LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Şişman ifadesini içeren 94 kelime bulundu...

abam

  • Şişman kimse.

admer

  • Arslan.
  • Şedit, şiddetli.
  • Belâ.
  • Çirkin yüzlü şişman kadın.

ahzeka

  • Bodur ve şişman adam.

ameysel

  • Arslan.
  • Şişman, büyük deve.
  • Kaftanını yere sürüyerek gezen tembel kimse.
  • Uzun kuyruklu geyik.
  • Enli nesne.
  • Kerim, şerif nesne.

anis

  • Şişman ve iri deve.
  • İhtiyar bekâr.
  • İhtiyar kız.

bad-dar

  • Mağrur, kibirli. (Farsça)
  • Divane, deli. (Farsça)
  • İri vücut, şişman. (Farsça)
  • Hiç bir işle alâkası bulunmayan kişi. (Farsça)

badin

  • Şişman, bedeni büyük, iri vücutlu.

batanet

  • Oburluk, çok yiyicilik.
  • Şişmanlık.

batin

  • Uzak yer.
  • Şişman.

becil

  • Büyük, itibarlı, muhterem, hatırı sayılan kimse.
  • Şişman.

bedda'

  • Gövdeli, şişman kadın.

behneke

  • Etli, büyük, şişman kadın.

belendah

  • Bodur, şişman kimse.

betin

  • Büyük karınlı. Şişman.
  • Irak, baid, uzak.

beydaha

  • İri ve şişmanca kadın.

beyzah

  • İri yapılı, etine dolgun, şişmanca adam.

billiz

  • Kısa boylu adam.
  • Şişman kadın.

büdn

  • Yoğun gövdeli ve şişman olmak.

burzag

  • Şişmanca, etine dolgun delikanlı.
  • Delikanlılık çağındaki neşe.

çak

  • İyi, güzel, sıhhatli, şişman. (Farsça)

cel'ad

  • Yoğun gövdeli şişman, kaba kimse.

celenfea

  • Şişman karınlı büyük deve.

cenadif

  • Şişman, kısa boylu kimse.

cürfüş

  • Yanları etli olan şişman kimse.

dabrak

  • Şişman ve etli olmak.

dafended

  • Şişman, ahmak adam.

dagfasa

  • Semizlik, şişmanlık, besililik, etlilik.
  • Bol geniş nesne.

dal

  • Semiz avrat. Şişman kadın.

damzer

  • (Çoğulu: Damazir) Sütü az olan deve.
  • Sağlam ve sert yer.
  • Şişman kadın.

davkaa

  • Şişman ve ahmak olan kimse.

debub

  • Semizlik ve şişmanlığından dolayı yürüyemeyen deve.

demcele

  • (Çoğulu: Demâcil) Şişman kadın.
  • Huyu, hilkati güzel, iyi kadın.

derma'

  • Topuğu belli olmayan, şişman kadın.
  • Tavşan.
  • Kırmızı yapraklı bir acı ot.

dinak

  • İri gövdeli, şişman kadın.

ebled

  • Ebleh, ahmak, bön. Söylenilen şeylere aklı hemen taalluk etmeyen kimse.
  • Açık kaşlı.
  • Şişman gövdeli kişi.

eksem

  • Büyük karınlı, şişman adam.

ektem

  • Çok sır saklayan, esrar gizleyen kimse.
  • Büyük karınlı ve şişman olan adam.

emzer

  • Karnı büyük olan, şişman.

feha

  • Horultulu uyku.
  • Şişman kadın.
  • Ayaklarda olan gevşeklik.

fevg

  • Şişman olmak.

fevga'

  • İri vücutlu, şişman kadın.

fevhed

  • Semiz oğlan, şişman çocuk.

gayle

  • Şişman kadın.

habendat

  • Şişman kadın.

hanfec

  • Şişman, etli kişi.

hebra

  • Şişman kadın.

hecenna'

  • Uzun ve şişman gövdeli kimse.
  • Başı dazlak, yaşlı kimse.
  • Başı dazlak olan devekuşu.

heyzale

  • İnsan sesleri.
  • Cemaat, topluluk.
  • Çok asker.
  • Büyük deve.
  • Belinden aşağısı şişman olan kadın.

hidafe

  • Etlilik, şişmanlık.

hıdeb

  • Şişman gövdeli kimse.

hilkam

  • Arslan, esed.
  • İri yapılı, cüsseli, şişman.

hucee

  • Çok nikâh ve çok cima eden erkek.
  • Şişman ve ağır kimse.

hunzub

  • Şişman gövdeli, boş konuşan kadın.

huzahız

  • Suyu ve ağacı çok olan yer.
  • Şişman kimse.

ibzaz

  • Yağlanma, şişmanlama, semirme.

ılkid

  • Şişman, kısa boylu, hakir ve hayrı az olan kadın.
  • Katı yoğurt.

infihani / infihanî

  • Şişman adam.

kabına sığmamak

  • t. Sabırsızlık, acelecilik.
  • Şişmanlamak.

kalantor

  • Zenginliğini göstermeye özenen kellifelli ve şişman adam.

kazan

  • Semiz şişman kimse.

kerdem

  • Şişman ve kısa boylu olan adam.

kündür

  • (Çoğulu: Kenadir) "Günlük" denilen nesne.
  • Şişman ve kısa boylu kimse.
  • Vahşi hımar, yabani eşek.
  • Büyük çuval.

kuza'mel

  • Büyük şişman deve.

lahamet

  • Semizlik, etlilik, şişmanlık.

lahim / lahîm

  • Semiz, etli, şişman.

lekalik

  • Büyük, etli, şişman kadın.
  • Büyük deve.

lekleke

  • Yoğun gövdeli ve şişman olmak, etli olmak.

leys

  • (Çoğulu: Lüyus) Arslan.
  • Sinek avlayan örümcek.
  • Arasında yaş ot bitmiş olan kuru ot.
  • Birbirine girmiş ot.
  • Semiz ve şişman kimse.

me'le

  • (Çoğulu: Miâl) Hazırlanmak.
  • Şişman kadın, semiz avret.
  • Bahçe.

meann

  • Enli, geniş.
  • şişman gövdeli kimse.
  • Hatip.

melis / melîs

  • Şişman ve tenbel olan kişi.

memhus

  • Parlatılmış, cilâlanmış.
  • Etli, şişman, dolgun insan veya hayvan.

meramir

  • Çok etli, şişman kişi.

mermat

  • Etli, şişman kadın.

mülahham

  • (Lâhm. dan) Etli, semiz, şişman.

müsmin

  • Semiz, şişman.

redah

  • (Çoğulu: Rudüh) Dolu büyük çanak.
  • Etli ve şişman kadın.

ruhud

  • Etli, besili, şişman, semiz. (Müe: Ruhude)

şahamet

  • Semizlik, yağlılık, şişmanlık.

şahim

  • Semiz, yağlı, şişman, besili.

sehbel

  • Büyük, iri vücutlu, şişman deve.
  • Büyük ve geniş tuluk.
  • Büyük keler.

sıbhal

  • Şişman, büyük keler.
  • Deve.
  • Kırba.
  • Câriye.

sidn

  • Etli ve gövdeli şişman kimse.

şihdare

  • Fahiş ve israfçı ve dedikoducu kimse.
  • Kısa boylu ve şişman kimse.

simn

  • (Simâne) : Semizlik, yağlılık, besililik, şişmanlık.

sımsım

  • (Çoğulu: Semâsım) Şişman ve etli adam.

sücle

  • Karnın geniş ve büyük olması. Şişmanlık.

sümne

  • Kadınların şişmanlamak için kullandıkları bir ilâç.

tanh

  • Semiz olmak, besili ve şişman olmak.
  • Yemeğin hazmolmaması, sindirilmemesi.

tararet

  • Semizlik, besililik, şişmanlık.

teşahhum

  • (Şahm. dan) Yağlanma, semirme, şişmanlama.

tesemmün

  • (Semen. den) şişmanlama, semirme.

tıknaz

  • Kısa boylu ve şişman, toplu.

ukne

  • (Çoğulu: Uknâ-Akân-Uknât) Karın büklümü. (Şişmanlık ve semizlikten olur.)