LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te üruh ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

alay

  • (Ask.) 3-4 tabur piyade veya5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet.
  • Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi.
  • Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç.
  • Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler.

alem-i küfür / âlem-i küfür

  • Küfrü ve inkarcılığı yaymaya çalışan kişilerden meydana gelen güruh.

azl

  • Bir şeyi yerinden veya güruhundan veya işinden ayırmak. Birisini işinden veya makamından ayırmak.

bukta

  • Perişan, pejmurde, dağınık, dökük saçık.
  • Cemaat, güruh, topluluk, kalabalık.

cerad

  • Çekirge.
  • Mc: Yağmacılar gürûhu.

cil

  • Cemaat, insan güruhu. Millet. Boy, aşiret, kuşak.

cürh

  • (Çoğulu: Cüruh) Yara.

ehl-i garet ve fesad

  • Baskın yapıp yağmalayan çapulcu ve bozguncu güruh.

ezfile

  • Cemaat, topluluk, güruh, bölük.

fell

  • (Çoğulu: Fülül - Eflâl) Gedik, rahne.
  • Yaralamak.
  • Cenkte askeri bozmak. Harbdeki askerin bozulması.
  • Kılınç yüzündeki açılan gedik.
  • Susuz kır yer.
  • Güruh, cemaat.
  • Muvakkat delilik.

güruh-i eşkiya

  • Eşkiya takımı, haydut güruhu.

hayl

  • At. At sürüsü.
  • Atlı sürüsü.
  • Zümre, güruh.
  • Düşünmek, hıfzetmek.

hayl-i adüv

  • Düşman sürüsü, düşman güruhu.

karha

  • (Çoğulu: Kuruh) Yara, ceriha. Ülser.

karih

  • (Çoğulu: Kuruh-Kavârih) Kesbedici, kazanan.
  • Dişleri tam olan davar.

kurha

  • (Çoğulu: Kuruh) Silâh yarası.
  • Çıban.

mela'a / mela'â

  • Meşveret.
  • Cemaat. Güruh.
  • Bir kavmin ileri gelen mes'uliyetli şahısları.
  • Huy, ahlâk.
  • Doldurmak.

mele'

  • (Çoğulu: Emlâ) Bir cemâatin ileri gelenleri.
  • Hırs, tama'.
  • Zan.
  • Güzellik.
  • Fls: Kâinatta hiçlik şeklinde boşluk olmadığını, her yerin dolu olduğunu ifade eden bir tabirdir.
  • Dolu mekân.
  • Kalabalık, güruh, cemaat, topluluk. Halk.

mevakib

  • (Tekili: Mevkib) Cemaatler, kalabalıklar, güruhlar, topluluklar.

rafıza

  • Şii fırkalarından bir tâife. Hak mezhepten ayrılmış, namazsız, itikadı bozuk kimse.
  • Asker kaçağı güruhu.
  • Düstur, akide ve nizam kabul edilen esaslardan ayrılanlar.

sarh

  • (Çoğulu: Suruh) Büyük köşk, yüksek yapı.

ser-kerde

  • Bir güruhun, bir takımın başı, reisi. (Farsça)
  • Şaki, haydut. (Farsça)

sürbe

  • (Çoğulu: Süreb - Sürüb) Güruh, cemaat.
  • Yığın, küme.
  • Sürü.
  • Gidecek yer.