LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Üzüntülü ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

alim

  • Üzüntülü, kederli, ıztırab çeken.

armani / armanî

  • Müteessif, kederli, üzüntülü. Pişman, nâdim. (Farsça)

dağdar

  • Pek acıklı, üzüntülü. (Farsça)
  • Gönlü yaralı. (Farsça)
  • Kızgın demirle nişan vurulu. Damgalı. (Farsça)

dağidar

  • Üzüntülü, kederli.

elemkarane / elemkârâne

  • Acı duyarak, üzüntülü bir şekilde.

enduh-nak / enduh-nâk

  • Kederli, sıkıntılı, gamlı, üzüntülü. (Farsça)

ervenan

  • Dik ses, sadâ.
  • Iztırablı, sıkıntılı, üzüntülü gün.

esyan

  • Kederli, gamlı, tasalı, kaygılı, hüzünlü, üzüntülü.

gamlı

  • Üzüntülü.

giriban-çak / girîban-çâk

  • Yakası yırtık. (Farsça)
  • Mc: Kederli, hüzünlü, üzüntülü. (Farsça)

halet-i mahzunane / halet-i mahzunâne

  • Üzüntülü durum.

hicran-zede

  • Ayrılmış, üzüntülü, hicrâna uğramış.

hüzünlü

  • Hüzün verici, üzüntülü.

kasavetli

  • Üzüntülü, sıkıntılı.

kederli

  • Sıkıntılı, üzüntülü.

kedernak / kedernâk / كدرناک

  • Üzüntülü, kederli. (Arapça - Farsça)

lehif / lehîf

  • (Lehfân) Mahzun, hüzünlü, üzüntülü, kederli.

mahzuniyet

  • Mahzunluk. Kederli ve kaygılı oluş. Üzüntülü olma.

matemi / mâtemî

  • Yaslı, mâtemli, üzüntülü.

mekbut

  • Mahzun kişi. Hüzünlü, üzüntülü kimse.

mekzum

  • Kederli, hüzünlü, tasalı, üzüntülü, gamlı.

melhufan / melhufân

  • (Tekili: Melhuf) Kederliler, tasalılar, kaygılılar, üzüntülüler.
  • Hasrette kalanlar.

müteessif

  • Üzüntülü.

müteessir / مُتَأَثِّرْ

  • Te'sir altında kalmış. Acımış yahut sevinmiş. Hissiyatına dokunmuş.
  • Üzüntülü.
  • Üzüntülü, etkilenen.

müteessirane / müteessirâne

  • Üzüntülü bir halde.

müteessiren

  • Üzüntülü olarak.

teessür

  • Kederli ve üzüntülü olarak içlenmek. Üzülmek.
  • Te'sir altında kalmak.
  • Kederlenmek.

teneddi

  • Gamkin ve üzüntülü olmak.

vaziyet-i elimane / vaziyet-i elîmâne

  • Acı ve üzüntülü bir vaziyet.