LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ögüm ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

ahval-i şahsiye

  • Huk: Hakiki şahısların, hukuki varlıklariyle alâkalı olan hukuki durumlar. (Doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, ölüm hadiseleri gibi)

andezit

  • Yanardağ lâvlarının soğumuş kalıntısı.

aristo

  • (Doğum : M.Ö. 384) Yunan filozoflarından olup Eflatun'un talebesidir. Mantık, ahlâk, siyaset, iktisad, felsefe kitapları vardır. Ruhun bakiliğine inanırdı. Tecrübeden ziyâde akla fazla kıymet verdiğinden çok yanılmıştır.

athar

  • (Tekili: Tâhir) Kadınların aybaşı ve doğumdan çıktıkları zamanlar.

bend / بند

  • Bağlanan. Bağlanmış. (Farsça)
  • Bağ. Boğum. Mafsal. (Farsça)
  • Su bendi. Baraj. (Farsça)
  • Gam. Gussa. (Farsça)
  • Mekir. (Farsça)
  • Hile. (Farsça)
  • Mülâhaza. Fıkra. Madde. (Farsça)
  • Aldatmak. (Farsça)
  • Birisini emri altına almak, bendetmek. (Farsça)
  • Edb: Baştan sona kadar aynı vezinli bir çok parçalardan meydana (Farsça)
  • Bağ. (Farsça)
  • Zincir. (Farsça)
  • Boğum. (Farsça)
  • Bend, fıkra. (Farsça)
  • Baraj, su bendi. (Farsça)
  • Bend olmak: Bağlanmak. (Farsça)

beracim

  • (Tekili: Bürcume) Boğumlar, mafsallar.

bürceme

  • (Çoğulu: Berâcem) Parmak boğumu.

bürud / bürûd

  • Berd, soğuk.
  • İşten soğuma, bıkma.

darülvilade / dârülvilâde / دارالولاده

  • Doğumevi. (Arapça)

ebced hesabı

  • Ebced harf tertibinde görüldüğü gibi, Kur'ân-ı Kerim daha nâzil olmadan harflere rakam değeri verilerek tarih yazılır ve hâdiseler kaydedilirdi. Bundan böyle Arab, Fars ve Türk Ebediyatında hâdiselerin tarihleri Ebced hesâbı ile yazılırdı. Birçok muharebe, zafer, büyüklerin doğum ve ölümü, yüksek me

ebrehe

  • Peygamberimizin (A.S.M.) doğumundan elli gün kadar evvel Kâbenin tahribine gelen Habeş Ordu Kumandanının ismi.

eftah

  • Parmaklarının boğumu yassı ve yumuşak olan.
  • Tırnaklarının boğumları yumuşak olan kuş.

enabib

  • (Tekili: Ünbube) Kamış gibi boğum, boğum olan şeyler. İçi boş olan fen âletleri, borular.

end-bend

  • Utanmış, mahcub. (Farsça)
  • Boğum boğum, kısım kısım, parça parça. (Farsça)

fıkarat / fıkarât

  • (Tekili: Fıkra) Kıssalar, fıkralar, küçük hikâyeler.
  • Fasıllar, bölümler, kısımlar.
  • Cümleler, parağraflar.
  • Omurga kemiklerindeki boğumlar.

hanire / hanîre

  • (Çoğulu: Hanâyir) Parmak başlarındaki boğum.
  • Kadınların yün ve pamuk attıkları yay.
  • Kirişi olmayan yay.

hayat / hayât

  • Diri olmak, dirilik.
  • Allahü teâlâ hakkında bilmemiz vâcib olan sıfât-ı subûtiyye'den biri. Allahü teâlânın diri olması.
  • Bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman.
  • Bir insanın ölümünden sonra başlayan ebedî (sonsuz) hayat.

hış'a

  • Doğum anında ölen annenin karnı yarılarak çıkarılan çocuk.

hübu'

  • (Çoğulu: Hebât) Doğum vaktinin sonunda doğmuş deve yavrusu.
  • Devenin boynunu uzatarak yürümesi.

humud

  • Düşme. Zayıflama.
  • Sâkin olmak. Soğumak. Ateş sönmiyerek alevi azalmak.
  • Bayılmak ve kendini kaybetmek.
  • Ne helâle, ne de harama iştihası olmamak.

i'tilan

  • Aşikâr ve meydanda olma. İlân olunma, meydana çıkma.
  • Doğum esnâsında çocuğun görünmesi.

ihticab

  • Örtünme. Saklanma. Gizlenme. Perdelenme.
  • Doğumun belirli zamanından fazla uzaması.

işhar

  • Ün alma, meşhur olma, şöhret kazanma.
  • Kadın, doğum yapacağı aya girme.

istiksar

  • (Kesret. den) Çok görme, çok görünme. Çoğumsama, çoğumsanma.
  • Çokluğu isteme.

kadiyanilik / kâdiyânîlik

  • On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir.

künye

  • Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği gibi özelliklerini gösteren kayıt.

kussabe

  • (Çoğulu: Kısâb) Kamış boğumu.
  • Düdük.

lohusa

  • Yeni doğum yapmış kadın.

mahaz

  • Su akacak yer.
  • Tıb: Doğum ağrısı. Doğum esnalarında gelen sancı.

maskat

  • Düşülen yer, doğum yeri.

maskat-ı re's / مسقط رأس

  • Doğum yeri. Vatan. Bir kimsenin doğduğu yer.
  • Doğum yeri.

mebrud

  • Soğuk, soğumuş.

meskat

  • Doğum yeri.
  • Düşecek yer.
  • Doğum yeri.

mevlid / مولد

  • Doğma. Dünyaya gelme.
  • Doğulan yer veya zaman.
  • Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın doğumunu anlatan manzum eser, dini manzume.
  • Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi'râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser.
  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğumu, hayatı ile ilgili eser.
  • Doğum.
  • Doğum yeri, doğuş yeri. (Arapça)
  • Mevlüt. (Arapça)

mevlid-i nebevi / mevlid-i nebevî

  • Peygamberimizin (a.s.m.) doğumunu anlatan manzum eser.

mevlid-i nebeviye

  • Peygamberimizin (a.s.m.) doğumunu.

mevlid-i şerif

  • Süleyman Çelebinin yazdığı, Peygamberimizin (a.s.m.) doğumunu ve hayatını anlatan manzum eser.

milad / milâd / mîlâd / ميلاد

  • (Velâdet. den) Doğum günü.
  • Hz. İsa'nın (A.S.) doğum günü kabul edilen yıl başı.
  • Doğum günü.
  • Doğum günü, Îsâ aleyhisselâmın doğum günü olduğu iddiâ edilen noel gecesi.
  • Doğum günü. (Arapça)

miladi / miladî

  • Milada ait. Milada dayanan. Ekser Avrupalıların takvim başlangıcı yaptıkları Milad yılına ait.
  • İsa'nın (A.S.) doğumundan itibaren başlayan takvim ki, miladî tarih denir.

mütemahhız

  • Fitne çıkaran.
  • Doğum sancısı çeken.

nebib

  • (Çoğulu: Enbüb) Boğum, kamış boğumu.

nefsa

  • (Çoğulu: Nefsâvât-Nüfüs-Nifâs-Nevâfis) Yeni doğum yapmış kadın. Loğusa.

nevafis

  • (Tekili: Nefsâ) Loğusalar. Yeni doğum yapmış kadınlar.

nifas / nifâs

  • Lohusalık hâli. Kadınların doğumdan sonraki özür hâlleri.

ömr

  • Hayat, yaşama, yaşayış. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman.

racibe

  • (Çoğulu: Revâcib) Parmağın el ayasına bitişik olan boğumu.

riddet

  • İslâm dininden dönme. İrtidad.
  • Doğumdan evvel davarın memesinin süt ile dolu olması.

saet

  • Doğumdan sonra koyunun rahminden çıkan madde.

salahaddin-i eyyubi / salahaddin-i eyyubî

  • (Doğumu: Hi: 532, Mi: 1137) Ehl-i Salib zihniyetinin İslâm dünyasına açtığı Haçlı seferlerini maddeten durduran şarkın en kahraman kumandanlarından ve sultanlarından olan bu zât hakkında bir Avrupalı tarihçi: "İslâmın en saf kahramanı" diye bahseder.Düşmanın çokluğundan bahsederek geri dönmek isteye

sempati

  • Cana yakınlık, sıcak kanlılık. (Fransızca)
  • Tıb: Her omurilik boyunca olan sağlı sollu yirmi üç boğumdan geçen iki paralel ağ şeklinde sinir sistemi. (Fransızca)

talk

  • Doğum ağrısı.

tarih-i veladet / tarih-i velâdet / târîh-i velâdet / تَارِيخِ وَلَادَتْ

  • Doğum tarihi.
  • Doğum tarihi.

tatrik

  • Kuşun yumurtalamaya, kadının doğum yapmağa yakın olması.

tebarüd / tebârüd

  • Soğuma.

teberrüd / تبرد

  • Soğuma, serinleme, soğuk hâle gelme.
  • Soğuk suya girme.
  • Soğuma. (Arapça)
  • Teberrüd etmek: Soğumak. (Arapça)

tebrid

  • (Bürudet. den) Soğutma, soğutulma.
  • Mc: Ara açılma, soğuma.

temahhuz

  • (Temahhud) Doğum sancısı çekmek.
  • Hayvanın gebe oluşu.
  • Süt yayıkta yayılarak yağı alınıp safileştirilmesi.
  • Fitne çıkarma.

temcid pilavı

  • Mc: Tekrar tekrar bahsedilen şey, daima öne sürülen madde. Mükerreren ortaya sürülen bahis, yahut söylenilen söz. (Menşei: "Erkeğini sahura bekleyen kadının, pilavı yanmasın diye kaldırması ve soğumasın diye tekrar koyması" diye söylenir.)

temhiz

  • Doğum ağrısı çekmek.

teşeffi

  • Rahatlamak. Şifâ bulmak.
  • Öc almak. Öc veya intikam almakla yüreği soğumak.

tesrid

  • Davar boğazlandığında daha soğumadan bir yerini kesmek veya kırmak.

tevellüd / تولد

  • Doğma. Doğum.
  • Doğum, doğma.
  • Doğma. (Arapça)
  • Doğum. (Arapça)
  • Doğum tarihi. (Arapça)
  • Tevellüd etmek: Doğmak. (Arapça)

tevellüdat / tevellüdât

  • Doğumlar.
  • (Tekili: Tevellüd) Belli bir zaman içinde doğum. Umumi doğumlar.
  • Doğumlar, doğmalar.

übne

  • (Çoğulu: İben) Ağaç boğumu.

ucre

  • (Çoğulu: Ucer) Ağaç boğumu.
  • Düğme.
  • Bedenin tomur kabaran yeri.
  • Ayıp.

ünbub

  • (Ünbube) Kamıştaki boğum arası kısım.
  • Parmak uçları.
  • Tüp. İnce boru.

vad'ı haml

  • Doğum yapmak.

vaz'-ı haml / وضع حمل

  • Doğum.

veladet / velâdet / ولادت / وَلَادَتْ

  • Doğum.
  • Doğum. (Arapça)
  • Doğum günü. (Arapça)
  • Doğum.

veladet-i ahmediye / velâdet-i ahmediye / وَلَادَتِ اَحْمَدِيَه

  • Peygamberimiz'in (asm) doğumu.

viladet / vilâdet / ولادت

  • Doğum. (Arapça)
  • Doğum günü. (Arapça)

yetn

  • Doğum ânında çocuğun ayaklarının evvel çıkması.

zad / zâd / زاد

  • Doğmuş. (Farsça)
  • Doğum. (Farsça)

zaman-ı veladet / zaman-ı velâdet

  • Doğum zamanı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR