LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te önceden ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

ahd-i harici / ahd-i haricî

  • Daha önceden ismi bilinen kişilere veya şeylere işaret eden Lâm-ı tarif.

akibet-bini / âkibet-binî

  • Tedbirlilik, neticeyi önceden görüp düşünme. (Farsça)

alivre

  • Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış.

ata

  • t. Baba veya ecdaddan olan büyük. Önceden gelen.
  • Aynı soyun büyüğü.

avans

  • İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para. (Fransızca)

basiret-kar / basiret-kâr

  • Basiretli, ferâsetli, önceden gören. (Farsça)

basiret-kari / basiret-kârî

  • Basiretlilik, önceden görmeklik.

bazı umur-u mermuze-i gayr-ı mesmua

  • Daha önceden işitilmemiş ve îma ve işaret yoluyla belirtilmiş bazı işler.

beyanat-ı sabıka

  • Geçmiş açıklamalar, önceden yapılan izahlar.

dur-endiş

  • Önceden görüp düşünen. Tedbirli. Her şeyin ilerisini evvelden mülâhaza eden. İlerisini düşünen. (Farsça)

eslaf-ı izam / eslâf-ı izâm

  • Önceden gelmiş olan büyük zâtlar.

evvelden

  • Önceden.

gafil

  • Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan. (Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber. (Niyazi-i Mısrî)

gaybi haber / gaybî haber

  • Önceden bilinmeyenleri bildirme.

ibtidaen

  • Önceden, ilk ve başlangıç olarak.

ihbarat-ı gaybiye / ihbârât-ı gaybîye

  • Önceden bilinmeyen ve görünmeyen âlemden haber vermeler.

kalem-i kader ve kudret

  • Allah'ın olacak hadiseleri önceden bilip takdir etmesi ve kudretiyle yaratması.

mu'cize-i gaybiye

  • Gerçekleri önceden bildirme şeklindeki mu'cize.

müdebbirane / müdebbirâne

  • Müdebbir olana yakışır şekilde. Tedbirlice. Her işi önceden ayarlayarak, dikkatlice geleceği düşünerek. (Farsça)
  • Tedbirli bir şekilde, herşeyi önceden düşünerek.

mukaddema / mukaddemâ / مقدما

  • Önceden. (Arapça)

mukaddemat-ı ihzariye / mukaddemât-ı ihzariye

  • Bir şeyi hazırlamak için önceden yapılan işler.

mukaddemen

  • Önceden.

mütekaddim

  • Önceden gelen.

müzakere

  • Bir iş hakkında konuşmak, bir iş için önceden danışıp görüşmek.
  • Talebenin derse çalışması.

nadas

  • Tarlayı temizleyip otlarını kurutmak için önceden sürüp hazırlama.

namesbuk / nâmesbuk

  • Daha önceden benzeri olmamış.

peşin / پيشين

  • Nakdî para. (Farsça)
  • Önceden, önce. (Farsça)
  • Önceden. (Farsça)

pişhane

  • Balkon. (Farsça)
  • Bir yere gidileceği zaman önceden gönderilen çadır ve yol eşyası. (Farsça)

program

  • Yapılacak işler için önceden hazırlanmış tasarı. Plân. (Fransızca)

raid

  • Konaklanacak yeri görmek için önceden gönderilen kimse.
  • El değirmeni.

sabıka / sâbıka

  • Önceden işlenmiş suç.

sabıkan / sâbıkan

  • Daha önceden.
  • Önceden.

sabıkan mezkur / sabıkan mezkûr

  • Daha önceden belirtilen.

salifü'l-arz / sâlifü'l-arz

  • Önceden arz edilen; geçmişte arz olunan.

sebkat

  • Önceden geçme, zikredilme.

sebkatiyet

  • Daha önceden olma.

selefiye

  • Önceden yaşamış müslüman büyüklerinin yolu.

sevabik

  • Daha önceden geçmiş olan.

sırr-ı gaybi / sırr-ı gaybî

  • Gizli sır; önceden bilinmeyen sır.

ta'ammüden

  • Bilerek, isteyerek, önceden hazırlayarak yapma.

tasmim

  • Bir şeyi önceden iyice kararlaştırmak. Azimet-i sadıka ile kastetmek.
  • Muhkem kılmak.
  • İnkâr etmek.
  • Endişe edip kaçınmamak.

tavtie

  • Anlatılacak maksadı destekleyecek tarzda önceden bazı sözler söyleme.

tedbir-i hükumet / tedbir-i hükûmet

  • Hükûmetin tedbiri, işleri önceden planlayarak idare etmesi.

umur-u mermuze-i gayr-ı mesmua

  • Daha önceden işitilmeyen ve çeşitli işaretler yoluyla aktarılan işler, durumlar.

üss

  • Esas, asıl. Kök, temel.
  • Askerlikte herhangi bir düşman hücumuna karşı esas dayanak olmak üzere önceden hazırlanmış yer.
  • Harb gemilerinin, noksanlıklarını tamamladıkları yer.
  • Mat: Bir sayının hangi kuvvete çıkarıldığını gösteren sayı.

va'de

  • Bir iş için önceden belli edilen zaman. Bir işi te'hir etmek, sonraya bırakmak için olan belli vakit.
  • Ecel.
  • Bir iş için önceden tâyin edilen zaman, târih.
  • Ecel.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR