LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te çekişme ifadesini içeren 62 kelime bulundu...

asf

  • Zulüm. Haksızlık.
  • Can çekişme.
  • Emek çekip kâr kazanma.
  • Bir tarafa eğilme.
  • Sür'atle gitme.
  • Rüzgârın kuvvetle esmesi.
  • Taze ekin yaprağı.
  • Ekin taze iken biçme.

bazar

  • Alış-veriş. Ahz ü itâ. (Farsça)
  • Alış-veriş yeri. Pazar. Üstü açık yer ki, hergün veya belirli günlerde herkes satacağını oraya çıkarıp pazarlıkla veya açık artırmayla satar. (Farsça)
  • Fiat kararlaştırılıp alış-verişte uyuşmak için yapılan konuşma veya çekişme, pazarlık. (Farsça)

cedel

  • Konuşmada kavga etme. Niza. Hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme. (Diyalektik)
  • Man: Meşhur veya müsellem mukaddemelerden terekküb eden kıyastır.

cedel-gah / cedel-gâh

  • Çekişme yeri. (Farsça)
  • Mc: Dünya. (Farsça)

cidal / cidâl

  • Kavga, çekişme, münâkaşa.

fuak

  • Can çekişme.
  • Midenin çekilip toplanması.
  • Hıçkırık.

hal-i ihtizar / hâl-i ihtizar

  • Can çekişme, ölüm ânı.

halet-i ihtizar

  • Can çekişme hali, sakınılacak hal.

haletinezi / hâletinezi

  • Can çekişme.

hareket-i mezbuhane / hareket-i mezbuhâne / hareket-i mezbûhâne

  • Can çekişme hâli.
  • Can çekişme hareketi.

haşrece

  • Ölüm anında can çekişmekte olan bir kimsenin çıkardığı hırıltı.

herş

  • Yırtmak.
  • Çekişmek.

heyşe

  • (Çoğulu: Heyşât) Husumet, hasımlık.
  • Çekişmek, nizâ etmek.

hısam

  • Düşmanlık, çekişmek, kavga, mücâdele.

husumet

  • Düşmanlık. Hasımlık. Kincilik. Zıddiyet. Çekişmek. Dâvacı olmak.

i'nad

  • Dinmeden akma.
  • Çekişme.

ihtizar / ihtizâr / احتضار

  • (İhtidar) Huzura çıkmak. Hâzır olmak.
  • Can çekişmek. Hastanın ölüme hazır olması.
  • Can çekişme. (Arapça)

ihtizar hali / ihtizâr hâli

  • Ölüm sırasında can çekişme hâli.

keşakeş

  • Münâkaşa, çekişme. (Farsça)
  • Keder, hüzün, tasa, gam. (Farsça)
  • Sıkıntı, felâket, ıztırab. (Farsça)
  • Tereddüt, kararsızlık. (Farsça)
  • Pehlivanların birbirleriyle mücâdeleleri. (Farsça)
  • İki kişinin, bir şeyi birer uçlarından tutup, her birinin kendine doğru çekmesi. (Farsça)

keşmekeş / كشمكش

  • Kararsızlık. Karışıklık. Tereddüd. Kavga. Çekişme. (Farsça)
  • Kargaşa, çekişme. (Farsça)

lecac

  • (Lecâcet) Çekişme, inad etme, ayak direme (düşmanlıkta). Taannüd.

liha

  • Ağaç kabuğu, kışr.
  • Çekişmek, niza edişmek, kavga etmek.

medar-ı niza / medâr-ı nizâ

  • Kavga, çekişme sebebi.

muaraza / muâraza

  • Çekişme, tartışma, muhalefet.

mübatana

  • Bir mevzu üzerinde karşılıklı çekişme.

mücadele / mücâdele

  • (Cedel. den) İki kişinin bir şey üzerine çekişmesi. Uğraşma. Savaşma.
  • Çekişme, uğraşma, savaşma.

muhakka

  • Çekişme.
  • Hak iddia etme.

muhasama

  • (Muhasamet) (Çoğulu: Muhâsamât) Muhalefet. İki taraf arasındaki düşmanlık. Birbiri ile çekişmek. Birbirine husumet etmek.

muhasımeyn

  • Bir dâvâ veya çekişmede birbirine karşı olan iki kimse.

muhataba

  • Birbirine söz söyleme, hitabetme.
  • Mc: Çekişme.

mukaraa

  • (Kur'a. dan) Ad çekişme. Karşılıklı kur'a çekme.
  • Kılınç kullanarak döğüşmek. Cenkte, muharebede kahramanların birbiriyle vuruşmaları.
  • Bir şeyin taksiminde atışmak.

mümarat

  • Çekişme, tartışma. Mücâdele.

münakaşa / münâkaşa

  • Mücadele. Münazaa. Karşılıklı sözle çekişmek. Bir mes'eleyi sormayı çok ileri götürerek çekişmek.
  • Çekişme, tartışma.

münakaşat / münakaşât

  • (Tekili: Münakaşa) Çekişmeler.

münaza'at / münaza'ât / منازعات

  • Çatışmalar, çekişmeler. (Arapça)

münazaa / münâzaa / مُنَازَعَه

  • Ağız kavgası, mücadele, çekişmek.
  • Ağız kavgası; çekişme.
  • Niza etme, çekişme, kavga.
  • Çekişme.

münazaat

  • Ağız kavgaları, çekişmeler.

münazaünfih / münâzaünfih

  • Niza sebebi, çekişme vesilesi.

münazea / münâzea

  • Çekişme, anlaşmazlık.

müşacere

  • Sözle karşılıklı çekişme. Kavga, niza.
  • Birbirine ağaçla vurma.

müşahha

  • (Müşahhat) Kavga etmek, çekişmek, niza etmek.

müşahhat / müşâhhat

  • Kavga, niza, çekişme.
  • Kavga etmek, niza etmek, çekişmek.
  • Münakaşa, çekişme.

müşareze

  • Çekişme, geçimsizlik, huysuzluk.

nez

  • Can çekişme.

nez' / نزع

  • Çekip koparmak, ayırmak.
  • Can çekişmek.
  • Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak.
  • Saymak.
  • Kaldırmak, yok etmek.
  • Can çekişme. (Arapça)
  • Sökme, koparma, zorla alma. (Arapça)
  • Nez' eylemek: Ayırmak, çekip atmak, sökmek, koparmak. (Arapça)

niza / nizâ / نزاع

  • Çekişme, kavga, anlaşmazlık.
  • Kavga, çekişme.
  • Çekişme, kavga.
  • Kavga, çekişme. (Arapça)

niza' / nizâ' / نِزَاعْ

  • Çekişme, kavga.
  • Çekişme.

ref'-i cidal

  • Kavga ve çekişmeye son verme.

rekabet etme

  • Çekişme, yarışma.

se'v

  • Niyet.
  • Vatan.
  • Çekişme, kavga, niza.

sekerat / sekerât

  • Can çekişme anı.

sekerat vakti

  • Can çekişme anı.

sekerat-ı mevt

  • Ölüm sarhoşluğu, can çekişme anı.

sekerat-ül mevt

  • Ölüm halindeki kimsenin kendinden geçmesi, can çekişmesi hali.

sekerat-ül-mevt / sekerât-ül-mevt

  • Ölüm sarhoşluğu, can çekişmesi hâli.

sitiz / sitîz / ستيز

  • (Sitize) Kavga, cidal, çekişme. (Farsça)
  • Kavga. (Farsça)
  • Çekişme. (Farsça)

sitize / sitîze / ستيره

  • Kavga. (Farsça)
  • Çekişme. (Farsça)

taarüz

  • Muaraza edişmek, çekişmek.

tehasüd

  • Hasetleşme, çekişme.

tenazu / tenâzu

  • Çekişme, çatışma.
  • Niza etme, çekişme.

tenazu' / tenâzu'

  • Kavgalaşmak, çekişmek. Birbirine husumet etmek.
  • Çekişme, çatışma.

tesakku'

  • Bir bâtıl nesneyi çekişmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR