LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te İzaç ifadesini içeren 78 kelime bulundu...

alih / âlih

  • Deve kuşunun dişisi.
  • Hafif mizaçlı.

amiz / âmiz

  • Karışık, karışmış. (Âmihten) mastarından imtizaç etmek, karıştırmak mânasındadır. (Farsça)

amiziş / âmiziş

  • Uysallık, imtizaç, uyuşma. (Farsça)

asabiyülmizac / عصبى المزاج

  • Asabî mizaçlı. (Arapça)

ateşmizac / âteşmizâc / آتش مزاج

  • Sert mizaçlı. (Farsça - Arapça)

cenah

  • Kanat, taraf, kısım. (Vicdanın ziyası ulum-u diniyyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacı ile hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassub, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder. Mün.)

ciriyya

  • Tabiat, mizac, fıtrat, yaradılış.
  • Huy, haslet.Adet, alışkanlık.

demevi / demevî

  • Kana dâir, kana mensub ve müteallik.
  • Mc: Asabi, sinirli. Kanın çokluğu sebebi ile hâsıl olan mizaç.

denaet

  • Alçaklık, çok fena hareket. Zillet, kötü mizac.
  • Asılsızlık, aslı olmamak.

efsürde-mizac

  • Kanı soğuk, soğuk kanlı, mizâcı soğuk adam. (Farsça)

emzice / امزجه

  • (Mezc. den) Mizaclar, tabiatlar, huylar, meşrebler.
  • Mizaçlar, tabiatlar, huylar.
  • Mizaçlar, huylar.
  • Mizaçlar, karakterler. (Arapça)

enir

  • Çirkin huy, fena tabiat, kötü mizac.

fena tabiatlı

  • Kötü özellikleri bulunan, mizac ve karakteri kötü olan.

fıtrat

  • Yaratılış, huy, tabiat, mizaç.

fıtrat-ı zatiyelerimiz / fıtrat-ı zâtiyelerimiz

  • Kendimize ait asıl mizacımız, yaratılışımız.

gılzet-i mizac

  • Huy ve mizac sertliği.

giran-huy

  • Fena mizaçlı. Kötü huylu. (Farsça)

haşibe

  • Tabiat, mizaç, huy.

haslet

  • İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter.

hay'ame

  • Yaramaz huylu, kötü mizaçlı.

hefhaf

  • Yeynicek, hafif mizaçlı kimse.

heft

  • Hafiflik sebebiyle uçup dağılmak.
  • Hafif mizaçlı olup, her dile geleni söylemek.
  • Vurmak.

him

  • Huy, mizac, tabiat.

himayet damarı

  • Koruma mizacı, huyu.

hısal / hısâl

  • Huylar, mizaçlar, karekterler.

hoppa

  • Herşeye girişen hafif mizaçlı çocuk tabiatında olan kimse. Yersiz davranışlarda bulunan, dilediğince davranan kişi. Delişmen, şımarık.

huşunet-i mizac / huşunet-i mizâc

  • Mizâc sertliği, huy ve tabiat sertliği.

huy

  • Mizac, tabiat, ahlâk, âdet. (Farsça)
  • Ter. (Farsça)
  • Mîzâc, tabiat, ahlâk.

ibn-i vakt

  • Zamanın uyarına giden, vaktin icaplarına göre hareket eden kişi. Zamane adamı.
  • Mizaç ve tabiata göre söz söyleyen kimse.

imtizac / imtizâc / امتزاج

  • Uyuşma, uzlaşma. (Arapça)
  • İmtizâc etmek: Uyuşmak, uzlaşmak. (Arapça)

imtizacat

  • (Tekili: İmtizac) İmtizaclar.

inhiraf-ı mizac / inhirâf-ı mizac

  • Mizacın bozulması.

inhiraf-ı mizaç

  • Mizacın bozulması, karakter bozukluğu.

istimzac

  • Uyuşmak. Beraber karışmak.
  • Birisinin mizacını, huyunu öğrenmeğe çalışmak.
  • Yoklamak. Fikrini, re'yini sormak.

itidal-i mizac

  • Mizaçtaki denge ve ölçülü yapı.

karakter

  • yun. Huy. Mizac. Seciye. Bir şeyi benzerlerinden ayırdetmeğe yarayan temel hususiyet.

kecmizac

  • Mizaç ve tabiatı hoş olmıyan. Huysuz. (Farsça)

kectab'

  • Mizacı, tabiatı ters olan kimse, aksi. (Farsça)

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

kudek-meniş

  • Çocuk tabiatlı. Çocuk mizaclı. (Farsça)

letafet-i tab'

  • İnsan tabiatındaki, mizacındaki hoşluk, şirinlik.

meniş

  • Tabiat, huy, mizac. (Farsça)

meşarib

  • Meşrebler. Mizaclar. Tabiatlar. Huylar.
  • Fehimler. Anlayışlar. Ahlâklar.
  • Su içecek şeyler. Maşrabalar.
  • Köşkler.

meşreb

  • Mizaç, huy, ahlâk.
  • İçecek yer.

mezc-i ittihad

  • İttihadın verdiği imtizac. Kuvvetli birlik ve beraberlik.

mizac / mizâc / مزاج

  • Huy, tabiat, mizaç. (Arapça)

mizac-dan

  • Mizac bilen, mizaçtan anlıyan. (Farsça)

mizacgir

  • Mizâc ve keyiflere göre hareket eden. (Farsça)

müellefe

  • Ülfet ve imtizac ettirilmiş. Alıştırılmış.
  • Nâkıs. Noksan.
  • Adedi bine çıkarılmış.

müellif

  • (Ülfet. den) Te'lif eden. Kitab tertib eden, kitab yazan. Kitab meydana getiren.
  • İmtizac ettiren.
  • Telif eden, kitap yazan.
  • İmtizaç ettiren, kaynaştıran.

muhtelifü'l-mizaç

  • Farklı mizaç ve huylar.

mümtezic

  • İmtizac eden. Birleşmiş olan, birleşik.
  • Birbirine tamamen uygun olarak karışmış olan.
  • Aralık bırakmayan, birbirine karışık, tamamen kapanan.
  • Birbiriyle iyi geçinen.

nabız-aşna / nabız-âşnâ

  • Nabızdan anlayan. Mizaç bilen. Karşısındakinin zayıf taraflarını bilen. (Farsça)

nabız-gir

  • Her mizaç ve tabiata göre davranıp muamele etmesini bilen. (Farsça)

nabz-aşna

  • Nabızdan anlayan, mizac bilen. (Farsça)

nabz-gir

  • Mizaca göre hareket etmesinden anlıyan, nabza göre davranmasını bilen. (Farsça)

nahile

  • Huy, tabiat, mizac.

nebve

  • Uzaklaşmak.
  • Ok hedefe varamamak.
  • Bir yerin havasının mizaca uygun olmaması.
  • Kılıncın vurulan şeye saplanmayıp geri sıçraması.
  • Pek çirkin ve kötü suretten gözün kaçması.

nobran

  • Sert mizaçlı, inatçı, nâzik olmayan.

sabit-kadem

  • Mizacı oynak olmayıp işine ve sözünde kararlı olan, yerinde direnen. Sözünde duran.

şakile

  • Yol. Tarik. Meslek.
  • Yaradılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Bir kimsenin yaratılışının temel hususiyeti.

sebükmizac

  • Hafif mizaçlı. (Farsça)

şema'

  • (Çoğulu: şümu') Mum. Meclise zevk veren, meclisi süsliyen mum.
  • Oyun.
  • Mizaç, huy.

tabayi / tabâyi

  • Mizaçlar, tabiatlar.

tabayı'

  • İnsanların tabiatları, mizaç ve karakterleri.

tabayi' / tabâyi'

  • Mizaçlar, tabiatlar, huylar. Yaratılışlar.
  • Mizaçlar, tabiatlar.

tabiat-ı arap

  • Arap milletinin kendine özel yapısı, mizacı, karakteri.

tabiat-ı belagat / tabiat-ı belâgat

  • Belâgat ilminin kendine mahsus şekil karakteri ve mizacı.

tadil-i mizaç / tâdil-i mizaç

  • Mizacın vasat, orta halli olması.

te'lif

  • Barıştırmak. Husumeti defetmek. Ülfet ve imtizac ettirmek.
  • Çeşitli şeyleri birleştirip karıştırmak.
  • Eser yazmak.
  • Noksan bir adedi bine çıkarmak.

tebayi

  • Tabiatlar, mizaçlar, huy ve karakterler.

temayül-ü mizac / temayül-ü mîzac

  • Mizacın bir tarafa yönelmesi.

terekküb

  • Birleşmek. Karışmak. İmtizac etmek.
  • Bir şeyin birkaç parçadan meydana gelmesi.

terfih

  • Evlenen kimseye "Allah hüsn-ü imtizac eylemek nasibetsin" diye duâ etmek.

tıynet / طينت

  • Mizaç. (Arapça)

tugyan

  • Zulüm ve küfürde çok ileri gitmek. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık.
  • Kan galebe etmesi hali.
  • Resmî devlet kuvvetlerine karşı durmak.
  • Su baskını.

tündmizac / tündmizâc / تندمزاج

  • Asabî mizaçlı. (Farsça - Arapça)

vez'

  • Hulku katı olan. Sert mizaçlı kimse.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR