LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ölme ifadesini içeren 101 kelime bulundu...

a'mal-i erbaa / a'mâl-i erbaa

  • Mat: Dört işlem. (Toplama, çıkarma, çarpma, bölme.)

ahyaz

  • (Tekili: Hayiz) Odalar, bölmeler, bölümler.

akk

  • (Çoğulu: Ukuk) Serkeşlik. Anaya, babaya itaatsizlik.
  • Yarmak.
  • (Koyun) kuzularken ölmek.

akl

  • Sürmek.
  • Ölmek.
  • İp ile bağlamak.

aska' / askâ'

  • (Tekili: Suk) Çeşme duvarlarının bölmeleri.
  • Bölgeler.

atab

  • Mahvolma, ölme.

bağdadi / bağdadî

  • Bağdad şehrine mensub. Bağdad ahalisinden olan. Bağdadlı.
  • Dar, ensiz tahta pervazlarından yapılmış ve üstü sıvanmış bölme veya tavan.

baki / bâki

  • Ebedî, dâimî. Sonu gelmez. Ölmez.
  • Sonsuz.
  • Cenab-ı Hak.
  • Artan. Geri kalan.
  • Bundan başka.

beka

  • Devam, sebat, evvelki hal üzere kalmak, ölmezlik, ebedilik.

beka-yı ruh

  • Ruhun kalıcılığı, ölmezliği.

berd

  • Soğuk. Soğukluk. Soğutmak. Noksan hararet.
  • Ölmek.
  • Soğuk su ile gusletmek.
  • Uyumak.
  • Sabit olmak.
  • Zayıf olmak.
  • Bir şeyi eğelemek.
  • Sürme çekmek.
  • Söğmek.
  • Tutya, çinko.

camekan / câmekan / جامكان

  • Camlı bölme. (Farsça - Arapça)
  • Vitrin. (Farsça - Arapça)

cuhaf

  • Zarar ve ziyân edici, zarar verici nesne, muzır.
  • Çok yemekten şişip ishal olmak.
  • Ölmek, mevt.

ebz

  • Ürkme, korkma. Kaçma, kaçış.
  • Aniden, birdenbire ölmek.

faks

  • Ölmek.
  • İfsat etmek.

fasıla / fâsıla

  • Aralık, ara, bölme.
  • Ayıran, bölen, Kur'ân-ı Kerim âyetlerinin sonları.

fevd

  • Tavşancıl kuşunun kanadı.
  • Ölmek.
  • Canip, taraf, yön.

fevt

  • Yitme, ölme.

fevz

  • Ölmek, mevt.

feyz

  • Ölmek.

habih

  • Ağaçla vurmak.
  • Bölmek.

haciz

  • Ayıran. Bölen.
  • Vücudun içindeki bazı uzuvları ayıran karın zarı gibi zarların adı.
  • Haczeden. Borcunu ödeyemeyenin diğer mallarına el koyan.
  • Tıb: Bâdemin içindeki bazı oyukları ayıran bölme zarlarına denir.

harflerin taktii / harflerin taktîi

  • Harflerin kesik olması, harflere bölme.

hasıl-ı bilmasdar / hâsıl-ı bilmasdar

  • Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir. Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey. Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır'dır. Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar'd

hatf

  • Ölüm. Ölmek. Vefat etmek.

hatme-i enfas / hatme-i enfâs

  • Nefesleri tükenmek. Ölmek.

haz'

  • Muhalefet etmek.
  • Taksim etmek, bölmek, paylaştırmak.

helak / helâk / هلاک

  • Mahvolma, ölme.
  • Harcanma.
  • Çok yorulma.
  • Yok olma. (Arapça)
  • Ölme. (Arapça)
  • Helâk etmek: (Arapça)
  • Yok etmek, ortadan kaldırmak. (Arapça)
  • Öldürmek. (Arapça)
  • Helâk olmak: (Arapça)
  • Yok olmak, ortadan kalkmak. (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)
  • Çırpınmak. (Arapça)

hulud / hulûd

  • Ölmezlik, süreklilik, devamlılık.
  • Yevm-i hulûd: Kıyamet günü.
  • Ebedîlik, ölmezlik.

hüsn-ü hatime / hüsn-ü hâtime

  • Neticeyi iyi bir halde bitirme.
  • İman ile âhirete gitmek. Kelime-i şehadet söyleyerek ölmek.

ifraz / ifrâz / افراز

  • Bütünden parça ayırma. Bölme.
  • Parçalara bölme. (Arapça)
  • Parselleme. (Arapça)
  • Salgı. (Arapça)
  • İfraz edilmek: Salgılanmak, çıkarılmak. (Arapça)

irtihal / irtihâl / ارتحال

  • Bir yerden başka yere göçmek, gitmek. Nakl-i mekân etmek.
  • Ölmek.
  • Âhiret yolculuğuna çıkmak, ölmek.
  • Vefat etmek, ölmek.
  • Göçme, ölme.
  • Göçme. (Arapça)
  • Ölüm. (Arapça)
  • İrtihâl etmek: Ölmek. (Arapça)

irtihal-i dar-ı beka / irtihal-i dâr-ı bekâ

  • Dâr-ı bekaya göçme. Ölme.

iş'ab

  • Ölme, irtihal etme.

islas

  • Üçe bölme. Üç aded yapma.

istifnan

  • Cins cins ayırma. Mâhirane bölme.

kabz-ı ruh

  • Ruhun alınması. Ölmek.

kangren

  • Yun: Canlı vücudun belirli bir kısmında hücrelerin ölmesiyle meydana gelen bir hastalık.
  • Hücrelerin ölmesiyle oluşan bir hastalık.

kasm

  • Bölmek.
  • Ayırmak.
  • Bahsetmek.
  • Kesmek.

kefaf-ı nefs

  • Bir kimsenin ölmeyecek kadar olan nafakası.

kesir darbı

  • Bölme işleminde paydanın çarpılarak büyütülmesi.

kifaf-ı nefs

  • (Aslı: kefaf-ı nefs) Yalnız kendisi için yetecek kadar.
  • Ölmeyecek kadar olan rızık, gıda.

kısmet / قسمت

  • Bölmek ve ayırmak. Bahşetmek. Taksim etmek.
  • Fık: Hisse-i şâyiayı, yani, taksim olunmamış maldaki hisseleri sahiplerine tahsis etmektir.
  • Nasip, pay. (Arapça)
  • Bölme. (Arapça)

kut-ı la-yemut / kut-ı lâ-yemut

  • Ölmeyecek kadar olan rızık, yiyecek.

kut-u layemut / kut-u lâyemut / kut-u lâyemût

  • Ölmeyecek kadar alınan gıda.
  • Ölmeyecek kadar alınan gıda.

kütübhane

  • Kitapların bulunduğu salon veya bina.
  • Belli bir kaideye göre tasnif edilmiş kitaplardan meydana gelen bütün.
  • Kitap koymağa yarayan bölmeli dolap.

kutulayemut / kutulâyemût

  • Ölmeyecek kadar yiyecek.

layemut / lâyemut

  • Ölmez. Mahvolmaz. Hayatı sona ermez.

loca

  • İtl. Bazı toplantı yerlerinde bir veya birkaç seyirciye mahsus hususi odacıklar.
  • Hücre, küçük bölme.
  • Masonların toplandıkları yeri.

mahfel

  • Kapalı bölme, oda.

mahmasa hali / mahmasa hâli

  • Açlıktan ölmek üzere olma hâli.

masra'

  • Çarpışma, ölme.
  • Güreş meydanı.

meunet

  • Birisinin ölmeyecek kadar yiyip içeceği.
  • Külfet.
  • Masraf. Bir şeyin toplamak, devşirmek, nakil ve boşaltmak ve saymak gibi levazımının teslim yerine kadar olan masraflarına denir.

mevt-i zekat / mevt-i zekât / مَوْتِ زَكَاتْ

  • Zekâtın ölmesi, ortadan kalkması.

mite

  • Bir nevi ölmek.

münaseha

  • Bir şeyi diğerine nakletmek.
  • Döndürmek.
  • Tebdil etmek, değiştirmek.
  • Huk: Bir vârisin, kendine bırakılan mirası alamadan ölmesi.

müşaabe

  • Uzaklaşmak.
  • Ölmek, vefat etmek.

müstemit

  • Harpte ölmekten yılmayan yürekli kimse.

nebati ruh / nebâtî ruh

  • Her canlıda mevcud olan ve doğma, büyüme, beslenme, zararlı maddeleri dışarı atma, üreme ve ölme gibi canlılık hallerini yapan rûh.

nısaf

  • Bir şeyi tam olarak ikiye bölme.

nısfiyet

  • Yarımlık. Yarı yarıya bölme.

rihlet

  • Geçmek. Göç etmek, göçmek. Ölmek.

rıhlet / رحلت

  • Göçüş. (Arapça)
  • Ölme. (Arapça)

rihlet / رحلت

  • Göç. (Arapça)
  • Ölme. (Arapça)
  • Rihlet etmek: (Arapça)
  • Göçmek. (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)

saak

  • Bir şiddet sebebi ile helâk olmak, ölmek, bayılmak.
  • Aklın gitmesi.

şahadet / şahâdet

  • Şahitlik, Allah yolunda ölmek.

sebr ve taksim

  • Mantıkta kullanılan bir ispatlama yöntemi; bir şeyi kısımlara bölmek, sonra bütün bu kısımları sırayla çürüterek son kalan kısmın doğruluğunu ispat etmek.

sedd-i remak

  • Ölmeyecek kadar yeyip içmek.

şehid-i ahiret / şehîd-i âhiret

  • Bir kimsenin Allah için olan cihâdın hazırlığı esnâsında tâlimlerde veya zulüm ile öldürülmesi veya cihâdda ve eşkıyâ, âsî, yol kesici, gece hırsızla vuruşmada yaralanarak hemen ölmeyip bir namaz vakti çıkıncaya kadar yaşayan veya başka yere götürülü p, orada ölen. Âhiret şehîdi.

su'-i hatime / sû'-i hâtime

  • Îmânsız ölmek, kötü son.

ta'diye

  • Tecavüz ettirmek, geçirmek.
  • Gr: Bir fiili müteaddi hâle koymak. Meselâ: "Gülmek. den: Güldürmek. Ölmek. den: Öldürmek" gibi.

ta'şir

  • (Çoğulu: Ta'şirât) (Öşr. den) Öşürünü alma. Onda birini alma.
  • Ona bölme.

taksim / taksîm / تقسيم

  • (Kısım. dan) Bölme. Parçalara ayırma.
  • Bölme.
  • Bölme. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)
  • Bölü. (Arapça)
  • Taksîm edilmek: Bölünmek. (Arapça)
  • Taksîm etmek: Bölmek. (Arapça)

taksimat / taksimât / تقسيمات

  • Bölmeler.
  • Taksimler. Bölmeler. Cüz cüz ayırmalar.
  • Bölümlendirme, bölme. (Arapça)

takti'

  • Kesme. Kesilme. Parça parça etme. Parçalara bölme.
  • Parçalamak, kesmek, bölmek.

takti-i huruf / taktî-i huruf

  • Harflerin bölünmesi, kesilmesi; harflere bölme.

tansif

  • (Nısıf. dan) Yarı yarıya bölmek. Ayırmak.
  • Yarı yarıya bölme.

tansif etmek

  • İkiye bölmek.

teb'ız

  • Bölmek, bölük bölük etmek, bir kısma ait etmek, parçalamak.

teb'iz

  • Bölmek. Bölük bölük etmek. Bir kısma ait etmek.

tebiz / tebîz

  • Ayırma, bölme.

teczie / تجزئه

  • (Cüz'. den) Kısım kısım ayırma, doğrama, ufaltma, bölme.
  • Parçalara ayırma, bölme. (Arapça)

telef / تلف

  • Yok olmak. Ölmek. Zâyi olmak.
  • Boş yere harcamak.
  • Ölme. (Arapça)
  • Boşa gitme. (Arapça)
  • Telef etmek: Harcamak, tüketmek, yok etmek. (Arapça)
  • Telef olmak: (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)
  • Boşa gitmek. (Arapça)

tenasuf

  • Yarıya bölmek.

tensif

  • İkiye bölmek.

terbi'

  • Gazelin her beytine ikişer mısra ilâve ederek onu âdeta murabba (dörtlük) şekline koyma.
  • Dörde bölme.
  • Dört köşe etme.

terek

  • Eski Türk odalarına, insan boyu yüksekliğinde olmak üzere duvarlara boydan boya yapılan raflara verilen addır. Dükkânlarda eşya koymağa mahsus bölmeli raflara da terek denilir.

teremmül

  • Dul kalma. (Kadının) kocası ölme.

terk-i hayat

  • Ölme.
  • Ölüm, vefât.

teslim-i can

  • Ölme.

teslim-i ruh

  • Ölme. Ruhu teslim etme.

tesmin

  • (Sümn. den) Sekizleme. Sekize bölme. Sekize çıkarma.
  • Bir şeye kıymet biçme.

teveffi

  • Ölme, vefat.
  • Bütününü aldırma.

tevehhüm-i ebediyet

  • Ebedî yaşayacağını zannedip Allah'ın emirlerinden ve âhiret için hazırlanmaktan gaflet etmek. Hiç ölmeyecekmiş gibi evhâm ile sâdece bu dünyayı ve dünya menfaatlerini düşünmek.

tul-u emel

  • Bitmeyen istek.
  • Hiç ölmeyecek gibi dünyaya dalmak ve düşünmek.

tuşe

  • Azık. Ölmeyecek kadar yenecek şey. (Farsça)

uful

  • Gurub, batış. Gözden kayboluş. Görünmez olmak.
  • Mc: Ölmek.

üful

  • Batmak, kaybolmak.
  • Mc: Ölmek.

vakz

  • Galebe etmek.
  • Şiddetle vurup ölmeye yakın etmek.

vefat / vefât / وفات

  • Ölüm. (Arapça)
  • Vefât etmek: Ölmek. (Arapça)

zeval / zevâl

  • Yok olma, sona erme. Ölmez imiş âşık cânı, Hiç çürümez imiş teni, Aşk her kimi kıldı fânî, Ona zevâl ermez imiş.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR