LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te öğreti ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

amuzkar / amuzkâr

  • (Amuzgâr) Muallim. Öğretici. (Farsça)

amuzkari / amuzkârî

  • (Amuzgârî) Öğretmenlik, öğreticilik, muallimlik.

daire-i maarif

  • Eğitim-öğretim dairesi.

didaktik

  • yun. Mevzuu, hikmet ve nasihattan ibaret olan söz. Öğretici.

dini tedrisat / dinî tedrisat

  • Dinî eğitim ve öğretim.

doktrin

  • Bir sistem meydana getiren fikirlerin hepsi, öğreti.

esatiz / esatîz

  • (Tekili: Esâtîze) : (Üstaz) Usta başıları. Bir işin tedbirinde, öğretilmesinde önderlik edenler.

hıred-amuz / hıred-âmuz

  • Öğreten, öğretici, muallim.

hiss-i mezhebi / hiss-i mezhebî

  • Mezhebî his, metot ve öğretiye ait duygu.

ibtidaiyyat / ibtidâiyyât

  • Başlangıçta olanlara öğretilen bilgiler.
  • Bu derslere ait kitaplar.

iktidab

  • Bir şeyi kendisi için kesmek.
  • Henüz öğretilmemiş deveye binmek.
  • İrticâlen söz söylemek.
  • Edb: Şâir, kasidesinden teşbihi keserek maksadına, yani medhettiğinin medhine geçmek.

iptidai / iptidaî

  • Basit, ilkel; ilköğretim seviyesi.

irşad ve talim

  • Doğru yolu gösterme ve eğitim ve öğretim.

maarif / maârif / مَعَارِفْ

  • Eğitim öğretim.

maarif-i islamiye / maarif-i islâmiye

  • İslâmi bilgi, İslâmî eğitim ve öğretim.

maarifi / maarifî

  • Eğitim ve öğretim alanıyla ilgili.

maarifperverlik

  • Eğitim ve öğretime değer verme.

me'sur

  • Ecdaddan rivayet edilen.
  • Meşhur.
  • İtibarlı. Beğenilmiş olan.
  • Rivayet yolu ile öğretilmiş meşhur ve mühim haberler.
  • Bir kılınç ismi.

medaris / medâris

  • Medreseler, okullar; Osmanlı döneminde dinî eğitim veren yüksek öğretim kurumları.

medrese

  • İslâm medeniyetinde üniversite seviyesindeki eğitim ve öğretim müesseseleri.

mekteb-i idadi / mekteb-i idadî

  • Ortaöğretim kurumu, lise.

mesel / مثل

  • Örnek. (Arapça)
  • Özlü söz. (Arapça)
  • Öğretici hikaye. (Arapça)

meşk

  • Yazı örneği. Öğretici yazı.
  • Bir şeyi uzatmak.
  • Uzun uzun yazmak.
  • Bilmeyene bir şeyi öğretmek.
  • Sür'at, hız.

muallimat / muallimât

  • Öğretici kadınlar, kadın hocalar.

muarrif-i hakiki / muarrif-i hakikî

  • Gerçek tarif edici, öğretici.

müderris

  • Medreselerde ders veren öğretim üyesi, profesör.

rahle-i tedris

  • Eğitim ve öğretim rahlesi, üzerinde ders verilen küçük masa.

silsile-i tahsil

  • Öğretim kademeleri.

ta'lim-i esma / ta'lim-i esmâ

  • İsimleri öğretmek.
  • Cenab-ı Hak tarafından Hz. Âdem'e (A.S.) Esmâ-i hüsnânın öğretilmesi.

ta'limi / ta'lîmî / تعليمى

  • Öğretici, didaktik. (Arapça)

talim / tâlim

  • Eğitim, öğretim.

talim ve terbiye

  • Eğitim ve öğretim.

talim-i esma / tâlim-i esmâ

  • Hz. Âdem'e Allah tarafından isimlerin öğretilmesi.

talim-i hakaik

  • Hakikatlerin öğretilmesi.

tedris-i ulum / tedris-i ulûm

  • İlimlerin öğretimi, ders vermesi.

tedrisat / tedrîsât / تدریسات

  • Eğitim, öğretim.
  • Öğretim. (Arapça)

tedrisat-ı aliye / tedrisât-ı âliye

  • Yüksek öğretim.

tedrisat-ı ibtidaiye / tedrisât-ı ibtidâiye

  • İlk öğretim.

tekke

  • Tasavvufun yâni İslâm ahlâkı ilminin ve diğer dînî ilimlerin öğretildiği ve tatbik edildiği yer. Dergâh ve zâviye de denir.

terbiye

  • Eğitim, öğretim.

üstad / üstâd

  • Muallim, öğretici, rehber.

üstad-ı ezeli / üstad-ı ezelî / üstâd-ı ezelî

  • Cenab-ı Hak. Bütün ilim ve bilgilerin, marifetlerin öğreticisi. Alîm-i Mutlak ve Hakîm-i Ezelî.
  • Varlığının başlangıcı olmayan ve bütün ilimlerin öğreticisi olan Allah.

üstad-ı ihtiyaç

  • İhtiyaç öğretmeni; insanı bir hoca gibi öğretip eğiten ihtiyaç.

üstad-ı muallim

  • Öğretici üstad, öğretmen olan büyük âlim.

üstadiyet

  • Üstadlık; eğitici ve öğretici olma özelliği.

zaviye / zâviye

  • Eskiden büyük kervanların geçtiği ıssız yollarda veya köy ve kasabalarda; dînî ilimlerin, İslâm ahlâkının ve fen ilimlerinin öğretilmesi, yolcuların barınması maksadıyla kurulan yer; küçük tekke.
  • Tasavvufta bulunan kimselerin, ibâdet için çekildiği tenhâ yer.

 

LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR
LUGGAT MOBİL UYGULAMA İNDİR

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR

Luggat hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yorumlarınız Luggat.com Facebook sayfasında otomatik olarak yayınlanır. Facebook sayfamızı takip etmek için tıklayın:

TAKİP ET