LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şarap ifadesini içeren 95 kelime bulundu...

ab-ı ahmer / âb-ı ahmer / آب احمر

  • Kızıl su.
  • Kırmızı şarap.
  • Gözyaşı.

ab-ı ateşin / âb-ı âteşîn / آب آتشين

  • Ateşli su.
  • Kırmızı şarap.
  • Gözyaşı.

ab-ı engur / âb-ı engûr / آب انگور

  • Üzüm suyu.
  • Şarap.

ab-ı harabat / âb-ı harâbât / آب خرابات

  • (meyhane suyu) şarap.

ab-ı kevser / âb-ı kevser / آب كوثر

  • Cennet suyu.
  • Şarap.

acuz

  • Çok yaşlı kadın. Kocakarı.
  • Kılıç.
  • Şarap.
  • Sırtlan.

ateş-i ter

  • Kırmızı şarap.

atik

  • (Çoğulu: Avâtik) Sırtın üst kısmı. Omuz ile boyun arası.
  • Eski şarap.

bad-ı şimali / bâd-ı şimalî

  • Kuzey rüzgârı. (Farsça)
  • Nefes, soluk. (Farsça)
  • Ah sesi, ah çekme. (Farsça)
  • Allah'ın inâyeti. (Farsça)
  • Medih. (Farsça)
  • Söz. (Farsça)
  • Büyüklük taslama, kibirlilik. (Farsça)
  • şarap. (Farsça)

bade / bâde / باده

  • Şarap, içki.
  • Şarap, içki. Kadeh. (İçkinin her çeşiti haramdır, büyük günahtır. İnsan sağlığına zararları ilmî bir gerçektir. Aile, cemiyet hayatı ve ahlâk için de yıkıcıdır. İçkiden ve içenlerden uzak durmak gerekir.) (Farsça)
  • İçki. (Farsça)
  • Şarap. (Farsça)

badekeş / bâdekeş / باده كش

  • Şarap içen. (Farsça)

bint-ül kerem

  • Şarap, hamr.

ciryal

  • Altının kırmızılığı.
  • Bir cins kırmızı boya.
  • Temiz renk.
  • Şarap.

dem-keş

  • Nefes çeken, soluk çeken. (Farsça)
  • Devamlı öten bir güvercin cinsi. (Farsça)
  • Kaval, ney gibi çalgıları devamlı üfürenler. (Farsça)
  • Bazı kuşların, kübbül gibi uzun uzun ötenleri. (Farsça)
  • Şarap içen. (Farsça)

devrak

  • Şarap ölçeği.

dürdkeş / دردكش

  • Tortulu şarap içen. (Farsça)

fazih / fazîh

  • Hurma koruğundan yapılan şarap.

gubeyra

  • Yaban iğdesi.
  • Habeş vilâyetinde darıdan yapılan bir cins şarap.

hadd-i sekr

  • Fık: Şarap haricindeki diğer içkilerin bil'ihtiyar içilmesinden hâsıl olan sarhoşluğun icab ettirdiği ceza.

hadd-i şürb

  • Fık: Az veya çok miktarda şarap (alkollü içki) içilmesinden dolayı uygulanacak ceza.

hammar

  • (Hamr. den) Şarap yapan veya satan kimse. Meyhaneci, şarapcı.
  • Tas: Mc: Mürşid, şeyh, kılavuz.

hamr / خمر

  • Ekşi. Şarap. İçki olup sarhoşluk veren şey.
  • Birine bâde içirmek.
  • Bir hususu söylemeyip setreylemek. Ketmeylemek.
  • Şarap.
  • Şarap.
  • Şarap. (Arapça)

handeris

  • Eski şarap.

haniye

  • Şarap.
  • Erkeği öldükten sonra evlenmeyip, çocuğuna bakan kadın.

hum

  • Küp. (Farsça)
  • Şarap küpü. İçine şarap doldurulan küp. (Farsça)

humhane / humhâne / خم خانه

  • Meyhane. (Farsça)
  • Şarap küplerinin konulduğu yer. (Farsça)
  • Tas: Âşığın kalbi. (Farsça)
  • Şarap mahzeni. (Farsça)
  • Meyhane. (Farsça)

hun-i can / hun-i cân

  • Şarap.

hurtum

  • (Çoğulu: Harâtim) Burun.
  • şarap.

ibrik / ibrîk / ابریق

  • İbrik, ıbrık, su, şarap gibi sıvı konulan kap. (Arapça)

igtibak

  • Akşam vaktinde şarap içmek.

ılk

  • (Çoğulu: Alâk) Kurumak.
  • şarap, hamr.
  • Her nesnenin iyisi.

isfend

  • Şarap.

kafkaf

  • Şarap, hamr.

kahve

  • şarap.
  • Hâlis süt.
  • Kahve.
  • Güzel koku.
  • Bolluk, bereket.
  • Kahvehane.

karkaf

  • Şarap, hamr.

kayl

  • (Çoğulu: Akyâl) Ulu şerif kimse.
  • Öğle vakti şarap içmek.

kındid / kındîd

  • Şarap, hamr.

kınnine / kınnîne

  • Büyük şişe.
  • Şarap kabı.

kümeyt

  • Koyu doru at.
  • Kırmızı şarap.

kummehan

  • Za'ferân.
  • Şarap köpüğü.

kut-ı mesih

  • Hurma.
  • Şarap.

maziye

  • Şarap, hamr.
  • Beyaz iyi bal.
  • Beyaz ince yumuşak gömlek.

melsa'

  • Pürüzsüz ve düz yer.
  • şarap.

meşmule

  • Şarap.

meşrubat

  • İçilen şeyler. Herhangi bir içilecek şey. Şarap. ("Hamr" denen içkiye de şarap denir.)

mey / مى

  • Şarap, içki. (Farsça)
  • Şarap,
  • Şarap. (Farsça)
  • İçki. (Farsça)

mey-aşam

  • İçki içen. Şarap içen. (Farsça)

mey-füruş

  • Şarap satan, meyhâneci, şarapçı. (Farsça)

mey-gun

  • Şarap renginde olan, kırmızıya yakın olan. (Farsça)

mey-keş

  • İçki içen, şarap içen. (Farsça)

mey-perest

  • (Çoğulu: Meyperestân) Devamlı şarap içen. (Farsça)

meygun / meygûn / ميگون

  • Şarap rengi. (Farsça)

meyhane / meyhâne / ميخانه

  • Şarap içilen yer, içkievi. (Farsça)

mishat

  • Şarap koyacak kap.

müdam

  • Şarap, mey, hamr.

müdami / müdamî

  • Devamlı olarak şarap içen.

mukalkal

  • Kararsız.
  • Şarap, hamr.

mül

  • Şarap. (Farsça)

müskir

  • Sarhoş edici, şarap ve içki.

mustar

  • Şarap.

naki'

  • (Çoğulu: Enkia) Kuru üzümü su içinde ıslatarak yapılan şarap.
  • İçinde hurma ıslatılan havuz.
  • Suyu çok olan kuyu.
  • Kandıran, kandırıcı.

nakıs

  • Ekşi şarap.

nuşdaru

  • Panzehir. (Farsça)
  • Tiryak. (Farsça)
  • şarap. (Farsça)

pakend

  • Yakut. (Farsça)
  • şarap, bâde. (Farsça)

peymane

  • Büyük kadeh. (Farsça)
  • Ölçek, kile. (Farsça)
  • Şarap bardağı. (Farsça)

piyale / piyâle / پياله

  • Kadeh. Şarap bardağı. (Farsça)
  • Kadeh. (Farsça)
  • Şarap kadehi. (Farsça)

rah

  • (Çoğulu: Rayâh) Şarap, içki, hamr.
  • El ayası mânâsına olan "Râha'nın C."
  • Gitmek.

rahik

  • Safi şarap, Cennet şarabı.

reyah

  • (Tekili: Râh) şaraplar.
  • Gökçek kokulu küçük bir kuyu.

sa'f

  • Bir şarap cinsi.

sabuh / sabûh / صبوح

  • Sabah içilen şarap. (Arapça)

sahba / sahbâ / صهبا

  • Şarap. (Arapça)

şarab / şarâb / شراب

  • Şarap, içki, bu isim helâl içkileri de kapsar.
  • Şarap. (Arapça)

şarabi / şarâbî / شرابى

  • Şarapçı. (Arapça)
  • Şarap rengi. (Arapça)

seb'

  • İçmek için şarap satın almak.
  • Yakmak.
  • Bir kimseyi değnek veya kamçı ile dövmek.

sebic

  • Yatık veya sekik adı verilen, ağzı dar şarap testisi.
  • Gecelik.

seker

  • Hurmadan elde edilen içki, bir nevi şarap.

sekkare

  • Şarap yapan.

şemul

  • Sâfi halis şarap.
  • Kıble mukabilinden esen rüzgar.

şerabhar / şerâbhâr / شرابخوار

  • Şarap içen. (Arapça - Farsça)

şerib

  • Yabancı kimse ile oturup şarap içen.
  • Davarını yabancı kimsenin davarıyla birlikte sulamak.

seru

  • Boynuz. (Farsça)
  • şarap kadehi. (Farsça)

sürh-ab / sürh-âb

  • Kırmızı su. (Farsça)
  • Mc: Kan veya şarap. (Farsça)

tadahduh

  • Şarap dökülmek.

tahamür

  • Uyuşturmak.
  • şarap yapmak.

tıla'

  • Sürülecek şey. Sürülecek merhem, yağ veya ilâç.
  • Madeni parlatmakta kullanılan sıvı yaldız.
  • Cilâ verecek boya.
  • Diş sarılığı.
  • Üzüm suyundan kaynatmak sebebiyle üçte birinden azı giden şarap.

tişrab

  • Şarap içmek.

ukar

  • şarap.
  • Lüks mobilya.

ulk

  • Şarap.

ümm-ül habais / ümm-ül habâis

  • Şarap, rakı gibi haram olan içki.

ümmü'l-habais / ümmü'l-habâis

  • (Kötülüklerin anası) şarap, içki.

unuşe

  • Refah, huzur, rahatlık.
  • Adâlet. Merhamet.
  • Şarap.
  • Beğenme.

yakut-u müzab

  • Erimiş yakut.
  • Göz yaşı.
  • Kan.
  • Kırmızı şarap.

zerab

  • Beyaz şarap. (Farsça)
  • Yaldız mürekkep. (Farsça)

zerdab

  • (Zerd-âb) İrin, cerahat. (Farsça)
  • Safra. (Farsça)
  • Beyaz şarap. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR