LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te çömlek ifadesini içeren 48 kelime bulundu...

bürme

  • (Çoğulu: Birem-Birâm) Çömlek yapımında kullanılan yumuşak taş.
  • Çömlek.
  • Baş örtüsü.

ce've

  • (Çoğulu: Cââ-Cevâ) Çömlek.
  • Örtü.

ce'vet

  • Kıtlık.
  • Bir şeyin üzerine örtülen.
  • Üzerine tencere konulan örtü.
  • Çömlek.

cial

  • (Çoğulu: Cüul) Ocaktan çömlek ve tencere gibi sıcak şeyleri tutup indirmekte kullanılan bez.

dehma

  • Belâ. Zahmet
  • Çömlek.
  • Çok adet, kesret, sayı çokluğu.
  • Kadim, eski.
  • Halis kırmızı koyun.
  • Koyu kızıl.

dig

  • Topraktan yapılmış tencere, çömlek. (Farsça)

evani-i turabe / evânî-i turâbe / اوانى ترابه

  • Toprak çanak çömlek. (Arapça - Farsça)

fahhar

  • Çok öğünen. Çok iftihar eden. Fahur.
  • Çanak, Çömlek. Toprak testi.

fahhari / fahharî

  • Çanak, çömlek, testi ve bardak yapan kimse.

hazef

  • Çamurdan yapılmış olup ateşte pişirilen şeyler. Çanak, çömlek.

hazef-pare

  • Çanak çömlek parçası, kırığı. (Farsça)

hazef-rize / hazef-rîze

  • Çanak çömlek parçası. (Farsça)

hazefat-ı safile / hazefât-ı sâfile

  • Kıymetsiz şeyler; çamurdan, topraktan yapılmış kiremit, tuğla, çanak, çömlek gibi değersiz şeyler.

hazefi / hazefî

  • Çanak çömlek ile alâkalı.

hazefiyye

  • Çanak çömlek gibi topraktan yapılan şeyler ve bunları yapma san'atı.

hazire / hazîre

  • Eti ufak ufak doğrayıp, çok su ile çömlek içinde pişirip erimeye yakın olduğu anda üzerine un koyup karıştırarak yapılan yemek. (İçinde et olmayınca "aside" derler.)

hazzaf

  • Çanak çömlek yapan veya satan.

hilcab

  • Büyük çömlek.

hircab

  • Uzun.
  • Büyük çömlek.

hudme

  • Çabuk kaynayan çömlek.

ifave

  • Çorbanın iyisi.
  • Çömlek kaynarken yüzüne çıkan köpük.

ışir

  • (Çoğulu: Aşâr) Çanak çömlek parçaları.

kadah

  • Çömlek içinde pişen yemeğin kokusu.

kaluşe

  • Çömlek. (Farsça)
  • Tencere. (Farsça)

kıdr

  • (Çoğulu: Kudur) Çömlek, tencere ve kazan gibi, yemek pişirmeye mahsus kaplar.

kift

  • (Çoğulu: Kifât) Küçük çömlek.
  • Çuval ve buna benzer kap.

kısa'

  • (Tekili: Kas'a) Tabaklar, çanaklar, çömlekler.

küdade

  • Çömlek dibinde kalan yemek.

kudur

  • (Tekili: Kıdr) Çömlekler, tencereler. Yemek pişirilen kaplar.

kurare

  • Çömlek içindeki yemek piştikten sonra yanmasın diye içine konulan su.

küus

  • (Tekili: Ke's) Kaplar, çanaklar, çömlekler.
  • kadehler. Bardaklar.

kuze-ger

  • Çömlekçi, bardakçı. (Farsça)

mahalletan

  • Çömlek ve değirmen.

minkaa

  • Küçük taş çömlek.

mişvare

  • Testi, çömlek.

muarres

  • Çömlek koyacak yer. Gecenin geç vakitlerinde inilecek yer.

nagr

  • Gadap etmek, hiddetlenmek, kızmak.
  • Kin tutmak.
  • Çömlek kaynamak.

neşil

  • Çömlekte pişmiş et.

sayda'

  • Çömlek yapılan toprak.
  • Kaba ve galiz yer.
  • Belde ismi.

şekimet

  • (Çoğulu: Şekâim) Mukavemet, dayanma. Sebat.
  • Dizgin, gem.
  • Kazan ve çömlek kulpu.

sifal / sifâl / سفال

  • (Sifâle) Topraktan yapılmış (çanak, çömlek, testi gibi) şey. (Farsça)
  • Orak. (Farsça)
  • Fıstık, ceviz, bâdem kabuğu. (Farsça)
  • Çanak çömlek. (Farsça)

sıydane

  • (Çoğulu: Saydân) Taş çömlek.

tabil

  • (Çoğulu: Tevâbil) Yemeklere katılan biber, nane, tarçın gibi şeyler.
  • Çömlek içinde pişen nesne.

te'sif

  • Sacayak üstüne çömlek koymak.

tubaha

  • Çömlek.
  • Ağızdan çıkan köpük.

tufahe

  • Çömlek.
  • Her ne olursa olsun ağzına alan köpek.
  • Her nesnenin üzerine gelen.

ukub

  • Toz.
  • Çömlek kaynaması.
  • Kalabalık.

ümhud

  • Çömlek.
  • Tuzluk.