LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te çok fazla ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

acibe-i hilkat

  • Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi)

ahseb

  • Çok iyi hesab edilmiş, münâsib.
  • Çok fazla cimri, hasis.
  • Miskin.
  • Saçının rengi kırmızıya yakın.
  • Tüyünün rengi boz renk olan kızıl deve.

akib / âkib

  • Çok fazla.

akise

  • Çok fazla deve.
  • Karanlık gece.

aremrem

  • Kalabalık ordu, çok fazla asker.

aşık / âşık

  • Çok fazla seven. Mübtelâ. Birisine tutkun.
  • Saz şairi.
  • (Cümledeki yerine göre) : Ahbab, hazret, ma'hut, seninki gibi mânâlara gelir. (Müennesi: Aşıka)

beleğan ma belağ / beleğan mâ belâğ

  • Çok fazla miktarda, bolca.

betar

  • Çok fazla sevinmek.
  • Hayret.
  • Dehşet.
  • Tekebbürlenmek, gururlanmak.

cahif

  • Uykusunda dişini öttürmek.
  • Çok fazla hafiflik üzerine olmak.
  • Nefis, ruh.
  • İnsanın karnından çıkan ses.
  • Kısa.
  • Çok asker.

dacia

  • Çok fazla bulut.

debsa'

  • Çok fazla kırmızı olduğundan, siyah gibi görünen şey.

dehhaşe

  • Çok fazla derecede korkunç, dehşet verici.

dehm

  • (Çoğulu: Dühum) Ansızdan gelmek.
  • Çok fazla miktarda asker.
  • Çok adet, kesret.

derya-nuş

  • Çok fazla içki içen. (Farsça)

ebgaz

  • Çok fazla buğzedilen, hiç sevilmeyen, nefret edilen.

ecem

  • (Çoğulu: Acâm) Çok fazla sıcak.

efk

  • Çok fazla atâ ve ihsan etmek.
  • Gitmek, zehab.

ekul

  • (Ekl. den) Çok fazla yiyen, obur, pisboğaz.

emess

  • Çok fazla temâs eden, dokunan. En çok messeden.

eşedd

  • Daha şiddetli. Çok fazla şiddetli. Pek fazla şiddetli.

eşeff

  • Çok parlak. Daha şeffaf. Işığı daha iyi geçiren.
  • Suyu kendine çok fazla çeken.

eşerr

  • Çok fazla sevinmek.
  • Tekebbürlük etmek, gururlanmak.
  • Çok şerli. En kötü ve şerli.

esuf / esûf

  • Fazlaca eseflenen, pek üzülen, çok kederlenen, çok fazla acıyan, yufka yürekli.

etka

  • (Taki. den) Allah korkusu ile günahtan çok fazla çekinen. Haram veya helâl olduğunu iyice bilmediği şüpheli şeyleri yapmayan. Günah işlemeyen. Her şeyde Cenab-ı Hakk'ın rızasını gaye ve maksad edinen.

fark-ı fahiş / fark-ı fâhiş

  • Çok fazla, haddini çok aşan fark.

fersah fersah

  • (Uzaklık için) Çok çok. Çok fazlaca uzak.

firas

  • Çok fazla kırmızı nesne.

gadak

  • Çok fazla, bol, kesir.

gafir / gafîr

  • Çok fazla, sayısız, kalabalık.
  • Örten, etrafını çeviren.
  • Umumi.
  • Boyun, boğaz ve kafada olan tüyler.

gayeten

  • Son derece, çok fazla olarak.

gayme

  • Çok fazla susama, susuzluk.

habbeyi kubbe yapmak

  • Değeri olmayan bir şeye çok fazla ehemmiyet vermek. Zihinde büyütmek.

hadreban

  • Feryadı şiddetli olan, çok fazla bağıran.

hafer

  • Çok fazla utanmak.

hallaf

  • Çok fazla yemin eden kimse.

hashase

  • Kandırmak.
  • Koparmak.
  • Çok fazla deprenmek.

hasna / hasnâ

  • Çok fazlasıyla kendini haramdan saklayan kadın. Çok iffetli, çok nâmuslu kadın.

havle

  • Çok fazla döndürmek veya dönmek.

hebbar

  • Çok fazla kılı olan sırtlan veya maymun.

hevre

  • Dövmek.
  • Çok fazla yemek.

hoş-alef

  • Çok fazla yiyen hayvan. (Farsça)
  • Mc: Helâl haram demeden her şeyi yiyen kimse. (Farsça)

ifrat ü tefrit

  • Birbirine tamamıyla ters olan iki uç. Çok fazla ve çok az.

iftikal

  • Çok çalışma, bir işte çok fazla emek harcama, pek fazla gayret sarfetme.

inhak

  • Çok eziyet etme. Çok fazla sıkıntı verme.

inta'

  • Çok fazla terlemek. Kusma, istifra etme.

ıtlınsa

  • Çok fazla terleme.

izra'

  • Korkutma.
  • Çok fazla medhetme, aşırı derecede övme.
  • Altun arama.

kaşer

  • Çok fazla kırmızılık. Ziyâde kızıllık.

kazel

  • Çok fazla aksaklık. (Müe: Kazlân)

kemal-i taaccüp / kemâl-i taaccüp

  • Çok fazla şaşırma.

kezkeze

  • Çok fazla kırmızılık.

kırra

  • Soğuk, berd.
  • Çok fazla susuzluk.
  • Akıllılık.

leblebe

  • Esirgemek.
  • Oğula ve kıza çok fazla düşkün olmak.

ma'mean

  • Çok fazla sıcaklık.

maaz

  • Şiddetle gadap etmek, çok fazlasıyla hiddetlenmek.
  • Bir nesne güç gelmek, zor gelmek.

magmas

  • (Çoğulu: Megâmıs) Çok fazla çukur olan yer.

mecnun

  • Deli. Çılgın.
  • İnsanlara çok hususta uymayan.
  • Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık.

minfak

  • Çok fazla nafaka veren.

mühimm

  • Düşündürücü.
  • Değeri çok fazla. Kıymetli.
  • Lâzım ve muktezi olan.

muhteris

  • İhtiras sahibi. Çok fazla hırslı istiyen.

mürudet

  • Son derece dikbaşlık gösterme. Çok fazla âsilik yapma.

nafiz

  • Çok fazla titreten sıtma.

nefs

  • Gülme hususunda ifrata gitmek.
  • Çok fazla gülmek.

pür

  • Çok, dolu, çok fazla, memlu, tekrar (mânâlarına gelir, birleşik kelimeler yapılır) (Farsça)
  • Sâhib, mâlik. (Farsça)

sağnak

  • Birdenbire ve çok fazla yağıp geçen yağmur.

şeydai / şeydâi

  • Çok fazla sevgiden hâsıl olan divanelik, şaşkınlık. (Farsça)

siga-i mübalağa / sîga-i mübalâğa

  • Mübalağa sigası; birşeyin pek mühim veya çok fazla olduğunu ifade eden kelime hâli.

taaşşuk

  • Âşık olmak. Çok fazla derecede sevgi beslemek.

tahşidat-ı azime / tahşidat-ı azîme

  • Öneminden dolayı bir şeyin üzerinde çok fazla durma, yığınak yapma.

tefer'un

  • Firavunlaşma. Zâlimlik etme, zulüm yapma.
  • Çok fazla kibirlenme.

vehhab

  • Çok fazla ihsan eden. Çok bağışlayan.
  • Çok fazla bağışlayan, ihsan eden, Allah'ın isimlerinden biri.

vühub

  • Çok fazla bağışta bulunan, çok bağışlayan.

vuhufet

  • Kılın yumuşak ve çok siyah olması.
  • Çok fazla kıllı oluş, çok kıllılık.

zevvak

  • Bir şeyi fazlasıyla deneyen.
  • Bir şeyi çok fazla tadan.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR