LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük'te İ ali kelimesini içeren 173 kelime bulundu...

adalet-i aliye / adalet-i âliye

  • Yüksek adalet.

ahlak-ı aliye / ahlâk-ı âliye

  • Yüksek ahlâk.

ahlak-ı aliye-i peygamberiye / ahlâk-ı âliye-i peygamberiye

  • Peygamberimizin yüce ahlâkı.

amir-i alim / âmir-i alîm

  • Sonsuz ilim sahibi olan idareci, Allah.

asar-ı aliye / âsâr-ı âliye

  • Yüksek kıymete sahip olan eserler.

bab-ı ali / bâb-ı âlî

  • Yüksek kapı.
  • Tanzimattan önce sadrazam kapılarının, daha sonra da hükümet dairelerinin çoğunun içinde toplandığı bina.
  • Mc: Osmanlı Hükümeti.

cahil-i alim / câhil-i âlim

  • Âlim olan câhil.

cemaat-i ali / cemaat-i âli

  • Büyük, yüce cemaat.

cemi-i ahlak-ı aliye / cemi-i ahlâk-ı âliye

  • Bütün yüksek ve üstün ahlâklar.

çeşm-i alil / çeşm-i alîl

  • Ağlayan yaralı göz.

cevab-ı ali / cevâb-ı âli

  • Yüce bir cevap.

cevahir-i aliye / cevâhir-i âliye

  • Yüksek ve kıymetli cevherler.

cümle-i aliye / cümle-i âliye

  • Yüce cümle, âyet.

delalet-i aliye / delâlet-i âliye

  • Yüce yol göstericilik.

dellal-i alişan / dellâl-i âlişân

  • Şânı yüksek olan duyurucu, tebliğ edici

derece-i aliye / derece-i âliye

  • Yüksek derece.

dergah-ı ali / dergâh-ı âli / dergâh-ı âlî

  • Yüce makam.
  • Padişah kapısı. Yüksek dergâh.

desatir-i aliye / desatir-i âliye / desâtir-i âliye

  • Yüksek ve ulvi düsturlar ve kaideler.
  • Yüce prensipler.

devlet-i aliye / devlet-i âliye

  • Osmanlı İmparatorluğu.

divan-ı ali / divan-ı âlî

  • Yüce divân.

efkar-ı aliye / efkâr-ı âliye

  • Yüksek düşünceler, fikirler.

eimme-i alişan / eimme-i âlîşan

  • Çok yüksek mertebesi ve büyük kıymeti olan imamlar. İmam-ı A'zam, İmam-ı Şâfiî gibi.

emr-i ali / emr-i âlî

  • Büyük zâtınızın emri.

emr-i alileri / emr-i âlileri

  • Yüce emriniz.

ervah-ı aliye / ervâh-ı âliye

  • Yüksek ruhlar.

esasat-ı aliye / esasat-ı âliye

  • Yüksek esaslar, hakikatler.

eser-i ali / eser-i âlî

  • Yüksek, yüce eser.

eser-i alişan / eser-i âlîşan

  • Şanı yüce eser.

evsaf-ı aliye / evsâf-ı âliye

  • Yüce vasıflar, özellikler.

fatır-ı alim / fâtır-ı alîm

  • Herşeyi bilen ve harika üstün san'atıyla yaratan, sonsuz ilim sahibi Allah.

fazail-i aliye / fazail-i âliye

  • Yüksek faziletler.

ferman-ı ali / ferman-ı âli / fermân-ı âlî / فَرْمَانِ عَال۪ي

  • Yüce ferman, buyruk.
  • Yüce buyruk.

ferman-ı alişan / ferman-ı âlişân

  • Şanı yüce ferman.

fikr-i ali / fikr-i âlî

  • Yüksek fikir.

gurfe-i aliye / gurfe-i âliye

  • Yüksek çardak. Yüksek köşk.
  • Balkon, cumba.

hafiz-i alim / hafîz-i alîm

  • Herşeyi koruyup saklayan, ilmi herşeyi kuşatan sonsuz ilim sahibi Allah.

hak-i pa-yi alileriniz / hak-i pâ-yi âlileriniz

  • Mübarek ve yüce zatınızın ayağının tozu, toprağı.

hak-i pa-yi zat-ı alileriniz / hâk-i pâ-yi zât-ı âlileriniz

  • Mübarek ve yüce zâtınızın ayağının tozu, toprağı.

hakaik-i aliye / hakaik-i âliye

  • Yüce, yüksek hakikatler, esaslar.

hakaik-ı aliye-i ilahiye / hakaik-ı âliye-i ilâhiye

  • İlâhî yüce hakikatler.

hakaik-i aliye-i ilahiye / hakaik-i âliye-i ilâhiye

  • Allah'a ait yüksek, yüce hakikatler, gerçekler.

hakaik-i aliye-i imaniye / hakaik-i âliye-i imaniye

  • İmanın yüce hakikatleri, esasları.

hakaik-i aliye-i kur'aniye / hakaik-i âliye-i kur'âniye

  • Kur'ân'ın yüce hakikatleri, esasları.

hakikat-ı aliye / hakikat-ı âliye

  • Yüksek, yüce gerçek.

hakikat-i aliye / hakikat-i âliye

  • Yüksek, yüce gerçek ve doğru.

hakikat-i rasiha-i aliye / hakikat-i râsiha-i âliye

  • Yüce ve sağlam gerçek.

halık-ı hakim-i alim / hâlık-ı hakîm-i alîm

  • Her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan ve yarattığı herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah.

halim-i alihimmet / halîm-i âlihimmet

  • Yumuşak huylu olmasının yanı sıra kutsal değerler uğruna gayret gösteren.

hallak-ı alim / hallâk-ı alîm

  • Küçük büyük, gizli açık, geçmiş ve gelecek her şeyi hakkıyla bilen ve kâinatta her şeyi yaratan Allah.

hamiyet-i aliye / hamiyet-i âliye

  • Din, millet gibi mukaddes değerleri en üst düzeyde koruma duygusu ve gayreti; millî onur ve haysiyet.

hayalat-ı aliyye / hayalât-ı âliyye

  • Yüksek ve âli hayaller.

hayat-ı alil

  • Hasta ömür, hastalıklı hayat.

hazine-i ali / hazine-i âli

  • Yüce hazine.

hazine-i aliye / hazine-i âliye

  • Yüce hazine.

hazret-i ali

  • Ali (r.a.).

hazret-i aliyyi'l-murtaza / hazret-i aliyyi'l-murtazâ

  • Ali (r.a.).

hazret-i imam-ı ali

  • Ali (r.a.).

heyet-i aliye / heyet-i âliye

  • Yüksek kurul.

heyet-i aliye-i ilmiye / heyet-i âliye-i ilmiye

  • Yüksek ilim heyeti.

hikmet-i aliye / hikmet-i âliye

  • Yüce gaye.

hikmet-i aliye-i beşeriyet / hikmet-i âliye-i beşeriyet

  • İnsanlığın yüksek hikmeti, gayesi.

hikmet-i aliye-i kainat / hikmet-i âliye-i kâinat

  • Evren ile ilgili yüksek bilgi.

hilafet-i aliye-i osmaniye / hilâfet-i âliye-i osmaniye / hilâfet-i aliye-i osmâniye / خِلَافَتِ عَلِيَۀِ عُثْمَانِيَه

  • Yüksek Osmanlı hilâfeti.
  • Yüksek Osmanlı halifeliği.

hissiyat-ı aliye / hissiyât-ı âliye

  • Yüce hisler, duygular.

hissiyat-i aliye / hissiyat-i âliye

  • Yüce hisler.

hizmet-i aliye / hizmet-i âliye

  • Yüce hizmet.

hz. imam-ı ali (r.a.)

  • Ali (r.a.).

icraat-ı aliye / icraat-ı âliye

  • Yüksek icraatlar, büyük iş ve faaliyetler.

imam-ı ali

  • Ali (r.a.).
  • (Bak: Ali-ül Murtaza)

imam-ı ali (r.a.)

  • Ali (r.a.).

imam-ı ali naki

  • (Hi: 212-254) Eimme-i İsnâ Aşer'den onuncu zât olup, manevi büyük nüfuz ve takva sahibi, ehl-i kemal bir zâttır. Ali İbn-i Muhammed Hâdi diye de bilinir. (R.A.)

imam-ı ali rıza

  • (Hi: 153 de Medine-i Münevvere'de doğmuştur.) Eimme-i İsnâ Aşer'in yedincisidir. İmam-ı Musa Kâzım'ın oğludur. Tus; yani Meşhed'de medfun olup kabri ziyaretgâhtır. (R.A.)

irade-i aliye / irade-i âliye

  • Tar: Sadrazam tarafından verilen emir. Bu emir yazılı olduğu gibi, şifâhi de olurdu. Yazılı olana "iş'arat-ı âliye" de denilirdi.
  • Yüce irâde.

irşadat-ı aliye / irşâdât-ı âliye

  • Yüksek irşatlar, doğru yolu göstermeler.

işaret-i aliye / işaret-i âliye

  • Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı.
  • Sadaret makamından çıkan emirler.

kadir-i alim / kadîr-i alîm

  • Herşeyi bilen, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah.

kadir-i alim-i mutlak / kadîr-i alîm-i mutlak

  • Herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen, sınırsız kudret ve ilim sahibi Allah.

kahraman-ı alişan / kahraman-ı âlişan

  • Şanlı kahraman.

kasr-ı ali / kasr-ı âlî

  • Yüce, yüksek köşk.

kelam-ı ali / kelâm-ı âlî

  • Yüce, yüksek söz, ifade.

kelimat ve tabirat-ı aliye / kelimat ve tâbirat-ı âliye

  • Yüksek, yüce ifadeler, tabirler.

kelime-i aliye / kelime-i âliye

  • Yüce mânâlar ifade eden cümle.

kıymet-i aliye / kıymet-i âliye

  • Yüksek, yüce değer.

kubbe-i ali / kubbe-i âli

  • Yüksek kubbe.

kubbe-i aliye / kubbe-i âliye

  • Yüksek ve yüce kubbe.
  • Yüksek kubbe.

kuvve-i alime / kuvve-i âlime

  • Bilici kuvvet. İnsan rûhuna âit iki kuvvetten birisi, akıl. Buna müdrike de denir.

lafzı alim / lâfzı alîm

  • Alîm kelimesi.

maden-i ahlak-ı aliye / maden-i ahlâk-ı âliye

  • Yüce ahlâkın kaynağı.

mahkeme-i ali / mahkeme-i âli

  • Yüce, yüksek mahkeme.

makam-ı ali / makam-ı âlî

  • Yüce makam.
  • Yüce ve âli makam. Eskiden bu tabir, bakanlıklar hakkında kullanılırdı.

makamat-ı aliye / makamat-ı âliye / makamât-ı âliye

  • Yüksek şerefli mevkiler, makamlar. Yüce makamlar.
  • Yüce, yüksek makamlar.

makasıd-ı aliye / makasıd-ı âliye

  • Yüce maksatlar, gayeler.

makàsıd-ı aliye / makàsıd-ı âliye

  • Yüce gayeler.

makasıd-ı aliye-i ilahiye / makasıd-ı âliye-i ilâhiye

  • Allah'ın kâinatı yaratmasındaki yüce maksatlar.

makàsıd-ı aliye-i kudsiye / makàsıd-ı âliye-i kudsiye

  • Her türlü kusur ve eksiklikten yüce olan İlâhî maksatlar, gayeler.

maksad-ı ali / maksad-ı âli

  • Yüce maksat, ulvî gaye.

maksad-ı aliye / maksad-ı âliye

  • Yüce maksat, yüksek gaye.

meclis-i ali / meclis-i âli

  • Yüksek meclis.

meclis-i ali-i islam / meclis-i âli-i islâm

  • Yüksek İslâm Meclisi.

meclis-i ali-i misali / meclis-i âlî-i misalî

  • Rüyada şekillenen yüce meclis.

meclis-i aliye / meclis-i âliye

  • Yüksek meclis.

mecma-ı ali / mecma-ı âli

  • Yüce meclis.

mekatib-i aliye / mekâtib-i âliye / مكاتب عاليه

  • Yüksek mektebler. Yüksek okullar. Üniversite ayarındaki mektebler.
  • Yüksekokullar.

mekatib-i aliye-i resmiye / mekâtib-i âliye-i resmiye

  • Resmî yüksek okullar.

mekteb-i ali / mekteb-i âli / mekteb-i âlî / مكتب عالى / مَكْتَبِ عَالِي

  • Yüksek okul.
  • Yüksek mekteb, yüksek okul.
  • Yüksekokul.
  • Yüksek okul.

menzil-i ali / menzil-i âli

  • Yüksek, yüce yer.

mertebe-i aliye / mertebe-i âliye

  • Yüce mertebe.
  • Yüksek derece, âli mertebe.

mesanid-i aliye / mesanid-i âliye

  • Yüksek rütbeler, âli mevkiler.

mesele-i aliye-i zatiye / mesele-i âliye-i zâtiye

  • Zâtı ile ilgili yüce mesele.

mesele-yi aliye-i zatiye / mesele-yi âliye-i zâtiye

  • Peygamber Efendimizin yüce zâtıyla ilgili mesele.

meslek-i ali / meslek-i âli

  • Yüce meslek.

meta-ı ali / metâ-ı âlî

  • Değeri çok yüce ve yüksek olan şey, şey.

mezaya-yı aliye / mezâya-yı âliye

  • Yüce, yüksek meziyetler, üstünlükler.

muallim-i ahlak-ı aliye / muallim-i ahlâk-ı âliye

  • Yüksek ahlâkı öğreten, ders veren.

mücahid-i ali-himmet / mücahid-i âlî-himmet

  • Yüksek gayret sahibi mücâhid.

mücahid-i alicenab / mücâhid-i âlicenab

  • Şerefli, haysiyetli mücahid.

müfessir-i alişan / müfessir-i âlişan

  • Şan ve şeref sahibi açıklayıcı.

mürşid-i alim / mürşid-i âlim

  • Yol gösterici âlim.

mütekellim-i alim / mütekellim-i alîm / مُتَكَلِّمِ عَل۪يمْ

  • Gizli ve âşikâr her şeyi bilen ve kendi Zâtına lâyık şekilde konuşan Allah.
  • Her şeyi hakkıyla bilen, şânına lâyık konuşan (Allah).

müyülat-ı aliye-i milliye / müyülât-ı âliye-i milliye

  • Millî yüce meyiller, eğilimler.

nakkaş-ı alim / nakkâş-ı alîm

  • Her şeyi bilen ve her şeyi san'atlı bir şekilde işleyen Allah.

nam-ı ali / nâm-ı âli

  • Yüce isim.

netaic-i aliye / netâic-i âliye

  • Yüce neticeler.

nezd-i ali-i üstadane / nezd-i âlî-i üstadane

  • Siz Üstadın yüksek nazarında, yanında.

niam-ı aliye-i ilahiye / niam-ı âliye-i ilâhiye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce nimetleri.

padişah-ı ali / padişah-ı âli / pâdişâh-ı âlî / پَادِشَاهِ عَالِي

  • Yüce hükümdar.
  • Yüce pâdişâh.

peygamber-i alişan / peygamber-i âlîşan

  • Büyük şan ve şeref sahibi olan peygamber.

reis-i ali / reis-i âli

  • Yüce reis.

rezzak-ı alim-i rahim / rezzâk-ı alîm-i rahîm

  • Sonsuz ilmiyle her şeyi hakkıyla bilen ve rızkını veren ve rahmetinin çok özel tecellîleri olan Allah.

riyaziyat-ı aliye / riyaziyat-ı âliye

  • Yüksek matematik.

rütbe-i ali / rütbe-i âli

  • Yüksek, yüce bir rütbe.

sadr-ı ali / sadr-ı âli

  • Vezirlerin veya vekillerin başkanı. Sadrâzam.

san'at-ı aliye / san'at-ı âliye

  • Yüksek san'at.

sani-i alim / sâni-i alîm

  • Sonsuz ilim sahibi olan ve herşeyi san'atla yaratan Allah.

sani-i alim-i zülcemal / sâni-i alîm-i zülcemâl

  • Sonsuz güzellik sahibi olan ve sonsuz ilmiyle herşeyi san'atlı bir şekilde yaratan Allah.

savb-ı ali / savb-ı âlî

  • Yüksek taraf.

secaya-yı aliye / secâyâ-yı âliye

  • Yüksek huy ve karakterler, tabiatlar.

şecere-i aliye / şecere-i âliye

  • Büyük, yüce ağaç.

şecere-i aliye ve nafize / şecere-i âliye ve nâfize

  • Yüksek ve tesirli ağaç.

seciye-i aliye-i sahabe / seciye-i âliye-i sahabe

  • Sahabelerin yüksek karakteri.

şeriat-i aliye / şeriat-i âliye

  • Üstün, yüce, ilâhî şeriat.

silsile-i aliyye

  • Yüksek silsile. Peygamber efendimizden hazret-i Ebû Bekr yoluyla ilim ve feyz alarak gelen büyük âlimler silsilesi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Ebû Bekr-i Sıddîk, Selmân-ı Fârisî, Kâsım bin Muhammed, Ca'fer-i Sâdık, Bâyezîd-i Bistâmî, Ebü l-Hasen Harkânî, Ebû Ali Farmedî, Yûsuf-i Hemedân

siyaset-i aliye-i islamiye / siyaset-i âliye-i islâmiye

  • Büyük İslâmî siyaset.

sôfiyye-i aliyye

  • Tasavvuf büyükleri.

sunuf-i aliye / sunuf-i âliye

  • Yüksek sınıflar.

şura-yı aliye-i ilmiye / şûrâ-yı âliye-i ilmiye

  • Yüksek ilmî şûrâ, yüksek ilmî kurul.

tabakat-ı aliye / tabakat-ı âliye

  • Yüce katlar, makamlar.

tabir-i ali / tâbir-i âli

  • Bir hürmet ve tazim ifadesi olarak "yüksek şahsiyetinizin ifadesi" anlamında kullanılan bir deyim.

taht-ı ali / taht-ı âlî

  • Yüce taht; büyük makam.

taraf-ı ali / taraf-ı âlî

  • Yüksek huzur.

tarikat-ı aliye-i nakşiyye / tarîkat-ı aliye-i nakşiyye

  • Mânevî derecesi yüksek olan Nakşî tarikatı.

tedrisat-ı aliye / tedrisât-ı âliye

  • Yüksek öğretim.

tercüman-ı alişan / tercüman-ı âlişan

  • Şanlı tercüman.

ulum-i aliyye / ulum-i âliyye / ulûm-i âliyye

  • Sarf ve nahiv gibi âlet ve anahtar durumunda olan ilimler.
  • "ayn" ile yüce ilimler, din ilimleri.
  • Yüksek din bilgileri.

ünvan-ı ali / ünvan-ı âli

  • Yüksek ünvan.

üstad-ı ali / üstad-ı âli

  • Şanı yüce, yüksek Üstad.

üstad-ı alikadr / üstad-ı âlîkadr

  • Kadir ve kıymeti büyük Üstad.

üstad-ı alim / üstad-ı alîm

  • Bilgin eğitimci, bilgin öğretmen.

üstad-ı alişan / üstad-ı âlîşân

  • Şanı yüce üstad.

vazife-i aliye / vazife-i âliye

  • Yüce görev.

vesatat-ı aliye / vesâtat-ı âliye

  • Bir hürmet ve saygı ifadesi olarak "yüce aracılığınızla" anlamında bir söz.

zat-ı ali / zât-ı âlî

  • Yüce zât.

zat-ı ali-kadr / zât-ı âli-kadr

  • Kıymetli, yüce şahsiyet, kişi.

zat-ı alileri / zât-ı âlileri

  • Yüksek şahsiyetiniz.

zat-ı alim / zât-ı alîm

  • Herşeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan, sonsuz ilim sahibi Zât, Allah.

zat-ı alişan / zât-ı âlîşân

  • Şanı yüksek zât.

zat-ı aliye-i fazılane / zât-ı âliye-i fâzılâne

  • Sizin pek yüksek zâtınız.

zat-ı kadir-i alim / zât-ı kadîr-i alîm

  • Herşeyi hakkıyla bilen ve sonsuz güç ve kudret sahibi Zât, Allah.

zat-ı maal-i sıfat-ı ali / zât-ı maâl-i sıfat-ı âli

  • Yüksek vasıf ve niteliklerin sahibi olan şerefli, yüce zât.

zeka-i ali / zekâ-i âlî

  • Yüksek zekâ (çok canlı ve keskin zekâ).

zenbilli ali efendi

  • Yavuz Sultan Selim Han ve Kanuni Süleyman devrinin meşhur Şeyh-ül İslâmı ve âlimidir. Asıl adı Alâaddin Ali Cemâl Çelebi'dir. Allah rızası ve Allah korkusundan başka birşey tanımaması sayesinde, pervasız hareketleri ile bir çok insanın hayatlarını koruyabilmiş, adaleti te'min etmiştir. Sağlam dindar

zevat-ı alişan / zevât-ı âlîşan

  • Büyük, yüce zâtlar.

zevat-ı aliye / zevât-ı âliye

  • Yüksek makama sahip zâtlar, kimseler.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR