LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şehvet ifadesini içeren 49 kelime bulundu...

aşk-ı mecazi / aşk-ı mecazî

  • Fâni şeylere olan aşk. Nefis ve şehvet arzusuna dayanan aşk.
  • Tas: Kâmil bir zâtın Cenab-ı Hakk'a dâir şiddetli muhabbetinden evvel fani, dünyevî şeylere dair olan aşkı.

bah

  • Şehvet.

bahi / bahî

  • Şehvete dâir. şehvetle ilgili.

gulumiyye

  • Cimaa şehveti olan kimse.

heva vü heves

  • Zevk ve şehvetler. Boş ve geçici şeyler.

hevai / hevaî

  • Ciddi şeylerle alâkasız. Nefsine düşkün. Nefsine ve şehvetine mağlub. Hevâ ve hevese âit ve müteallik. (Farsça)

hirmet

  • Cima şehveti.

hubbüşşehevat / hubbüşşehevât

  • Şehvetleri sevme, nefsin arzu ve istekelerinine aşırı düşkünlük.

humud / humûd

  • Durgunluk, uyuşukluk; bir mâni olmadığı halde bekârlığı istemek. Şehvet ve iffetin azlığı.
  • Şehvet yokluğu, soğukluk, isteksizlik.

hurmet-i müsahere / hurmet-i müsâhere

  • Erkeğin herhangi bir kadın ile zinâ etmesi veya herhangi bir yerine unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle (lezzet alarak) dokunması hâlinde, o kadının neseb (soy) ile ve süt ile olan anası ve kızları ile; kadının da o erkeğin oğlu ve babası ile evle nmesinin ebedî, sonsuz olarak haram, yasak olması

iffet

  • İnsan rûhundaki yapıcı kuvvetin, yâni şehvetin iyiye kullanılmasından ortaya çıkan huy. Nefsi kötü isteklerinden men etmek. Âr, nâmus, hayâ duygusu.

igtilam

  • Hırs ve şehvetin galip gelmesi.
  • Muzdarib olmak, acı çekmek.

kaza-i şehvet

  • Şehvet ihtiyacını gidermek. Cinsî münasebet (ki, insanlar arasında nikâh olmadıkça haramdır.)

kaza-yı şehvet / kazâ-yı şehvet

  • Şehvet ihtiyacını giderme.

kuva-ı selase / kuva-ı selâse

  • Üç kuvve; akıl, gazap ve şehvet duygusu.

kuva-yı selase / kuvâ-yı selâse

  • Üç güç; gazap gücü, şehvet gücü, akıl gücü.

kuvve-i şeheviye

  • Şehvet gücü.

kuvve-i şeheviye ve gadabiye

  • Şehvet ve öfke duyguları; insanı dünya zevklerini elde etmeye ve zararlı şeyleri defetmeye sevkeden duygular.

kuvve-i şeheviye ve gazabiye

  • Şehvet ve gazap duygusu.

kuvve-i şeheviye-i behimiye / kuvve-i şeheviye-i behîmiye

  • Hayvanî şehvet duygu.

meni / menî

  • Yerinden şehvetli (lezzetli) veya şehvetsiz olarak kopup, ayrılıp, erkekten koyu beyaz, kadından akıcı sarı olarak gelen sıvı.

mezi

  • İlm-i Halde: Kadınla oynamak veya şehvetle yanına gelmek gibi hâllerde erkeğin tenasül cihazında zuhur eden yapışkan renksiz akıcı cisim. (Bu hâl abdesti bozar, gusül icab ettirmez)

mugtelim

  • Hırs ve şehveti çok olan.

müşteha

  • İştiha veren, iştiha getiren. Şehvet veren.

müştehat

  • Şehveti celb eder hâle gelen. Yetişmiş kız.

muvafakat-i şehvet-i nefis

  • Nefsin şehvetine tâbi olma, uyma.

nazar-ı şehvet ve heves

  • Şehvet ve hevesle bakma.

nefs

  • (Nefis) Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi.
  • Göz.
  • Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri.
  • Ruh, hayat, asıl.
  • Maya.
  • Hamiyet.

nehem

  • (Nehim - Menhum) Aç gözlü oluş. şikemperver olmak. Doymak bilmemek. Bir şeye çok düşkün, şehvetli, haris.

nehmet

  • Himmet, maksat, yüksek himmet. Harislik. şehvet.

safizm

  • Kadının kadına şehvetle bakması ve dokunması. Kadınlar arasındaki homoseksüellik.

şebak

  • Şehvet galip olup cimaa çok hırslı olmak.
  • Koyu karanlık.

şehevani / şehevânî

  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili, şehvetle alâkalı.

şehevat / şehevât / شهوات

  • (Tekili: şehvet) şehvetler, nefsanî istekler, arzular.
  • Şehvetler.
  • Şehvetler. (Arapça)

şehevi / şehevî

  • Şehvetle alâkalı. Hayvanî, nefsanî duygularla alâkalı, onlara ait.

şeheviye

  • Şehvete ait.
  • Şehvetle ilgili olan.

şehiy

  • (Şehvet. den) İştahlandırıcı. İsteklendiren, istek uyandıran.

şehvani / şehvanî / şehvânî / شهوانى

  • şehvetle ilgili, şehvete ait.
  • şehvete çok düşkün olan kimse.
  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili.
  • Şehvetle ilgili. (Arapça)
  • Şehvet düşkünü. (Arapça)

şehvat / şehvât / شهوات

  • Şehvetler. (Arapça)

şehvet

  • Hevâ-yı nefsin meyli ve arzusu.
  • Bir şeyi fazla istemek.
  • Cinsî istek. Mahbube için olan istek, iştiha. (Yemek, içmek, uyumak da şehvetin şubelerindendir.)Kudsi Hadis'te Cenab-ı Hak buyuruyor: "Ey benim için şehvetini bırakıp gençliğini bana veren genç! Sen meleklerin bir kısmı

şehvet-alud / şehvet-âlûd

  • Şehvetli, şehvete bulaşmış.

şehvet-engiz

  • Şehvet uyandıran.
  • Şehvet uyandıran. Kuvve-yi şeheviyeyi tahrik eden. (Farsça)

şehvet-i medeniye

  • Modern çağın, insanları içine sürüklediği şehvet tuzağı.

şehvet-perest

  • Şehvetine çok düşkün. Nefsi arzularının esiri olan. (Farsça)

şehvetengiz / şehvetengîz / شهوت انگيز

  • Şehvet uyandıran.
  • Şehvet verici. (Arapça - Farsça)

şehvetperest / شهوت پرست

  • Şehvet düşkünü. (Arapça - Farsça)

suretlerin tahrimi / sûretlerin tahrimi

  • Resimlerin haram kılınması, yasaklanması; haset, gurur, riya, şehvet gibi nefsanî duyguları kabartan ve İslâmiyetin sakındırdığı sonuçların doğmasına sebep olan resimlerin, fotoğrafların yasaklanması.

tıbb

  • Tabiblik, doktorluk.
  • Her şeyi gereği gibi bilmek.
  • Rıfk. Suhulet.
  • İrade.
  • Hastayı ilâçlarla tedaviye çalışmak.
  • Şan.
  • Şehvet.

tiyaka

  • Cimaa pek ziyade düşkün olmak.
  • Şehvetin galip olması.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR