LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ümmet ifadesini içeren 55 kelime bulundu...

allame-i ümmet / allâme-i ümmet

  • Ümmetin büyük âlimi.

avam-ı ümmet / avâm-ı ümmet

  • Ümmetin avam tabakası.

berşan

  • Ümmet. Bir peygamberin tebliğ ettiği dine ve kitaba iman eden cemaat. (Farsça)

biçaregan-ı ümmet / bîçâregân-ı ümmet

  • Ümmetin çaresizi, zavallısı.

cemiyet-i muhammedi / cemiyet-i muhammedî

  • Muhammed'in (a.s.m.) cemiyeti; Hz. Muhammed'e (a.s.m.) bağlı olan cemiyet, İslâm ümmeti.

eazım-ı ümmet / eâzım-ı ümmet

  • Ümmetin ileri gelenleri, büyükleri.

ebrar-ı ümmet / ebrâr-ı ümmet

  • Ümmetin iyileri. Hayırlıları.

ebu-d derda

  • Uveymir adı ile de meşhurdur. Ashab-ı kirâmın âlim ve hakîmlerindendi. Peygamberimiz: "Uveymir, Ümmetimin hakimlerindendir" buyurmuştur. Uhud'dan itibaren bütün muharebelerde bulunmuştur. 179 hadis rivâyet etmiştir. Hikmetli sözlerinden birisi şudur: "Âlim olmayınca insan müttaki olamaz, bir âlim âm

edille-i erbaa

  • (Edille-i şer'iye) Fık: Fıkıh ilminin istinad ettiği deliller: Kitab (yani Kur'an-ı Kerim'deki deliller), sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha. (Usul-ü erbaa ve edille-i asliye tabirleri de aynı mânada kullanılır.)

edille-i şer'iyye

  • Şer'î deliller; Kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukahadan ibaret dört delil.

efrad-ı ümmet / efrâd-ı ümmet / اَفْرَادِ اُمّتْ

  • Ümmetin bireyleri.
  • Ümmetin fertleri.

etkıya-i ümmet

  • Ümmet içinde takva sahibi kimseler.

evliya-yı ümmet

  • İslâm ümmeti içinden velilik derecesine çıkanlar.

fersendac

  • Ümmet. (Farsça)

fesad-ı ümmet / fesâd-ı ümmet

  • Ümmetin fesada girmesi, bozulup iyi özelliklerini kaybetmesi.

fikr-i ümmet

  • Ümmet fikri, ümmetin ortak fikri.

habr-ül ümmet

  • Ümmetin âlimi, meşhur âlim.

habrü'l-ümme

  • Abdullah İbn-i Abbas'ın ümmetin âlimi mânâsına gelen lakabı.

habrülümmet

  • Ümmetin âlimi.

harisun aleyküm / harîsun aleyküm

  • Tevbe Suresi'nin bir âyetinde geçen bu ifade, birinci derecede Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında olup ümmetini ve bütün insanları doğru yola irşadda yılmadan, büyük bir sebat ve azim ve gayretle devam etmesine işaret edilerek böylece tavsif edilmiştir.

hayat-ı içtimaiye-i ümmet

  • Ümmetin (Müslümanların) sosyal hayatı.

icmaen

  • Toplu olarak, hep birlikte. İcma-i ümmet olarak.

ihtilaf-ı re'y-i ümmet

  • Ümmetin re'y ayrılığı. Halkın fikirlerinin başka başka olması.

karn

  • Zaman, devre.
  • Bir insanın ortalama ömrü olan altmış sene.
  • Yüz yıllık zaman. Asır.
  • Boynuz. Hayvanda başın boynuz yerleri, boynuz yerinden sarkan saç. (Karn, iki mânaya gelir. Birisi, zamandan bir müddete mukterin olan ümmet, bir zaman ahalisi olan hey'et-i içtimaiye ki

keramet / kerâmet

  • İkrâm, üstünlük.Hangi peygamberin ümmetinden olursa olsun, velîlerden âdet dışı, yâni fizik, kimyâ ve fizyoloji kânunları dışında meydana gelen şeyler, hâdiseler.

kübera-yı ümmet

  • Ümmetin uluları, büyükleri.

mihail

  • Resul-i Ekremin (A.S.M.) geleceğini haber veren ve bir ismi de Mişâil olan eski zaman Peygamberlerinden bir Zâttır. Kitabının 4. bab'ında: "Ahir zamanda bir ümmet-i merhume kaim olup, orda hakka ibadet etmek üzere, mübarek dağı ihtiyar ederler. Ve her iklimden oraya birçok halk toplanıp Rabb-ı Vâhid

milliyet

  • Ümmet. Aralarında din, dil ve tarih birliği olan topluluktaki hâl. Millet olma. Aralarında maddi mânevi birlik ve beraberlik râbıtaları bulunan topluluktaki vasıf.

mücteba / müctebâ

  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından. Eğer ümmet isen, ol müctebâya, Uymalısın sünnet-i Mustafâ-yı safâya.

müfti-i ümmet

  • Ümmetin müftüsü.

muhammediyyun

  • Müslümanlar. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ümmetinden olanlar.

mukame

  • İkamet, oturma.
  • İkamet yeri, vatan.
  • Ümmet.

nebiyyü-t tevbe

  • Resül-i Ekremin (A.S.M.) bir ismi. (Ümmetinin tevbelerinin kabul edileceğine işâreten bu isim verilmiştir.)

rauf / raûf

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına karşı merhâmeti çok olan ve yaptıkları iyilikleri zâyî etmeyen.
  • "Ümmetine karşı çok merhâmet eden, acıyan" mânâsına Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin isimlerinden.

re'y

  • Müctehid İslâm âlimlerinin, açıkça bildirilmeyen bir mes'ele hakkında dînî delillerden yâni Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîf ve icmâ-i ümmetten çıkardıkları hüküm, kıyâs.

resül

  • Peygamber. Yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir ümmete veya bütün beşeriyete Allah tarafından Peygamber olarak gönderilmiş olan zât. Mürsel de denir. Yeni bir kitap ve şeriatla gelmeyip kendinden evvelki Resülün getirdiği kitap ve şeriatı devam ettirirse, ona Nebi denir.
  • Haberci

resül-ül melahim / resül-ül melâhim

  • Resül-i Ekrem'in (A.S.M.) bir ismidir. Cenk ve muharebe ile de vazifeli olduğundan ümmeti ve kendisi din için, dinin ihyası uğrunda büyük muharebelere mükellef olduğundan bu isim ile de yâd edilmiştir.

şefi'-ül ümem

  • Ümmetlerin şefaatçısı Hz. Muhammed (A.S.M.)

şer'

  • Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek.
  • Bir işe başlamak.
  • Dalmak.
  • Girmek.
  • Zâhir etmek, göstermek.
  • Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat.

süfyan

  • Âhir zamanda geleceği ve ümmetin karanlık günler yaşamasına vesile olacağı sahih hadislerle bildirilen dehşetli dinsiz ve münâfık bir şahıs.

suleha-yı ümmet / sulehâ-yı ümmet

  • Ümmetin salih kişileri.

teba

  • Ümmet, halk.

tebaa

  • Halk, ümmet.

telkin-i ümmet / telkîn-i ümmet / تَلْقِينْ اُمَّتْ

  • Ümmete fikir aşılama.

ulum-i nakliyye / ulûm-i nakliyye

  • Din bilgileri; edille-i şer'iyye denilen dînin dört temel kaynağından yâni Kur'ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîflerden, icmâ-ı ümmet, kıyâs-ı fukahâdan elde edilen bilgiler, ilimler.

ümem / امم

  • (Tekili: Ümmet) Ümmetler. Milletler.
  • Ümmetler, milletler.
  • Ümmetler. (Arapça)

ümem-i salife / ümem-i sâlife

  • Geçmişteki ümmetler. İslâmiyetten evvel diğer Peygamberlere tâbi olmuş ümmetler.

ümmet / امت

  • Ümmet, bir peygambere bağlı olanlar. (Arapça)

ümmet-i islamiye / ümmet-i islâmiye

  • İslâm ümmeti, bütün Müslümanlar.

ümmet-i kaime

  • Hakşinas, doğru, doğrudan ve Allah için kalkan, müstakim ve âdil ümmet.

ümmet-i merhume

  • İlâhî merhamete mazhar olan ümmet.

ümmeti / ümmetî / اُمَّت۪ي

  • Ümmetim!
  • "Ümmetim!".
  • Ümmetim.

ümmeti, ümmeti / ümmetî, ümmetî

  • Ümmetim, ümmetim!.

vird-i ümmet

  • İslâm ümmetinin sürekli tekrar ettiği dua.

zann-ı kabul-ü cumhur

  • Bir hükmün doğruluğunu ekseri müçtehidlerin ve ehl-i reylerin zann derecesinde, yani kuvvetli ihtimal ile kabul etmeleri. (Ümmeti da'vetle teşri' edemez, fehmi şeriatten olur; lâkin şeriat olamaz. Müçtehid olabilir, fakat müşerri' olamaz.İcma' ile cumhurdur, sikke-i şer'i görür. Bir fikre davet etme