LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te İftihar ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

dava-yı iftiharkarane / dâvâ-yı iftiharkârâne

  • İftiharla yapılan iddia, dâvâ.

fahhar

  • Çok öğünen. Çok iftihar eden. Fahur.
  • Çanak, Çömlek. Toprak testi.

fahir / fâhir

  • (Fâhire) İftihar eden. Kendi amelini ve kendini beğenen. Övünen.
  • Şa'şaalı. Ağır. Parlak. Şanlı.
  • Büyük ve iyi nesne.
  • Koruğu büyük çekirdeksiz hurma.
  • Memeleri büyük deve.
  • Övünen, iftihar eden.

fahr

  • Övünme, iftihar etme.

fahr-i alem / fahr-i âlem / فَخْرِ عَالَمْ

  • Âlemin kendisi ile iftihâr ettiği Peygamberimiz (asm).

fahr-i beşer

  • İnsanlığın iftiharı olan Hz. Muhammed (a.s.m.).

fahr-i kainat / fahr-i kâinat / fahr-i kâinât / فَخْرِ كَائِنَاتْ

  • (Fahr-i Âlem, Zübde-i Kâinat, Seyyid-i Kâinat) Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) nâmları. Bütün âlemin kendisi ile şeref bulduğu, iftihar ettiği Hz. Muhammed (A.S.M.).
  • Kâinâtın kendisi ile iftihâr ettiği.

fahri / fahrî

  • Karşılıksız olarak. Parasız olarak.
  • İftiharla. Övünerek.

fahrü'l-islam / fahrü'l-islâm

  • İslâm dünyasının iftihar vesilesi, övünç kaynağı.

fahur

  • Çok övünen, çok iftihar eden. Mütekebbir. Tekebbür ve taazzum edici.

ferih fahur

  • Sevinçli olarak, iftihar ederek.

ferihan

  • (Fârihan) Sevinçli olarak, iftihar ederek.

hasb

  • (Haseb) Birisinin sülâlesi cihetinden iftihar yolu ile saydığı iyilik. Mal, din, millet. Kerem, fiil ve amelde yüksek şeref, iyi iş, sâlih amel. Şeref, asalet, şan, kadr ve haysiyet.
  • Dolayı, cihetiyle, gereğince.

iftihar / iftihâr / افتخار

  • Övünme, kıvanma, kıvanç. (Arapça)
  • İftihar etmek: Övünmek, gurur duymak. (Arapça)
  • İftihâr etmek: Övünmek, kıvanç duymak. (Arapça)

iftihar-ı mukaddes

  • Mukaddes iftihar; her türlü kusur ve noksandan yüce bir iftihar ve övünç.

iftihariyyat

  • İftihar yoluyla söylenen sözler.

iftiharkarane / iftiharkârâne

  • İftihar ederek, övünerek.

imtinan

  • Minnet. Kendine minnet etmek. Birisine yaptığı ihsan ve iyiliği başına kakmak.
  • Memnun olmak.
  • Birisinin çok iftiharla sevdiği ve mâlik olduğu şeye nâil olmak.

kemal-i fahir ve sürur / kemâl-i fahir ve sürur

  • Tam bir iftihar ve mutluluk.

lafahr

  • Fahirsiz. İftiharsız. İftihar etmeksizin.
  • Fahrolmasın.

ma-bihi-l-iftihar

  • Kendi ile ve onunla iftihar edilecek şey.

maal-iftihar

  • İftiharla. Sevinerek. Kemal-i şevk ile.

maaliftihar

  • İftiharla, memnuniyetle.
  • İftiharla, seve seve.

mabihiliftihar / mâbihiliftihar

  • Kendisiyle iftihar olunan.

medar-ı fahr

  • İftihara sebeb olan. Övmeğe vesile.

medar-ı mefharet / medâr-ı mefharet

  • İftihar vesilesi, övünç kaynağı.

mefahir

  • İftihar edilecek, övünülecek şeyler. Mefharetler.

mefahir-i milliye / mefâhir-i milliye

  • Millî iftihar araçları, övünç vesileleri.

mefhar

  • İftihara, övünmeğe, sevinmeğe sebeb olan. İftihara vesile olan şey.

mefhar-ı kainat / mefhar-ı kâinat

  • (Mefhar-i Mevcudat) Kâinatın, kendisi ile iftihar ettiği zat mânâsına Hz. Muhammed'e (A.S.M.) alem olmuş bir tâbirdir.

mefharet

  • Birine şeref veren şey. İftihar edilecek, övünülecek şey.

mübahat

  • Güzelliği göstererek iftihar etme.

müftehir / مفتخر

  • (Fahr. dan) İftihar eden. Öğünen.
  • Sırf Allah rızası için menfaatsiz hizmet eden.
  • Şanlı, şerefli.
  • İftihar eden.
  • İftihar eden, övünen.
  • İftihar eden. (Arapça)

müftehirane / müftehirâne

  • İftihar ederek, övünerek.
  • İftihar ederek, karşılık beklemeden. (Farsça)
  • Elbette. Memnuniyetle. (Farsça)

mütemacid

  • İtibar, şeref ve haysiyetiyle iftihar edip övünen.

şeref

  • Yükseklik, yücelik. Büyüklük.
  • İnsanlar arasında geçerli ve makbul olma. Büyük bir makam sâhibi olma.
  • Cenab-ı Hakka itâat ve ubudiyyeti ve yüksek hizmeti ile çok ihsanına mazhar olma.
  • İftihâr, övünme.
  • Yükseklik, büyüklük, yüksek mertebe. İnsanlar arasında geçerli ve makbûl olma. Cenâb-ı Hakk'a itâat ve yüksek hizmeti ile çok ihsâna mazhâr olma, iftihâr.

siba'

  • Cima.
  • Kesret-i cima ile iftihar edişmek.
  • (Tekili: Sebu) Canavarlar, yırtıcı hayvanlar.

tefahur / tefâhur

  • Fahirlenmek. İftihar etmek. Kendini iyi görüp, kusurdan gaflet etmek.
  • İftihar etme, gurur duyma.
  • İftihar etme.

tefani / tefanî

  • Birbirinde fâni olma; fikren arkadaşının meziyet ve hissiyatı ile yaşama, onun üstün özelliklerini kendisinin gibi kabul edip onunla iftihar etme.

vesile-i iftihar

  • İftihar vesilesi, övünç sebebi.

zerabi / zerabî

  • (Tekili: Zürbiye) (Zirbiye) İftihar eden.
  • Geniş, enli döşek, yatak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR