LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Uyku ifadesini içeren 116 kelime bulundu...

agyed

  • Uykucu, tenbel.
  • Esmer vücutlu.
  • Nazik derili.

alem-i hab / âlem-i hâb

  • Uyku ve rüyâ âlemi. Bazan âlem-i mâna, âlem-i misal, âlem-i nevm gibi tâbirler de kullanılır.

alem-i menam / âlem-i menâm

  • Uyku âlemi, rüyâ âlemi.
  • Uyku âlemi, rüya âlemi.

arık

  • Uykusuz kimse, uykusuz olma halindeki.

avret

  • Eksik. Gedik. Gizlenmesi lâzım gelen şey. Dinen örtülmesi vâcib olan âzâ, ud yeri. Utanılacak ve hayâ edilecek şey. Erkeklerde göbek ile diz kapağı arasındaki kısım.
  • Kadın. Zevce. Nikâhlı.
  • Gece uykuya yatacağı vakit ve seherden evvel uykudan kalkılacak saate de şeriat örfünde

ba's

  • Gönderme, gönderilme.
  • Cenab-ı Hakk'ın peygamber göndermesi.
  • Diriliş. Yeniden diriltme. İhyâ.
  • Uykudan uyandırma.

bahset

  • Uykuda ağırlık basma. (Farsça)
  • Uyurken olan horultu. (Farsça)

bahtek

  • Uykuda iken ağırlık basma. (Farsça)
  • Fena tâlih, küçük şans. (Farsça)

balin-perest

  • Hizmetçi, hâdim, hademe.
  • Tenbel, uykucu.

bidar / bîdar

  • Uykusuz, uyumayan. Uyanık. (Farsça)

cahif

  • Uykusunda dişini öttürmek.
  • Çok fazla hafiflik üzerine olmak.
  • Nefis, ruh.
  • İnsanın karnından çıkan ses.
  • Kısa.
  • Çok asker.

cüsam

  • Uykuda gelen ağırlık, kâbus.

cüsum

  • Kuşun, uyuması vaktinde göğsünü yere koyup çömelmesi. Çömelip oturmak.
  • Uykuda gelen ağırlık. Kâbus.
  • Oturmak.

erak

  • Uykusuzluk.

erk

  • Tıb: Uykusuzluk hastalığı.

faite / fâite

  • Gaflet, uyku, unutmak, hastalık, düşman korkusu gibi bir özürle kaçırılan farz veya vâcib namaz.

feha

  • Horultulu uyku.
  • Şişman kadın.
  • Ayaklarda olan gevşeklik.

fehha

  • Uyku içinde horlamak.
  • Çağırmak.

feşfeşe

  • Uykudan uyandırmak.

feylule / feylûle

  • İkindiden akşama kadar olan ve mekruh addedilen uyku.
  • İkindiden akşama kadar olan mekruh uyku.

feza'

  • Korku. Havf.
  • Sığınma, dehalet.
  • Uykuda şiddetli korku ile uyanmak.

gaylule / gaylûle

  • Sabah uykusu.

giran-hab

  • Uykusu ağır olan adam. (Farsça)

gırar

  • Devenin sütünün azalması.
  • Az uyku.
  • Miktar.
  • Cihet, Misâl.
  • Yol.
  • Birbiri ardınca olmak.
  • Her nesnenin kenarı.
  • Büyük kıl çuval.

hab / hâb / خواب

  • Uyku. Rü'yâ. (Farsça)
  • Uyku.
  • Uyku. (Farsça)
  • Rüya. (Farsça)

hab-alud

  • Uykulu. Uyku karışık.

hab-ı adem / hâb-ı adem

  • Ölüm uykusu.

hab-ı cavid / hâb-ı câvid

  • Ebedî uyku, ölüm.

hab-ı gaflet / hâb-ı gaflet

  • Gaflet uykusu.
  • Gaflet uykusu.

hab-ı giran / hâb-ı giran

  • Ağır uyku.

hab-ı harguş / hâb-ı harguş

  • Tavşan uykusu. Şüpheli ve hafif uyku.
  • Yalan, hile.

hab-ı hayal / hâb-ı hayâl

  • Hayal uykusu; hayal hâlindeyken görülen rüya.

hab-ı nuşin / hâb-ı nuşin

  • Tatlı uyku.

hab-ı rahat / hâb-ı rahat

  • İstirahat için uyku.
  • Rahat uykusu.

hab-nak

  • Uykusu gelmiş kimse, uykulu kişi. (Farsça)

habalud / hâbâlûd / خواب آلود

  • Uykulu. (Farsça)

habalude / hâbâlûde / خواب آلوده

  • Uykulu. (Farsça)

habide / habîde

  • (Çoğulu: Hâbidegân) Uyuya kalmış, uykuya dalmış, uyumuş. (Farsça)

habnak / hâbnâk / خوابناک

  • Uykulu. (Farsça)

hadise-i nevmiye / hâdise-i nevmiye

  • Uykuda meydana gelen olaylar.

hakikat-i nevmiye

  • Uyku gerçeği.

hamuşan

  • Mevlevi tâbirlerindendir. Konya'da Mevlâna'nın türbesi haricinde ve kıble cihetindeki büyük kabristana verilen isimdir.
  • Sessizler, susmuş olanlar, uykuda olanlar.

harahir

  • (Tekili: Harhara) Tıb: Akciğerden gelen hırıltılar.
  • Uykuda iken horlamalar.

harhara

  • Uykuda horlamak.
  • Kedinin mırıldayışı.
  • İki dere arasındaki düzlük.

hebb

  • Uykudan uyanmak.
  • Gâib olmak.

hedef

  • Nişan noktası.
  • Emel. Varılmak istenen gaye.
  • Yüksek, bülend.
  • İri vücudlu adam.
  • Bir işe yaramayan, tembel ve uykucu olan.

hücu'

  • Az uyku. Gece uykusu.

hücud

  • Uykusuz kalma. Geceleyin az uyuma.

hurd u hab / hurd u hâb

  • Yiyecek ve uyku.

huzur ü hab

  • Rahat ve uyku.

ihtilam / ihtilâm

  • Uykuda cünüb olma. Çocuğun bülûğa, ergenlik çağına ulaştığının alâmeti, işâreti.

ipnotizma

  • (Hypnotisme) Telkin ile kabiliyetli bir kimsenin üzerinde, söz ve bakış ile elde edilen bir çeşit uyku hâli. (Fransızca)
  • Uyuşukluk. İradesizlik hâli ve bu hâle ait vaziyetler. (Fransızca)

istihare / istihâre / استخاره

  • Tefe'ül. Sual sorup cevap istemek.
  • Hayırlı olmayı istemek.
  • Hayran olmak, şaşmak, taaccüb etmek.
  • Bir işin hayırlı olup olmıyacağı niyetiyle abdest alıp, dua edip rüya görmek üzere uykuya yatma.
  • Bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak niyetiyle abdest alıp, dua edip, rüya görmek üzere uykuyu yatma.
  • Hayır istemek.
  • Bir işin hakkında hayırlı olup olmadığını anlamak için abdest alıp iki rek'at namaz kıldıktan sonra bu husustaki duâyı okuyarak o işle ilgili rüyâ görmek üzere hiç konuşmadan uykuya yatmak.
  • Her gün evden çıkmadan iki rek'at namaz kılıp Allahü teâlâdan o günün ve işinin
  • Bir işin iyi olup olmadığını anlamak için rüya görmek niyetiyle uykuya yatma.
  • Bir işin nasıl sonuçlanacağını anlamak için ibadetten sonra uykuya yatma. (Arapça)

istikaz

  • Uykudan uyanmak.

izafet-i maktu'

  • Kesik tamlama. Terkib-i izafet-i maktu'da denir. Esre'yi kaldırmağa da fekk-i izafet denir. Yani izafetin kaldırılması demektir. Meselâ: Câme-hâb : Yatak. Câme-i hâb : Uyku elbisesi. Ser-rişte : İp ucu, vesile, tutamak. Ser-i rişte : İpin ucu.

kabus

  • Uykuda ağırlık basması. Korkulu ve insanda hareket bırakmayan rüya. Karabasan.

kaylule / kaylûle

  • Kerâhet vakti olmayan kuşluk vakti uykusu, öğle uykusu.
  • Öğle uykusu.
  • Öğle uykusu.

kera

  • Turna kuşunun erkeği.
  • Hafif uyku.
  • Uyku, nevm.

lahik / lâhik

  • Namaza imâm ile berâber başladığı hâlde, kendisine uyku, gaflet veya benzeri bir sebebden dolayı abdest bozulması hâli ârız olup da (meydana gelip de) namazın tamâmını veya bir kısmını imâm ile kılamayan kimse.
  • Kavuşan, ulaşan, yetişen.

lezz

  • Uyku, nevm.
  • Sözü güzel olan, tatlı konuşan kişi.
  • Tatlı, leziz, lezzetli.

lüüse

  • Uyku ağırlığı.

mahmur / مخمور

  • (Hamr. dan) Sarhoşluğun verdiği sersemlik.
  • Uyku basmış ağırlaşmış göz. Baygın göz.
  • Uykulu, baygın. (Arapça)

makil / makîl

  • Öğle uykusuna yatılacak yer. Kaylule yeri. Rahat edecek yer. Kuşluk uykusu.

menam / menâm / منام

  • Uyku. Uyku zamanı.
  • Rüya. Düş.
  • Uyunacak yer, yatak odası.
  • Uyunacak yer, yatak odası.
  • Uyku, düş, rüya.
  • Uyku hâli.
  • Uyku.
  • Uyku. (Arapça)
  • Rüya. (Arapça)

menamen / menâmen

  • Uyuyarak. Uykuda olarak.
  • Uyku halinde, rüyada.
  • Uykudayken.

merkad

  • Uyku yeri. Yatacak yer.
  • Mezar, kabir.

münaveme

  • Uyku hususunda yarışma.

münevvim

  • Uyutucu. Uyku veren ilâç.

müsteykız

  • (Yakaz. dan) Uykudan uyanan, istikaz eden.

na's

  • Uykusu gelmek. Uyku bastırmak.

na'san

  • Uykusu gelmiş olan adam.

naim

  • Uyuyan, uykuda olan.

naimin / naimîn

  • (Tekili: Nâim) Uyuyanlar, uykuda bulunanlar.

naşie

  • Delil. Zuhur.
  • Gündüz veya gecenin evvelki saati.
  • Uykudan sonra kalkmak hali ve uyanık olduğumuz hal.

nebh

  • Bir şeyi tenbih etmek, unuttuğunu hatırlatmak.
  • Ansızın bulunan. Yitik.
  • Ansızın yitirmek.
  • Uykudan uyanmak.
  • Şerefli olmak.
  • Meşhur olmak, ün salmak.

nevm / نوم / نَوْمْ

  • Uyku. Uyumak. Rüya.
  • Sönmek. Sükun.
  • Uyku.
  • Uyku.
  • Uyku. (Arapça)
  • Uyku.

nevm-alud / nevm-âlud / nevm-âlûd

  • Uykulu, uykuya bulaşmış, uyumuş.
  • Uykulu.

nevm-i gaflet

  • Gaflet uykusu.

nevmalud / nevmâlûd

  • Uyku ile karışık.

nevmi / nevmî

  • Uyku ile alâkalı, uykuya âit.

nevmiye

  • Uyku ile ilgili.

neydelan

  • Kâbus denilen ağırlık ki uyku arasında olur.

nimhab

  • Yarı uykulu, mahmur. (Farsça)

niyam

  • (Tekili: Nâim) (Nevm. den) Uykuda olanlar, uyuyanlar.

nüas

  • Uyuklama, uyku gelip basma.
  • Hislere ârız olan uyuşukluk ve fütur. Pineklemek.

rakd

  • Uyumak üzere bulunma. Uykuya dalar gibi olma.

rakde

  • Uyku. Berzah.

reyn

  • Leke, kir, pas.
  • Gönül karası, kalb katılığı, günahın artması.
  • Uyku, mestlik galebe etmek.
  • Çıkması mümkün olmayan şey.

rukad

  • Uyku, nevm. Uyuma.

rüya / rüyâ

  • (Rü'ya) Uykuda görülen misalî âlem. Düş.
  • Uykudayken girilen misalî bir âlemde görülenler.
  • Düş. İnsanın kalbinin ve duyu organlarının dünyâ işleriyle olan meşgûliyetinin kısmen kesildiği, uyku, bayılma ve istiğrak (mânevî coşkunlukla kendinden geçme) gibi hallerde gördüğü şeyler.

şad-hab

  • Uykusu tatlı. (Farsça)

sahir

  • (Seher. den) Uykusuz kalan. Uyuyamayan.

sahur

  • Gece uyanıklığı, uykusuzluk.
  • Ayın etrafındaki hâle.
  • Yer yüzünün gölgesi.

şakız

  • Gözü değen kişi.
  • Gözüne uyku gelmeyen.
  • Daima güneş tarafına yönelen bir nevi büyük kertenkele.

şebgir / şebgîr / شبگير

  • Geceleri uyuyamayan, uykusuzluk çeken. (Farsça)
  • Sabah. (Farsça)

şebperest

  • (Şeb-perest) Geceye ve rü'yaya ve uykuya fazla kıymet veren. (Farsça)

şekerhab

  • Otururken gelen tatlı uyku. (Farsça)

semadir

  • Sarhoşluk vaktinde veya uyku geldiğinde göze ârız olan zayıflık.

seyr-i filmenam / seyr-i filmenâm

  • Uykudaki veya rüyadaki seyr.

sine

  • Uyuklama, uykuya dalma başlangıcı. Uyku ile uyanıklık arası. (O anda insan, sesi duyduğu halde anlamaz.)

sübat

  • Dalgınlık.
  • Uzun dinlenme.
  • İstirahat zamanı.
  • Uzun uyku şeklinde olan baygınlık. Koma.
  • Dehir, zaman.

subha

  • Sabah uykusu.

sübha

  • Uyku, nevm.
  • Fâriğ olmak, vazgeçmek, çekilmek. İşi bitirmek.

tayf

  • Hayâl. Uykuda veya karanlıkta gözde tecessüm eden şekiller.
  • Gül.
  • Kavs-ı kuzah. Gökkuşağı.

te'rik

  • Gece uykusuz bırakma.

tehevvüm

  • Hafif uyku.

tehvim

  • (Çoğulu: Tehvimât) Hafif uyku.

teştiye

  • Kışın uyuyan hayvanların uykusu.

teyakkuz

  • Uyanık olma.
  • Uykudan kalkma.
  • Göz açıklığı.

tuyuf

  • (Tekili: Tayf) Korkudan dolayı karanlıkta görünen hayâller.
  • Uykuda iken görünen hayâller.

vakt-i gaflet

  • Dalgınlık vakti, uyku anı.

vaziyet-i naimane / vaziyet-i nâimane

  • Uyku hali.

vesen

  • Uyku ağırlığı. Uyku ile uyanıklık arası.
  • Uyku anında aklın gitmesi.
  • Hâcet.

vesn

  • Hafif.
  • Uyku.
  • Uyku anında aklın gitmesi.
  • Uykudan dolayı kişiye ârız olan zayıflık.

vesnan

  • Uyuklayan, uykusu gelmiş olan.

yakaza

  • Uyanıklık, dikkatli olma, uyku ile uyanıklık arasındaki hal.

 

LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR

Luggat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yorumlarınız Luggat.com Facebook sayfasında otomatik olarak yayınlanır. Facebook sayfamızı takip etmek için tıklayın:

TAKİP ET