LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te övmek ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

adb

  • Kılıç.
  • Kesmek.
  • Sövmek.
  • Yardımcı.

adye

  • Koğuculuk, dedikoduculuk.
  • Yalan söylemek.
  • Sövmek.

aks

  • Boynuzu eğri ve kayık olmak.
  • Bağlamak.
  • Dövmek.
  • Saçlarının ucunu başının etrafına kadınlar gibi lif etmek.
  • Saçını kıvırcık göstermek.
  • Bahillik etmek.

bahariyye

  • Edb: Birini övmek için yazılan ve bahar tasviriyle başlayan kaside.
  • Tar : Yeniçeri ağasından itibaren padişah tarafından Yeniçeri kâtibiyle ocak ağalarına verilen baharlık.

ceşş

  • Dövmek.
  • Kırmak.
  • Vurmak, darp.
  • Bir nesneyi pâk etmek, temizlemek.

dess

  • Yavaş yağan yağmur.
  • Acıtıcı derecede dövmek.
  • Def'etmek.

haft

  • Dövmek.

hamd

  • Medih, övmek.Cenab-ı Hakk'a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O'na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri.

hamd ü sena etmek / hamd ü senâ etmek

  • Hamd etmek ve övmek.

hers

  • Tokmak ile dövmek.
  • Mersin ağacı.
  • Arslan.
  • Kedi.

hess

  • Dövmek.
  • Kırmak, ufalamak.

hevre

  • Dövmek.
  • Çok fazla yemek.

hezz

  • Vurmak, dövmek.
  • Isırmak.

iglinta'

  • Vurmakla ve sövmekle üstün gelip galebe etmek.

ikrah-ı mülci / ikrâh-ı mülcî

  • Mülcî ikrâh. Bir kimseyi ölümle veya bir uzvunu (organını) yok etmekle, şiddetli dövmekle veya bütün malını telef etmekle (zarar vermekle) korkutarak rızâsı dışında bir işi zorla yaptırmak.

kasaid / kasâid

  • Kasideler; kâfiyeli olarak büyük şahsiyetleri övmek için yazılan şiirler.

kaside / kasîde

  • Onbeş beyitten aşağı olmamak, bütün beyitlerin ikinci mısraları en başta bulunan mısra ile kafiyeli bulunmak ve daha çok büyükleri övmek üzere yazılan nazım. Koçaklama.

kaside-i şerife

  • Şerefli kaside; on beş beyitten az olmayan ve büyük bir şahsı övmek için yazılan şiir.

kaz'

  • Kesmek.
  • Kahretmek.
  • Çiğnemek.
  • Fuhşiyat söylemek. Sövmek.

kerkeç

  • Eskiden muhasara olunan kaleleri tazyik etmek ve top ve tüfekle dövmek için dışarısına yapılan kule ve tabyalar.

lakab

  • Bir kimseyi övmek veya yermek (kötülemek) için takılan adlar.

lasv

  • Sövmek, şetm etmek.

lats

  • Dövmek.
  • şiddetle basmak.

medayih-i bahire / medayih-i bâhire

  • Çok açıktan birisini veya bir şeyi övmek, medhetmek.

medh / مدح

  • Birisinin iyiliğini, iyi vasıflarını söylemek. Övmek.
  • Övgü. (Arapça)
  • Medhedilmek: Övülmek. (Arapça)
  • Medhetmek: Övmek. (Arapça)

medha

  • Övmek, medhetmek.

medhetmek

  • Övmek.

methetmek

  • Övmek.

naat

  • Peygamberimizi övmek için yazılan şiir.

nahl

  • Bal arısı.
  • Bedelsiz bir şey vermek veya bedelsiz verilen şey.
  • Sövmek, iftira etmek.

nehz

  • Vurmak. Dövmek.
  • Haykırmak.

radd

  • Süt ile pişmiş hurma.
  • Vurmak, dövmek.

recm

  • Taşlamak, taşa tutmak, taş ile insan öldürmek.
  • Atılan taş.
  • Kabre taştan nişan dikmek.
  • Şeytan üzerine atılan nücum.
  • Tardetmek, kovmak, sövmek. Terketmek.
  • Zan ve kıyas etmek.

refiş

  • Ağaç kürek.
  • Dövmek.

sabsaba

  • Dövmek.
  • Ateş etmek.
  • Kahramanlık göstermek, bahadırlık etmek.
  • Çok inceltmek.

sahk

  • Dövmek.
  • Ezmek.
  • Eski kaftan, eski elbise.

seb'

  • İçmek için şarap satın almak.
  • Yakmak.
  • Bir kimseyi değnek veya kamçı ile dövmek.

sehl

  • (Çoğulu: Sühul) Beyaz pamuk bezinden olan elbise.
  • Nakit, para. nakit akçe.
  • İpliği bir kat bükmek.
  • Ezmek.
  • Dövmek.

sena / senâ / ثنا

  • Medihle tarif. Medhetmek, övmek.
  • Övgü. (Arapça)
  • Senâ etmek: Övmek. (Arapça)

sena etmek / senâ etmek

  • Övmek.

şetm / شتم

  • Sövmek, azarlamak, küfretmek.
  • Bir kimseye dil uzatmak, sövmek, kötülemek.
  • Küfür, sövgü. (Arapça)
  • Şetm etmek: Küfretmek, sövmek. (Arapça)

ta'zir / ta'zîr

  • Suça ve şahsa göre değişen tenbîh (uyarma), ihtâr, tekdîr ve dövmek gibi cezâlarla cezâlandırma.

tahmid

  • (Hamd. den) Hamdetmek.
  • Medhetmek, övmek.
  • Elhamdülillâh" kelâmının mânasını ifade etmek.
  • Hamd etmek, övmek.

takriz

  • Hayatında bir kimseyi methetmek, övmek.

takyiz

  • Kırılmak.
  • Takdir etmek.
  • Sövmek.

tark

  • Vurmak.
  • Dövmek.
  • Yünü ve pamuğu ağaçla vurmak.
  • Bulanık su.
  • İçine deve bevlettiğinden dolayı pislenmiş olan yağmur suyu.
  • Vücuttaki gevşeklik.

telahi

  • Birbirine sövmek.

temdih

  • Medhetmek. Çok övmek. Mübalâğa ile medih.

temeddüh

  • Kendi kendini övmek. Kendini beğendirmeğe çalışmak. böbürlenmek.

tesavüb

  • Sövmek, sövüşmek.

tesbih

  • Dâim olmak, süreklilik.
  • Bir kimseyi hayatında sena edip övmek.

tezkiye

  • Doğruluğuna şehadet etmek.
  • Zekât vermek.
  • Zekât almak.
  • Pak ve temiz etmek.
  • Övmek, medhetmek.
  • Birisinin durumu hakkında soruşturmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın