LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te grup ifadesini içeren 51 kelime bulundu...

ahzab / ahzâb

  • (Tekili: Hizb) Hizbler, bölükler, kısımlar, gruplar.
  • Toprağı katı yer.
  • Kur'ânın kısımları. Hizbleri.
  • Hizbler, gruplar.

ahzab-ı dalalet / ahzâb-ı dalâlet

  • Hak yoldan sapan gruplar.

asarim

  • (Tekili: Asrâm) Çadır toplulukları. Ayrı ayrı küçük insan grupları.

asram

  • (Tekili: Sırm) İnsan toplulukları, insan kümeleri.
  • Çadır grupları.

basriyyun

  • Milâdi 8. yy. da Basra'da yaşamış lisaniyat âlimlerinden bir grup.

bolşevik / بُولْشَوِيكْ

  • Çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresi'nde Vladimir Lenin ve Julius Martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup.

Bolşevizm

  • Rusça'da çoğunluk anlamına gelir.

    Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDIP) içindeki ayrılıkta Lenin ile aynı görüşü savunanlar kongre çoğunluğu sağlamışlar ve bu tarihten sonra Leninist görüşleri savunmanın diğer adı Bolşevizim olmuştur. Bu kelimenin Rusça'daki zıddı; Menşevik.

    Bu kongrede azınlıkta kalan grup ise Menşevikler olarak adlandırılmıştır. Marksist literatürde menşevik bir hakaret olarak kullanılır.

    Siyasi tutarsızlığı simgeler.

burjuvalar taifesi

  • Şehirlerde yaşayan, özel imtiyazlardan yararlanan zengin grup.

cemaat

  • Topluluk, grup.

cemiyet ve fırka

  • Siyasî parti, grup ve topluluk.

cibill

  • (Çoğulu: Cibillât) Yaratılmak.
  • İnsanlardan bir grup.

dalalet fırkaları / dalâlet fırkaları

  • Sapkın gruplar, doğru yoldan ayrılan topluluklar.

deste / دسته

  • Grup. (Farsça)
  • Demet. (Farsça)
  • Kulp. (Farsça)

ehzab / ehzâb / احزاب

  • Hizipler. (Arapça)
  • Partiler. (Arapça)
  • Gruplar. (Arapça)

enva-ı tabiin / envâ-ı tâbiîn

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ashabıyla görüşmüş olan Müslümanların oluşturduğu gruplar.

familya

  • Aile. Soy. Zevce. Kadın. Eş. (Fransızca)
  • Aynı cinsten olan nebat grubu. Aynı soydan veya cinsten olan. Aralarında benzerlik bulunan grup. (Fransızca)

fasile / fasîle

  • Alt grup.

felah-ı vatan / felâh-ı vatan

  • Vatanın kurtuluşu. Vatanın selâmeti.
  • Tar: 10 Şubat 1920'de İstanbul Mebuslar Meclisi'nde teşekkül etmiş olan bir grup.

fevc / فوج

  • Grup, cemaat, zümre. (Arapça)
  • Bölük, takım. (Arapça)

fevc fevc

  • Dalga dalga, grup grup.

filo

  • Takım, grup.

fırak-ı dalle / fırak-ı dâlle

  • Hak yoldan ayrılmış, sapkın gruplar.

firak-ı dalle / firak-ı dâlle

  • Hak yoldan ayrılmış gruplar.

fırak-ı fesadiye

  • Fesat, bozugunculuk çıkaran gruplar.

fırka / فِرْقَه

  • Grup.
  • Cemâat, topluluk, bölük, grup.
  • Grup, tümen.

fırka-i halisa / fırka-i hâlisa

  • Samimî grup, samimî, içten kişilerin partisi.

grev

  • İşçilerin isteklerini işverene kabul ettirmek için, işlerini hep birlikte bırakmaları.İslâmiyette işçi hakları çok ciddi korunmakla beraber, grev ve benzeri hareketlere başvurulması istenmez. Çünki grev, millî gelire zarar verdiği gibi, sosyal grupları doğurmakla boğuşmalarına ve dolayısıyla da mill (Fransızca)

güruh

  • Grup, topluluk.

hizb / حزب

  • Parti. (Arapça)
  • Grup. (Arapça)

hizbü'l-kur'ani / hizbü'l-kur'ânî

  • Kur'ân'a hizmet eden, onun hakikatlerini yaşayıp yaşatmaya çalışan grup.

hizip

  • Grup, parti.

ifsat komitesi

  • Bozgunculuk çıkaran grup.

kàfile

  • Grup, topluluk.

kafile / kâfile

  • Grup, topluluk.

kàfile-i kübra / kàfile-i kübrâ

  • Büyük grup, büyük kervan.

kategori

  • Aralarında herhangi bir bakımdan alâka veya benzerlik bulunan şeylerin hepsi.
  • Zümre, grup.

kulis faaliyeti

  • Toplantı yapılan yerlerde, toplantı haricinde çeşitli grupların yaptığı gizli çalışma.

mürefref / مُرَفْرَفْ

  • İnce, nazik kumaştan yapılmış.
  • Dalları sallanan nâzik lâtif ağaç.
  • Sürü sürü, grup grup.
  • Yeşil elbise.
  • Grup grup / Nazik, ince.

rafızi / râfızî

  • Şiî gruplarından aşırı bir gruba dahil olan kişi.

tabakat

  • Tabakalar. Katlar. Gruplar. Dereceler.

tabakat-ı kümmelin-i insaniye / tabakat-ı kümmelîn-i insaniye

  • Mükemmel insan tabakaları, grupları.

tabakat-ı mevcudat

  • Varlıkların tabakaları, grupları.

tahzib

  • (Hizb. den) Takım haline getirmek. Hizibleştirmek. Gruplaştırmak.

taife / tâife

  • Grup, topluluk.
  • Cemaat, grup, kavm, kabile, takım.

taife taife

  • Grup grup.

taife-i azim / taife-i azîm

  • Büyük topluluk, grup.

taife-i azime / taife-i azîme

  • Büyük topluluk, grup.

taife-i mahlukullah / tâife-i mahlûkullah

  • Allah'ın yarattığı taife, grup.

tarafgirane / tarafgirâne

  • Bir grup veya partiyi destekleyerek, benimseyerek.

tavaif

  • (Tekili: Taife) Gruplar. Milletler, kavimler. Bölükler.

tavaif-i beşer / tavâif-i beşer

  • İnsan taifeleri, grupları.

 

LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR

Luggat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yorumlarınız Luggat.com Facebook sayfasında otomatik olarak yayınlanır. Facebook sayfamızı takip etmek için tıklayın:

TAKİP ET