LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Şarh ifadesini içeren 89 kelime bulundu...

alem-i istiğrak ve sekir / âlem-i istiğrak ve sekir

  • Kendinden geçme ve mânâ alemindeki sarhoşluk âlemi.

alkol

  • Mayalanmış içkilerin damıtılmasıyla elde edilen sıvı madde. Sarhoş edici etkisi vardır. Alkollü içkiler hem beden sağlığına, hem de ruh sağlığına zararlıdır. Dinimizde her türlü alkollü içkinin azı da çoğu da haramdır. (Fransızca)

avarız-ı müktesebe

  • Cehil, sarhoşluk, hezel, sefeh, hata, ikrah gibi insanın ibtidâen dahli bulunan şeyler.

ayyaş

  • Haram içki içen. şarhoş.
  • Alkolik, sarhoş.

bedmest

  • Kendinden geçmiş derecede sarhoş. (Farsça)

bekri / bekrî

  • Erken. Sabah.
  • İçkiye çok düşkün. Sarhoş.

berş

  • Afyon şurubu, keten yaprağı ile yapılan bir nevi sarhoş edici mâcun. (Farsça)
  • Arzu, gönül isteği. (Farsça)

cem'

  • Birleştirme, bir araya getirme.
  • İkindi namazını öğle namazıyla, yatsı namazını akşam namazıyla birlikte kılma.
  • Tasavvufta bir makam. Fenâ ve sekr (mânevî sarhoşluk) makâmı da denir.

çeşm-i mest

  • Sarhoş göz, mest olmuş göz.

ehl-i sekr

  • Aklı ile hareket edemeyip hissi ve zevki ile hareket eden, sarhoş. (Farsça)
  • Tas: İlâhî bir tecelli ile istiğrak halinde olanın kendinden geçmesi hali. (Farsça)

ergande

  • Hırslı, öfkeli. (Farsça)
  • İçkiye düşkün olan sarhoş. (Farsça)

esrik

  • Sarhoş, mest.
  • Azgın, kızgın.
  • Zayıf, hasta, hâlsiz, dermansız, tâkatsiz.

hadd-i sekr

  • Fık: Şarap haricindeki diğer içkilerin bil'ihtiyar içilmesinden hâsıl olan sarhoşluğun icab ettirdiği ceza.

hal-i sekir

  • Sarhoşluk hâli, durumu.

hamr

  • Ekşi. Şarap. İçki olup sarhoşluk veren şey.
  • Birine bâde içirmek.
  • Bir hususu söylemeyip setreylemek. Ketmeylemek.
  • Şarab, sarhoşluk veren içki.

harab / harâb / خراب

  • Yıkık, harap. (Arapça)
  • Fitil gibi sarhoş. (Arapça)
  • Harâb etmek: Yıkmak, bozmak, tahrip etmek. (Arapça)
  • Harâb olmak: Yıkılmak, bozulmak, kırılmak. (Arapça)

hazim / hazîm

  • Sarhoş. İçki içip akli müvazenesini kaybetmiş olan.

humar / humâr

  • Sarhoşluk veren ve haram olan içkiden sonra gelen baş ağrısı.
  • Sersemlik.
  • Bir şeyin acısı burnundan gelmesi.
  • Sarhoşluğun verdiği sersemlik, başağrısı.

humari / humarî

  • Sarhoşluktan gelen sersemlik hâli.

ifakat

  • (Fevk. den) İyileşme, hastalıktan kalkma. Hastalıktan kurtulup tamamen iyileşinceye kadar aradan geçen zaman.
  • Ayılma. Sarhoşluk veya baygınlıktan kurtulma.

irtiaş-ı mest

  • Sarhoş ve baygın titreyiş.

iskar

  • (Sekir. den) Sekir verme, sarhoş etme.

istifaka

  • Hastalıktan kurtulup iyileşme.
  • Sarhoşluktan ayılma.

istiğrak / istiğrâk / اِسْتِغْرَاقْ

  • Ma'nevî sarhoşluk.

mahmur

  • (Hamr. dan) Sarhoşluğun verdiği sersemlik.
  • Uyku basmış ağırlaşmış göz. Baygın göz.

mahv ve sekir

  • Allah'ın varlığı karşısında kendini ve herşeyi yok sayma ve Onun karşısında mânevî sarhoşluk hâlinde olma.

mesih

  • Mesh olunmuş. Başka bir şekle, hayvan kılığına girmiş.
  • Şuurunu kaybedecek hale gelen. Sarhoş ve şuursuz.
  • Acibe. Garibe.
  • Güzelliği olmayan.
  • Tuzsuz ve tatsız yemek.

meskur

  • Sarhoş olan.

mest / مست / مَسْتْ

  • Ayakkabı.
  • Sarhoş. Aklı başında olmayan. Kendinden geçercesine haz duymak mânasında "mest olmak" şeklinde kullanılır.
  • Sarhoş, mest. (Farsça)
  • (Mânevi) sarhoş.

mest-i gurur

  • Gururla sarhoş olan.

mest-i harab / mest-i harâb / مست خراب

  • Çok sarhoş olmuş kimse.
  • Körkütük sarhoş. (Farsça - Arapça)
  • Mest-i harâb olmak: Körkütük sarhoş olmak. (Farsça - Arapça)

mest-i laya'kıl / mest-i lâya'kıl

  • Aklı baştan gitmiş, sarhoş.

mest-i müdam

  • Her zaman, devamlı sarhoş.

mest-i serşar

  • Haddinden fazla sarhoş, çok sarhoş.

mest-i temaşa

  • Seyretme sarhoşu. Bakıp seyretmekten sarhoş gibi olan.

mestan

  • (Tekili: Mest) Sarhoşlar. (Farsça)

mestane / mestâne / مستانه

  • Sarhoşcasına. Sarhoş bir kimseye yakışır surette.
  • Sarhoşça. (Farsça)

mesti / mestî / مستى

  • Sarhoşluk. (Farsça)
  • Sarhoşluk. (Farsça)

mesti-aver / mestî-âver

  • Bayıltıcı, sarhoş edici. (Farsça)

mesti-bahş / mestî-bahş

  • Sarhoşluk veren, sarhoş edici. Bayıltıcı. (Farsça)

müdmin-i hamr

  • Gece gündüz devamlı sarhoş olan kimse.

muhaşşem

  • Sarhoş, mest.

muhaşşim

  • Keskinliği dolayısıyla sarhoş edici şey.

mükeyyif

  • Keyif verici, neşelendirici şey. Sarhoşluk veren.
  • Klima cihazı.

mükeyyifat / mükeyyifât

  • Keyif verici, sarhoşluk verici şeyler.

müskir / müskîr

  • (Sekr. den) Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, kullanılması ve içilmesi haram olan zararlı madde.
  • Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, aklı gideren ve keyf veren madde.
  • Sarhoş edici, şarap ve içki.
  • Sarhoş eden, sarhoşluk veren.
  • Çok sarhoş olan.

müskirat / müskirât / مسكرات

  • (Tekili: Müskir) İçilmesi ve kullanılması Allah (C.C.) tarafından men'edilmiş sarhoşluk veren şeyler.
  • Sarhoş edici şeyler.
  • Sarhoşluk veren şeyler.
  • Sarhoş edici şeyler. (Arapça)

müterennih

  • Sarhoşluktan veya başka bir sebepten dolayı sallana sallana yürüyen.

mütesekkir

  • Sarhoş olan.

neşvan

  • Sarhoş.

neşve

  • (Nişve - Nüşve) Sevinç, keyif.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Koklamak.
  • Rayiha.
  • Bir şeyi tekrarlamak.
  • Mest ve sarhoş olmak.
  • İyice duyup vâkıf olmak.
  • Sevinç.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Mest ve sarhoş olmak.

neşve-i ümit

  • Ümit sarhoşluğu, sevinci.

neşvet

  • Keyif, neşe. Sevinç sarhoşluğu.

nezf

  • Kuyunun suyunu tamamen boşaltma.
  • Aklı gitme, sarhoş olma. Zevâle gitme.

nezif

  • (Nezf. den) Çok kan kaybından kuvvetsiz kalan kimse.
  • Sarhoş kimse.

nimmest

  • Sarhoşça. (Farsça)

revban

  • (Çoğulu: Rübâ) Sütün yoğurt olması.
  • Sarhoşluk şiddetinden birbirine karışmış olan insanlar.

reyyan

  • (Çoğulu: Rivâ) Suya kanmış, sudan doymuş.
  • Sarhoş.

şarab-ı kevser / şarâb-ı kevser

  • Cennetteki Kevser nehrinin sarhoş etmeyen leziz şarabı.

sarhoşane / sarhoşâne

  • Sarhoşça.
  • Sarhoşça.

şarib-ül leyli ve-n nehar

  • Gece gündüz içki içen. Devamlı sarhoş.

şatahat / şatâhat

  • Mânevi sarhoşluk.
  • Kendinden geçer bir hâle gelmek ve böyle istiğrak hâlinde iken söylenen müvazenesiz sözler.
  • Mânevî sarhoşluk ve cezbe halindeyken şeriata aykırı söz söyleme.
  • Mânevî sarhoşluk hâlindeyken söylenen dengesiz sözler.

sekerat

  • Sarhoşluk.
  • Hayretler. şiddetler.
  • Mestlikler.

sekerat-ı mevt

  • Ölüm sarhoşluğu, can çekişme anı.

sekerat-ül-mevt / sekerât-ül-mevt

  • Ölüm sarhoşluğu, can çekişmesi hâli.

sekir / سَكِرْ

  • Sekr, kendinden geçme hâli, sarhoşluk, esrime.
  • Sarhoşluk.
  • Mânâ alemindeki sarhoşluk.
  • Sarhoşluk.

sekr / سكر

  • (Sekir) Sarhoşluk.
  • Sarhoşluk.
  • Şuursuzluk, kendinde olmama hâli. Tasavvufta mânevî sarhoşluk.
  • Kendinden geçme hâli, sarhoşluk, esrime.
  • Sarhoşluk.
  • Sarhoşluk. (Arapça)

sekr-aver / sekr-âver

  • Sarhoş eden, sarhoşluk veren, baş döndüren. (Farsça)

sekran

  • Sarhoş, mest olan adam.

sekraver / sekrâver / سكر آور

  • Sarhoşluk veren. (Arapça - Farsça)

sekre

  • Sarhoşluk.
  • Şaşkınlık.
  • Şiddet.

semadir

  • Sarhoşluk vaktinde veya uyku geldiğinde göze ârız olan zayıflık.

semel

  • Sarhoşluk.

semil

  • Sarhoş.

ser-giran

  • Başı ağır. (Farsça)
  • Mc: Çok sarhoş. (Farsça)

şerab / şerâb

  • Alkollü içkilerden. Pişmemiş üzüm suyunun havasız fıçılarda durmasıyla gaz habbeleri (kabarcıkları) ve köpük çıkararak kokuşup mayalanması netîcesinde meydana gelen ve içilince sarhoş eden içki. Hamr.

sergerm

  • Kızgın, öfkeli. Kafası kızmış. (Farsça)
  • Neşeli. Sarhoş. Mest. (Farsça)

sermest / سرمست

  • Sarhoş. (Farsça)

sermesti / sermestî / سرمستى

  • Sarhoşluk, kendinden geçiş.
  • Sarhoşluk. (Farsça)
  • Sarhoşluk. (Farsça)

şeylem

  • Sarhoşluk veren ve bazan buğdayların arasında çıkan siyah bir tohum.

sikkir / sikkîr

  • Devamlı sarhoş kimse.

sükara

  • (Tekili: Sekren) Sarhoşlar.

suruh

  • (Tekili: Sarh) Köşkler, yüksek binalar.

tahammür

  • Mayalanmak. Ekşimek.
  • Sarhoşluk verecek hâle gelmek.

teneşşi

  • Neşvelenme, sarhoş olma.

terennüh

  • (Çoğulu: Terennühât) Sarhoşluktan veya başka bir sebepten dolayı sendeliyerek yürüme.

tesakür

  • Sarhoş olmak.

tesekkür

  • Sarhoş olma.
  • Şeker hastalığı.
  • Şeker hastalığına tutulma.

teskir

  • (Sekr. den) Sarhoş etme.
  • Gözü kamaştırıp görmesini zayıflatmak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR