LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şaşır ifadesini içeren 126 kelime bulundu...

acaib / acâib

  • (Tekili: Acib) Şaşırtacak ve hayret verici şeyler.
  • Şaşırtıcı, acayip.
  • Şaşırtıcı ve garip şeyler.

acaib-i ef'al / acaib-i ef'âl

  • Şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı işler ve fiiler.

acaib-i imkanat / acaib-i imkânât

  • İmkân dairesindeki şaşırtıcı eserler.

acaib-i masnuat

  • Şaşırtıcı güzellikte olan san'at eserleri.

acaib-i mucizat / acâib-i mûcizât

  • Mucizeyle yaratılan mahluklardaki şaşırtıcı özellikler.

acaib-i vezaif / acaib-i vezâif

  • Vazifelerin şaşırtıcılıkları.

acaibü'l-mahlukat / acâibü'l-mahlûkat

  • Yaratılmışların şaşırtıcı, hayret verici halleri.

acaip / acâip

  • Hayret verici ve şaşırtıcı.

acib / acîb

  • Hayret verici, şaşırtıcı.
  • Benzeri görülmeyen, şaşırtıcı.

acip / acîp

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

acip tevafuk

  • Harika, şaşırtıcı uygunluk, denk düşme.

acube

  • Çok acayip, garip, şaşırtıcı.

amih

  • Şaşkın, şaşırmış, şaşakalmış.

bair

  • Şaşkın, şaşırmış. Perişan durumlu.

cihazat-ı acibe / cihâzât-ı acîbe

  • Şaşırtıcı, harika cihazlar, âletler.

dervah

  • Şaşkın, şaşırmış olan, hayran. (Farsça)
  • Başaşağı asılmış. (Farsça)
  • Lâzım, zaruri, lüzumu olan, gerekli. (Farsça)

ef'al-i acibe-i ilahiye / ef'âl-i acîbe-i ilâhiye

  • Cenab-ı Allah'ın şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı harika fiilleri.

ehvar

  • Şaşkın, şaşırmış kimse. Alık, sersem adam. (Farsça)

er'an

  • Ahmak, bön, salak, ebleh.
  • Deli, çılgın.
  • Şaşkın, şaşırmış, taaccüb etmiş.
  • Uzun boylu, akılsız kişi.
  • Leşker.
  • Dağ. (Müe: Ra'nâ)

fünun-u acibe / fünun-u acîbe

  • Şaşırtıcı ve hayranlık verici ilimler.

füru-mande

  • Yorgun. bitkin. (Farsça)
  • Şaşkın, şaşırmış. (Farsça)
  • Âciz, beceriksiz. (Farsça)
  • Aşağıda, geride kalmış olan. (Farsça)

füsun

  • Şaşırtıcı, hayret verici ve kendine cezbedici bir güzellik. (Farsça)
  • Büyü. (Farsça)

garaib-i fen / garâib-i fen

  • İlimdeki şaşırtıcı ve hayret verici şeyler.

garibeler

  • Garip, şaşırtıcı, harika şeyler.

garibüzzaman

  • Zamanın garibi; zamanın şaşırtıcı, hayret verici kişisi.

garip

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

gava

  • Yoldan çıkmış. Yolunu şaşırmış. Azgın.

guful

  • Dikkatsizlikten veya şaşırmaktan dolayı bir işte hata yapma.

gümrah

  • Yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. (Farsça)
  • Bol, gür. (Farsça)
  • Yolunu şaşırmış.

hacalet

  • Utanma, utangaçlıkla şaşırma.

haclet

  • Şaşırma, acaibine gitme, taaccüb.
  • Utanma, arlanma.

hadisat-ı acibe / hâdisât-ı acibe

  • Tuhaf, şaşırtıcı olaylar.

hadise-i acibe-i cevviye / hâdise-i acîbe-i cevviye

  • Atmosferdeki şaşırtıcı olay, hâdise.

hair

  • Hayrette kalmış, mütehayyir. Şaşırmış, taaccüb etmiş.

hakaik-ı acibe

  • Şaşırtıcı ve hayrette bırakan gerçekler.

harekat-ı garibe / harekât-ı garîbe

  • Hayret verici, şaşırtıcı hareketler.

hati / hatî

  • Şaşırtan, yanıltan, hatâya düşüren.

hayır

  • Hayrette kalan, mütehayyir. Şaşıran.
  • Birikmiş su.

hayret

  • Şaşma, şaşırma, ne yapacağını bilmeme.

hayret-bahş

  • Hayret veren, şaşırtan. (Farsça)

hayret-feza / hayret-fezâ

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

hayret-nümun

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

hayret-zede

  • Hayrete düşmüş ve şaşırmış olan. (Farsça)

hayretfeza

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

hayretnüma / hayretnümâ

  • Hayret verici, şaşırtıcı.

hayretnümun / hayretnümûn

  • Hayret veren, şaşırtan.

hekir

  • Taaccüp eden, şaşıran.

hekr

  • Taaccüp etmek, şaşırmak.

hetepete

  • Kekeleme. Konuşurken şaşırıp tereddüd etme.

hiras

  • Korku. Şaşırıp bozulmak, ürküp çekinmek. (Farsça)

hıred-suz

  • Şaşırtıcı, akıl yakıcı. (Farsça)

hokkabaz

  • Elçabukluğu ile birtakım şaşırtıcı oyunlar göstermeyi kendine meslek edinmiş kişi.
  • Mc: Başkalarını aldatarak yalan ve hile ile iş çeviren kimse.

hüyyam

  • (Tekili: Hâim) Sevgiden dolayı şaşırmış olanlar.

i'cab

  • Şaşırtmak. Hayran etmek. Hayrete düşürmek.
  • Hodpesendlik. Kendini beğenmişlik.

i'caz / i'câz / اعجاز

  • Âciz bırakmak. Acze düşürmek, şaşırtmak.
  • Edb: Mu'cize derecesinde düzgün ve icazlı söz söylemek. Benzerini yapmada herkesi acze düşürmek. Güzel söz söylemekte insanların muktedir olmadıkları derece.
  • Mu'cizelik olan şey.
  • Aciz bırakma. (Arapça)
  • Şaşırtma. (Arapça)

iftilak

  • Taaccüb etmek, şaşırmak.

ilkaat

  • Zararlı sözlerle şaşırtmak.
  • Bırakmalar, terk etmeler.

iltibas

  • Birbirine benzeyen şeyleri şaşırıp birbirine karıştırmak. Yanlışlık. Karışıklık.
  • Tereddüt. Şüphe.
  • Benzeyen şeyleri birbirine karıştırma. Şaşırıp yanılma.

inkılabat-ı acibe / inkılâbât-ı acîbe

  • Şaşırtıcı ve hayret verici değişimler.

istigrab

  • Şaşırmak, garib bulmak, taaccüb etmek, tahayyür.

istiğrap

  • Şaşırma, hayret etme.

istihva

  • Şaşırıp kalmak. Divane olmak. Hevâ ve hevesi hoş görmek.

iz'an-rüba

  • Anlayışı şaşırtan. Aklı oynatan. Çok hayret ve taaccüb veren. Aklı alan. (Farsça)

izhaf

  • Yalan söyleme.
  • Hıyanet etme, verdiği sözünü tutmama.
  • Hayrette bırakma, şaşırtma.

kemal-i taaccüp / kemâl-i taaccüp

  • Çok fazla şaşırma.

keramet-i acibe

  • Şaşırtıcı bir şekilde gerçekleşen keramet.

kıssa-i acibe

  • Şaşırtıcı, hayrette bırakan ibretli hikâye.

lu'bet

  • Oynayan veya oynatılan şey. Oyuncak.
  • Herkesi hayrette bırakıp şaşırtacak şey.

magbun

  • (Gabn. dan) Alışverişte aldanmış olan.
  • Şaşkın. Şaşırmış.

mahall-i garaip

  • Hayret verici ve şaşırtıcı yerler.

mahlukat-ı acibe / mahlûkat-ı acibe

  • Şaşırtıcı mahlûklar, harika yaratıklar, varlıklar.

mahşer-i acaip ve garaip

  • Şaşırtıcı ve garip şeylerin toplandığı yer.

medhuş

  • Dehşete uğramış. Şaşırmış. Korkmuş.

mehbut / mehbût

  • Korkudan şaşırmış. Hayret ve korkuya kapılmış.
  • Korkudan şaşıran.

mehyum

  • Şaşmış, hayrette kalmış, şaşırmış.
  • Sevgi ve aşkdan serseme dönmüş.

meşduh

  • Şaşkın, şaşırmış. Ürküp korkmuş.

meşher-i acaip

  • Şaşırtıcı şeylerin sergilendiği yer.

müdheş

  • Hayret verici, hayret veren, şaşırtan.

muhayyir-ül ukul

  • Akıllara hayret veren. Akılları şaşırtan, akılları durduran.

muhazane

  • Çocuklara şaşırtıp sevindirecek şeyler söylemek.

müredded

  • Bir hususta hayran ve sergerdan olmuş, şaşırmış olan.

müşevveş olma

  • Şaşırma.

müsta'ciben

  • Şaşakalarak, şaşırarak, taaccüb ederek.

müstagrib

  • (Çoğulu: Müstagribîn) Gurbete gitmek isteyen.
  • (Garabet. den) Şaşakalan, şaşıran, garibine giden.

müstagribane

  • Garibine ve tuhafına giderek, şaşırarak. (Farsça)

müsteham

  • Şaşırmış, şaşa kalmış, hayran.

müteaccibane / müteaccibâne

  • Şaşırarak, şaşkın bir şekilde.

mütehayyir / متحير / مُتَحَيِّرْ

  • Şaşmış, şaşırmış.
  • Şaşkın, şaşırmış. (Arapça)
  • Hayrette kalan, şaşırmış.

mütehayyirane / mütehayyirâne

  • Şaşkınca, şaşkın şaşkın, şaşırarak. (Farsça)

mütehayyirin

  • (Tekili: Mütehayyir) Şaşırmış olanlar. Şaşmış kimseler. Hayrette kalanlar.

mütevellih

  • Hayran olup şaşıran. Şaşan, şaşmış.

nagız

  • Şaşırdığında başını sallayan kimse.
  • Kürek başında olan kıkırdak.

nakş-ı acib / nakş-ı acîb

  • Şaşırtıcı, eşsiz nakış.

nakş-ı acib-i san'at

  • San'atın şaşırtıcı nakşı.

nizam-ı garip

  • Şaşırtıcı düzen.

recefe

  • Zelzele.
  • Ortalığı sarsacak kışkırtmalar yapmağa ircaf denir. Yalan, yanlış haberlerle umumî efkârı şaşırtıcı neşriyatlara ise Eracif denmektedir.

rev'a

  • Korkak kadın.
  • Kendisini görenleri şaşırtacak derecede güzel olan kadın veya kız. (Müz: Ervâ)REVA' : Tatlı.

şahrah / şahrâh

  • Büyük ve işlek yol, cadde. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve işlek yol. (Farsça)
  • En büyük, en işlek ve şaşırılması imkânsız olan yol.

şayan-ı istiğrab / şâyân-ı istiğrab

  • Şaşkınlık sebebi, hayret verici, şaşırtıcı.

sebt

  • (Çoğulu: Esbât-Sübut-Esbüt) Rahat etmek.
  • Boyun vurmak.
  • Saç sarkıtmak. Bir çeşit deve yürüyüşü.
  • Cumartesi günü.
  • Şaşırmak, hayrette kalmak.
  • Çok zeki, dâhiye.
  • Başı tıraş etmek.

sehivsiz

  • Yanılmadan, şaşırmadan.

şehrah / şehrâh

  • Cadde, ana yol; şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

serab

  • Şaşkın, şaşırmış.

şesar

  • (Şâsır) Geyik buzağısı. (Müe: Şesara)

sürpriz

  • Beklenilmeyen bir anda meydana gelen ve şaşırtarak insanı sevindiren veya üzen hâdise. Umulmadık şey. (Fransızca)

ta'cib

  • Hayrete düşürme, şaşırtma.

taaccüb / تعجب

  • Şaşırma. (Arapça)
  • Taaccüb etmek: Şaşırmak. (Arapça)

tahayyür

  • Şaşakalmak. Hayret etmek. Şaşırmak. Hayran olmak.

taktik

  • Asker kuvvetlerini harb meydanlarında düşmanı şaşırtarak kullanma. Bu işi tedkik eden ilim. (Fransızca)
  • Mc: Bir işte muvaffakiyet için lüzum eden yolları kullanma. (Fransızca)

tanagguz

  • Taaccüb edip, şaşırıp, hayrette kalıp başını sallamak.

tedliye

  • Sarkıtmak. Yukarıdan aşağıya bırakma.
  • Şaşırma, dehşete düşme.
  • Delil ve vesika hazırlama.
  • (Akıl) gitmek.
  • Ahmak etmek, salaklaştırmak.

tefekkün

  • Pişman olmak.
  • Taaccüb etmek, hayrette kalmak, şaşırmak.

tehekkür

  • Taaccüb etmek, hayrette kalmak, şaşırmak.

teheyyüm

  • Şaşma, şaşırma. Şaşıp kalma. Hayran olma.
  • Susuz olma.

tela'süm

  • Dil dolaşma, şaşırma.
  • Cevap verilecek yerde veremeyip kekeleme.
  • Saçmasapan cevap verme.

teleclüc

  • Söylerken şaşırarak ağzında lâkırdıyı karıştırarak söylemek.
  • Kımıldatmak. Hareket etmek.
  • Tereddüt.

tevafuk-u acibe

  • Hayret verici, şaşırtıcı uygunluk, denk gelme.

tevafukat-ı acibe

  • Şaşırtıcı uygunluklar.

tevellüh

  • (Çoğulu: Tevellühât) (Veleh. den) Şaşakalma. Şaşırıp sersemleşme.
  • Hayran etme.
  • Kadını çocuğunden ayırma.

tevlih

  • Şaşırtma. Sersemleştirme.

uccab

  • (Çoğulu: Eâcib) Şaşırıp taaccüp edecek nesne.

üslub-u garip / üslûb-u garip

  • Hayret verici, şaşırtıcı ifade ve anlatım tarzı.

valih / vâlih

  • Keder ve hüzünle aklı gitmiş, şaşırmış, hayrette kalmış.
  • Şaşa kalmış, şaşırmış.

valihin / vâlihîn

  • Hayrette kalanlar. Şaşıranlar.

vaziyet-i acibe

  • Şaşırtıcı durum.

velehza

  • Şaşırmış.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR