LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te özen ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

ajur

  • Gözenek. Göz göz işlenmiş nakış. (Fransızca)

alelusul / alelusûl

  • Usûlen, öylesine, özen göstermeden.

avrupalılaşmak

  • Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek. Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır. Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder. Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği

girih-küşa

  • Düğüm açan, bağı çözen. (Farsça)
  • Mc: Müşkülâtları yenen, zorlukları halleden. (Farsça)

girihgüşa / girihgüşâ / گره گشا

  • Düğüm çözen. (Farsça)
  • Sorunları halleden. (Farsça)

görenek

  • Görüp özenme.

hallal / hallâl / حلال

  • Halleden, çare bulan, çözen.
  • Çözen. (Arapça)

hallal-ül ukad / hallâl-ül ukad

  • Düğümleri çözen.
  • Mc: Zorlukları yenen.

halleden

  • Çözen.

i'tina / i'tinâ

  • (İtinâ) Çok dikkat etmek. Özenmek.
  • Çok dikkat etme, özenme.

ihtimam / ihtimâm / اهتمام / اِهْتِمَامْ

  • Özenmek, fazla dikkat etmek. Gayret ve dikkat etmek.
  • Özen gösterme, önem verme.
  • Özen, özenme.
  • Özen. (Arapça)
  • Özenle iş görme.

ihtimamat / ihtimamât / ihtimâmat

  • İhtimamlar, özenmeler.
  • İhtimamlar, özen göstermeler.

ihtimamkar / ihtimamkâr

  • İhtimamcı, özen gösteren.

ihtimamkarane / ihtimamkârâne

  • İhtimam gösterircesine, özenerek.
  • Dikkatlice ve özenle çalışarak.

ihtimamkarlık / ihtimamkârlık

  • Dikkatle çalışma, özenle iş görme.

inayet / inâyet

  • Dikkat, gayret, özenme.
  • Lütuf, ihsan, iyilik.

inayetkarane / inâyetkârâne

  • Düzenleme ve özen gösterme tarzında.

itina / îtinâ / itinâ / اعتنا

  • Özen.
  • Özen. (Arapça)
  • İtinâ edilmek: Özen gösterilmek. (Arapça)
  • İtinâ etmek: Özen göstermek. (Arapça)

itina ve ihtimam

  • Özen gösterme ve önem verme.

itinakar / itinakâr / اعتناكار

  • Özen gösteren, itinalı. (Arapça - Farsça)

kalantor

  • Zenginliğini göstermeye özenen kellifelli ve şişman adam.

kemal-i ihtimam / kemâl-i ihtimam

  • Son derece dikkat, özen ve titizlikle.

kemal-i ihtimam ile / kemâl-i ihtimâm ile

  • büyük bir özenle.

kemal-i itina / kemâl-i itinâ

  • Mükemmel seviyede özen gösterme.

kemal-i itina ve ihtimam / kemâl-i itinâ ve ihtimam

  • Son derece dikkat ve özen.

menfez

  • Delik, gözenek.

mesamat / mesâmât

  • Gözenekler, pencereler.
  • Cilt üzerinde küçük delikler, gözenekler.
  • Gözenekler, delikler.

mesame / mesâme

  • Gözenek, delik.
  • Gözenek.

mesamm

  • (Tekili: Mesemm) İnsan veya hayvan cildi üzerindeki teneffüse yarayan küçük delikler, gözenekler.

mesammat / mesammât

  • (Tekili: Mesâmm) Mesammlar. Delikler, gözenekler.

mesemm

  • (Çoğulu: Mesâmm) Tıb: Cild üzerindeki küçük delik. Gözenek.

mesemme

  • (Çoğulu: Mesâmm-Mesâmmât) Ciltteki ufak delik. Gözenek.

min

  • Arabçada harf-i cerrdir. 1- Mekân ve bir şeye başlamayı ifâde eder. Meselâ: "Haftadan haftaya" da olduğu gibi.2- Teb'iz için olur. Meselâ: "Kim bir kavme benzemeğe özenirse onlardan sayılır" cümlesinde olduğu gibi. Bazılarını, bir kısmını ifâde ediyor. 3- Cinsi beyan için olur. Meselâ: "İşlediğiniz

mu'tena

  • İhtimam edilmiş. Özenilmiş. Dikkat ve itinâ olunur hâlde olan.

mu'teni

  • İtina eden. Özenen. Dikkat ve ehemmiyet veren.

mukallid

  • Taklitçi, taklid eden, başkasına özenerek onun gibi olmaya çalışan.

mukallidane / mukallidâne

  • Benzetmeğe, taklide özenircesine. Taklid edercesine. Benzemeğe çalışırcasına. (Farsça)

mutena / mûtena

  • Özenilmiş.

nakis

  • Bozan, çözen, üzen veya dağıtan.
  • Rücu eden. Dönen.

nazar-ı inayet / nazar-ı inâyet

  • Önem ve özen ihtiva eden dikkatli bakış,.

rikab / rikâb

  • Özengi.
  • Büyük bir kimsenin huzuru, önü, makamı.

rikabdar / rikâbdar

  • Padişahların atla bir yere gidişleri sırasında özengiyi tutmak suretiyle ata binip inmelerine yardım eden kişi.

san'atkarane / san'atkârane

  • San'atlı olarak, özenip meharetle yapılmak suretiyle, sanatkâra yakışır şekilde. (Farsça)

şanezen

  • (Çoğulu: Şanezenân) Baş tarayan. (Farsça)
  • Mc: Güçlükleri çözen. Zorlukları yenen. (Farsça)

takayyüd / تقيد

  • Bağlanma. (Arapça)
  • Özen gösterme. (Arapça)

tecemmüş

  • Tekellüf etmek, özenmek.

tekellüf

  • Kendi isteğiyle külfete girmek, bir zorluğa katlanmak.
  • Gösterişe kapılmak. Özenmek.
  • Yapmacık hâl ve hareket. Zoraki hareket.
  • Zorlanma, özenme.
  • Kendi isteği ile bir zorluğa katlanmak.
  • Gösterişe kapılmak. Özenmek. Yapmacık hâl ve hareket. Zoraki hareket.

tekellüfat / tekellüfât

  • Zorlanmalar, özentiler.

tergib / tergîb

  • Ümitlendirme, isteklendirme, şevklendirme, rağbet ettirme, özendirme.

tezyin-i inayet

  • İlâhî düzen ve özenin süslemesi.

vazifeşinas / vazifeşinâs

  • İşini dikkatle yapan. Vazifesini özenerek, severek yapan. (Farsça)

yeltenmek

  • Bir şeye başlamağa niyet etmek. Teşebbüse kalkışmak. Özenmek. Taklide çalışmak. (Türkçe)