LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te şükür ifadesini içeren 75 kelime bulundu...

akika / akîka

  • Yeni doğan çocuk için Allah'a şükür maksadıyla kesilen kurban.
  • Yeni doğan bir çocuğun başındaki ana tüyü. Yahut böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk'a şükür niyetiyle kesilen kurbanın adı. Bu kurbana "Nesike" de denir.
  • Yeni doğan çocuk için şükür niyetiyle kesilen kurban.

ayn-ı şükür

  • Tamamıyla şükür.

azadi / azadî

  • Serbestlik. Hürriyet.
  • şükür.

bihamdillah / بحمداﷲ

  • Allah'a şükürler olsun. (Arapça)

elfaz-ı tahmidiye / elfâz-ı tahmidiye

  • Allah'ı öven ve Ona şükürlerini sunan sözler.

elhamdü lillah / elhamdü lillâh

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi / elhamdü lillâhi

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi ala nuri'l-iman ve hidayeti'r-rahman / elhamdü lillâhi alâ nûri'l-iman ve hidâyeti'r-rahmân

  • Bütün övgüler ve şükürler iman nurunu ve doğru yolu nasip eden Allah'a mahsustur.

elhamdü lillahi ala rahmaniyyetihi ve ala hakimiyyetihi / elhamdü lillâhi alâ rahmâniyyetihî ve alâ hakîmiyyetihî

  • Hamd ve şükür sonsuz merhamet sahibi ve herşeyi hikmetle, bir gaye ve maksatla yaratan Allah'a aittir.

elhamdü lillahi rabbi'l-alemin / elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn

  • Hamd ve şükür âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

elhamdü lillahi teala / elhamdü lillâhi teâlâ

  • Hamd ve şükür yalnızca yüce olan Allah'a mahsustur.

elhamdü-lillah

  • Kısaca meali: Her ne kadar hamd ve şükür varsa, ezelden ebede ve kimden kime olursa olsun hepsi Allah'a mahsustur. İman, şükür, hamd, memnuniyet ifâde eden bir deyimdir.

elhamdülillah / elhamdülillâh

  • "Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur, bütün nîmetler O'ndandır" mânâsına mübârek, kıymetli bir söz. Buna hamdele de denir.
  • Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

essalavat

  • Peygamberimiz Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimize veya Cenab-ı Hakk'a (C.C.) karşı hamd, şükür ve teşekkür ifade eden dua, selâm ve salâvâtlar.

eşşükrü lillah / eşşükrü lillâh

  • Ezelden ebede bütün şükürler ancak Allah'adır.

eşşükrü lillahi teala / eşşükrü lillâhi teâlâ

  • Şükür, teşekkür ve minnet yalnızca yüce olan Allah'a aittir.

eşşükrülillah

  • Şükür Allahadır.

et-tahiyyatü

  • Bütün mahlukatın hayatları, kal ve hâl dilleri ile Hâlıkları olan Allah'a (C.C.) karşı yaptıkları hamdler, şükürler, mânevi hayat hediyeleri.

gamt

  • Minnetsiz ve şükürsüz olmak.
  • Horlamak, hakir görmek.

hamd / حمد

  • Medih, övmek.Cenab-ı Hakk'a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O'na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri.
  • Medih ve şükür.
  • Şükür. (Arapça)

hamd ü sena / hamd ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamd ü senahan / hamd ü senâhan

  • Cenâb-ı Hakka şükür ve övgüde bulunan.

hamd-i binihaye / hamd-i bînihaye

  • Nihayetsiz hamd, sonsuz şükür.

hamd-ü sena / hamd-ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamd-ü şükr ü sena / hamd-ü şükr ü senâ

  • Şükür, hamd ve senâ.

hamden lillah / hamden lillâh

  • Allah'a şükür.

hamden sümme hamden

  • Hamd üstüne hamd olsun, sonsuz şükürler olsun.

hamdüsena / hamdüsenâ

  • Medih, şükür ve övgü.

hammadun

  • Çok hamdedenler. Çok çok şükür ve duâ edenler.

hazır hamdler

  • Şimdiki zaman içinde yapılan hamdler, şükürler.

kemal-i sabır ve şükür / kemâl-i sabır ve şükür

  • Tam ve mükemmel sabır ve şükür.

küfr-i mutlak

  • Hiç bir imâni hükmü olmamak, dine âit hiç bir hakikatı, Allah'ın varlığına âit hiç bir delili kabul etmemek. İhsan ve inayet-i İlâhiyyeye karşı şükür etmiyerek fiilen ve kavlen inkâr etmek. ("Neuzü billâh" dine söğmek gibi) Küfr-ü icabettiren bazı çirkin sözlere de "küfür" denilmiştir.

kunut

  • Yatsı veya sabah namazlarında ayakta okunan duâ. İbadet. Duâ. Taat. Şükür eylemek.
  • Namazda dünya kelâmından imsak eylemek, yani kendini tutup konuşmamak.

lillahi-l hamd / lillâhi-l hamd

  • Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allaha mahsustur, ona gider, ona âittir.

liva-i hamd / livâ-i hamd

  • Hamd (şükür) sancağı. Kıyâmet gününde, canlılar dirilip, Arasat meydanında toplanınca, Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize ihsân edilecek olan ve altında bütün inananların toplanacağı sancak-ı şerîf.

mahamid

  • (Tekili: Mahmedet) İyi ve güzel huylar. İyi hasletler.
  • Şükürler, senâlar, medihler. Şükür edilmeğe değer davranışlar.

medar-ı hamd

  • Şükür sebebi.

medar-ı hamd ve şükür / medâr-ı hamd ve şükür

  • Şükür ve hamd kaynağı, sebebi.

medar-ı şükran / medâr-ı şükran

  • Şükür vesilesi, sebebi.

medar-ı şükür

  • Şükür vesilesi.

medyun-u secde-i şükran

  • Şükür secdesi yapmaya borçlu.

mehamid

  • Şükür ve hamdler. Medihler. Sebeb-i şükür ve hamd olan hasletler.

meşkur

  • Şükre lâyık olan. Teşekküre ve kendine şükredilmeğe lâyık olan. Kendine şükür arzolunan. Az şükredene çok ihsan eden.

minnet

  • İyiliğe karşı duyulan şükür hissi.
  • Birisine iyilik etmek.
  • Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak.
  • İyiliğe karşı duyulan şükür hissi, başa kakma.

mucib-i şükran / mûcib-i şükran

  • Şükür gerektiren.

müteşekkirane / müteşekkirâne

  • Şükrederek, şükür etmek suretiyle. (Farsça)

namaz

  • İslâmın beş şartından birisidir. (Farsça)
  • Duâ. (Farsça)
  • Zikir. (Farsça)
  • Kur'an. (Farsça)
  • Kunut. (Farsça)
  • Rüku. (Farsça)
  • Salât. (Farsça)
  • Şükür. (Farsça)
  • Tesbih. (Farsça)
  • Secde. (Farsça)
  • Hamd. (Farsça)

sakar

  • (Çoğulu: Sükur-Sakâr-Sıkâre-Sukure-Eskur) Çakır kuşu.
  • Çok ekşimiş süt ve pekmez.
  • Bir şeyi kırmak.

salavat

  • (Tekili: Salât) Namazlar.
  • Bütün dualar. İhtiyaçtan gelen ricalar.
  • Nimetten çıkan şükürler. İbadetler.
  • Hazret-i Muhammed'e (A.S.M.) memnuniyet ve bağlılık için yapılan dualar.
  • Nasârâ kilisesi.

secde-i şükran

  • Şükür secdesi. Şükretmek maksadıyla yapılan secde.

secde-i şükür

  • Bir lütf-u İlâhîden dolayı veya bir musibetin izn-i İlâhi ile kaldırılmasından sonra hamd ve şükür için edilen secde.

semi'allahü limen hamideh

  • "Allahü teâlâ, hamd ve senâ eden kimsenin hamd, şükür ve senâsını (övgüsünü) işitir" mânâsına rükûdan kalkarken (doğrulurken) söylenen söz (tesbih).

silam

  • Hamd, şükür.
  • Taş.
  • Su.

sipas / sipâs / سپاس

  • Şükür. (Farsça)

sübhanallahi ve bihamdihi / sübhanallahi ve bihamdihî

  • Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir ve ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

şükr / شكر

  • (Tekili: Şükür) Allah'ın (C) nimetlerine karşı memnunluk göstermek. Allah'a teşekkür.
  • Şükür, nimete karşı memnuniyetini gösterme.
  • Şükür, teşekkür. (Arapça)

şükr-ü fıtri / şükr-ü fıtrî

  • Doğal şükür.

şükr-ü hakiki / şükr-ü hakikî

  • Gerçek şükür.

şükr-ü külli / şükr-ü küllî / شُكْرُ كُلِّي

  • Umumî ve kapsamlı bir şükür.
  • Umumi nimetler için yapılan şükür.
  • Umumi, büyük şükür.
  • Umumi, büyük şükür.

şükr-ü manevi / şükr-ü mânevî

  • Mânevî şükür.

şükran / şükrân

  • Şükür hissi.

şükran-ı nimet / şükrân-ı nimet

  • Allah'ın verdiği nîmetlere şükürle mukàbele etme.

tahdis / tahdîs

  • (Hudus. dan) Söylemek. Anlatmak. Rivayet etmek.
  • Şükür ve teşekkür ile bildirmek. Görülen iyiliği herkese söylemek.
  • Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sözünü tekrarlamak.
  • Şükürle söyleme.

tahdis-i nimet / tahdîs-i nimet

  • Şükür maksadıyla Cenab-ı Hakkın verdiği nimetleri anlatma, sevincini ve şükrünü bildirme.

tahdisinimet / tahdîsinîmet

  • Şükür için kendine verilen nimeti söyleme.

tahmid / tahmîd

  • Allah'ı övme ve Ona şükürlerini sunma.
  • "Elhamdülillah" demek. "Hamd, şükür Allahü teâlâya mahsûstur" mânâsına "Elhamdülillah" sözü ve benzerleri.

tahmidat / tahmidât

  • Allah'ı öven ve Ona şükürlerini sunan sözler.
  • Hamdler ve şükürler.

tahmidat-ı rabbaniye / tahmidât-ı rabbâniye

  • Herşeyi terbiye ve idare eden Allah'a yapılan şükür ve övgüler.

tahmidname / tahmidnâme

  • Medih ve şükür yazısı.

teşekkür

  • Yapılan iyilikten memnun kalındığını bildirmek için söylenen şükür ifadesi.
  • Şükür etmek.
  • Birisine karşı "Sağ ol, var ol, ömrüne bereket" gibi söylenen minnet sözleri.

vazife-i meşkure-i maneviye / vazife-i meşkûre-i mâneviye

  • Şükür ve övgüye lâyık mânevî görev.

vazife-i şükraniye / vazife-i şükrâniye

  • Şükür görevi.

vazife-i teşekküriye

  • Teşekkür vazifesi, şükür görevi.

ve'ş-şükrü lillah / ve'ş-şükrü lillâh

  • "Şükür Allah'a mahsustur".

vesile-i hamd ve şükran

  • Hamd ve şükür vesilesi, sebebi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın