LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te üzülme ifadesini içeren 39 kelime bulundu...

cevir / جور

  • Haksızlık, üzülme, üzme, zulüm. (Arapça)
  • Cevir çekmek: Acı çekmek, zulüm görmek. (Arapça)

cevr / جور

  • Haksızlık, üzme, üzülme, zulüm. (Arapça)
  • Cevr etmek: Haksızlık etmek, üzmek, acı çektirmek. (Arapça)

esef / اسف

  • Üzülme, hayıflanma. (Arapça)

evham

  • Olmayan bir şeyi olur zannı ile meraklanma. Üzüntü. Vehimler. Kuruntular. Zarar ihtimâli çok az olan bir şeyden meraklanma ve üzülme.

habek

  • Üzülme, sıkıntı yapma. (Farsça)
  • Sıkılma, bunalma. (Farsça)

hayıflanmak

  • Acınmak, üzülmek. Esef etmek.

ihtilac

  • Seğirtme.
  • Çarpıntı, çarpma.
  • Etler gevşeyip büzülme.
  • Havale nöbeti.

infisam

  • Kırılma.
  • Kesilme.
  • Yırtılma.
  • Üzülme.
  • Kopma.

inhiyaş

  • Ezilip büzülme, sıkılma, çekinme.

inkıbaz

  • Büzülme. Çekilip toplanma.
  • Sıkıntı. Gamlı olmak.
  • Kabızlık. Tutukluk.

insilah

  • Soyulma. Derisi yüzülme. Sıyrılıp çıkma.
  • Ayın sonu gelme.

işmi'zaz

  • Can sıkma, üzülme, yüzünü ekşitme.
  • Titreyip ürperme.

kahır / قهر

  • Yok etme. (Arapça)
  • Çok üzülme. (Arapça)

kahr / قهر

  • Yok etme. (Arapça)
  • Çok üzülme. (Arapça)

karsaa

  • Buruşup büzülmek.
  • Yazıyı sık yazmak.

lehef

  • Kaybolan bir şeyden dolayı müteessir olup üzülme.

lehf

  • Yok olan şey için hasret çekip üzülmek.

lehfe

  • Kaybolan veya yok olan birşey için üzülme.

lisan-ı teessüf

  • Hayıflanma, üzülme dili.

ma's

  • Tıb: Adalelerin tutulması, kasların büzülmesi. Kramp.

maas

  • Ayağın siniri çekilip büzülmek.
  • Ayağın eğri olması.

mazaz

  • Musibet, felâket ve belâ acısı.
  • Acıma, üzülme, kederlenme.

müteessif / متأسف

  • Üzgün. (Arapça)
  • Müteessif olmak: Üzülmek. (Arapça)

müteessir / متأثر

  • Üzgün. (Arapça)
  • Etkilenen. (Arapça)
  • Müteessir olmak: (Arapça)
  • Üzülmek. (Arapça)
  • Etkilenmek. (Arapça)

müteessir olma

  • Etkilenme, üzülme.

nekad

  • (Çoğulu: Nukyud-Nikâd) Ayakları kısa, yüzü çirkin koyun.
  • Büyümesi geç olan çocuk.
  • Ağızda dişler çürüyüp ufanmak.
  • Davarın tırnağı soyulup yüzülmek.

şayan-ı esef / şayân-ı esef / شَايَانِ اَسَفْ

  • Üzülmeye değer.

tahammus

  • Büzülme. Büzülüp buruşma.

tahassür / تحسر

  • (Hasret. den) Hasret çekmek. Elde edilmesi istenilen ve ele geçirilemeyen şeye üzülmek.
  • Özlem duyma. (Arapça)
  • Üzülme. (Arapça)

takabbuz

  • (Çoğulu: Takabbuzât) (Kabz. dan) Toplanıp çekilme. Büzülme.
  • Kabız olmak, peklik.

tedaül

  • Gizlenme, sinme. Zâyi olma. Saklanma.
  • Küçülme. Büzülme.

teessüf / تأسف / تَأَسُّفْ

  • Hayıflanma, üzülme.
  • Eseflenme, üzülme.
  • Üzülme, hayıflanma. (Arapça)
  • Teessüf etmek: Üzülmek, hayıflanmak. (Arapça)
  • Üzülme.

teessüf etme

  • Üzülme.

teessüf etmek

  • Üzülmek.

teessür / تأثر / تَأَثُّرْ

  • Kederli ve üzüntülü olarak içlenmek. Üzülmek.
  • Te'sir altında kalmak.
  • Kederlenmek.
  • Etkilenme, üzülme.
  • Üzülme, üzüntü. (Arapça)
  • Etkilenme. (Arapça)
  • Üzülme.

teessürat / teessürât

  • Etkilenmeler, üzülmeler.

telehhüf

  • Üzülme, acı çekme.

teressüb

  • Süzülme, dibe inip birikme.
  • Dibe çökmek. Tortulanmak, ayrılmak. Durulmak. Süzülmek.

teşennüc

  • (Şenc. den) (Çoğulu: Teşennücât) Buruşuk olma, buruşma.
  • Adalelerin gerilip büzülmesi, kasılması.
  • Korkmak.
  • Titremek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR