LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Önemlİ ifadesini içeren 77 kelime bulundu...

akson

  • yun.Tıb: Sinir hücrelerinden çıkan uzantıların en önemlisi.

ayasofya

  • Şimdi müze olan önemli bir cami.

ayat-ı mühimme / âyât-ı mühimme

  • Önemli âyetler.

buhari / buharî

  • En önemli hadîs kitabının yazarı.

camiü'l-ezher üniversitesi / câmiü'l-ezher üniversitesi

  • Mısır'da bulunan, İslâm dünyasının en önemli ve en eski sayılan üniversitesi.

celcelitiye / celcelîtiye

  • Hazreti Ali radıyallahu anhın önemli bir eseri.

ciddi / ciddî / جدی

  • Ağırbaşlı. (Arapça)
  • Önemli. (Arapça)

cihangir

  • Dünyanın önemli bir bölümüne hükmeden, egemenliği altına alan.

cihazat-ı mühimme

  • Önemli cihazlar.

cuma / cumâ

  • Önemli bir namaz.

dava / dâva

  • Savunulan düşünce, hak talebi, önemli mesele.

derecat-ı refia ve mühimme / derecat-ı refîa ve mühimme

  • Çok yüce ve önemli dereceler.

düstur-u azim / düstur-u azîm

  • Büyük ve önemli düstur, prensip.

egosantrizm

  • Psk: Benmerkezcilik. Zihnî gelişmenin ilk çocukluk safhası. Bebek büyüyüp kendi varlığı ile başka varlıkları ayırmaya başladığı zamanlarda kendine has bir düşünce tarzı ile düşünür. Sanki dünyada en önemli varlık kendisi, herşey onun emrine ve isteğine hazır olmalı. Annesi, babası, diğer insanlar ve (Fransızca)

ehem

  • En önemli.

ehemm / اهم

  • En önemli.
  • En önemlisi. (Arapça)

ehemmiyet-i namütenahiye / ehemmiyet-i nâmütenâhiye

  • Sonsuz derecede ehemmiyetli, önemli.

ehemmiyet-i san'aviye

  • San'at bakımından önemlilik.

ehemmiyetli

  • Önemli.

ehl

  • (Ehil) Yabancı olmayan, alışık olduğumuz.
  • Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli anlamıyla ehil ve ehliyet İslâmiyette önemli bir husustur. Dinimiz, bize işleri ehline vermemizi emreder. Cemiyette işler, mevkiler, makamlar, görevler, ehline v

emr-i mühimme

  • Önemli iş.

erkan-ı azime / erkân-ı azîme

  • Büyük ve önemli esaslar.

erkan-ı mühimme / erkân-ı mühimme

  • Bir topluluğun ileri gelenleri, önemli büyükleri; köşe taşları.

esas-ı mühim

  • Önemli esas.

esasat-ı mühimme

  • Önemli esaslar.

eshab-ı bedr / eshâb-ı bedr

  • İslâm târihinin ilk ve en önemli muhârebesi olan Bedr savaşında Peygamber efendimiz ile birlikte Mekkeli müşriklere (puta tapanlara) karşı harbedip kıyâmete kadar unutulmayacak şanlı bir zafer kazanan üç yüz on üç kahraman mücâhid.

eşhas-ı mühimme

  • Önemli kişiler.

esrar-ı mühimme / esrâr-ı mühimme

  • Önemli sırlar.

evrad-ı mühimme

  • Önemli virdler, zikirler.

haiz-i ehemmiyet / hâiz-i ehemmiyet / حائز اهميت

  • Ehemmiyetli, mühim, önemli.
  • Önemli.

hakikat-i mühimme

  • Önemli gerçekler.

hamiyet

  • Din ve millet gibi önemli değerleri koruma ve bunlara hizmet etme duygusu.

hareket-i mühimme

  • Önemli hareket.

hatair

  • (Tekili: Hatire) Mühim işler, ehemmiyetli ve önemli ameller.

hayati / hayatî

  • Hayata ve yaşamağa ait. Hayatla alâkalı. Hayat için mecburi olan.
  • Mc: Çok önemli bir şeyin bağlı bulunduğu başka bir şey. Temel.
  • Hayatla ilgili, önemli.

ihtar-ı mühim

  • Önemli ikaz, uyarı.

ihtifalat-ı mühimme / ihtifâlât-ı mühimme

  • Önemli merasimler.

kaide-i mühimme

  • Önemli kural.

kenzülarş

  • Önemli bir bir dua.

kısm-ı mühim

  • Önemli bir kısım.

latince

  • Eski Roma'da konuşulan ve bugünkü Fransızca, İspanyolca, İtalyanca gibi dilleri doğurmuş olan ana dil ki, Hint-Avrupa dil âilesinin önemli bir kolu olan İtalik grubundandır.

lübane

  • (Çoğulu: Lübânât) Hâcet, ihtiyaç.
  • Önemli ve ehemmiyetli iş.

maksud-u ehem

  • Çok önemli gaye.

maslahat

  • İş, emir, madde, keyfiyet, önemli iş.
  • Barış, dirlik-düzenlik.

mesail-i mühimme-i hakikiye / mesâil-i mühimme-i hakikiye

  • Gerçek önemli meseleler, konular.

meşair / meşâir

  • Hacı olmadan önce durulması gereken önemli yerler.
  • Hasseler, duygular.

mesele

  • Sorulup karşılığı istenen problem.
  • Önemli iş.

mesele-i mühimme

  • Önemli mesele.

mevaki-i mühimme

  • Önemli mevkiler. Ehemmiyetli yerler.

muamele-i mühimme

  • Önemli davranış.

mühim / مهم

  • Önemli.
  • Önemli.
  • Önemli.
  • Önemli. (Arapça)

mühimme / مهمه

  • Mühim, önemli.
  • Önemli. (Arapça)

mühimmi

  • Önemlisi.

mühimter

  • Ehemmiyetli ve çok önemli. (Farsça)

nahb

  • Yüksek sesle ağlama.
  • Önemli iş, mühim iş. Nezretmek, adamak.
  • Seri seyr.
  • Vakit, müddet. Ecel, ölüm, mevt.

netaic-i mühimme / netâic-i mühimme

  • Önemli sonuçlar.

nokta-i mühimme

  • Önemli nokta.

nukat-ı mühimme

  • Önemli noktalar.

nükte-i mühimme

  • Önemli ince nokta.

pencere-i mühimme

  • Önemli pencere.

rükn

  • Bir şeyin en sağlam tarafı, temeli, direği.
  • Kolon, direk.
  • Önemli kimse.

rükn-ü mühim

  • Mühim bir rükün, esas, önemli şart.

sebeb-i mühim

  • Önemli sebep.

sekine / sekîne

  • Sakinlik, okuyana sakinlik veren önemli bir dua.

sırr-ı ehem

  • Çok önemli sır.

sırr-ı mühim

  • Önemli sır, hakikat.

tarihi / tarihî

  • Tarihe geçmiş, oldukça önemli.

teşkilat-ı nuraniye ve mühimme / teşkilât-ı nuraniye ve mühimme

  • Nurlu ve önemli oluşum.

teşrifatçı

  • Önemli bir mekânda, gelenleri buyur eden.

teveccüh

  • Yönelme.
  • Peygamberleri aleyhimüsselâm veya evliyâyı vesîle (vâsıta) yaparak, onların hâtırı için istenilen bir şeye kavuşturması için Allahü teâlâya yalvarmak. Buna, istigâse, tevessül ve teşeffü' de denir.
  • Tasavvuf yolunda ilerleme, yükselme sebeblerinden en önemli olanı. Bir velîni

ulum-u mühimme / ulûm-u mühimme

  • Önemli ve değerli ilimler.

ünvan-ı manidar / ünvan-ı mânidâr

  • Önemli makam ve isim.

üssü'l-esas-ı islamiyet / üssü'l-esas-ı islâmiyet

  • İslâmiyetin en önemli temeli.

vakıat-ı mühimme

  • Önemli olaylar.

vazife-i mühimme

  • Önemli görev.

vukuat-ı mühimme

  • Önemli olaylar.

yunus aleyhisselam / yûnus aleyhisselâm

  • Musul yakınındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babasının ismi Metâ'dır. Yûnus aleyhisselâm Âsûr Devleti'nin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu.