LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te övgü ifadesini içeren 64 kelime bulundu...

ahlak-ı hamide / ahlâk-ı hamîde

  • Her türlü övgüye lâyık olan güzel ahlâk.

arz-ı tazim / arz-ı tâzim

  • Hürmet ve övgüyü arzetme, sunma.

ayn-ı şükran

  • Medih ve övgünün ta kendisi.

beyanat-ı medhiye / beyânât-ı medhiye / بَيَانَاتِ مَدْحِيَه

  • Övgü dolu ifadeler, açıklamalar.
  • Övgülü açıklamalar.

derecat-ı takdir / derecât-ı takdir

  • Takdir, övgü dereceleri.

durud / durûd / درود

  • Övgü. (Farsça)
  • Selam. (Farsça)

düşnam / düşnâm / دشنام

  • Küfür, sövgü. (Farsça)

elhamdü lillah / elhamdü lillâh

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi / elhamdü lillâhi

  • "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur".

elhamdü lillahi ala nuri'l-iman ve hidayeti'r-rahman / elhamdü lillâhi alâ nûri'l-iman ve hidâyeti'r-rahmân

  • Bütün övgüler ve şükürler iman nurunu ve doğru yolu nasip eden Allah'a mahsustur.

elhamdülillah / elhamdülillâh

  • Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

fahr

  • Övgü, şeref, böbürlenme.

fahr-i kainat / fahr-i kâinat

  • Kâinatın övgüsü, şerefi; Hz. Peygamber (s.a.v.)

fahrü'l-alemin ve habib-i rabbü'l-alemin / fahrü'l-âlemîn ve habib-i rabbü'l-âlemîn

  • Kâinatın övgüsüne sahip ve Alemlerin Rabbinin sevgilisi, Muhammed (a.s.m.).

hamd

  • Teşekkür ve övgülerini sunma.
  • En üstün şekilde senâ, övgü.
  • Övgü, medh.
  • Allah'a şükran hislerini bildirmek.

hamd etmek

  • Minnet, teşekkür ve övgülerini sunmak.

hamd ü sena / hamd ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamd ü senahan / hamd ü senâhan

  • Cenâb-ı Hakka şükür ve övgüde bulunan.

hamd ve şükür

  • Minnet ve övgü.

hamd-ü sena / hamd-ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamdüsena / hamdüsenâ

  • Medih, şükür ve övgü.

kasaid / kasâid

  • Kasideler, övgü için yazılan şiirler.

kaside / kasîde / قَص۪يدَه

  • Övgü şiiri.
  • Övgü şiiri.
  • Övgü şiiri.

la fahr / lâ fahr

  • Övgü değil (övünme maksatlı değil).

makam-ı medh

  • Övgü makamı.

mazhar-ı mübahat / mazhar-ı mübâhât / مَظْهَرِ مُبَاهَاتْ

  • Övgüye nâil olan.

medaih / medâih

  • Medihler, övgüler.

medar-ı hayret ve takdir

  • Şaşkınlık ve övgü sebebi.

medar-ı medih / medâr-ı medih

  • Övgü sebebi.

medayih / medâyih

  • Övgüler.
  • Övgüye lâyık iş ve hareketler.

medayih-i bahire / medâyih-i bâhire

  • Açık ve aşikâr övgüler.

meddah

  • Övgü yağdıran.

medh / مدح

  • Övgü.
  • Övgü. (Arapça)
  • Medhedilmek: Övülmek. (Arapça)
  • Medhetmek: Övmek. (Arapça)

medh ü sitayiş

  • Methetme ve övgüde bulunma.

medhiye / مدحيه / مَدْحِيَه

  • Övgü yazısı.
  • Övgü. (Arapça)
  • Övgü yazısı.

medhiyyat / medhiyyât / مدحيات

  • Övgüler. (Arapça)

medih

  • Övgü.

mediha / medîha / مدیحه

  • Methiye, övgü.
  • Övgü.
  • Övgü şiiri, kaside. (Arapça)

medihagu / medîhagû / مدیحه گو

  • Övgü şairi, kaside şairi. (Arapça - Farsça)

medihe / medîhe

  • Övgü.

menakıb / menâkıb / مناقب

  • Menkıbeler, övgüye değer özellikler. (Arapça)

meratib-i muhabbet ve iftihar ve izzet ve kibriya / merâtib-i muhabbet ve iftihar ve izzet ve kibriyâ

  • Sevgi, övgü, şeref ve büyüklük mertebeleri.

methiye

  • Övgü, övgüye ait.
  • Övgü, övme.

midhat / مدحت

  • Övgü. (Arapça)

müftehirane / müftehirâne

  • Övgüyle dolu, överek.

şayan-ı takdir / şâyân-ı takdir

  • Takdire, övgüye lâyık.

sebeb-i medih ve sena / sebeb-i medih ve senâ

  • Övgü sebebi.

semi'allahü limen hamideh

  • "Allahü teâlâ, hamd ve senâ eden kimsenin hamd, şükür ve senâsını (övgüsünü) işitir" mânâsına rükûdan kalkarken (doğrulurken) söylenen söz (tesbih).

sena / senâ / ثنا

  • Hamd, medh, övgü.
  • Övgü. (Arapça)
  • Senâ etmek: Övmek. (Arapça)

sena-i peygamberi / senâ-i peygamberî

  • Peygamber tarafından yapılan övgüler.

sena-yı nebevi / senâ-yı nebevî

  • Peygambere ait övgü.

senakarane / senâkârâne

  • Övgü dolu bir şekilde.

şetm / شتم

  • Küfür, sövgü. (Arapça)
  • Şetm etmek: Küfretmek, sövmek. (Arapça)

sitayiş / sitâyiş / ستایش

  • Israrlı övgü, medih.
  • Övgü. (Farsça)

sübhanallah velhamdülillah / sübhanallah velhamdülillâh

  • "Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir; teşekkür ve övgü de Allah'a mahsustur".

sübhanallahi ve bihamdihi / sübhanallahi ve bihamdihî

  • Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir ve ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah'a mahsustur.

şükr

  • Teşekkür, övgü.

tahmidat-ı rabbaniye / tahmidât-ı rabbâniye

  • Herşeyi terbiye ve idare eden Allah'a yapılan şükür ve övgüler.

takdir-i üstadane / takdîr-i üstadâne

  • Siz Üstadımın övgüsü.

takdirat

  • Takdirler, övgüler.

takrizname / takriznâme

  • Bir eser hakkında yazılan övgü ve beğeni yazısı.

vasf / وصف

  • Nitelik, özellik. (Arapça)
  • Övgü. (Arapça)

vazife-i meşkure-i maneviye / vazife-i meşkûre-i mâneviye

  • Şükür ve övgüye lâyık mânevî görev.

zemzeme-i hamd ve şükran

  • Teşekkür ve övgü nağmesi.