LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ölçme ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

ampermetre

  • Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan âlet. (Fransızca)

areometre

  • yun. Sıvıların yoğunluk derecesini ölçmeye yarayan âlet. Arşimet'in keşfettiği kanuna istinad edilerek yapılan bu alet, içi boş cam bir silindir ile bunun üst kısmındaki dereceli bir çubuktan ibarettir.

barimetre

  • Gürültünün şiddetini ölçmeğe yarıyan âlet. (Fransızca)

cezf

  • Bir şeyi ölçmeden tartmadan almak.

derece

  • (Çoğulu: Derecât) Yukarıya çıkacak basamak.
  • Dairenin bölündüğü dilim. 360 kısmın beheri ki, açıları ölçmeye yarar.
  • Termometrenin bölündüğü kısımların beheri. Mertebe, paye.
  • Miktar, rütbe.

endaze

  • Ölçü, mikyas. (Farsça)
  • Arşının bez, basma vesâire ölçmeğe mahsus küçük cinsi. (60 cm.dir) (Farsça)
  • Tahmin, takdir. (Farsça)
  • Derece, mertebe. (Farsça)
  • Mc: Hesap. (Farsça)

enlem

  • (Arz dairesi) t. Yer yüzünde herhangi bir noktanın ekvatora olan uzaklığının açı cinsinden değeri. Dünyanın büyüklüğü X. yy. başlarında Sincar sahrasında ve Kûfe civarında bir meridyenin uzunluğunu ölçmek suretiyle bulan Musa Oğulları nâmıyla tanınan Muhammed, Ahmed ve Hasan isimlerindeki üç kardeş

iktiyal

  • Kile veya ölçek ile ölçme.

iktiyas

  • Benzerini bulma.
  • Ölçme, kıyas tutma.

iskandil

  • ing. Denizin derinliğini ölçmeğe yarayan ve gemilerde kullanılan bir âlet.
  • Bir şeyin hakikatını anlamağa çalışma. Yoklama, deneme, tecrübe etme.

izra'

  • Arşınlama, ölçme.

keyl

  • Ölçme.
  • Kile. Hububat ölçüsü. Ölçek.

kıyas / kıyâs

  • Bir şeyi diğer bir şeyle ölçme, bir şeyi başka şeye benzetme; hakkında nass (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf) bulunmayan bir mes'elenin hükmünü, buna benzeyen ve hakkında nass bulunan başka bir mes'elenin hükmüne benzeterek anlama.

mehenk

  • Ölçü, altının ayarlarını ölçmeye yarayan ölçü taşı.

mekil / mekîl

  • Ölçmek.
  • Kilo ile ölçülen şey.

mesafe

  • Uzaklık. Uzunluk.
  • Ara.
  • Bir nevi uzaklık ölçme usulü.

mesaha

  • Genişlik.
  • Genişlik ölçme.
  • (Arazi vs.) Ölçme, ölçüm.

miheng

  • Ölçü, altını ölçmeye yarayan ölçü taşı.

misaha

  • Ölçmek, miktarını bilmek.

mücazefe

  • Söz ile karşısındakinin hakkını örtmek, aldatmak.
  • Fık: Tartıp ölçmeden göz kararı ile yapılan tahmini satış. Götürü almak. Toptan satmak.

mukayese

  • (Kıyas. dan) Kıyas etme. Ölçme. Karşılaştırma.

muvazene / موازنه / muvâzene / مُوَازَنَه

  • Ölçme, denge.
  • Ölçme.

muvazenet

  • Ölçmek. Denk olup olmadığını bilmek için tartmak, ölçmek.
  • Düşünmek.
  • İki şeyin vezince birbirine denk olması. Uygunluk.

şahıs

  • (şahs. dan) Ölçmek için dikilen ve işaret tutulan nişan.
  • Belirten.

şakul / şâkul

  • Düşeyliği ölçme âleti.

takdir / takdîr

  • Ölçme, değer biçme, değer verme, tâyin etme. Allahü teâlânın, olacak hâdiseleri ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) ilm-i ezelîsi (başlangıcı olmayan ilmi) ile bilip tâyin etmesi.

tatfif

  • Alırken dolgun, verirken eksik ölçmek.

tekyil

  • (Kile. den) Kile ile ölçme.

tertil

  • Saçı yağlamak.
  • Tartmak, ölçmek.

teşabür

  • Birbiriyle karışlarını ölçmek.
  • Kavga etmek için birbirine karşı gelmek.

teşbir

  • Karışlama.
  • Ölçme.

vahid-i kıyasi / vâhid-i kıyasî

  • Bir şeyin miktarını ve sair hususiyetlerini ölçmek için kendi cinsinden değişmez olarak tayin edilen parça veya miktar. Meselâ: Uzunluğun "vâhid-i kıyasîsi" metredir. Hava tazyiklerinin ve sıcaklıklarınınki de derecedir.

vezn

  • (Vezin) Tartma. Ölçme. Hesaplama.
  • Tartacak şey. Tartı.
  • Ağırlık.

zer'

  • Ölçmek.
  • Kederli ve tasalı olmak.
  • Kalb.
  • El yaymak.
  • Kudret, kuvvet, tâkat.