad-ı mükerrem / ibâd-ı mükerrem

  • Şerefli, saygın kullar.

illiyye

  • (Ulliyye) En şerefli, yüksek.

ırafet

  • Kethüdâlık, reislik. Ululuk, şereflilik.

ism-i şerif

  • Mübârek ve şerefli isim.

izzet-i islamiye / izzet-i islâmiye

  • İslâmi izzet. Müslüman olanın her hususta daha şerefli, daha çalışkan, daha izzetli olması hâleti. Diğer dinlerdekilerden ve dinsizlerden izzetli ve şerefli olmaları hâleti.

kabr-i şerif

  • Şerefli, değerli kabir, mezar.

karheb

  • Yaşlı, ihtiyar.
  • Yaşlı öküz.
  • Çok kıllı keçi.
  • Ulu ve şerefli kişi.

kaside-i şerife

  • Şerefli kaside; on beş beyitten az olmayan ve büyük bir şahsı övmek için yazılan şiir.

katibin-i kiram / kâtibîn-i kirâm / كَاتِب۪ينِ كِرَامْ

  • Şerefli yazıcı melekler.

kavl-i şerif

  • Şerefli söz; Cenâb-ı Hakkın şerefli sözü olan âyet.

kerim

  • Her şeyin iyisi, faydalısı. Kerem ile muttasıf olan, ihsan ve inayet sâhibi. Şerefli ve izzetli. Muhterem, cömert, müsamahakâr. (Kur'an-ı Kerim tâbirindeki kerim; muazzez, mükerrem mânâsınadır. Kur'an-ı Kerim'de bu kelime 27 defa geçer ve ancak iki defa Cenab-ı Hak hakkında kullanılmıştır.)

kerime

  • Kız evlâd.
  • Kendine ikram edilmiş kimse. Şerefli.
  • Güzide, seçkin, kıymetli şey.
  • Vücudun kıymettar yerlerinden her biri.

kerremallahu veche

  • Allah vechini mükerrem kılsın; yüzünü şerefli kılsın.

kerremallahü vechehü

  • "Allah yüzünü şerefli, şerefini yüksek kılsın" anlamında Hz. Ali için söylenen bir ifade.

kiram

  • Benzetmeli, kinâyeli.
  • (Tekili: Kerim) Kerimler, şerefliler.
  • Eli açık cömert kimseler.

kırm

  • (Çoğulu: Kurum) Ulu şerif, şerefli kişi.

lütufname-i ekremi / lütufnâme-i ekremî

  • Pek şerefli zâtınızın lûtfettiği şirin mektup.

maal

  • Yükseklik. İlerilik. Şereflilik.

maali / maalî

  • şerefler. Yükseklikler.
  • Yüksek fikirler.
  • şerefli vazifeler.

macid / mâcid

  • Yüce, şerefli.

mahuza

  • Temiz. İtibarlı, şerefli, asil.
  • Saf, hâlis, katıksız.

makamat-ı aliye / makamat-ı âliye

  • Yüksek şerefli mevkiler, makamlar. Yüce makamlar.

malik-i zişan / mâlik-i zîşan

  • Şanlı ve şerefli sahip.

mana-yı şerif / mânâ-yı şerif

  • Değerli ve şerefli anlam.

mazrahi / mazrahî

  • Akbaba.
  • Ulu, şerefli kimse.
  • Her beyaz nesne.

meal-i şerif / meâl-i şerif

  • Şerefli, yüce mânâ.

mecid

  • Azametli. Şerefli. Gâlib.
  • Esmâ-i İlâhiyedendir.
  • Yüce, şerefli.

mekke-i mükerreme

  • Şerefli Mekke şehri.

mevla / mevlâ

  • Sahib. Rabb.
  • Efendi. Köleyi âzad eden.
  • Şanlı. Şerefli. Mâlik.
  • Mün'im-i Mutlak olan Cenab-ı Hak (C.C.).
  • Terbiye eden, mürebbi.
  • Yardımcı, muavenet eden.
  • Dost ve komşu.
  • Azâd olan.
  • Efendi, sahip.
  • Allah.
  • Kul, köle, azat eden.
  • Velî, veliyeti olan.
  • Şanlı, şerefli.
  • Yardımcı.
  • Mürebbi, terbiye eden.

mihrab

  • Camide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu yer.
  • Şiddetli harbeden cengâver. Bahadır.
  • Evin şerefli yüksek yeri, çardak.
  • Meclisin sadrı ve ekrem mevzii.
  • Mc: Harb âleti.
  • Orman.
  • Melikin hususi makamı.
  • Mc: Şeytan ve hevâ ile muhare

mihrap

  • Câmide cemaatle namaz kılarken imamın bulunduğu yer; bir mekânın en şerefli ve en kıymetli yeri.

minber-i şerif

  • Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) hutbe verdiği şerefli minber.

misafir-i aziz

  • Aziz ve şerefli misafir.

mu'teberan

  • (Tekili: Mu'teber) Şerefli, haysiyetli ve itibarlı kimseler.
  • Bir yerin, bir mesleğin veya bir sınıfın ileri gelenleri. Hükmü geçip, inanılır olanlar.

muazzez

  • İzzetli, şerefli.

mücahid-i alicenab / mücâhid-i âlicenab

  • Şerefli, haysiyetli mücahid.

müftehir

  • (Fahr. dan) İftihar eden. Öğünen.
  • Sırf Allah rızası için menfaatsiz hizmet eden.
  • Şanlı, şerefli.

muhterem

  • Hürmet görmüş. İhtiram olunmuş. Kıymetli ve şerefli kimse.

müşerref

  • Şereflenmiş, şerefli. Herkesce kıymetli.
  • Şerefli, değerli.

müteaffif

  • İffetli, şerefli, namuslu.

müteaffifin / müteaffifîn

  • (Tekili: Müteaffif) İffetli, namuslu ve şerefli kimseler. Müteaffifler.

müzerra'

  • Anası, babasından daha şerefli olan.

nabiga

  • (Çoğulu: Nevabig) Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse.
  • Sonradan şâir olan.
  • Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse.

nacil

  • Nesli kerim, şerefli olan, soyu temiz.

nam-ı şerif

  • Mübarek isim, şerefli ad.

namuskar / namuskâr

  • Namuslu, haysiyetli, şerefli.

nebh

  • Bir şeyi tenbih etmek, unuttuğunu hatırlatmak.
  • Ansızın bulunan. Yitik.
  • Ansızın yitirmek.
  • Uykudan uyanmak.
  • Şerefli olmak.
  • Meşhur olmak, ün salmak.

nebih

  • (Nebihe) Namlı, şanlı şerefli.

nebiyy-i ekrem

  • İnsanlığın en şereflisi olan peygamber; Hz. Peygamber (a.s.m.).

necaib

  • (Tekili: Necib) Şerefli, necib, asil, temiz kimseler.

nedime

  • Kadın nedim.
  • Zengin veya şerefli, itibarlı bir kadının arkadaşı.

nevabig

  • (Tekili: Nâbiga) Şerefli ve ulu kimseler.
  • Sonradan şâir olan kişiler.

nur-u şerif

  • Şerefli nur, ışık.

ravza-i mutahhara

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kabri ile minberi arasındaki şerefli alan, Peygamber Mescidinin inşa edildiği ilk saha.

ravza-i şerife

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kabri ile minberi arasındaki şerefli alan.

receb-i şerif

  • Şerefli olan ve mübarek aylardan birincisi olan Recep ayı; hicrî ayların yedincisi.

resail-i şerife / resâil-i şerife

  • Şerefli mektuplar.

resul-i ekrem / resûl-i ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).
  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i kerim / resul-i kerîm

  • Allah'ın çok şerefli ve değerli elçisi Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-u ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-ü ekrem

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-ü ekrem (a.s.m.)

  • Allah'ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

risale-i şerif

  • Şerefli ve kıymetli risale.

şa'ban-ı şerif / şa'bân-ı şerîf / شَعْبَانِ شَر۪يفْ

  • Üç ayların ikincisi olan şerefli ay.

şaban-ı şerif / şâbân-ı şerif

  • Hicri ayların sekizincisi ve mübarek üç ayların ikincisi olan değerli ve şerefli Şâban ayı.

şam-ı şerif / şâm-ı şerif

  • Şerefli Şam şehri.

şer'i şerif

  • Şerefli İslâm şeriatı.

şerafet / şerâfet / شرافت / شَرَافَتْ

  • Şeriflik, şereflilik. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) torunu Hz. Hüseyin'in (R.A.) sülâlesinden ve onun izinden giden temiz müslümanlık hâleti.
  • Şereflilik.
  • Şereflilik.
  • Şereflilik. (Arapça)
  • Soyluluk. (Arapça)
  • Şereflilik.

şeref-i keramet

  • Şerefli vazife, görev.

şeref-şiar

  • Şerefli.

şerefşiar

  • Şerefli.

şerif / şerîf / شریف

  • Şerefli, mübarek.
  • Peygamber neslinden ve Hazret-i Hüseyin soyundan olup İslâmiyete tam sadâkatla bağlı temiz kimse.
  • Şerefli.
  • Şerefli.
  • Şerefli. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kızı hazret-i Fâtımâ'nın oğullarından hazret-i Hasen'in neslinden (soyundan) gelenler.
  • Şerefli. (Arapça)
  • Hz. Hüseyin soyundan gelen. (Arapça)

şerifeyn / şerîfeyn

  • Şerefli iki şey, Mekke ve Medine.

şürefa

  • (Tekili: Şerif) Şerifler. Hazret-i Hüseyin Radıyallahü Anh vasıtasiyle Peygamberimiz (A.S.M.) soyundan gelenler.
  • Şerefliler. Allah (C.C.) yolunda sabır ve sebat ile devam eden temiz insanlar.

ta'zir-i eşraf

  • Ümera, yüksek tüccar, köy a'yanı gibi şerefli kimseler hakkındaki ta'zirdi ki, ya bilvasıta ilâm suretiyle veya mahkemeye celbedilerek bilmuvacehe ihtar suretiyle yapılır.

tabiin / tâbiîn

  • Hadîs-i şerîflerle medhedilen, Eshâb-ı kirâmdan sonra gelen şerefli nesil. Eshâb-ı kirâmı görüp, onların sohbetinde bulunanlar.

teferru'

  • Bir çok kollara ayrılmak.
  • Bir kimse halkın üzerine havale olmak.
  • Bir kavmin en şerefli kadını ile evlenmek.
  • Çatallanıp dal dal olmak.

tefsir-i şerif

  • Şerefli ve değerli tefsir.

ula

  • Şanlı, şerefli kimse.

ulliyye

  • (İlliyye) Yüksek tabaka. En yüksek. En şerefli.
  • Çardak.

unsuriyet

  • Irkçılık. Bir kavmi veya kendi soyunu daha şerefli sayarak diğer insanları hakir görmek. Menfî milliyetçilik.

ura'ır

  • (Çoğulu: Arâır) Semiz etli deve.
  • Şerefli adam.
  • Kavmin reisi.

visata

  • Kavim arasında şerefli ve aziz olmak.

vuul

  • şerefliler.
  • Kuvvetliler.

ya üstad-ı ekrem

  • Ey şerefli, çok cömert Üstad.

zat-ı maal-i sıfat-ı ali / zât-ı maâl-i sıfat-ı âli

  • Yüksek vasıf ve niteliklerin sahibi olan şerefli, yüce zât.

zevat-ı kiram

  • Şerefli, temiz, büyük zatlar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR