LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te İzal ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

avarız / avârız

  • Arızalar. Sonradan olan noksanlıklar.
  • Girinti çıkıntı, noksanlık.
  • Mânialar. Engeller.
  • Fevkalâde hallerde ve bilhassa harp sebebi ile geçici olarak alınan vergi.
  • Arızalar, aksaklıklar, noksanlıklar.

avarız-ı naks / avârız-ı naks

  • Noksanlık arızaları.

azla'

  • (Çoğulu: İzâl) Kırba ağzı.

bakire / bâkire

  • Kız. Kızlığı izale edilmemiş.
  • El sürülmemiş.

dicac

  • Ummanda yetişen büyük bir dikenli ağacın suyudur ve sabun gibi kiri izâle eder.

fer'

  • Şube, kol. İkinci derecede olan. Dal budak.
  • Bir aslın neticesi.
  • Bir cemaatın şerefli ve daha meşhuru.
  • Kazancı olan mukayyed mal. Hâzır ve muhâfaza altında olan.
  • Yükseğe çıkmak ve iki nizalı olanın arasına girip ıslah etmek.
  • Asıl mes'eleden kollara ayrı

hal'

  • Kaldırma. Kal' etme.
  • Hükümdarı tahttan indirmek. Azletmek.
  • Mansıb ve mesnetten ihraç etmek.
  • Elbise gibi şeyleri soymak.
  • Bir şeyi izâle edip ayırmak ve terketmek.
  • Karısını boşamak. Evlâdını evlâdlıktan reddetmek.

hazabi / hazabî

  • (Tekili: Hizbâ) Arızalı topraklar, engebeli yerler.

hizba

  • (Çoğulu: Hazâbî) Engebeli arazi, ârızalı toprak.

i'tizal

  • (İtizal) Bir şeyi işlemeğe tamamen kasd ve teveccüh eylemek.
  • Nefsine müracaatla cürüm ve hatasını itiraf etmek.

ibrahim desuki / ibrahim desukî

  • Büyük âlim ve mutasavvıflardan olup büyük makam sâhibi bir zâtdır. Pek meşhur ve çok güzel sözleri ve mev'izaları vardır. 676 tarihinde 43 yaşında Şam'da vefat etmiştir. (K.S.)

istizale

  • (İzale. den) Yok edilme, izale olma.

izale / izâle / ازاله

  • Yok etme. (Arapça)
  • Giderme. (Arapça)
  • İzâle edilmek: (Arapça)
  • Yok edilmek. (Arapça)
  • Giderilmek. (Arapça)
  • İzâle etmek: (Arapça)
  • Yok etmek. (Arapça)
  • Gidermek. (Arapça)

layuzal / lâyuzal

  • İzale edilmez, tükenmez, zeval bulmaz.

mu'tezil

  • İ'tizal eden. Cemaatten ayrılıp bir tarafa çekilen.

mün'azil

  • Ayrılan, elini eteğini çeken, in'izal eden.
  • Memurluktan, vazifeden çıkarılmış olan. Bir vazifeden azledilen.

mürazat

  • Rızâlaşmak, râzı olmak.

müsekkin

  • Teskin eden, sükun veren. Elem ve ağrıyı izâle eden.

müzil

  • İzâle eden, gideren, yok eden.
  • İzale eden, gideren.

nidal

  • (Nizâl) Özür beyan ederek bir zararı def etmek.

sehv

  • Keşfetmek, bulmak.
  • İzâle etmek.
  • Kabuk soymak.

selb

  • Zorla alma, kapma, soyma.
  • Nefy ve inkâr etme.
  • Kaldırma, giderme, izale.
  • Man: İki şey arasında nisbet-i vücudiyenin kalkması.

taht-el bahir

  • Denizaltı. Denizaltı gemisi.

tahte'l-bahir / تَحْتَ الْبَحِرْ

  • Denizaltı.

tahtelbahir / تحت البحر

  • Denizaltı.
  • Denizaltı.
  • Denizaltı. (Arapça)

tenezzüh

  • Uzaklaşmak.
  • Gezinti. Bağ ve bahçe gibi yerlere gam ve kederi izale için çıkmak.
  • Kusur, pislik ve ayıptan uzak olmak.

teskin

  • Rahatlandırma. Yatıştırma. Sükunet verme. Şiddet, hiddet ve ıztırabını izale etme.
  • Gr: Bir harfi sâkin okuma.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR