LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Özellik ifadesini içeren 239 kelime bulundu...

a'raz / a'râz

  • Varlıkta kalabilmesi için başka bir şeye muhtâc olan hâssalar (özellikler), sıfatlar. Araz'ın çokluk şeklidir.

acaib-i mucizat / acâib-i mûcizât

  • Mucizeyle yaratılan mahluklardaki şaşırtıcı özellikler.

acube-i hilkat-i rabbaniye / acube-i hilkat-i rabbâniye

  • Herşeyin Rabbi olan Allah'ın yarattığı varlıklardaki şaşkınlık veren özellikler.

alamet-i farika / alâmet-i farika

  • Bir şeyi diğerinden ayırıcı işaret. Belirgin özellik.

ale'l-husus / ale'l-husûs

  • Hususiyetle, özellikle.

alelhusus / alelhusûs / على الخصوص

  • Özellikle, en çok.
  • Özellikle. (Arapça)

antropoloji

  • yun. İnsan dediğimiz varlığı inceleyen ilim. İnsan biyolojik özellikleri açısından incelendiğinde biyolojik antropoloji, cemiyet halinde yaşıyan bir varlık olması açısından incelendiğinde sosyal antropoloji veya kültür antropolojisi, insanın mahiyeti, diğer varlıklardan farkı, hayatının mânası, düny

araz

  • Belirti, sonradan meydana gelen özellik.

bahusus / bâhusus / باخصوص / بَاخُصُوصْ / bâhusûs

  • Özellikle.
  • Bilhassa, özellikle.
  • Hele hele, özellikle. (Farsça - Arapça)
  • Özellikle.
  • Özellikle.

bari / bârî

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Yaradan, yoktan var eden. Yarattıklarını farklı şekiller ve özelliklerle birbirinden ayıran.

bast

  • Yayma, açma.
  • Özellikle hurufilikte cezbe ve tefekkür içinde kendinden geçmeyi ifade eder.

batın / bâtın

  • Bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratan ve işleten Allah.

bayin / bâyin

  • Aralayıcı, ayıran, ayırıcı özellik.

bedayi'

  • Harika özellikler.

beşeriyyet

  • İnsanlık.
  • İnsanın yaratılış özellikleri.

bil-hassa

  • Hususi olarak, mahsus, özellikle.

bilhasa

  • Özellikle.

bilhassa / bilhâssa / بالخاصه / بِالْخَاصَّه

  • Özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça)
  • Özellikle.

camiiyet-i harikulade / câmiiyet-i hârikulâde

  • Olağanüstü câmiiyet, mânâ ve özellikçe kapsamlılık.

camiü'l-esma ve'l-kur'an / câmiü'l-esmâ ve'l-kur'ân

  • Allah'ın isimlerini ve Kur'ân'ın özelliklerini üzerinde toplayan.

cani sıfat / câni sıfat

  • Çok kötü ve zararlı özellik.

cem-i kutbiyet ve ferdiyet ve gavsiyet

  • Manevî âlemlerde en yüksek seviyeler olan kutupluk, gavslık ve ferdiyet özelliklerini üzerinde toplama; bu makamlara sahip olan Şeyh Abdülkadir-i Geylânî hazretleri.

devam-ı kemalat / devam-ı kemâlât

  • Mükemmel özelliklerin devamı.

ehl-i fazilet

  • Güzel huylu, üstün özelliklere sahip kişiler.

enva-ı i'caz-ı kur'an / envâ-ı i'câz-ı kur'ân

  • Kur'ân'ın çeşitli mu'cizelik özellikleri.

etnoloji

  • yun. Kavimleri, ayrı dil ve ırktan toplumların hayat ve özelliklerini inceleyen ilim. Önce hristiyan misyonerleri dinlerini yaymak için kavimlerin özelliklerini öğrenme ihtiyacını duymuşlar ve onların zayıf damarlarından faydalanmayı düşünmüşlerdir. 19.yy.dan itibaren ilmî gaye ile araştırmalar yapı

evsaf / evsâf / اوصاف

  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler.
  • Vasıflar, özellikler. (Arapça)

evsaf-ı aliye / evsâf-ı âliye

  • Yüce vasıflar, özellikler.

evsaf-ı hakikiye / evsâf-ı hakikiye

  • Gerçek özellikler.

evsaf-ı islamiye / evsâf-ı islâmiye

  • İslâmî özellikler.

evsaf-ı mebhuse

  • Sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler.

evsaf-ı muhammediye / evsâf-ı muhammediye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsaf-ı mümtaze / evsâf-ı mümtaze

  • Seçkin ve üstün özellikler.

evsaf-ı nebeviye / evsâf-ı nebeviye

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) vasıfları, özellikleri.

evsaf-ı sahabe / evsâf-ı sahabe

  • Hz. Peygamberi (a.s.m.) görüp onun yolundan giden Müslümanların özellikleri.

farika / fârika

  • Ayırıcı özellik; birbirine benzememe özelliği.
  • Ayırıcı özellik.

fazilet-meab / fazîlet-meâb

  • Faziletli, üstün özelliklere sahip.

faziletmeab / faziletmeâb

  • Çok faziletli, erdemli, üstün özelliklere sahip.

fena tabiatlı

  • Kötü özellikleri bulunan, mizac ve karakteri kötü olan.

ferd-i fevkalade / ferd-i fevkalâde

  • Olağanüstü özelliklere sahip kişi.

fesad-ı ümmet / fesâd-ı ümmet

  • Ümmetin fesada girmesi, bozulup iyi özelliklerini kaybetmesi.

fetiş

  • Sahibine uğur getirdiğine ve tabiatüstü özellikler taşıdığına inanılan nesne veya hayvan.

fezail / fezâil

  • Faziletler, üstün özellikler.
  • Faziletler, meziyetler, üstün özellikler.

fihriste

  • Ana özelliklerin sıralandığı liste, içerik.

hablü'l-metin-i milliyet / hablü'l-metîn-i milliyet

  • Kopmaz bir bağ ile insanları birbirine bağlayan milliyet, millî özellikler.

hafiz-ı hakiki / hafîz-ı hakikî

  • Her şeyin gerçek koruyucusu olan ve her şeyi bütün özellikleriyle kaydedip muhafaza eden Allah.

hasail-i gàliye / hasâil-i gàliye

  • Yüksek ve üstün hasletler, özellikler.

hasais / hasâis / خصائص

  • Hususiyetler, özellikler.
  • Nitelikler, özellikler. (Arapça)

hasiyat-ı maddiye / hâsiyât-ı maddiye

  • Maddî özellikler.

hasiyet / hâsiyet / خَاصِيَتْ

  • Özellik, hususiyet.
  • Özellik, özel fayda.
  • Bir şeye mahsûs hâl ve fayda, özellik.

hasiyetli / hâsiyetli

  • Üstün özellikli.

haslet-i islamiye / haslet-i islâmiye

  • İslâmiyetten gelen haslet, özellik.

haslet-i memduha / haslet-i memdûha

  • Övülmüş ve methedilmiş özellik.

hassa / hâssa / خاصه / خَاصَّه

  • Özellik, duygu.
  • Temel özellik.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik, hususiyet.

hassa-i cazibedar / hâssa-i cazibedar

  • Cazibeli, çekici özellik.

hassa-i farika / hassa-i fârika

  • Ayırıcı özellik. Vasf-ı fârık. Bir şeyi diğerinden ayıran hususiyet.
  • Farklı kılan özellik, başkalarından farklı olduğunu gösteren nitelik.

hassa-i lazime-i zaruriye / hassa-i lâzime-i zaruriye

  • Bir şeyde bulunması mutlaka gerekli olan özellik, nitelik.

hassa-i mümeyyize

  • Ayırıcı vasıf, belirgin özellik.

hassa-i mümtaz

  • Seçkin özellik.

hassa-i münhasıra / hâssa-i münhasıra

  • Bir şeyde bulunan ve sadece ona mahsus olan özellik.

hassaten / hâssaten

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hāssaten / خَاصَّةً

  • Özellikle.

hasse-i zatiye / hâsse-i zâtiye

  • Bir şeyin zâtına, kendine ait temel özellik.

hasseten / hâsseten / خاصة

  • Hususi olarak, özellikle. Yalnız, ayrıca.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça)

havass-ı mümeyyize / havâss-ı mümeyyize

  • Birşeyi diğerinden ayıran temel özellikler.

havass-ı selase / havass-ı selâse

  • Üç hassa, üç özellik.

hendese

  • Geo: şekil bilgisi.
  • Mat: Çizgi, yüzey ve hacim olarak bu üç şeklin özelliklerini ve ölçülerini inceleyen matematik kolu.

heterojen

  • yun. Kim: Cinsi ayrı olan. Türlü özellikteki taneciklerden yapılan maddelerdir.

hey'at / hey'ât

  • Birşeyin hâl ve keyfiyetleri, yani birşeyin durum, vaziyet, özellik, nitelik, kalite, şekil gibi bütüncül olarak genel yapısı.

hikmet-i tahsis

  • Ait kılınmasının, özellikle seçilmesinin hikmeti, gayesi.

hilye / حليه

  • Süs. (Arapça)
  • Güzel yüz. (Arapça)
  • Güzel özellikler. (Arapça)

hişt

  • Eskiden kullanılan, kısa el mızrağına benzer bir savaş âleti. Daha ziyade Osmanlı ordularında bulunan bu silâh, özellikle hassa birliklerine verilirdi.

homogen

  • Bütün elemanları aynı yapıda veya aynı keyfiyette olan. (Fransızca)
  • Kim: Aynı cinsten olan. Çeşitli elementlerin birleşmesiyle meydana gelmelerine rağmen, bütün kütlelerinde aynı özellikleri gösteren maddelerdir. (Fransızca)

huluk / hulûk

  • Ahlâklar, ahlakî özellikler.

hüsn-ü haslet

  • Güzel özellik, huy.

hüsn-ü zati / hüsn-ü zâtî

  • Güzelliğin, bu sıfatı taşıyan varlıkta ayrılmaz bir özellik olması.

husus / husûs

  • İş, konu, özellik.

hususan / husûsan / خُصُوصًا

  • Bilhassa, özellikle.
  • Hususca, özellikle.
  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususat

  • Özellikler, durumlar.

hususen

  • Özellikle.
  • Özellikle.

hususiyat / hususiyât

  • Hususî özellikler, nitelikler.

hususiyet / husûsiyet / خصوصيت / خُصُوصِيَتْ

  • Özellik.
  • Özellik.
  • Özellik. (Arapça)
  • Özellik.

hususiyetle / husûsiyetle

  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

hususiyle / husûsiyle

  • Özellikle.
  • Özellikle, hele hele. (Arapça - Türkçe)

huy

  • İnsandaki yerleşmiş özellik.

i'caz-ı kur'ani / i'câz-ı kur'ânî

  • Kur'ân'ın mu'cize olan özellikleri; Kur'ân'ın bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü özellikleri.

ihtisas

  • Özellik kazanma, uzmanlaşma.

illa / illâ

  • İlle, ne olursa olsun, özellikle.

imtiyaz

  • Ayrıcalık, ayırd edici özellik.

infirad eden

  • Benzeri bulunmayan, özellikleriyle tek ve ender olan.

intizam-ı kasdi / intizam-ı kasdî

  • Özellikle ve kasden yapılmış bir düzen.

ırk

  • Ayrı soyda olan, ayrı dilde konuşan değişik kültüre sâhip, şeklî özellikleri bulunan insan topluluğu, millet.

ism-i batın / ism-i bâtın

  • Allah'ın, bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işlettiğini gösteren ismi.

ism-i hafiz / ism-i hafîz

  • Herşeyi koruyan, bütün özellikleriyle kaydedip muhafaza eden anlamına gelen Allah'ın bir ismi.

istidad-ı insani / istidad-ı insanî

  • İnsanın yaratılışında var olan bütün özellikleri, konuşma, sevme gibi.

istidad-ı seyyie

  • Kötü bir özellik, yapı.

istidrac

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

istidraç

  • İnkârcı veya günahkâr kimselere Cenâb-ı Hakkın verdiği olağanüstü özellikler.

istimrar-ı ahlak / istimrar-ı ahlâk

  • Ahlakî özelliklerin aksamadan varlığını sürdürmesi.

istisna' / istisnâ'

  • Ismarlama. Bir san'at sâhibinden belirli bir işin, belirli özelliklerde yapılmasını istemek. Meselâ bir terzi ile kumaşı ve benzeri malzemeleri ondan olmak üzere bir kat elbise dikmesi için sözleşme yapmak.

itibar / itibâr

  • Özellik; bakımdan.

itibarla

  • Özellikle.

kader

  • Cenab-ı Hakk'ın kâinatta mevcut her şeyin bütün özelliklerini ezelden bilip takdir etmesidir.

kaffe-i ahval / kâffe-i ahvâl

  • Bütün hâller, durumlar ve özellikler.

kalib-i kalb / kalîb-i kalb

  • Kalp kuyusu; kuyu gibi derinliği olan his ve özellikler.

karakter

  • Temel özellik.

kasid / kâsid

  • Rağbet görmeyen ürün ve özellik.

kat-ı sıla-i rahim

  • Hısım-akrabayı ve özellikle anne-babayı terk etme, bağlantıyı kesme.

kayd-ı haysiyet

  • Mahiyet ve özellik, nitelik.

kemal-i evsaf / kemâl-i evsâf

  • Vasıf ve özelliklerin mükemmelliği.

kemal-i sıfat / kemâl-i sıfât

  • Vasıf ve özelliklerdeki mükemmellik.

kemal-i şuun / kemâl-i şuûn

  • Zâtî niteliklerin mükemmelliği; yaratıcılık ve rızık vericilik gibi Cenâb-ı Hakkın Zâtında bulunan kutsal özelliklerin mükemmelliği.

kemalat-ı ahlakiye / kemâlât-ı ahlâkiye

  • Ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler.

kemalat-ı ahmediye / kemâlât-ı ahmediye

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed'in üstün özellikleri, mükemmellikleri.

kemalat-ı fevkalade / kemâlât-ı fevkalâde

  • Olağanüstü, mükemmel özellikler.

kemalat-ı harika / kemâlât-ı harika

  • Olağanüstü üstün ve mükemmel özellikler.

kemalat-ı insaniye / kemâlât-ı insaniye

  • İnsana ait mükemmel ve benzersiz özellikler.

keyfiyat / keyfiyât

  • Durumlar, özellikler.
  • Özellikler, nitelikler, durumlar.

keyfiyet

  • Nitelik, özellik, durum.

keyfiyetçe

  • Özellik, nitelik açısından.

keyfiyeten

  • Nitelik ve özellik bakımından.

kinin

  • Ateşli hastalıkların ve özellikle sıtmanın tedavisinde kullanılan bir tür bitki.

kıymet-i ruhiyece

  • Ruhsal özelliklerin değeri, zenginliği açısından.

kroki

  • Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı.

kuddus / kuddûs

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Azamet ve celâline, büyüklüğüne lâyık olmayan, noksanlık ve eksiklik getiren şeylerden, his organlarının anladığı, hayâl gücünün hayâl ettiği, hâtıra gelen ve düşünülebilen her türlü vasıftan ve özellikten münezzeh, pâk ve temiz olan.

kulunç

  • Özellikle omuzlarda olan şiddetli ağrı.

künye

  • Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği gibi özelliklerini gösteren kayıt.

kütüb-ü imaniye ve islamiye / kütüb-ü imaniye ve islâmiye

  • İman hakikatlerini ve İslâmın temel özelliklerini anlatan kitaplar.

kuvveden fiile çıkma

  • Potansiyel özellikleri dışa yansıtma, uygulama.

kuyud ve hey'at / kuyud ve hey'ât

  • Bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

kuyudat / kuyûdât

  • Kayıtlar; bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

kuyudat-ı kelam / kuyûdât-ı kelâm

  • Sözün kayıtları; bir sözün bütününü meydana getiren harf, kelime gibi parçalarıyla bunların sarf ve nahiv (dilbilgisi) yönünden özellikleri; meselâ, erkeklik-dişilik, belirlilik-belirsizlik, isim-sıfat gibi.

lasiyyema / lâsiyyema / lâsiyyemâ / لاسيما

  • Özellikle.
  • Hususan, özellikle.
  • Özellikle. (Arapça)

lazıme-i zaruriye / lâzıme-i zaruriye

  • Varlığı zorunlu ve mutlaka gerekli olan zorunlu ve gerekli özellik.

leff-ü neşr

  • Sarıp bağlama ve çözüp yayma. Birkaç isim yazdıktan sonra onların her birine ait özellik veya görevleri ayrıca sıralama. Bu sıralama isimlerin sırasına uygun sırada olursa "mürettep" adını alır. Olmazsa "müşevveş" adını alır.

letafet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait güzellik ve şirin özellik.

mahiyat-ı eşya / mâhiyât-ı eşya

  • Kâinattaki eşya ve varlıkların mâhiyetleri, temel özellikleri ve asıl yapıları.

mahiyat-ı mücerrede-yi ruhaniye / mahiyât-ı mücerrede-yi ruhaniye

  • Ruhânî soyut mâhiyetler, özellikler.

mahiyat-ı mümkinat / mâhiyât-ı mümkinât

  • Kâinattaki varlıkların mâhiyetleri; varlığıyla yokluğu eşit olan ve varlığı Cenâb-ı Hakkın var etmesine bağlı olan varlıkların temel özellikleri, asıl yapıları.

mahiyat-ı mümkine

  • Mümkin olan mâhiyetler; varlığı da yokluğu da eşit olan varlıkların temel özellikleri.

mahiyet-i asliye

  • Asıl, gerçek mahiyet, özellik.

mahiyet-i beşeriye

  • İnsanların yapısında bulunan temel özellik.

mahiyet-i hayvaniye

  • Hayvanî mahiyet, özellik.

mahiyet-i insaniye / mâhiyet-i insaniye

  • İnsana ait temel özellik, insanın içyapısı.

mahiyet-i kudsiye

  • Mukaddes mahiyet, özellik.

mahiyet-i mücerrede-i ruhaniye

  • Ruha ait soyut bir özellik.

mahiyet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'e ait temel özellik.

mahiyet-i mukaddese

  • Mukaddes mahiyet, özellik.

mahiyet-i vahide / mahiyet-i vâhide

  • Tek mahiyet, aynı özellik.

mahiyetçe

  • Nitelikçe, özellikçe.

mahsusat / mahsûsât

  • Hususiyetler, birşeye özel, has özellikler.
  • Hususî şeyler, özellikler.

makine-i dakika-i bedia-i ilahiye / makine-i dakika-i bedîa-i ilâhiye

  • Benzersiz ve çok ince özelliklerle donanmış İlâhî makine.

matara

  • Kavanoz; özellikle askerlerin kullandığı veya yolculukta kullanılan bir çeşit su kabı.

mecma-ı evsaf-ı masume / mecma-ı evsaf-ı mâsume

  • Mâsum nitelik ve özelliklerin toplandığı yer.

mehasin-i mücerrede

  • Soyut güzellikler; maddî olmaktan, her türlü sınırlayıcı özelliklerden uzak olan güzellikler.

meleke

  • Zihnin anlama, kavrama, hatırlama gibi özellikleri, tekrar tekrar yapmaktan dolayı kazanılan beceri.

menakıb / menâkıb / مناقب

  • Menkıbeler, övgüye değer özellikler. (Arapça)

meşveret-i meşrua

  • İslâmın sınırlarını ve özelliklerini belirlediği istişare ve danışma uygulaması.

mezaya / mezâyâ

  • Meziyetler, üstün özellikler.

mezaya-yı haşmet / mezâyâ-yı haşmet

  • Haşmetli meziyetler, özellikler.

meziyat / meziyât

  • Meziyetler, güzel özellikler.

meziyat-ı kelamiye / meziyât-ı kelâmiye

  • Sözün, kelâmın özellikleri, hususiyetleri.

meziyet

  • Üstün özellik.
  • Güzel özellik.

meziyet-i zatiye / meziyet-i zâtiye

  • Bir şeyin veya bir kişinin bizzat kendisinde bulunan meziyet ve değerli özellik.

meziyyat / meziyyât

  • Meziyetler, üstün nitelikler ve özellikler.

mihanikiyet

  • Hareket kabiliyeti, mekanik özellik.

misli / mislî

  • Çarşıda, pazarda aynı evsâfta, özellikte benzeri bulunan, fiyatları farklı olmayan mal.

mizac / mizâc

  • Huy, tabîat, bir kimsenin yaratılıştan gelen özelliklerinin hepsi.

mu'ciznüma keramet / mu'ciznümâ keramet

  • Mu'cize özelliklerini taşıyan keramet.

mübayenet-i mahiyet

  • Temel yapıdaki farklılık, farklı özelliklere sahip olma.

münhasır kalma

  • Bir özellik ve konumla sınırlı kalma.

münhasıran

  • Hususi olarak, sadece, yalnız olarak, özellikle.

müşekkik

  • Bir cins içindeki ferdlerin hepsinde eşit miktârda bulunmayan sıfat, özellik.

mütevati / mütevâtî

  • Bir cins içinde bulunan ferdlerin hepsinde müsâvî, eşit miktarda bulunan sıfat, husûsiyet, özellik.

muttasıf

  • Sıfatlanan, özellik kazanan.

nüve-i imtisal

  • Emre uymayı sağlayan eşyanın mahiyetindeki temel çekirdek, özellik.

reşehat-ı meziyat / reşehât-ı meziyât

  • Meziyetlerin, güzel özelliklerin dışa yansımaları.

rezalet-i medeniye

  • Modern çağın yol açtığı rezil durum ve özellikler.

sahib-i kemal / sahib-i kemâl

  • Üstün özellik ve fazilet sahibi.

sahib-i kemalat / sahib-i kemâlât

  • Üstün özellik ve fazilet sahibi.

sahib-i menba-ı keramat ve hakikat / sahib-i menba-ı kerâmât ve hakikat

  • Allah'ın bir ikramı olarak verilen olağanüstü hal ve özellikler ile gerçeklerin kaynağına sahip olan.

şahs-ı külli / şahs-ı küllî

  • Ferdlerde bulunan bütün özellikleri kendinde toplayan şahıs, ferd, kişi.

seciye-i fıtri / seciye-i fıtrî

  • Doğal, yaratılıştan gelen özellik, karakter.

seciye-i islamiye / seciye-i islâmiye

  • İslâmın temel özellikleri.

sıfat / sıfât / صفات / صفت

  • Özellik, hâl, keyfiyyet. Varlıkta kendi kendine duramayıp başka bir şeye muhtaç olan şey.
  • Özellik.
  • Sıfatlar, özellikler.
  • Özellik, nitelik.
  • Özellikler, vasıflar. (Arapça)
  • Özellik, vasıf. (Arapça)

sıfat-ı hasene

  • Güzel özellik.

sıfat-ı ilahiye / sıfât-ı ilâhiye

  • Allah'ın sıfatına ait özellik.

sıfat-ı kudsiye / sıfât-ı kudsiye

  • Kutsal vasıflar ve özellikler.

sıfat-ı küfriye

  • Küfre ait özellikler, inkârâ ait nitelikler.

sıfat-ı lazime / sıfât-ı lâzime

  • Gerekli olan özellikler.

sıfat-ı masume / sıfat-ı mâsume

  • Masum nitelik, temiz özellik.

sıfat-ı meşhure / sıfât-ı meşhure

  • Meşhur sıfatlar, özellikler.

sıfat-ı mutlaka-i muhita / sıfât-ı mutlaka-i muhîta

  • Allah'ın yüce Zâtını niteleyen ve bütün kâinatı kuşatan sınırsız ve sonsuz kutsal özellikler.

sıfat-ı rububiyet / sıfât-ı rububiyet

  • Rububiyete dair sıfatlar; her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşması için muhtaç olduğu şeylerin verilmesi, onların terbiye edilip idare edilmesi ve egemenlik altında bulundurulmasına dair İlâhî sıfatlar, özellikler.

sırr-ı camiiyet / sırr-ı câmiiyet

  • Pek çok gerçekleri kapsayıcı özellik.

şümus-u kur'an / şümus-u kur'ân

  • Kur'ân-ı Kerimin içinde bulunan ve her birisi güneş gibi iman hakikatlerini açıkça gösteren temel özellikleri.

şuun

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler.

şuun-u mukaddese / şuûn-u mukaddese

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuun-u münezzehe / şuûn-u münezzehe

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait münezzeh özellikler.

şuun-u zatiye / şuûn-u zâtiye

  • Zâtî nitelikler, özellikler.

şuun-u zatiye-i rabbaniye / şuûn-u zâtiye-i rabbâniye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuunat / şuûnât

  • İşler, faaliyetler; Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.
  • İşler, faaliyetler
  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuunat-ı kesireye malik / şuûnât-ı kesireye mâlik

  • Pek çok halleri, özellikleri, etkinlikleri bulunan; pek çok işi yapabilen.

şuunat-ı kudsiye / şuûnât-ı kudsiye

  • Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden özellikleri.

şuunat-ı mukaddese / şuûnât-ı mukaddese

  • Allah'ın tertemiz ve noksansız olan işleri, mukaddes özellikleri.

şuunat-ı rububiyet / şuûnât-ı rububiyet

  • İdare ve terbiye edici Rabbimizin zâtına mahsus kutsal özellikler, temel nitelikler.

şuunat-ı sübhaniye / şuûnât-ı sübhâniye

  • Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevkeden Zâtına ait kutsal özellikler.

şuunat-ı uluhiyet / şuûnât-ı ulûhiyet

  • İlâhlığın şe'nleri, kutsal özellikleri.

şuunat-ı zatiye / şuûnât-ı zâtiye

  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler.

tabayi

  • Tabiatlar, temel özellikler.

tabayi-i esasiye / tabâyi-i esasiye

  • Esas unsurların özellikleri.

tabiat

  • Yaradılıştan gelen temel özellik, yaradılış, huy, ilâhî kanunlar.

tabiat-ı hevai

  • Hava gibi görünmez ve lâtif özellikte olan tabiat.

tabiat-ı hevaiye / tabiat-ı hevâiye

  • Hava gibi hafif ve lâtif özellikte olan tabiat.

tabiat-ı masiyet / tabiat-ı mâsiyet

  • Günahın tabiatı, doğası; Allah'a karşı yapılan isyankârlığın ve günahın temel özellikleri, yapısı.

tahliye

  • Serbest bırakılma.
  • (تحليه) Tezyin; güzel özelliklerle donatmak, süslemek.
  • (تخليه) Tenzih; noksanlardan uzak tutma.

tamam-ı mahiyet

  • Mahiyetinin tamamı, bütün özellikleri.

tarifename / târifename

  • Bir şeyin bütün özelliklerini tanıtan yazı.

tavsif

  • Vasıflandırma, özelliklerini anlatma.
  • Niteleme, özelliklerini söyleme.

tavsif edilme

  • Özelliklerin anlatılması.

tavsif edilmez

  • Özellikleri anlatılmakla bitmez.

tavsif etmek

  • Vasıflandırmak, özelliklerini anlatmak.

tavsifat

  • Vasıflandırma, özelliklerini anlatma.

tavsifname / tavsifnâme

  • Özellikleri belirten yazı.

tefani / tefanî

  • Birbirinde fâni olma; fikren arkadaşının meziyet ve hissiyatı ile yaşama, onun üstün özelliklerini kendisinin gibi kabul edip onunla iftihar etme.

tenkih-ül menat

  • Menatın, yani illetin ayıklanması. Usul-ü Fıkhın kıyas bahsine ait bir ıstılahtır. Kıyasın dört rüknünden biri olan illetin, diğer benzeri hususiyetlerden ayıklanmasıdır. Şöyle ki: Şâri (Allah C.C.) bir hükmü bir sebebe bina eder. Fakat o illetle beraber hükme te'siri olmayan birçok özellikler de bu

teşahhusat-ı mülkiye

  • Varlıkların maddî yönleriyle belirgin olarak ortaya çıkması, diğer fertlerden ayrılabilir özellikleriyle kendini göstermesi.

üslub-u müzeyyen / üslûb-u müzeyyen

  • Süslü, parlak üslûp (Bu üslûp teşvik etme ve sakındırma gibi özellikleri ihtiva eder.).

vasf / وصف

  • Nitelik, özellik.
  • Nitelik, özellik. (Arapça)
  • Övgü. (Arapça)

vasf-ı cari / vasf-ı cârî

  • Mütedavil olan özellik, yürürlükte olan nitelik.

vasfetmek

  • Özelliklerini saymak.

vasfiyet-i asliye

  • Asıl vasıf, temel özellik.

vasıf / وصف

  • Özellik.
  • Özellik.

vassaf / vassâf

  • Özellikleri tanıtan.
  • Herşeyin vasıf ve özelliklerini bilen ve bildiren.

yusufi / yusufî

  • Hz. Yusuf'un özelliklerini taşıyan.

zarure-i naşie / zarure-i nâşie

  • Kendisinde bulunması zorunlu olan, ondan ayrılması mümkün olmayan zorunlu özellik.

zat ve sıfat ve şuun-u ilahiye / zât ve sıfât ve şuûn-u ilâhiye

  • Allah'ın Zât, sıfat ve mukaddes özellikleri.

zati hassa / zâtî hassa

  • Bir varlığın kendisinde olan ve onsuz olması imkânsız olan özellik.

zevk-i i'caz / zevk-i i'câz

  • Mu'cizeliğin zevki; mu'cize özelliklerle muhatap olan kişinin aldığı mânevî zevk.