LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te İki yüzlü ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

dü-ru

  • İki yüzlü.

ebluk

  • Münafık, iki yüzlü adam. (Farsça)
  • Şarlatan. (Farsça)

efkar-ı münafıkane / efkâr-ı münafıkane

  • İki yüzlü, içten pazarlıklı fikirler, düşünceler.

ehl-i nifak / ehl-i nifâk / اَهْلِ نِفَاقْ

  • Münafıklar, iki yüzlüler.
  • Münâfıklar, iki yüzlü olanlar.

ehl-i nifak ve dalalet / ehl-i nifak ve dalâlet

  • Hak yoldan sapan ve iki yüzlülük yapanlar.

fe's

  • İki yüzlü balta.
  • Balta ile vurmak.

füus

  • (Tekili: Fe's) İki yüzlü baltalar.

hadae

  • İki yüzlü balta.

haspuş

  • Hilekâr, hileci, iki yüzlü, mürai. (Farsça)

komediyen

  • İki yüzlü, riyakârlık gösteren.
  • Komedi oynayan tiyatro oyuncusu. Maskara.

müdacene

  • Horluk.
  • İki yüzlülük, riyâkârlık.

müdahene / müdâhene

  • Aldatmak, iki yüzlülük etmek, hîle ve yağcılık etmek. Kudreti olduğu, gücü yettiği hâlde dindeki gevşekliği sebebiyle haram işleyene mâni olmamak.

münafık / münâfık / مُنَافِقْ

  • İki yüzlü, araya nifak sokan. Fitnekâr.
  • Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden.
  • Görünüşte müslüman olup hakikatte kâfir ve düşman olan.
  • Nifak sokan, iki yüzlü.
  • Kâfir olduğu halde kendisini müslüman gösteren.
  • İki yüzlü, fitneci, görünüşte Müslüman gerçekte kâfir.
  • İki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse.
  • İki yüzlülük eden.

münafıkane / münâfıkane

  • Münâfıkça, iki yüzlü bir tavırla.

mürai / müraî / mürâi / mürâî

  • İki yüzlü kimse, dalkavuk, riyakâr, münafık.
  • İki yüzlü kimse.
  • İki yüzlü, riyakâr.
  • İki yüzlü, olduğunun aksine kendisini iyi gösteren, gösteriş yapan, riyâkâr.

müraiyane / müraiyâne

  • İki yüzlülüğe yakışır surette, münafıkçasına. (Farsça)

nifak / nifâk

  • Müslüman gibi görünüp kâfir olmak. İki yüzlülük.
  • Bozuşukluk, ara açılmak.
  • Dinde riyâ etmek.
  • İhtiyaca sarf olunacak şeyler.
  • Münâfıklık; kalbiyle, îmân etmediği hâlde inanmış görünmek; için dışa uymaması, kâfir.
  • Dışı içine uymayan, iki yüzlü.

riya / riyâ

  • Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket.
  • İki yüzlü olma.
  • Gösteriş, iki yüzlülük. Kendini olduğundan başka gösterme.

riyakar / riyakâr

  • Riya eden. Adam kandırmak için yalan söyleyen. Sahte iş yapan. İki yüzlü.

salus / sâlûs / سالوس

  • İki yüzlü. (Farsça)

şirk-i asgar

  • Riyâ; iki yüzlülük, gösteriş.

takıyye

  • İdâre, korunmak, sakınmak; iki yüzlülük; sevmediği kimse ile dost geçinmek. Bir kimsenin hakîkatte sâhib olduğu görüş ve inancını saklaması.

yekruy

  • İki yüzlülük yapmayan, riyasız. (Farsça)
  • Hâlis ve itimad edilir dost. (Farsça)

zemin-i müdara / zemîn-i müdârâ

  • Aldatıcı ortam, iki yüzlü dünya.

zerdguş

  • İki yüzlü. Müraî. (Farsça)
  • Ürkek, korkak. (Farsça)

zerk

  • Hile. Riya. İki yüzlülük.
  • Şırınga yapmak, iğne ile vücuda ilâç vermek.

zerrak

  • (Zerk. den) İki yüzlü.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR